Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
PKK Ne İstiyor?
5 Eylül 2012, Deniz KAVUKÇUOĞLU
, Deniz KAVUKÇUOĞLU

Şemdinli olayları, ardından Gaziantep, şimdi de Beytüşşebap; PKK terörü tırmanıyor. Özellikle kamu binalarını hedef alan terör saldırıları, PKKnin bugüne kadar uyguladığı eylem modelini değiştirdiğini, farklı bir taktik uygulamaya başladığını gösteriyor. PKK, son zamanlara kadar kırsalda ya da kentlerde giriştiği saldırılarda belirlediği hedefi vurduktan sonra geri çekilirken, şimdi asker ya da polis, güvenlik güçlerini açık çatışmaya çekmek için üzerine çekiyor.

Taktiğini vur-kaçtan, vur-kala dönüştürmesi, PKKnin güvenlik güçlerini açık çatışmalara çekecek kadar güç mü kazandığı, yoksa bunun bir tükenişin habercisi mi olduğu sorusunu sormamızı gerekli kılıyor.

***

İspanyadaki ETAnın ve Kuzey İrlandadaki IRAnın terör eylemlerini biliyoruz; onlar kentin işlek meydanları, alışveriş merkezleri gibi insan trafiğinin yoğun olduğu kalabalık yerlere saatli bomba koyarlar, patlatmadan önce medya kuruluşlarına haber verip o bölgenin boşaltılması için güvenlik güçlerine zaman tanırlardı.

PKK, sivil halka bir zarar gelmemesi yönünde ETA ve IRAnın gösterdiği özeni hiçbir zaman göstermedi. PKKnin 1984 yılındaki Eruh baskınından günümüze kadar geçen 28 yıl içinde düzenlediği terör eylemlerinde çok sayıda kadın, çocuk, yaşlı masum insan can verdi.

Uluslararası terör terminolojisinde bu tür ölçüsüz şiddet, silahlı propagandaolarak adlandırılıyor. Bu yolu seçen terör örgütleri ve onların yandaşları uygulanan şiddet ne denli güçlü olursa verilmek istenen siyasal mesajın da o denli etkili olacağı görüşünü savunuyorlar.

Ne var ki bu çevreler şiddetin de kendine özgü bir diyalektiği olduğunu, ölçüsüzlüğün bir noktada kırılarak geri tepen bir silaha dönüşeceği gerçeğini gözden kaçırıyorlar.

***

Doğrudur; PKK terörü ülkemizde Kürt sorunudiye bir sorunun var olduğu gerçeğinin devlet ve toplum tarafından kabulü yönünde etkili olmuş, bu sorunun çözümü doğrultusunda önemli adımlar atılmıştır. Bu adımların yeterli mi, yetersiz mi olduğu ayrı bir tartışma konusudur.

İki yıl kadar önce, o zamana kadar toplumun geniş kesimleri tarafından Kürt sorununun çözümünde muhatap olarak görülen Barış ve Demokrasi Partisinin (BDP) demokratik özerklikbaşlığı altında, kendi partililerinin de nasıl uygulanacağına ilişkin üzerinde görüş birliğine varamadıkları bir projeyi ortaya atmaları olayın akışını değiştirmiştir. BDPnin, demokratik özerklik projesinde devlete muhatap olarak PKKyi göstermesi akışın değişmesinde belirleyici olmuştur. Bu değişimden sonra devlet tarafından atılan Oslo görüşmeleri, Habur açılımı gibi tüm adımlar fiyaskoyla sonuçlanmıştır.

BDP geriye çekilerek, alanı tümüyle PKKye bırakınca o da silahlı propaganda yöntemini bu kez daha ölçüsüzce uygulamaya sokmuştur. Hedeflenen, terör eylemlerini kentlere taşıyarak halkı çatışmaların içine çekmektir. Bu çatışmalardan beklenen toplumda korku ve infial duygularını kışkırtmaktır. Beytüşşebaptaki çatışmada verilen 10 şehit ile ölen 20 PKKlinin yerde yatan cesetleri varılmak istenen hedefin somut görüntüleridir.

***

Fakat PKK bu stratejisinde başarılı olamamış, Kürtler ayaklanmadığı gibi Türkler de tahriklere kapılıp Kürt mahallelerine yürümemişlerdir. Olan asker sivil, genç yaşlı, kadın erkek birçok insanımıza olmuştur. Erken ölümler toplumda nefret duyguları yaratır. Nefret duygusunu araçlaştırarak siyasal hedeflere varmayı bugüne kadar dünyada hiçbir terör örgütü başaramamıştır. PKK de başaramayacaktır.

PKK bu gerçeği görmüyor mu? Görüyor, fakat arkasındaki tüm köprüleri atmış, kendisine el atacağı başka bir seçenek bırakmadığından militanlarını toplu ölümlere göndermekten başka yapacak başka bir şeyi yoktur. Bundan sonra girişeceği her kıyım, hanesine tükeniş yolunda atılmış bir adım olarak geçecektir.

(Cumhuriyet)

[Bu yazı 1317 kez okundu]
Deniz KAVUKÇUOĞLU

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [29]
[4 Şubat 2013] CHP'ye Saldırmanın Dayanılmaz Hafifliği ... [30 Ocak 2013] Ulusalcılık Milliyetçilik Değildir ... [28 Ocak 2013] Dünden Bugüne CHP Milliyetçiliği ... [3 Aralık 2012] İslam ve Demokrasi ... [21 Kasım 2012] Hasta Toplum, Şiddet ve Terör ... [11 Kasım 2012] Devrimleri ve Devrimcileri Tartışmak ... [7 Kasım 2012] İleri Demokrasi ve Akademik Özgürlük ... [26 Eylül 2012] Yaşlı Değirmenci, Georgi Dimitrov ve Berlin'deki Yargıçlar ... [1 Ağustos 2012] Çuvallamak ... [29 Temmuz 2012] 'Müslüman Demokratlık' ve AKP ... [25 Temmuz 2012] AKP Müslüman Demokrat Bir Parti Olabilir mi? ... [4 Temmuz 2012] Fıkra Gibi ... [27 Haziran 2012] Kılavuzu Karga Olanın. ... [2 Mayıs 2012] Tencere Yuvarlanıyor Kapağını Buluyor ... [7 Mart 2012] Çokdilli Bir Ülke Olmak ... [4 Mart 2012] 'Özgürlükçü Türkiye' ya da Bir Yandaş Yazar Denemesi ... [29 Şubat 2012] 4+4+4 Üzerine ... [27 Şubat 2012] Kolektif Demokrasi, Uzlaşma Kültürü ... [19 Şubat 2012] Yaşanmış Bir Korku Öyküsü ... [28 Aralık 2011] Aman, Açılmasın! ... [7 Aralık 2011] Hayat, Bir Balıkçı ve Socrates ... [27 Kasım 2011] Dersim: Kim, Kimden, Ne İçin Özür Dilemelidir? (1) ... [20 Kasım 2011] Biraz Utanma ... [17 Ağustos 2011] Laik Bir Ülkede 'Tahammül Edilenlerden' Olmak ... [3 Temmuz 2011] Ne Yapmalı? ... [30 Mayıs 2011] Rüzgâr Dönüyor ... [25 Mayıs 2011] İçi Boş Lakırdılar ... [4 Nisan 2011] Hava Dönmektedir ... [28 Şubat 2011] Türkiye Büyük Millet Meclisi Gençleşmelidir ...
Deniz KAVUKÇUOĞLU
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™