Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Yargıtay Başkanı'nın gözünden otoriterleşme
5 Eylül 2012, Sedat ERGİN
, Sedat ERGİN

Bir ülkenin demokratik sicili ifade özgürlüğünün alanının genişliğiyle doğru orantılıdır.
 

Yargıtay Başkanı Ali Alkan, önceki gün yeni adli yılın açılış töreninde yaptığı konuşmada “Bir devletin demokratikleşmesinin gerçekçi işaretleri ifade özgürlüğü alanında izlenir” diyerek bu evrensel doğruyu hatırlatmış oldu.

Alkan hatta bir adım ileri gitti, bu denklemi tersine çevirerek “Bir devletin otoriterleşme eğilimleri de ilk önce ifade özgürlüğünde kendini gösterir” diye konuştu.

Peki buradaki ölçütleri hassas bir demokrasi sayacı olarak  kabul edersek, Türkiye’de bugün devletin/hükümetin demokratikleşmedeki performansı ve ayrıca otoriterleşme eğilimine ilişkin ibrelerin yönünü nasıl okumamız gerekir?

“Diğer göstergeler bir yana...” diyor Ali Alkan ve tespitini yapıyor: “Ulusal mahkemelerimize ve AİHM’e giden dava dosyalarının sayısı dikkate alındığında, bir ifade özgürlüğü sorunumuzun olduğu açıktır...”

Dahası var. Yargıtay Başkanı “sorunun büyüdüğü” kanısındadır. Şimdi nasıl büyüdüğüne bakalım.

Kamu gücünde otoriter eğilimler

Alkan’a göre nedenlerden biri, “Kamu gücünün otoriter eğilimlerle kullanımı”dır.

Bu sözlerde genel bir otoriterleşme eleştirisinin yattığı açıktır. Gelgelelim Alkan’ın bu eleştirel dokunuşu, sorunu büyüten diğer nedenin kayda geçirilmesiyle kısmen dengeleniyor. İfade özgürlüğü, Başkan’a göre, kullananlara “görev ve sorumluluk yükleyen”  bir alandır. “Bu gerçeğe aykırı hareket eden anlayışlar” da sorunu büyütmektedir. 

Yargıtay Başkanı’nın bakışında tabloyu ağırlaştıran bir diğer faktör, “İfade özgürlüğünü istismar eden terörist yöntemlerin sorunun çözümünü güçleştirmesidir.”

Alkan, bu noktada ifade özgürlüğünün sınırlarını çizerken “Şiddete teşvik, ırkçılığa çağrı ve nefret içeren ifadelere geçit verilmemeli” diyor, ayrıca “Ancak kamu gücünü temsil edenler de toleransı elden bırakmamalıdır” çağrısında bulunuyor.

Özellikle nefret söylemi konusundaki çıkışın yüksek yargının zirvesinden gelmiş olması  kuşkusuz sevindiricidir. Bununla birlikte, “şiddeti teşvik” konusundaki sınırlama, özellikle AİHM içtihatları ışığında Türkiye açısından en problemli alanlardan birini gösteriyor.

Buradaki temel sorun, Türkiye’de gerek mevzuatta gerek yargının uygulamasında, ifade özgürlüğü ile “şiddeti teşvik” unsuru arasındaki sınırın çok geçişken tutularak, pek çok fiilin, ifadenin kolaylıkla terör suçu kapsamına sokulabilmesidir. AİHM, bu başlıkta Türk yargısına açık eleştiriler yöneltmekte, bu nedenle Türkiye’yi sıkça mahkûm etmektedir. AİHM’in bu içtihadı karşısında Alkan’ın ne düşündüğünün ipuçlarını konuşmada bulamıyoruz. (Konuşmasında AİHM’e yalnızca bir kez atıf yapıyor.)

Kadına şiddete kuvvetli vurgu

Aslında buradaki formülasyonların, Yargıtay Başkanı’nın konuşmasının tümüne hâkim olan dengeli, ihtiyatlı bakışın bir ifadesi olduğunu söyleyebiliriz.

Alkan, aslında konuşmasında hukukun evrensel doğruları açısından söylenmesi gereken her şeyi söylemiştir. Hukukun üstünlüğü, idarenin yargı kararlarına uyması zorunluluğu, güçler ayrılığı, iktidarın sınırlandırılması gereği, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı gibi olmazsa olmazlar, hukuk teorisi ve felsefesi alanında karşılaşılacak bir akademik çerçeve içinde ortaya konmuştur.

Keza, kadına yönelik şiddeti en güncel insan hakları problemlerinden biri olarak nitelendirerek özel bir vurgu yapması çok olumludur ve bu mesajın yargının tüm katmanlarına ulaşması temenni edilir.

Yargının aykırılıklarını kim düzeltecek?

Bütün bu artılara karşılık, konuşmadaki ana eksiklik, bugün yargı alanında karşılaşılmakta olan reel sorunların ağırlığının metne tam anlamıyla yansımamış olmasıdır. Tutuklu yargılama alışkanlığı, uzun tutukluluk süreleri, yargılamalardaki usul hataları gibi artık Cumhurbaşkanı ve Başbakan tarafından da sıkça dillendirilen ve kamuoyunda büyük ölçüde konsensüs oluşturan sorunlara ve bunların çözüm  perspektiflerine Alkan’ın konuşmasında rastlamıyoruz.
Bu yönüyle, konuşmanın Türkiye’nin AİHM’de en çok mahkûmiyet alan ülke olduğu gerçeğinin biraz uzağında kaldığını söyleyebiliriz.

Gerçi “Yargı düzeninin faaliyetindeki aykırılıkların yine yargı tarafından kanun yolları kullanılarak düzeltileceğini” belirtiyor Alkan. Ancak bu yolların özellikle özel yetkili mahkemeler alanında kilitlenmiş olduğu gerçeği karşısında, Başkan’ın bu güvencesi ne yazık ki boşlukta kalıyor.

(Hürriyet)

[Bu yazı 1420 kez okundu]
Sedat ERGİN

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [91]
[16 Temmuz 2013] Biber gazı atılırken doktor hazır bulunsun ... [2 Temmuz 2013] AİHM kararları 12 Eylül yasasını geçersiz kıldı ... [3 Mayıs 2013] Tarihin akışı uçurumun kenarından nasıl döndü? ... [23 Nisan 2013] AİHM içtihatları ışığında Fazıl Say kararı ... [18 Nisan 2013] Tazminat komisyonu İtalya'da yürümedi, ya Türkiye'de? ... [16 Nisan 2013] AİHM'ye başvuru hakkı engelleniyor mu? ... [9 Nisan 2013] Kerry gezisinin dökümü ... [30 Mart 2013] 2023 için insani gelişme hedefleri gerekiyor ... [15 Mart 2013] DÖRDÜNCÜ YARGI PAKETİ (II) Tasarının TBMM'de iyileştirilmesi gerekiyor ... [9 Şubat 2013] Ergin Saygun ve vicdanların paslanması ... [1 Şubat 2013] Oramiral Güner istifası ile ne mesaj verdi? ... [25 Ocak 2013] Avukat tutuklamanın ufukta beliren maliyeti ... [3 Ocak 2013] Erdoğan hangi vesayeti kastediyor? ... [26 Aralık 2012] Yargısız infazlar ve çekimser demokrasi ... [8 Aralık 2012] Erdoğan'ın AİHM karşısındaki zor tercihi ... [5 Aralık 2012] AİHM kararı ışığında Başdenetçi tartışması ... [27 Kasım 2012] AİHM'deki Türk yargıç: 'Durumumuz parlak değil' ... [21 Kasım 2012] Erdoğan Obama'ya da kafa tutuyor ... [16 Ekim 2012] Yargıda daha çok reform bekleniyor ... [12 Ekim 2012] AB İLERLEME RAPORU ... [4 Eylül 2012] Suriye konusundaki büyük yalnızlığımız ... [30 Ağustos 2012] SURİYE POLİTİKASININ MUHASEBESİ (2): Evdeki hesap çarşıya uymayınca ... [22 Ağustos 2012] Erdoğan ve tarihe adil bakabilmek ... [31 Temmuz 2012] Ortadoğu'nun siyasi coğrafyası çözülürken ... [13 Temmuz 2012] Erdoğan ve Alevilerin horlanması meselesi ... [7 Temmuz 2012] YARGI REFORMU (3): Özgürlüğe yeni güvence Özgürlükler Hâkimi ... [6 Temmuz 2012] YARGI REFORMU (2): DGM'lerden ÖYM'lere ÖYM'lerden TMM'lere ... [5 Temmuz 2012] Yargı reformu-1: Özel yetkili mahkemelerin en büyük başarısı nedir? ... [23 Haziran 2012] Bağımsız insan hakları kurumu bir hayalmiş ... [21 Haziran 2012] Vatandaşa işkence sokağa taşınca ... [20 Haziran 2012] Dağlıca baskınının düşündürdükleri ... [14 Haziran 2012] HSYK'dan savcı açıklaması ... [9 Haziran 2012] Erdoğan'dan özel yetkili mahkemelere yeni bakış ... [30 Mayıs 2012] Amerika da basın özgürlüğü sorunlu diyor ... [18 Mayıs 2012] Uludere faciası ve erdemli devlet olmak ... [27 Nisan 2012] Hükümetin yargı reformundaki iradesine ne oldu? ... [10 Nisan 2012] Balyoz'da nasıl delil atlanır? ... [6 Nisan 2012] Haşim Kılıç ne demek istedi? ... [31 Mart 2012] Avrupa'nın eleştirel bakışı kuvvetleniyor ... [17 Mart 2012] Letonya'daki bir katliamdan Madımak yangınına ... [15 Mart 2012] Türk usulü demokraside "filibuster" olur mu? ... [10 Mart 2012] Basının eleştiri hakkı ne kadar geniş? ... [7 Mart 2012] Ortaokulların kapısı imam hatiplere açılıyor ... [28 Şubat 2012] AB ile diyalogda Nuray Mert meselesi ... [21 Şubat 2012] Avrupa'dan yargı reformuna hem destek hem eleştiri ... [18 Şubat 2012] AİHM'nin Tuncay Özkan kararının muhasebesi ... [17 Şubat 2012] Hükümetin son krize habersiz yakalanması olağan mı? ... [9 Şubat 2012] Önce eğitimin kalitesine bakalım ... [27 Ocak 2012] Yargı Reformu ... [12 Ocak 2012] Avrupa'dan hâkim ve savcılara ağır eleştiriler ... [10 Ocak 2012] Başbuğ nerede yargılanmalı? ... [4 Ocak 2012] Uludere faciasında istihbarat soruları ... [22 Aralık 2011] Gırtlak kanseri bir mahkûmun ölümü ... [8 Aralık 2011] Şike yasası krizinin anatomisi ... [3 Aralık 2011] Avrupa'ya verilen sözler ne zaman tutulacak? ... [19 Kasım 2011] Ankara'da Suriye'ye dönük iki askeri senaryo ... [12 Kasım 2011] Genç değil, Meclis kürsüsü yara aldı ... [9 Kasım 2011] Ekonomide G20'deyiz insani gelişmede 92'nci ... [14 Ekim 2011] AB'ye göre basın özgürlüğü ihlalleri ciddi ... [14 Eylül 2011] HSYK Başkanvekili'nden mesaj var ... [10 Eylül 2011] HSYK şikâyetler karşısında adil mi? ... [9 Eylül 2011] Deniz Feneri'nde hatayı kim yaptı? ... [6 Eylül 2011] Hükümet tutukluluk süresinde kendisini bağladı ... [1 Eylül 2011] Adalet duygusu neden zedeleniyor? ... [24 Ağustos 2011] Libya dersleri ... [6 Ağustos 2011] ABD ve İngiltere'den Balyoz'a katılmak ... [3 Ağustos 2011] Balyoz'da ucu açık bir sürece doğru ... [29 Temmuz 2011] Yolsuzlukla mücadelede dünya liginde neredeyiz? ... [21 Temmuz 2011] Öcalan'ın oyun planı ... [17 Temmuz 2011] Türk yargısı hiç böyle eleştirilmemişti ... [12 Temmuz 2011] Rota yeniden AB'ye mi çevriliyor? ... [8 Temmuz 2011] Yemin kriziyle bölgesel güç olunabilir mi? ... [7 Temmuz 2011] Yeni kabinede dikkat çeken yönelişler ... [28 Haziran 2011] Adalet duygusu kaybolunca ... [7 Haziran 2011] Basın özgürlüğünde sıkıntılı bir döneme doğru ... [28 Mayıs 2011] Kasetler konusunda muhtelif teoriler ... [10 Mayıs 2011] AB'den tutuklu gazetecilere mesaj ... [4 Mayıs 2011] Yargıtay'da önemli bir içtihat değişikliği ... [3 Mayıs 2011] Özel yetkili mahkemelere barolardan önemli çıkış ... [27 Nisan 2011] Kopartılan yalnızca heykelin kafası mı? ... [14 Nisan 2011] Sosyalist olmanın ağır bedeli ... [9 Nisan 2011] Savcılar lehte delilleri tutabilir mi? ... [5 Nisan 2011] TBMM tarihi bir hata yapmak üzere ... [31 Mart 2011] Ergenekon'da envanter çıkartmak ... [30 Mart 2011] Bireysel başvuru hakkına veda mı? ... [9 Mart 2011] Şener ve Şık hangi delillerle tutuklandı? ... [16 Şubat 2011] Balyoz davasında tutuklama kriterleri ... [2 Şubat 2011] Amerikan modeli Erdoğan'ı mutsuz edebilir ... [22 Ocak 2011] Balyoz'da adli emanet bilmecesi ... [7 Ocak 2011] Yargıtay Başkanı: 'Bize haksızlık yaptınız' ... [13 Kasım 2010] Türkiye'nin yolsuzluk karnesi tekerrürden mi ibarettir ...
Sedat ERGİN
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™