Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Suriye konusundaki büyük yalnızlığımız
4 Eylül 2012, Sedat ERGİN
, Sedat ERGİN

‘Öyle gözüküyor ki, beklentilerim konusunda hatalıymışım...’
 

Dışişleri Bakanı Prof. Ahmet Davutoğlu, geçen perşembe günü Suriye’deki mültecilerin durumunu görüşmek üzere toplanan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne hitabının girişinde, yaşamakta olduğu büyük hayal kırıklığını bu sözlerle ifade ediyor ve devam ediyor:

“Konsey’in bu insanlık trajedisini durdurmak için ortak bir tutum ortaya koyamayacağını anlıyorum. Bu toplantı, kuvvetli bir karar alınması bir tarafa, Başkanlık açıklaması ya da bir basın açıklamasıyla da sonuçlanmayacaktır.”

Bununla bitmiyor. Davutoğlu, toplantıda Güvenlik Konseyi üyelerinin tümünün Dışişleri Bakanları düzeyinde temsil edilmemesine de sitem ediyor:

Katılmamış olmalarını üzüntüyle karşılarken, bu durumun Suriye’deki gelişmeler karşısındaki ilgi ve kaygılarının düzeyinin bir ifadesi olmadığına inanmak isterim...”

BM sistemi harekete geçemiyor

Davutoğlu’nun Güvenlik Konseyi’ndeki konuşması birçok açıdan önem taşıyor. Konuşma, BM sisteminin Suriye’de olan bitenler karşısındaki çaresizliğini gerçekten de çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor.

Şöyle soruyor Dışişleri Bakanı:

“1990’ların hatalarını tekrarlayacak mıyız? Ertelemenin, sürüncemede bırakmanın bedelini çok iyi biliyoruz. Srebrenica, Halepçe ve Gazze...”     
Davutuoğlu
’nun konuşmasına hâkim olan dramatik ton, uluslararası camianın hareketsiz kaldığı, Türkiye’nin beklentilerinin, taleplerinin karşılıksız bırakıldığı gibi gerçekleri değiştirmiyor.

Türkiye’nin Güvenlik Konseyi’nden en önemli talebi, mültecilerin sayısındaki artışla birlikte göçün Suriye sınırları içinde tampon bölgeler kurulması suretiyle kesilmesiydi.     

Soruna çözüm bulmak amacıyla getirilen her plan BM sistemine takıldığı gibi, bu öneri de sonuçsuz kaldı. Bunun en önemli nedeni, Konsey’in iki daimi üyesi Çin ve Rusya’nın açık bir şekilde Beşar Esad’a destek veriyor olmasıdır. ABD ise özellikle yaklaşan kasım ayındaki başkanlık seçimi nedeniyle tam bir hareketsizlik içindedir.

Mali destek de gelmiyor

Davutoğlu’nun konuşmasının düşündürücü bir başka yönü, tampon bölgeler bir tarafa, Türkiye’nin mülteci kamplarını kurarak üstlendiği mali külfetin paylaşılması konusunda da uluslararası alanda genel bir kayıtsızlığın olmasıdır.

Dışişleri Bakanı, Türk hükümetinin bugüne dek Suriyeli mülteciler için 300 milyon dolar harcadığını ve bu bedelin her gün artmakta olduğunu belirtiyor Güvenlik Konseyi’nde. Ancak kendisinin ifadesine göre, bu yükün hafifletilmesi için uluslararası camiadan yapılan katkılar Türkiye’nin beklentisinin “çok altında kalmıştır.”     

BM Mülteciler Komiserliği’nin Suriyeli mülteciler için açıkladığı “Bölgesel Plan” için talep ettiği 193 milyon dolarlık fona uluslararası camiadan yalnızca 65 milyon dolar katkı gelmiştir. Bu miktar, BM’nin talebinin ancak yüzde 34’ünü karşılıyor. Bu durumda halen 80 bin mülteci ağırlamakta olan Türkiye’nin üstlendiği yükün BM üzerinden hafifletilmesini beklemek gerçekçi değildir. Bu noktada, Irak, Lübnan ve Ürdün’ün de mülteci kabul ettiği dikkate alınmalıdır.     

Bu bağlamda konuşmasının belki de en çarpıcı ifadelerinden biri Davutoğlu’nun şu sözlerinde karşımıza çıkıyor:

“Suriye’deki trajedi o kadar büyük boyutlar kazanmaktadır ki, Türkiye bunun beraberinde getirdiği sorunlarla tek başına baş edebilmekte artan ölçüde zorlanmaktadır
.”

Felaket senaryolarına hazır olalım

Bakan, ayrıca BM’nin Suriye sınavında başarısız kalması ihtimali konusunda “Bölgesel sonuçları felaket olur” diye konuşuyor.

Davutoğlu’nun bu sözleri, Türkiye’nin önümüzdeki günlerde özellikle kışın da gelmesiyle birlikte mülteciler de dahil olmak üzere her anlamda daha ciddi sorunlarla karşı karşıya kalacağına işaret ediyor. O zaman Türkiye’nin bugünkünden çok daha ağır felaket senaryolarına şimdiden hazırlanması gerekiyor.

BM’de yaşanan yalnızlık ve artık Davutoğlu’nun söyleminde de belirmeye başlayan hayal kırıklığı ve kötümser ton başlı başına anlamlıdır ve Türkiye’nin
Suriye konusunda yeni bir muhasebe yapmasını gerekli kılmaktadır.

Öyle anlaşılıyor ki, -Suriye’deki trajedi ve mülteciler konusunda insani mülahazalardan hiçbir ödün vermemek koşuluyla- hamaseti, heyecanlı nutukları, büyük iddiaları bir tarafa bırakıp ayakları yere basan, daha gerçekçi, daha kontrollü bir politikaya yönelmenin zamanı gelmiştir. Geçen haftaki BM Güvenlik Konseyi oturumundan çıkartılması gereken sonuç ortada.

(Hürriyet)

[Bu yazı 1582 kez okundu]
Sedat ERGİN

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [91]
[16 Temmuz 2013] Biber gazı atılırken doktor hazır bulunsun ... [2 Temmuz 2013] AİHM kararları 12 Eylül yasasını geçersiz kıldı ... [3 Mayıs 2013] Tarihin akışı uçurumun kenarından nasıl döndü? ... [23 Nisan 2013] AİHM içtihatları ışığında Fazıl Say kararı ... [18 Nisan 2013] Tazminat komisyonu İtalya'da yürümedi, ya Türkiye'de? ... [16 Nisan 2013] AİHM'ye başvuru hakkı engelleniyor mu? ... [9 Nisan 2013] Kerry gezisinin dökümü ... [30 Mart 2013] 2023 için insani gelişme hedefleri gerekiyor ... [15 Mart 2013] DÖRDÜNCÜ YARGI PAKETİ (II) Tasarının TBMM'de iyileştirilmesi gerekiyor ... [9 Şubat 2013] Ergin Saygun ve vicdanların paslanması ... [1 Şubat 2013] Oramiral Güner istifası ile ne mesaj verdi? ... [25 Ocak 2013] Avukat tutuklamanın ufukta beliren maliyeti ... [3 Ocak 2013] Erdoğan hangi vesayeti kastediyor? ... [26 Aralık 2012] Yargısız infazlar ve çekimser demokrasi ... [8 Aralık 2012] Erdoğan'ın AİHM karşısındaki zor tercihi ... [5 Aralık 2012] AİHM kararı ışığında Başdenetçi tartışması ... [27 Kasım 2012] AİHM'deki Türk yargıç: 'Durumumuz parlak değil' ... [21 Kasım 2012] Erdoğan Obama'ya da kafa tutuyor ... [16 Ekim 2012] Yargıda daha çok reform bekleniyor ... [12 Ekim 2012] AB İLERLEME RAPORU ... [5 Eylül 2012] Yargıtay Başkanı'nın gözünden otoriterleşme ... [30 Ağustos 2012] SURİYE POLİTİKASININ MUHASEBESİ (2): Evdeki hesap çarşıya uymayınca ... [22 Ağustos 2012] Erdoğan ve tarihe adil bakabilmek ... [31 Temmuz 2012] Ortadoğu'nun siyasi coğrafyası çözülürken ... [13 Temmuz 2012] Erdoğan ve Alevilerin horlanması meselesi ... [7 Temmuz 2012] YARGI REFORMU (3): Özgürlüğe yeni güvence Özgürlükler Hâkimi ... [6 Temmuz 2012] YARGI REFORMU (2): DGM'lerden ÖYM'lere ÖYM'lerden TMM'lere ... [5 Temmuz 2012] Yargı reformu-1: Özel yetkili mahkemelerin en büyük başarısı nedir? ... [23 Haziran 2012] Bağımsız insan hakları kurumu bir hayalmiş ... [21 Haziran 2012] Vatandaşa işkence sokağa taşınca ... [20 Haziran 2012] Dağlıca baskınının düşündürdükleri ... [14 Haziran 2012] HSYK'dan savcı açıklaması ... [9 Haziran 2012] Erdoğan'dan özel yetkili mahkemelere yeni bakış ... [30 Mayıs 2012] Amerika da basın özgürlüğü sorunlu diyor ... [18 Mayıs 2012] Uludere faciası ve erdemli devlet olmak ... [27 Nisan 2012] Hükümetin yargı reformundaki iradesine ne oldu? ... [10 Nisan 2012] Balyoz'da nasıl delil atlanır? ... [6 Nisan 2012] Haşim Kılıç ne demek istedi? ... [31 Mart 2012] Avrupa'nın eleştirel bakışı kuvvetleniyor ... [17 Mart 2012] Letonya'daki bir katliamdan Madımak yangınına ... [15 Mart 2012] Türk usulü demokraside "filibuster" olur mu? ... [10 Mart 2012] Basının eleştiri hakkı ne kadar geniş? ... [7 Mart 2012] Ortaokulların kapısı imam hatiplere açılıyor ... [28 Şubat 2012] AB ile diyalogda Nuray Mert meselesi ... [21 Şubat 2012] Avrupa'dan yargı reformuna hem destek hem eleştiri ... [18 Şubat 2012] AİHM'nin Tuncay Özkan kararının muhasebesi ... [17 Şubat 2012] Hükümetin son krize habersiz yakalanması olağan mı? ... [9 Şubat 2012] Önce eğitimin kalitesine bakalım ... [27 Ocak 2012] Yargı Reformu ... [12 Ocak 2012] Avrupa'dan hâkim ve savcılara ağır eleştiriler ... [10 Ocak 2012] Başbuğ nerede yargılanmalı? ... [4 Ocak 2012] Uludere faciasında istihbarat soruları ... [22 Aralık 2011] Gırtlak kanseri bir mahkûmun ölümü ... [8 Aralık 2011] Şike yasası krizinin anatomisi ... [3 Aralık 2011] Avrupa'ya verilen sözler ne zaman tutulacak? ... [19 Kasım 2011] Ankara'da Suriye'ye dönük iki askeri senaryo ... [12 Kasım 2011] Genç değil, Meclis kürsüsü yara aldı ... [9 Kasım 2011] Ekonomide G20'deyiz insani gelişmede 92'nci ... [14 Ekim 2011] AB'ye göre basın özgürlüğü ihlalleri ciddi ... [14 Eylül 2011] HSYK Başkanvekili'nden mesaj var ... [10 Eylül 2011] HSYK şikâyetler karşısında adil mi? ... [9 Eylül 2011] Deniz Feneri'nde hatayı kim yaptı? ... [6 Eylül 2011] Hükümet tutukluluk süresinde kendisini bağladı ... [1 Eylül 2011] Adalet duygusu neden zedeleniyor? ... [24 Ağustos 2011] Libya dersleri ... [6 Ağustos 2011] ABD ve İngiltere'den Balyoz'a katılmak ... [3 Ağustos 2011] Balyoz'da ucu açık bir sürece doğru ... [29 Temmuz 2011] Yolsuzlukla mücadelede dünya liginde neredeyiz? ... [21 Temmuz 2011] Öcalan'ın oyun planı ... [17 Temmuz 2011] Türk yargısı hiç böyle eleştirilmemişti ... [12 Temmuz 2011] Rota yeniden AB'ye mi çevriliyor? ... [8 Temmuz 2011] Yemin kriziyle bölgesel güç olunabilir mi? ... [7 Temmuz 2011] Yeni kabinede dikkat çeken yönelişler ... [28 Haziran 2011] Adalet duygusu kaybolunca ... [7 Haziran 2011] Basın özgürlüğünde sıkıntılı bir döneme doğru ... [28 Mayıs 2011] Kasetler konusunda muhtelif teoriler ... [10 Mayıs 2011] AB'den tutuklu gazetecilere mesaj ... [4 Mayıs 2011] Yargıtay'da önemli bir içtihat değişikliği ... [3 Mayıs 2011] Özel yetkili mahkemelere barolardan önemli çıkış ... [27 Nisan 2011] Kopartılan yalnızca heykelin kafası mı? ... [14 Nisan 2011] Sosyalist olmanın ağır bedeli ... [9 Nisan 2011] Savcılar lehte delilleri tutabilir mi? ... [5 Nisan 2011] TBMM tarihi bir hata yapmak üzere ... [31 Mart 2011] Ergenekon'da envanter çıkartmak ... [30 Mart 2011] Bireysel başvuru hakkına veda mı? ... [9 Mart 2011] Şener ve Şık hangi delillerle tutuklandı? ... [16 Şubat 2011] Balyoz davasında tutuklama kriterleri ... [2 Şubat 2011] Amerikan modeli Erdoğan'ı mutsuz edebilir ... [22 Ocak 2011] Balyoz'da adli emanet bilmecesi ... [7 Ocak 2011] Yargıtay Başkanı: 'Bize haksızlık yaptınız' ... [13 Kasım 2010] Türkiye'nin yolsuzluk karnesi tekerrürden mi ibarettir ...
Sedat ERGİN
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™