Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Dışişleri Bakanlığı TBMM'nin amiri mi?
31 Ağustos 2012, Mehmet Y. YILMAZ
, Mehmet Y. YILMAZ

DIŞİŞLERI Bakanı Ahmet Davutoğlu, Hatay’daki Apaydın kampında TBMM İnsan Hakları Komisyonu’nun girip inceleme yapmasına izin verileceğini söyledi. Bunu Başbakan ile istişare etmişler ve talebi olumlu karşılamaya karar vermişler. Gerçekten ilginç bir durum, bir demokrasi için tabii!
 

Millet adına yasama ve denetleme yetkileriyle donatılmış bir organ, bir kampı incelemek istiyor ve bunun için izin alması gerekiyor! Başbakan ve Dışişleri Bakanı “Olmaz” deseydi bu ziyaret yapılamayacak mıydı? Bu “milli iradeye” nasıl bir saygı böyle?

Öte yandan Türkiye’nin içindeki bir kamp ile ilgili izinleri neden Dışişleri Bakanlığı veriyor?

Orası bir yabancı ülke toprağı mı ki ilişkileri Dışişleri Bakanlığı üzerinden kuruyor?

Dışişleri Bakanı, daha önce Apaydın kampının “uluslararası kurallara göre” yönetildiğini söylüyordu.

Hatırlayacaksınız, bu köşede daha önce sizlere de aktarmıştım, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği, asker kişilerin mülteci durumunda olabilmeleri için silahlarından arındırılmaları ve geldikleri ülkeye yönelik silahlı faaliyet içinde olmamaları gerektiğini vurguluyordu.

Oysa biliyoruz ki kamp, Özgür Suriye Ordusu’nun Suriye’deki faaliyetlerinin idare edildiği bir yer. Kampta kalanların zaman zaman sınırı geçip çatışmalara katıldıkları da iddialar arasındaydı.

Bakan Davutoğlu, ağız değiştirdi ve kampın 1941 yılında çıkarılmış (İkinci Dünya Savaşı yılları) bir kanun ve yönetmeliğe dayanılarak kurulup yönetildiğini söylüyor. Bu yönetmeliğin adı: Muharip Yabancı Ordu Mensuplarından Türkiye’ye Kabul Edilenler Hakkında Yönetmelik.

Ama kamp, bu yönetmeliğe de uymuyor! Burada söz konusu olan üçüncü bir ülke ile savaşmaktayken Türkiye’ye geçen ya da ele geçirilen askerlerdir. Suriye’deki ise bir isyan, iç savaş. Elbette mülteci olarak kabul edilmeliler ama “sivil” olarak, asker olarak değil.

Yönetmelik, kampın yönetiminin bir Türk subayın emrinde olmasını, Milli Savunma Bakanlığı ile Genelkurmay Başkanlığı tarafından kurulmasını da hükme bağlıyor.

Oysa Apaydın kampı AFAD tarafından kuruldu. Kampın içindeki yönetim de yine bizzat bakanlardan öğrendiğimize göre Suriyeli mültecilerde. Neresinden bakarsanız bakın yetki aşımı var, Dışişleri Bakanı kendisinde olmayan bir yetkiyi vehmediyor! Özgür Suriye Ordusu’nun internet sitesinde “Ana Üs: Hatay, Türkiye” yazısı vardı. Durum medyaya yansıyınca belli ki uyarıldılar ve bu ibare kaldırıldı. Ama irtibat telefonu hâlâ Türkiye’de kayıtlı bir GSM numarası. Bu durum askeri faaliyetin Türkiye’den yönlendirilip yönetildiğini gösteren bir kanıt değil midir? Ve böyle bir izin ancak bir TBMM kararıyla verilmek zorunda değil miydi?

Niyet iyi de bu kentte maganda çok!

İSTANBUL Büyükşehir Belediyesi, toplu ulaşımı teşvik etmek ve hızlandırmak için “sağ şerit tercihli toplu ulaşım uygulamasını” başlatıyor. Anayolların sağ şeritleri boyanacak ve bu şeridi sabah ve akşam saatlerinde belediye ve halk otobüsleri ile taksiler, minibüsler ve servis araçları kullanabilecek.

Yol EDS ile denetlenecek ki özel araç sahipleri bu yolları kullanmasınlar, araçlarını park edip trafiği tıkamasınlar.

Medeni ülkelerin birçoğunda başarıyla uygulanan bir çözüm bu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin olumlu ve iyi niyetli bir çabasıdır diye düşünüyorum.

Ama burada söz konusu olan temel kıstas “medeniyet” ölçüsü! Medeni ülkelerde o yollara toplu ulaşım araçları ve taksiler dışında kimse girmeyi aklından bile geçirmez çünkü.

Oysa bizde “uyanık trafik magandası” hiç de az sayılmaz. Utanma duygusuna sahip medeni vatandaşlar, bir şeridi kapatılmış yolda çile çekmeye devam ederler, “toplu ulaşım şeridi” de uyanıkların “geçiş üstünlüklerini kullandıkları” bir yol haline gelir, tıpkı otoyollardaki emniyet şeritleri gibi!

Bununla da kalmaz, toplu ulaşım yolları, acelesi olan kodamanlar için, koruma araçları ile dolaşan kim oldukları çoğu kez bilinmez kişiler için, resmi makam araçlarına kurulmuş bürokratlar için de “tercihli yol” haline dönüşür. Niyet ve fikir iyi ama bu bizim ülkemizde ne yazık ki yeterli olmuyor!

O yollara girecek bu tür araç sahiplerini engellemek de gerekiyor.

Acaba İstanbul trafiğinden sorumlu kuruluş bir karar alıp bu yolları kullandığı EDS kameraları tarafından tespit edilen araçların en az bir hafta boyunca trafikten men edileceğine, tekrarı halinde bu sürenin uzayacağına dair bir karar alabilir mi? Alabilirse, uygulayabilir mi?

TOPLU TAŞIMA YOLU BÖYLE OLACAK / Foto Galeri

Özgürlükçü anayasa!

YENİ anayasa hazırlık çalışmaları çerçevesinde vatandaşlardan da öneriler istenmişti. Vatandaşların anayasa ile ilgili fikirleri de doğru bir uygulama olarak TBMM internet sitesinde yayımlanıyordu.

Dün Radikal’de Eyüp Can’ın yazısından öğreniyoruz ki artık bu mümkün olamıyormuş!

TBMM Başkanı’nın hukukçu danışmanları, Cemil Çiçek’e bunun sakıncalı olabileceğini anlatmışlar. Bir savcının, yürürlükteki Anayasa ve yasalara uymuyor diye, görüş bildirenlere karşı yasal takibat yapabilecekleri uyarısında bulunmuşlar.

TBMM Başkanı nasıl bir ülkede, nasıl bir adalet sistemi içinde yaşadığımızı gayet iyi biliyor tabii! Vatandaşı koruyamayacağını düşünerek bu uygulamayı sonlandırmış! Cemil Bey’in “haksız” olduğunu söyleyemeyeceğim. Bu ülkede bazı fikirlere sahip olmak, hapse tıkılmak için yeterli, ayrıca suç kanıtı da gerektirmiyor!

Özgürlükçü bir sivil anayasa” peşindeyiz, ama buna ulaşmaya çalışırken bile görüşlerimizi özgürce söyleyebilmemizin önünde engeller var! İleri demokrasiye geçtik ama aykırı fikirlere sahip olanlara bu ülkede hâlâ yer yok!

(Hürriyet)

[Bu yazı 1466 kez okundu]
Mehmet Y. YILMAZ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [63]
[17 Nisan 2014] Başbakan Başsavcı Başyargıç! ... [21 Şubat 2014] Alaturka Baas rejimine bir adım daha! ... [31 Ağustos 2013] Nasıl bir kalp bıraktın, bilir misin ardında? ... [25 Haziran 2013] Yüzleri kızarmadan asla anlatamazlar ... [24 Haziran 2013] Halkı ikiye bölme suçu! ... [8 Haziran 2013] Kişi başı terörist sayısında dünya birincisiyiz! ... [6 Mayıs 2013] 'Hukuk' siyasetin elinde 'guguk' olunca ... [15 Nisan 2013] Paket paket adalet! ... [9 Nisan 2013] Hainleri Belirleme Enstitüsü! ... [20 Mart 2013] Ergenekon'un kolları nereye kadar uzanıyor? ... [11 Mart 2013] Gerçekten anayasa hukuku okumuş olabilir mi? ... [26 Şubat 2013] Bir torba dava daha mı geliyor? ... [25 Şubat 2013] Paket paket adalet! ... [15 Şubat 2013] Bu memlekette 'kâğıt' asla kaybolmaz ... [15 Ocak 2013] MİT bu ihbarları neden bugüne kadar sakladı? ... [7 Ocak 2013] Gördük ki yer yerinden oynamıyor! ... [2 Ocak 2013] Siyasi irade yoksa çözüm de olmaz ... [28 Aralık 2012] Gulyabanilerden sarmısakla mı korunacağız? ... [20 Kasım 2012] Erdoğan'a bu soruyu sorarlar mı? ... [15 Kasım 2012] Örtülü ödenekte rekor artış ... [24 Ekim 2012] Allah müstahakını versin ... [23 Ekim 2012] Başbakan özür dilemelidir ... [16 Ekim 2012] 'Fire' değil özgür irade! ... [12 Ekim 2012] Filmin eğrisi doğrusuna denk gelmiş ... [21 Eylül 2012] İktidar ve muhalefete birer sorum var ... [15 Eylül 2012] Bırakın da aranızdan biraz rüzgâr geçsin ... [11 Eylül 2012] Bağımsız yargımızın 'vesikalık' bir fotoğrafı ... [27 Ağustos 2012] Milletin vekilinden saklanan nedir? ... [22 Ağustos 2012] Amaç gerçeği öğrenmekse ... [16 Ağustos 2012] Bu günahın hesabını veremezsiniz ... [14 Ağustos 2012] Kaç Mehmet ölse yeterli olurdu? ... [31 Temmuz 2012] Mutlak iktidar mutlaka bozar ... [20 Temmuz 2012] Arkanda böyle bir hukukçu olunca! ... [16 Temmuz 2012] Onlar beğenmiyorsa her şey yasak! ... [13 Temmuz 2012] İstanbul yıkıldıktan sonra! ... [9 Temmuz 2012] Şu tutanakları açıklasanız da öğrensek ... [28 Haziran 2012] Türkiye'nin Dobuları ... [25 Haziran 2012] 'Sakin ve etkili güç politikası' ne demek? ... [22 Haziran 2012] PKK'ya silah bıraktırmak için yönteminiz nedir? ... [4 Haziran 2012] Herkesin her gün işlediği 'suç'! ... [1 Haziran 2012] Acaba bugün aklına ne gelecek? ... [15 Mayıs 2012] Bakan 'cilasız teftişe' çıkmalı ... [11 Mayıs 2012] Yeni 'dekoderimiz' Hüseyin Çelik oldu ... [26 Nisan 2012] Dünü bırakın bugünden söz edin ... [17 Nisan 2012] 'Aydınlık için bir dakika karanlık' meselesi ... [6 Nisan 2012] Dış politika ideolojik körlük ile malul ... [29 Mart 2012] Davayla ilgisi olmayan bir soru ... [20 Mart 2012] Adalette standart sorununu da unutmayalım ... [19 Mart 2012] Erbakan'ın serveti Akbil ve Deniz Feneri ... [7 Mart 2012] Bedeli küçücük çocuklara ödettirmeyin ... [14 Şubat 2012] 'Hukuk da bir yere kadar' anlayışı! ... [27 Ocak 2012] Başbakan 'kuzey'i neden bu kadar çok istiyor? ... [22 Aralık 2011] Bir demokraside böyle bir suç olmaz ... [7 Aralık 2011] Bu davayı hep birlikte izleyelim ... [1 Aralık 2011] Devlet yapamayınca çeteler devreye girer ... [25 Ekim 2011] Etnik kökenlerimizin ne önemi var? ... [6 Ekim 2011] Yargı saygı duyulmayı hak etmeli ... [1 Eylül 2011] Sap ile saman karıştırma uzmanları ... [30 Ağustos 2011] Yaşasın Adalet Bakanlığı! ... [5 Ağustos 2011] Bir, iki, üç de yetmez. Dört, beş, altı olsun! ... [23 Mayıs 2011] Bir karar verseniz iyi olacak ... [4 Mayıs 2011] 10 milyar dolar da benden olsun! ... [20 Nisan 2011] Bu sorunu yüzde 10 barajı yarattı! ...
Mehmet Y. YILMAZ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™