Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Beş soruda AKP ve Liberaller
21 Ocak 2011, Metin ÇULHAOĞLU
, Metin ÇULHAOĞLU

Alın size “önemli” bir gündem daha!

AKP’ye uzun süre hayırhah bakan, destek veren liberal kalemler artık uyandı mı, uyanmadı mı? AKP ve/veya Erdoğan son dönemde neler yaptı da liberaller “yok artık, bu kadar da olmaz” demeye başladı? Köprüler büsbütün atıldı mı? Atıldıysa, liberaller bundan sonra ne yaparlar?

Okurlardan özür dileyerek, bu soruların yanıtını eski bir yazımdan alıntılarla vermeye çalışacağım. Yazı, 15 Kasım 2008 tarihinde soL Portal’de yayınlanmıştır (“Kanaat Önderleri” Efsanesi).

İtalik alıntılar bu yazıdandır.

***

Birinci soru: Türkiye’deki liberal kalemlerin AKP ve izlediği siyasal çizgi üzerinde etkisi olmuş mudur? En azından belirli bir dönem için böyle bir etkiden söz edilebilir mi?

Yanıt:

“AKP iktidarını, gazetelerde yazan ve televizyonlara çıkan İstanbullu bir medya ekürisinin belirli bir rotada tuttuğu, bu iktidarın yönelimlerini etkilediği, kimi açılımlarına önayak olduğu, seçmen kitlesini AKP’ye yönelttiği yolundaki düşünceler bütünüyle kof ve temelsizdir. İster bu ekürinin kendi hüsnü kuruntusu, ister galatı meşhur, ister “şehir efsanesi”, ister bunların hepsini birden deyin. Hepsi yerindedir.”

Güncelleme: Başbakan’ın referandumda kendilerine destek veren bir partinin adı hakkındaki ilgisi ve bilgisi ne kadarsa, liberallerin anladığı anlamda bir demokrasiye ilişkin ilgisi ve bilgisi de o kadardır.  “Şimdi”, seçimler yaklaştı diye böyle olmamıştır; hep öyledir.

***
İkinci soru: Türkiye’de liberal veya “sol liberal” kalemlerin AKP yüzünden son günlerde yaşadıkları düş kırıklığı bir ilk midir? Bu düş kırıklığının ardından başka yerlere giderler mi?

Yanıt:

“Ne bu kişiler Türkiye’de daha önce hiç yapılmayan bir işi ilk kez kendilerinin yaptığını sanmalı, ne de solda sağlam duranlar onlara böyle bir ‘ilki’ yakıştırmalıdır. 1946-50 dönemi, ‘ceberut tek parti iktidarına’ karşı Demokrat Parti’de keramet arayan solcularla doludur.  Aradaki fark, 46-50 DP destekçilerinin, bu tür umutların yersiz olduğunu erken görüp soldaki yerlerine dönmeleridir (…) Özetle, ön açacak siyasal özneyi karşı tarafta arayıp bulma merakı Türkiye’de aydının genlerine işlemiştir.”

Güncelleme: Bugünkü liberaller, yaşadıkları düş kırıklığından sonra 46-50 dönemi DP destekçileri gibi “soldaki yerlerine” dönmezler. Çünkü o zamanki “yanılgı” ise, bu seferki dejenerasyondur. Günümüz liberalleri, “ön açacak siyasal özneyi”, elbette mutlaka sol dışında olmasına özen göstererek, başka yerlerde aramaya devam edeceklerdir.

Belki de yeniden AKP’ye döneceklerdir.

* * *

Üçüncü soru: AKP, liberallerin dediği gibi başlarda iyi gidip son dönemde mi milliyetçiliğe ve muhafazakârlığa teslim olmuştur?

Yanıt:

“Türkiye’de sermaye siyasetinin sert çekirdeği hem zaman milliyetçilik, şovenizm ve dinci gericilik olmuştur. Bugün de böyledir. Bu sert çekirdeğe bir tür ‘siyasal liberalizmin’ nüfuz etmesine, orada kendine bir yer açmasına ve giderek diğer öğeleri törpülemesine yönelik beklentiler büsbütün boşunadır. Evet, bu yerleşik ideolojik-siyasal zemin altta dururken ‘sivil toplum’ diyeceklerdir, AB yolunda kararlı olduklarını ilan edeceklerdir, ‘çağdaş demokrasi ve hoşgörü’ nutukları atacaklardır.

Neden atmasınlar? Nasıl olsa inanacak enayi çıkıyor.”

Güncelleme: AKP değişmemiştir; yalnızca “demokrasi” vb adına üzerine aldığı “mistik tüle” artık gerek duymamaktadır.

***

Dördüncü soru: AKP bir süre bol keseden attı ve kendisine inanacak enayi buldu; peki bu destekçilerin hepsi enayi mi?

Yanıt:

“Enayi olmayanlar ise, son dönemin birkaç gelişmesine ve söylemine mim koymalıdırlar: Askerle içli dışlı olma, belirgin biçimde artan polis terörü, bir Başbakanın kalkıp Hakkâri sokaklarının temiz olup olmadığıyla uğraşması, DTP’ye açıktan savaş ilanı, Kürtlerin yaşadığı coğrafya ile ülkenin geri kalanı arasındaki tek bağı artık bir partinin (AKP)  sağladığı tezi, çok çocukta ısrar ve bir de ‘krizi fırsata dönüştürme’ hevesi…”

Hepsini üst üste, yan yana veya alt alta koyduğunuzda ne çıkıyor?

‘Klasik faşizm’ pek uygun düşmüyorsa adını siz koyun.”

Güncelleme: Yukarıdaki göstergelerin bir bölümünün yerine “heykel”, “içki”, “TV dizisi” ve “Arena protestosu” olaylarını koyun…

***

Beşinci soru: AKP, kendisini uzun süre destekleyen liberallere kadirşinaslık gösterir mi?

Yanıt:

“Türkiye’de burjuva partilerin ve iktidarların, şu veya bu köşe yazarının söylediklerini önceleyen genel bir politik hattı olur; bu hat öyle dışarıdan ‘kanaat önderleriyle’ filan belirlenmez ve süreç içinde onlardan etkilenmez. Burjuva partiler ve iktidarlar, yalnızca, siyasal hatlarına destekçi devşirirler. Bu hatta ağırlık kaymaları, hissedilir kırılmalar olduğunda da destekçilerinden bir süre ‘anlayış’ beklerler, göremezlerse de kuyruğunu çekiverirler.”

Güncelleme: Kuyruğu çekme işlemi, 50 bin liralık tazminat davasıyla başlamıştır.

***

Bazı insanları sürekli kandırabilirsiniz, insanların hepsini bir süreliğine kandırabilirsiniz; ama insanların hepsini sürekli olarak kandırmanız mümkün değildir…

Lincoln’ün (eski Galatasaraylı Lincoln değil, Abraham Lincoln) yukarıdaki sözünün bir tek istisnası vardır:

Kandırıcı özne değişmek üzere, liberallerin hepsini sürekli olarak kandırmak mümkündür.

AKP’den cayarlarsa, kanacak başkalarını bulurlar.

(Birgün 21.01.2011)

[Bu yazı 3188 kez okundu]
Metin ÇULHAOĞLU

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [31]
[29 Eylül 2015] Analiz ve siyaset ... [30 Ağustos 2014] Başbakan Davutoğlu? ... [11 Ocak 2014] Karı koca arasına girilmez ... [2 Ekim 2013] Paket ve 'ortam sürekliliği' ... [31 Ağustos 2013] Tanrı (ve ABD) yanındayken bile... ... [29 Ağustos 2013] Ramazan endişeleri ... [16 Temmuz 2013] Kuşak fırsatı ... [8 Haziran 2013] Kitlesel hareketlenme: İlk tespitler ... [23 Nisan 2013] Önce marazileşme sonra meczuplaşma ... [9 Nisan 2013] Âlemin keyfi yerinde yine maşallah ... [27 Mart 2013] 'Hassas dönem' için gözlemler ve saptamalar ... [25 Aralık 2012] Sosyalizm hacıyatmaz mı? ... [23 Eylül 2012] AKP: Yolun sonunda mı? ... [7 Eylül 2012] Madalyonun iki yüzü ... [31 Ağustos 2012] Üçüncü Dünya Savaşı ... [25 Ağustos 2012] Güle güle Metin ... [11 Ağustos 2012] Alışmamız gerekiyor! ... [4 Ağustos 2012] Çok da karmaşık olmayan bir denklem ... [14 Temmuz 2012] Yoğunlaştığı yer, inceldiği yerdir ... [16 Haziran 2012] Eşitsiz gelişme ... [8 Haziran 2012] Siyasette iki gündem bir strateji ... [1 Haziran 2012] Tarassut noktaları ... [24 Mart 2012] Osmanlı: Dönelim de hangi dönemine? ... [25 Şubat 2012] ABD strateji fukarası mı? ... [18 Şubat 2012] "Devletin tepesinde neler oluyor?" (*) ... [3 Aralık 2011] Bir kez daha: Süreklilik mi, kopuş mu? ... [3 Eylül 2011] Durum çok mu umutsuz? ... [27 Ağustos 2011] Türkiye solcusunun çilekeş bir insan olarak portresi ... [6 Ağustos 2011] Bir Ortadoğu Vizyonu ... [25 Haziran 2011] Kilitlenme ve "Yıldızın Parladığı Anlar" ... [23 Nisan 2011] Rota nereye? ...
Metin ÇULHAOĞLU
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™