Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Avrasya idealini tehdit eden temel olumsuzluk: Din istismarı
27 Ağustos 2012, Yaşar Nuri ÖZTÜRK
, Yaşar Nuri ÖZTÜRK

Avrasya kavram ve idealinin tek kutuplu şeytanî dünyayı ciddi biçimde rahatsız ettiğini asla unutmayın. Bunu unutmadığınızda, Avrasya idealinin hangi tehlikelerle yüz yüze kalabileceği kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Bu tehlikelerin başında tek kutupluluğun süper güçlerince oynanabilecek oyunlar gelmektedir. Ve o oyunlar yıllardan beri oynanmaktadır. Bu oyunlarda kurban edilen değerli insanların sayısı epeycedir.

 

İkinci sırayı din istismarı veya dinin siyasallaşması alacaktır. Ben inanıyorum ki, Avrasya idealine yara açacak bir numaralı olumsuzluk, dinin istismar ve yozlaştırılmasıdır. Tarihin her döneminde her büyük idealin en büyük problemi, yozlaştırılan dinin, din aktörlerince  istismar edilmesidir.

 

Dinin bir yıkım ve bölücülük aracı olmasını önlemenin ilk şartı, tarihten ders almaktır. Tarih, bir anlamda, din kavgalarının döktüğü kanların ve akıttığı göz yaşlarının serüvenidir. Bu kanlardan ve göz yaşlarından ders almak zorundayız. Bu dersi alabilirsek, bugün artık şu veya bu teolojinin öne çıkmasını değil, “tarihin teolojisi”nin öne çıkmasını hareket noktası yaparız. Ben buna “teolojilerin teolojisi”ni öne almak diyorum. Bunun daha açık anlamı şudur:

 

Dinlerin ortak değerleri olan sevgi, paylaşım, hoşgörü, şefkat, yardımlaşma gibi evrensel değerleri ve kategorik ahlak ilkelerini birlikte almak, bunun dışında kalan alt meselelerde birbirimize hoşgörülü davranmak...Herkes öteki din mensubunun mabedine ve ibadet şekline hoşgörülü davranacak ama herkes şunu da bilecek:

 

Gerçekte tüm yeryüzü mabet, tüm meşru fiiller ibadettir. Taş-toprak duvarlar arasına sığdırılan bir Tanrı’nın insanoğluna hiçbir şey vermediği artık anlaşılmış olmalıdır.

 

Artık öğrenmiş olmalıyız ki Tanrı, sadece bu yerküreyi değil, tüm evreni bir büyük mabet yapmıştır. Bu büyük mabedin bir küçük modeli de insanın yüreğidir. Hz. İsa’nın ölümsüz deyişiyle, kullanacağımız çanağın içi, insanın yüreğidir. Ne yazık ki insanoğlu bugüne kadar  çanağın hep dışını yıkamakla uğraştı, kendisine esas hizmeti verecek içi ihmal etti.

 

Bugün artık, büyük evren mabediyle, onun yeryüzüne inmiş şekli olan insan yüreğinde birleşip ikincil mabetler konusunda birbirimizi hoşgörü ve anlayışla karşılamalıyız. Din sınıfının hegemonyasını sembolize eden taş duvarları, geçmişte yapıldığı gibi,  insanın üstüne çıkardığımız taktirde din, insan haklarını ihlalin kutsal bir aracı ve maskesi haline gelir ve eski ıstırapları yeniden yaşamak zorunda kalırız. Mabed duvarları, din sınıfı denen şerir gürûhun kutsalıdır, Tanrı’nın değil. Tanrı’nın kutsalı, insanın hakları ve yüreğidir.

 

İnsanlık şunu da unutmamalıdır: 

 

Komünizm çökmüştür ama sosyal demokrasi, hatta sosyalizm çökmemiştir, çökmeyecektir. Çünkü sosyal demokrasi bir ideolojik değer değil, bir ortak-evrensel insanlık değeridir. Kapitalizm de komünizm de insan gerçeğiyle bağdaşmıyor. İnsanın mutluluğuna zemin oluşturacak hayat ve insan değeri, sosyal demokrasidir. Küreselleşme, Batı sömürgeciliği tarafından komünizmin karşıtı gibi gösterilse de aslında sosyal demokrasinin karşıtıdır.

 

AVRASYA İDEALİ, LAİKLİK VE DEİZM


Avrasya ideali, bir sosyal demokrasi modelinin büyük bir dünya gücüne dönüşmesi olmalıdır. Bu modelin maruz kalabileceği en büyük tehlike olan din istismarı ve hegemonyasının hukuksal panzehiri laiklik, felsefî-metafizik panzehiri deizmdir.

 

Laiklik, Batı destekli Ortadoğu despotizmlerinin tanıttıkları gibi, din karşıtlığı değildir. Deizm de, dincilik zihniyetinin tanıttığı gibi ateizm değildir. Laiklik de deizm de Allah‘a imanını korumak isteyen ama dinci tasallutun kahrı altına girmek istemeyen kitlelerin , kurtuluş reçeteleridir. Bu reçetelerin, Kur’an tarafından da onaylanmış olduğunu insanlığa duyurmaksa tüm aydınların vicdan borcudur. Geleneksel aldatma odakları salya püskürtür diye bu gerçekler saklanırsa aydınlık adı altında ihanet sergilenmiş olur.

 

Laiklik, kitlelerin kendi kaderlerine kendilerinin egemen olması için, Tanrı’nın vekilleri gibi faaliyet gösteren din baron ve cellatlarını devre dışına çıkarmanın yolu-yöntemi ve normativ güvencesidir. Laiklik korunmadan demokrasiyi ve akılcılığı korumanın mümkün olacağına inanmak akıldan uzaklaşmakla eşanlamlıdır.

(Yurt Gazetesi)

[Bu yazı 1303 kez okundu]
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™