Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Milletin vekilinden saklanan nedir?
27 Ağustos 2012, Mehmet Y. YILMAZ
, Mehmet Y. YILMAZ

CHP Kocaeli Milletvekili Prof. Dr. Hurşit Güneş, geçtiğimiz cumartesi günü Hatay’a yaptığı gezi sırasında Suriyeli sığınmacılar için hazırlanan kampları da ziyaret etmek istedi.
 

Bunun için Başbakanlık ve Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’na (AFAD) yazılı olarak başvurular yapıldı.

Kendisine gerekli izinlerin AFAD Hatay İl Müdürlüğü’ne yollandığı bildirildi.

Güneş ve beraberindeki heyete Yayladağ ve Reyhanlı’daki kampları ziyaret etmesi önerildi. Ancak Güneş, Apaydın Köyü’ndeki “konaklama tesislerini” gezmek istedi.

AFAD ve Hatay Valiliği
bu ziyaretin gerçekleşemeyeceğini, hatta olanaksız olduğunu belirtince Güneş, “milletvekili” olduğunu hatırlattı ve AFAD Başkanı Fuat Oktay kendisini arayarak kampın özel nitelikte olduğu ve kimsenin giremeyeceğini, buna milletvekillerinin de dahil olduğunu belirtti.

Apaydın, “konaklama tesislerinin” kapısında da Suriye uyruklu bir kişi kamp sorumlusu olduğunu söyleyerek, kampta 200 silahlı adamı bulunduğunu belirtti.

Gerçekten çok ilginç bir durum bu!

Türkiye sınırları içinde bir göçmen kampı var ve bu ülkenin bir milletvekili bile o kamptan içeriye adımını atamıyor!

Milletvekillerinin bile giremediği, içinde silahlı 200 kişinin bulunduğu bildirilen bir kamp bu!

Güneş, bu durumu TBMM Başkanlığı’na verdiği bir yazılı soru önergesiyle Başbakan’a da sordu ama yanıt verileceğini hiç zannetmiyorum.

Belli ki orada halktan saklanan bir şeyler var ve saklamaya da devam edecekler.

Dünkü Vatan’da Suriyeli bir “özgürlük savaşçısının” ailesi ile birlikte kaçıp yerleştiği Antakya’daki bir evden her gün düzenli olarak çıkıp, Suriye’ye geçtiği çatışmalara katıldıktan sonra tekrar evine döndüğü ile ilgili ilginç bir haber vardı.

Belli ki sınır da kevgire dönmüş durumda!

Dün Hürriyet’te de sığınmacılar nedeniyle Hatay’ın köylerinde de asayişten eser kalmadığını anlatan bir haber vardı.

Milletvekillerinin giremediği kamplardakiler ellerini kollarını sallayarak dışarı çıkabiliyorlar demek ki.

Öyle görünüyor ki hükümetin Suriye politikası, uzun yıllar içinden çıkamayacağımız bir bataklığa saplanmış durumda.

Beslenelim derken zehirleniyoruz!

ÇEVRECİ bir sivil toplum kuruluşu olan Greenpeace, Almanya’da satılan ithal üzümleri tahlil etti ve bir kez daha Türkiye’den gelen üzümlerde normal sınırların çok üzerinde böcek ilacı kalıntısı bulunduğunu tespit etti.

Hamburg’daki bazı marketlerden satın alınan ve Türkiye, İspanya, Mısır, Yunanistan ve İtalya’dan gelen üzümler içinde en çok böcek ilacı kalıntısı Türkiye’den gelenlerde bulundu.

Vatan’ın haberine göre, Türkiye’den gelen bazı üzümlerin 1 kilogramında yaklaşık 0,87 miligram böcek ilacı bulundu.

Mısır’dan gelen üzümlerde böcek ilacı kalıntısı 0,55 miligram, İtalyan üzümünde 0,22 miligram, İspanyol üzümünde ise 0,20 miligram olarak tespit edilmiş.

Türkiye’de üretilen üzümlerdeki kimyasal oranı normalin 11 kat üzerinde imiş.

Raporda Türkiye’den ithal edilen üzümler için “tarım ilacı kokteyli” tanımlaması kullanılıyor.

Bu sorun bugün ortaya çıkmış değil. Daha önce de Türkiye’den Avrupa’nın değişik ülkelerine ve Rusya’ya gönderilen tarım ürünlerinde de aynı sorun yaşanmıştı.

Türkiye’de bu işin sıkı denetlenmediği de bir sır değil. Tarım Bakanlığı üzerine düşen görevi tam olarak yerine getirmediği için bizler burada aynı zehirli ürünleri yiyoruz. Evlerimizde bunların hepsi mutlaka iyice yıkanıyordur ama yıkama ile ne kadar temizleyebildiğimiz bir muamma.

İşin garibi bunu kendimize dert de etmiyoruz. Resmi görevlileri bir yana bıraktım, bu tür konularla uğraşan sivil toplum kuruluşlarımız bile sanki bu durumu kabullenmiş gibi.

Hep birlikte zehirleniyoruz ve bu durum umurumuzda bile olmuyor!

 

Pazartesi soruları hâlâ yanıtsız

BU hafta sizler için seçtiğim şarkı, The Cure grubunun neşeli bir parçası. “Friday, i’m in love” rock müzikten hoşlanmayanların bile melodisini mırıldanabileceği bir şarkı. Haftanın günleriyle ilgili olduğu için, pazartesi sorularımıza eşlik etmesinde de bir sakınca yok. Şimdi sorularımıza geçebiliriz:
1– KPSS sorularını çalıp, Türkiye çapında belirlenmiş kişilere dağıtan suç örgütü neden ortaya çıkarılamıyor? Başbakan Erdoğan, bu rezalet ortaya çıktığında MİT Müsteşarı’nı ve Emniyet Genel Müdürü’nü özel olarak görevlendirmiş, “Suçluları bulun, dosyayı da önce bana getirin” demişti, hâlâ ortada yakalanan kimse yok. Savcılık soruşturma yürütüyordu, kopya çektikleri tespit edilenlerin ifadelerinin tamamlandığını bile duymadık. Bu suç örgütünü kim koruyor?
KPSS rezaleti bununla sınırlı değil tabii. 2012 sınavı le ilgili olarak ortaya atılmış ciddi iddialar var ve bunlara da doğru dürüst, tatmin edici bir yanıt alamadık. Bu işlere “iyi saatte olsunlar” mı bakıyor?
2– Bülent Arınç’a suikast iddiası doğru değil miydi? Memleketin Başbakan Yardımcısı’na suikast düzenleneceği haberi patladığında Türkiye ayağa kalkmıştı ama ne açılmış bir dava var, ne de tutuklu ya da tutuksuz bir sanık. Bu iddia bir palavradan mı ibaretti? Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç bile soruşturmanın ne aşamada olduğunu bilemiyor. Bu nasıl bir iş?
3– Suudi Arabistan Kralı’nın hediyeleri neden beyan edilmedi, nerede saklanıyor? Suudi Arabistan Kralı, ziyaret ettiği ülkelerin liderlerinin eşlerine pahalı mücevherler armağan etmesiyle de tanınıyor. Kral, Türkiye’ye de geldi, izzet-i ikram ile ağırlandı ama verdiği armağanlar ile ilgili bir beyanname verilmediğini, yasalara uyularak armağanların ilgili kuruluşa devredilmediğini artık biliyor sayılırız. Bunca kez sordum, beyan edilmiş olsaydı burnuma belgenin bir örneğini dayarlardı, yapamadılar. Hediyeler neden beyan edilmedi ve şu anda neredeler?

(Hürriyet)

[Bu yazı 1423 kez okundu]
Mehmet Y. YILMAZ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [63]
[17 Nisan 2014] Başbakan Başsavcı Başyargıç! ... [21 Şubat 2014] Alaturka Baas rejimine bir adım daha! ... [31 Ağustos 2013] Nasıl bir kalp bıraktın, bilir misin ardında? ... [25 Haziran 2013] Yüzleri kızarmadan asla anlatamazlar ... [24 Haziran 2013] Halkı ikiye bölme suçu! ... [8 Haziran 2013] Kişi başı terörist sayısında dünya birincisiyiz! ... [6 Mayıs 2013] 'Hukuk' siyasetin elinde 'guguk' olunca ... [15 Nisan 2013] Paket paket adalet! ... [9 Nisan 2013] Hainleri Belirleme Enstitüsü! ... [20 Mart 2013] Ergenekon'un kolları nereye kadar uzanıyor? ... [11 Mart 2013] Gerçekten anayasa hukuku okumuş olabilir mi? ... [26 Şubat 2013] Bir torba dava daha mı geliyor? ... [25 Şubat 2013] Paket paket adalet! ... [15 Şubat 2013] Bu memlekette 'kâğıt' asla kaybolmaz ... [15 Ocak 2013] MİT bu ihbarları neden bugüne kadar sakladı? ... [7 Ocak 2013] Gördük ki yer yerinden oynamıyor! ... [2 Ocak 2013] Siyasi irade yoksa çözüm de olmaz ... [28 Aralık 2012] Gulyabanilerden sarmısakla mı korunacağız? ... [20 Kasım 2012] Erdoğan'a bu soruyu sorarlar mı? ... [15 Kasım 2012] Örtülü ödenekte rekor artış ... [24 Ekim 2012] Allah müstahakını versin ... [23 Ekim 2012] Başbakan özür dilemelidir ... [16 Ekim 2012] 'Fire' değil özgür irade! ... [12 Ekim 2012] Filmin eğrisi doğrusuna denk gelmiş ... [21 Eylül 2012] İktidar ve muhalefete birer sorum var ... [15 Eylül 2012] Bırakın da aranızdan biraz rüzgâr geçsin ... [11 Eylül 2012] Bağımsız yargımızın 'vesikalık' bir fotoğrafı ... [31 Ağustos 2012] Dışişleri Bakanlığı TBMM'nin amiri mi? ... [22 Ağustos 2012] Amaç gerçeği öğrenmekse ... [16 Ağustos 2012] Bu günahın hesabını veremezsiniz ... [14 Ağustos 2012] Kaç Mehmet ölse yeterli olurdu? ... [31 Temmuz 2012] Mutlak iktidar mutlaka bozar ... [20 Temmuz 2012] Arkanda böyle bir hukukçu olunca! ... [16 Temmuz 2012] Onlar beğenmiyorsa her şey yasak! ... [13 Temmuz 2012] İstanbul yıkıldıktan sonra! ... [9 Temmuz 2012] Şu tutanakları açıklasanız da öğrensek ... [28 Haziran 2012] Türkiye'nin Dobuları ... [25 Haziran 2012] 'Sakin ve etkili güç politikası' ne demek? ... [22 Haziran 2012] PKK'ya silah bıraktırmak için yönteminiz nedir? ... [4 Haziran 2012] Herkesin her gün işlediği 'suç'! ... [1 Haziran 2012] Acaba bugün aklına ne gelecek? ... [15 Mayıs 2012] Bakan 'cilasız teftişe' çıkmalı ... [11 Mayıs 2012] Yeni 'dekoderimiz' Hüseyin Çelik oldu ... [26 Nisan 2012] Dünü bırakın bugünden söz edin ... [17 Nisan 2012] 'Aydınlık için bir dakika karanlık' meselesi ... [6 Nisan 2012] Dış politika ideolojik körlük ile malul ... [29 Mart 2012] Davayla ilgisi olmayan bir soru ... [20 Mart 2012] Adalette standart sorununu da unutmayalım ... [19 Mart 2012] Erbakan'ın serveti Akbil ve Deniz Feneri ... [7 Mart 2012] Bedeli küçücük çocuklara ödettirmeyin ... [14 Şubat 2012] 'Hukuk da bir yere kadar' anlayışı! ... [27 Ocak 2012] Başbakan 'kuzey'i neden bu kadar çok istiyor? ... [22 Aralık 2011] Bir demokraside böyle bir suç olmaz ... [7 Aralık 2011] Bu davayı hep birlikte izleyelim ... [1 Aralık 2011] Devlet yapamayınca çeteler devreye girer ... [25 Ekim 2011] Etnik kökenlerimizin ne önemi var? ... [6 Ekim 2011] Yargı saygı duyulmayı hak etmeli ... [1 Eylül 2011] Sap ile saman karıştırma uzmanları ... [30 Ağustos 2011] Yaşasın Adalet Bakanlığı! ... [5 Ağustos 2011] Bir, iki, üç de yetmez. Dört, beş, altı olsun! ... [23 Mayıs 2011] Bir karar verseniz iyi olacak ... [4 Mayıs 2011] 10 milyar dolar da benden olsun! ... [20 Nisan 2011] Bu sorunu yüzde 10 barajı yarattı! ...
Mehmet Y. YILMAZ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™