Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Doğu'nun sefaletinin temelinde yatan kuramsal yanılgı ve muhafazakârlık
20 Ağustos 2012, Merdan YANARDAĞ
, Merdan YANARDAĞ

Batı’nın “ilmini ve tekniğini alıp, kültürünü ve değerlerini reddetmek” anlayışı, ülkemizdeki sağcılığın, muhafazakârlığın ve dinciliğin temel tezidir. Öyle ki, Türkiye’nin ve bütün Doğu’nun (bu arada İslam dünyasının) geri kalmışlığının nedeni bu anlayışın gereğinin yerine getirilmemesine bağlanır. Burada sözü edilen yerel kültür ve değerlerin temelini ise din oluşturur. Dolayısıyla daha açık bir anlatımla, İslam dünyasının geri kalmışlığı, ilkelliği, sefaleti ve cehaleti –ki yeryüzünde gelişmiş tek bir İslam ülkesi yoktur- kendi değerlerinden uzaklaşmaya, Batı’nın etkisine girerek yozlaşmaya bağlanır.

Bu tutum tam anlamıyla bir zavallılıktır. Çünkü çözüm olarak daha fazla dine, yerel kültüre bağlanma önerilir. Siyasal İslamcıların ve bütün dincilerin tüm tezlerinin temelini bu yaklaşım ve/veya teori oluşturur. Ancak, Bu yaklaşımın Soğuk Savaş yıllarının bitimine kadar (1990’lar) taşıyıcıları muhafazakârlar ve sağcılar oldu. Bu nedenle klasik muhafazakârlık nedir ne değildir, bu pazar biraz yakından bakalım. Ne dersiniz?

***

Muhafazakârlık; var olanı “muhafaza etmek” yani “korumak” kökünden gelir. Bu yanıyla siyasal ve felsefi bakımdan sadece eski düzen savunusu değildir. Eski düzenin kurumlarının yeni düzende de devam etmesi gerektiğini ve bu kurumların zaman içinde kendiliğinden dönüşüme uğrayacağı görüşünü savunur. Radikal dönüşüme karşıdır. Son çözümlemede bir burjuva akım olan muhafazakârlık, tarihin akışına, toplumlara ve siyasal düzene devrimci müdahalelere karşı çıkar.

İdeolojik bir iç tutarlılığı yoktur. Gerçek anlamda temelleri 18. Yüzyıl sonlarında atılan muhafazakârlık, genelde kendisinin ideolojik bir akım olarak tanımlanmasına da karşı çıkar.

Klasik muhafazakârlık, Fransız Devrimi (1789) sırasında eski toplumsal kurumlara karşı yürütülen devrimci müdahaleler ile her türden siyasal radikalizm karşısında, aydınlanma ve modernleşmeye kuşkuyla bakan tutucu taşranın politik eğilimi olarak doğmuş ve şekillenmiştir.

Muhafazakârlık Aydınlanma felsefesine ve akılcılığa karşıdır. Bu yanıyla muhafazakârlar, gerçekte insanlığın ortaçağdan çıkışını sağlayan akıma ve felsefeye itiraz ederler.

Muhafazakâr ve İslamcı yazıcıların Aydınlanmanın karşısına koydukları “akıl” ise, sınırlandırılmış, sadece kutsal metinler içinde hareket edebilen ve dogmalar tarafından teslim alınmış bir akıldır. Dünyevi işlerde, toplumsal ve siyasal olaylarda, aklı değil nakli (vahiy) esas alma tutumudur.

***

Muhafazakâr akım kendi içinde bütünlüğe sahip değildir. Dinciliğe yaklaşan tutucu kanatları olduğu gibi, liberalizme yaklaşan eğilimleri de vardır. Değişimi ve toplumsal ilerlemenin kaçınılmazlığını gören bazı muhafazakâr hareketler, Aydınlanmaya akılcılığa, modernleşmeye, devrime ve değişime doğrudan eleştiri yöneltmek yerine, bu devrimlerin kimi sonuçlarına itiraz ettiler.

Dolayısıyla, muhafazakârlık değişimin kaçınılmazlığı karşısında duyulan bir çaresizlik halidir. Değişimin kaçınılmazlığını görmek  fakat onun hızına ve kapsamına itiraz etmektir. Bu anlamda muhafazakârlığı, devrimci ve radikal değişime yönelttiği itiraz yoluyla değişimin kendisini denetim altına alma çabası olarak da tanımlamak mümkündür.

Bu nedenle muhafazakâr akımı günümüze taşıyan ve daha gerçekçi olan bazı temsilcileri, esas olarak deneysel gerekçelerden hareket ettiler. Örneğin, Fransız ya da Türkiye’nin Cumhuriyet devrimine bütünüyle itiraz etmek yerine, kendi tezlerini bu devrimlerin kimi sonuçlarından yola çıkarak savundular. Felsefi ve tarihsel bir tartışmaya girmekten çok, Fransız ya da Türk Devrimi’nin ilkelerine en fazla bağlı kanadını oluşturan Jakobenlere, Jön-Türklere (İttihatçılara ve Kemalistlere) yani devrimciliğe saldırdılar.

Bu anlamda muhafazakârlar hiçbir zaman tarihi ve toplumları değiştiremezler. Gerçek anlamda hiçbir toplumsal ilerlemeye öncülük edemezler. 

***
Sonuç olarak muhafazakârlık, kapitalist modernleşme süreci karşısında, bu sürecin çözdüğü siyasal, toplumsal ve kültürel yapıların ve sınıfların gösterdikleri tepkiye dayanır. Temel talebi, bu kurumların toplumsal yaşamdaki yerlerinin sürdürülmesidir.

Muhafazakârların iktisadi bakımdan liberal kapitalizmle, başka bir anlatımla serbest piyasa ekonomisiyle ve özel mülkiyetle hiçbir sorunları yoktur. Tam tersine siyasal, kültürel ve felsefi bakımdan tutucu hatta dinci oldukları halde iktisat alanında aşırı liberal bir tutum içinde olabilirler.

“Batı’nın ilmini ve tekniğini alıp, yerel kültürü ve değerleri korumak” diye formüle edilen anlayış, aslında Doğu’nun ve İslam Dünyasının geri kalmışlığının en önemli nedenleri arasındadır. Çünkü Batı’yı Batı yapan şey, tam da muhafazakârların ve İslamcıların reddettikleri aydınlanma geleneği, akılcılık, felsefe ve laiklik gibi değerler, yani kültürdür.

Türkiye’deki Cumhuriyet deneyimi, aydınlanma devriminin Doğu’daki tek örneğiydi. Onu da boğdular.

(Yurt Gazetesi)

[Bu yazı 1668 kez okundu]
Merdan YANARDAĞ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [69]
[6 Eylül 2016] Derinleşen AKP darbesi ve muhalefetin aymazlığı! ... [2 Ağustos 2016] Güncel tehlike AKP darbesidir!* ... [13 Kasım 2015] Seçmen davranışı ve gönüllü kulluk ... [4 Kasım 2015] Hile ve kaos! ... [27 Temmuz 2015] Küresel gericiliğe karşı direniş ve Suriye! ... [20 Haziran 2014] Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ne yapmalı? ... [19 Mayıs 2014] Erdoğan görevden alınmalıdır ... [15 Mayıs 2014] Katliamın sorumlusu hükümettir! ... [12 Mayıs 2014] Başbakan iktidarı kaybetmekten korkuyor ... [14 Nisan 2014] 'CHP yönetimi muhasebeden kaçamaz' ... [7 Nisan 2014] Seçimlerin Siyasal ve Teknik Analizi ... [2 Aralık 2013] AKP-Cemaat çatışmasının siyasal kodları ... [6 Ağustos 2013] Polis devleti artık bir olgudur ... [31 Temmuz 2013] Ergenekon Davası'na yeniden bakmak ... [21 Temmuz 2013] Bir 'ibret-i âlem' örneği; Hanefi Avcı olayı! ... [16 Temmuz 2013] Mısır ve yeni gerici ideolojik hegemonya ... [2 Temmuz 2013] Gezi-Lice hattından karanfil kokulu günlere.. ... [16 Haziran 2013] Direniş ve başarıyı ıskalamamak ... [17 Mayıs 2013] Reyhanlı AKP politikalarının eseridir ... [29 Nisan 2013] 'Çözüm süreci' ve Türkiye'nin kritik dönemeci ... [16 Nisan 2013] Obama doktrini Ortadoğu ve Türkiye'yi nasıl etkiliyor? ... [9 Nisan 2013] Akil insanlar ve aydın sefaleti! ... [18 Mart 2013] Aydın ihaneti ya da yandaş aydınların dramı ... [11 Mart 2013] İmralı süreci ve Kürt sorunu üzerine tezler ... [4 Mart 2013] Türklük krizi ve milliyetçilik ... [25 Şubat 2013] Milliyetçilik tartışması ve gerici çözüm ... [3 Şubat 2013] Sol, ulusalcılık ve CHP'ye operasyon ... [20 Ocak 2013] Türkiye'de dönüşüm, bölgede yıkım ... [6 Ocak 2013] Kürt sorununda ilerici ve gerici çözüm ... [26 Aralık 2012] İslamcıların bıktıran mağduriyet edebiyatı ... [16 Aralık 2012] Silivri'nin kısa tarihi ve aydın olmak ... [21 Kasım 2012] Cinayet ... [11 Kasım 2012] Cumhuriyetçi muhalefet ve Kürt sorunu ... [12 Ekim 2012] SURİYE PROVOKASYONU VE AKP'NİN KİRLİ SAVAŞI ... [23 Eylül 2012] Balyoz, Cumhuriyetin solu ve Harbiye ... [9 Eylül 2012] Ulusal ve bölgesel bir tehdit ... [31 Ağustos 2012] Suriye krizi AKP iktidarının sonunu hazırlıyor ... [17 Ağustos 2012] Türkiye ve bölgede gerici dönüşümün şifreleri ... [16 Temmuz 2012] Liberallerin ve AKP'nin ülkücüleri! ... [13 Temmuz 2012] Muhafazakarlık üzerine notlar ... [6 Temmuz 2012] Evrim, devrim ve Suriye direnişi! ... [2 Temmuz 2012] Sefaletin medyası mı, medyanın sefaleti mi? ... [25 Haziran 2012] Türkiye neden ve nasıl dönüştürüldü ... [22 Haziran 2012] Çözümsüzlük ve PKK'nin karakteri ... [19 Haziran 2012] Gülen'in korkusu ve Cemaatin anlamı ... [14 Haziran 2012] Bin yıllık kavga ... [8 Haziran 2012] İktidar bloku dağılıyor mu? ... [4 Haziran 2012] İki örnek üzerinden aydın ihaneti ... [28 Mayıs 2012] Darbeler ve 27 mayıs ... [11 Mayıs 2012] Koalisyon sarsılıyor ... [4 Mayıs 2012] Berktay'ın yalanı ve 1 Mayıs 1977'nin perde arkası ... [26 Nisan 2012] Mankurtlaşan toplumlar ... [6 Nisan 2012] ABD'nin yeni stratejisi, Suriye ve AKP ... [25 Mart 2012] AKP iktidarı yolun sonuna geliyor! ... [19 Mart 2012] Ergenekon, NATO ve Afganistan ... [11 Mart 2012] AKP Hükümeti suçüstü yakalandı! ... [7 Mart 2012] Kemalizmin tasfiyesi ... [17 Şubat 2012] AKP-Cemaat iktidarı sarsılıyor mu? ... [20 Ocak 2012] Hrant'ın dostları kim? ... [23 Eylül 2011] Celladına Aşık Olmanın Zavallılığı! ... [20 Mayıs 2011] Beyaz adam ideolojisi, Modernleşme ve seçimler ... [13 Mayıs 2011] 'ABD projesi olarak AKP'nin yeni dili ve liberal hüsran! ... [22 Nisan 2011] Hile ile rejim değiştirmek! ... [15 Nisan 2011] Neden kaybettik, yine kazanabilir miyiz? ... [1 Nisan 2011] Palavrayı bitiren belge ve Savcı Öz olayı! ... [18 Mart 2011] Nedim, Ahmet ve ötekiler! ... [4 Mart 2011] Ergenekon'da son dalga, ortayolculuk ve Erbakan ... [21 Ocak 2011] Dink'in katili yeni Gladyo'dur! ... [7 Ocak 2011] Hizbullah düzeni, coplar demokrasisi ...
Merdan YANARDAĞ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™