Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Güzzzeeellll
17 Ağustos 2012, Mustafa Kemal ERDEMOL

İdris peygamber kendi elbiselerini kendisi diktiği için terzilerin, kalemi de ilk kez o kullandığı için yazarların da piri sayılır.

Yani ilk olmak böyle bir şey. Kaydını kuydunu kimin tuttuğunun önemi yok. İnsanlık her konunun ilk başlatıcısını merak eder. Önemli olan bu.

İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in ilk vukuatlarıyla karşılaştığımda aklıma gelen, onun da bir çok konuda ilk olabileceğiydi. İlklerin insanı olabilme yeteneği fark edilmeyecek gibi değildi çünkü. Yanıltmadı elbette. Bakanlığının ilk günlerinde not alınmadan akılda tutulamayacak çok ilginç cümleler kurmasıyla anımsıyoruz onu. “Ölenler ölmüşlerdir” tarzında kısa açıklamalar da yaptı bir ara. Medyanın yeni yıldızı olmaya aday türünden haberlere de konu oldu bakanlığının ilk dönemlerinde.

Gayet enteresan bir zat. Onca zaman devlet bürokrasisinde yer aldıktan sonra, nispeten biraz daha “özgür” sayılabilecek siyaset ortamında, dilini bu ortama uydurma çabası takdire layıktı elbette ama şirazeyi bir hayli aştığı da oldu, hala da oluyor. Depremzedeler için Van’da yapılan geçici konutları ziyareti sırasında, konut sakinlerine “saray gibi evlerde yaşıyorsunuz, gel dediğiniz yok” demesi, felaketi saadete çevirmede, bakırı altına çeviren simyacıdan farklı olmadığını gösteriyor. “İmtiyazsız, sınıfsız bir kitleyiz” diyerek, dünyada sınıfsız tek toplumun Türkiye’de olduğunu ilan eden Süleyman Demirel’i saymazsak, bu ilk.

Devlet görevlisi olma yetkisini kendisine güvene dönüştüren kaç kişi var onun gibi. Bir karşılama sırasında, “seni seviyorum” diyen bir yaşlı zata, “oyna da sevdiğini göreyim” demek devletin verdiği güçle, şişkin egonun karışımı tuhaf bir “güven”in söyletebileceği bir taleptir. Hiç kimse söyleyemedi bunu memlekette bugüne kadar. Bu ilk.

“Kürt sorunu diyorlar. Ben arıyorum sorun nerede bulamıyorum” dediğinde de çok takdir etmiştim onu. En azından, her ne kadar bulamıyorsa da, aramış olmasından etkilenmiştim. Bir “sorunu”, olmadığını kanıtlamak için arayan tek kişidir. Bu ilk.

Zeki olduğuna ilişkin ortak bir kabul var. Kimsenin göremediklerini görmesinden olsa gerek. Müthiş bir hissetme kabiliyeti, külyutmaz bir dikkat yeteneği olduğu da çok açık. Fark edilmeyecek gibi değil. Şu sözleri işte bu dikkate sahip biri söyleyebilir ancak: “Birileri saptırarak, kendine göre gerekçeler uydurarak teröre destek veriyor. Neyiyle veriyor, belki resim yaparak tuvale yansıtıyor, şiir yazarak şiirine yansıtıyor, günlük makale, fıkra yazarak oralarda bir şeyler yazıp çiziyor”. Söyledim bir daha söyleyeyim, cin gibi bir İçişleri Bakanı bu. Ressamın, şairin, yazarın içinde kaçmış bir “terörist” bulunduğunu ancak o anlayabilirdi. Bu ilk.

“Gaz bombaları zararsızdır, ihtiyaçlar doğrultusunda ihale ile yeteri miktarda gaz alımı yapılmaktadır” müjdesini halkına duyurması da “halka karşı sorumluluğun” örneklerinden biri olarak unutulacak gibi değil elbette. Katılınılan yürüyüşlerde, hak arama eylemlerinde hepimizin aklında “bu devletin elinde yeterince gaz bombası var mıdır acaba?” türü merakımızı gideren tek ama tek İçişleri Bakanı olması atlanacak bir şey değil. Vallahi bu ilk.

Dolayısıyla başta Metin Lokumcu olmak üzere kimi yurttaşlarımızın ölümlerine yol açan gaz bombasının aslında kimseyi öldürmeyeceğini vurgulaması doğal karşılanmalıdır İdris Naim Şahin’in. Hem eski vali hem bakan olarak bu konuda da bilgi sahibi olması kimseye garip gelmez, gelmemeli de. Hiç kimse gaz bombasını onun gibi tanımlamadı. “Tamamen doğal bitkilerden imal edilmiştir” dediğini duyan herhangi biri, gaz bombasından değil de, detoks atmaya yardımcı bir üründen söz edildiğini sanır. Yemin ederim bu ilk.

Dolayısıyla “ilk”leri de ifade eden İdris adının hakkını fazlasıyla veren biri olarak takdiri gerçekten hak ediyor içişleri bakanı.

Her ad gibi güzel olan İdris, Anadolu’da bir kiraz türünün de adıdır aynı zamanda. Severim böyle buluşmaları ben.

Yedim mi yemedim mi bilmem ama “kerestesi güzel bir kiraz türü” diye geçer tariflerde İdris kirazı.

Çok ama çok sevmiştim ben bu tarifi ilk duyduğumda.

Neymiş?

“Kerestesi güzel”miş.

Meyvesi dururken, kerestesini öven tarımcıya bin selam.

İdris Naim Şahin’e de.

(SolHaber)

[Bu yazı 1375 kez okundu]
Mustafa Kemal ERDEMOL

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [2]
Mustafa Kemal ERDEMOL
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™