Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Dağın altında 30 yıl!
17 Ağustos 2012, Umur TALU
, Umur TALU

Genelkurmay Başmanı iken, İlker Başbuğ geleneksel hamasi terör açıklamaları dışında bir “özeleştiri”de bulunmuştu yanılmıyorsam.

Şu mealde:

Dağa çıkışları önlemede başarısız kaldık.”

Yani “PKK’ya katılımları önlemede başarısız kalındı.”

 

***

 

Kabaca iki tefsiri var:

1. Yuh, terörle mücadelede, katılımları silah yoluyla önlemede başarısız kaldık.

2. Vah, bir kısmı elbet baskı, ama ciddi bir kısmı gönüllü olan bu katılımları sürdüren, arttıran şartları değiştirmede başarısız kaldık!

 

***

 

Bir an için bile olsa, sanki ikincisini de kast eder gibiydi.

Üstüne önce düşünülmesi gereken de zaten buydu.

Esasında 12 Eylül öncesinin bir çok “Kürt hareketi”ne karşı oluşturulmuş, önce onlarla (silahlı) mücadele etmiş (bu kısmı biraz karışık), üstelik ilk dönem yöneticilerinin (bugün de) ciddi kısmı Kürt de olmayan bir örgüt nasıl oldu da “Kürtlerin hakim örgütü” haline geldi?

Buna dair mutlaka fikirleriniz vardır.

Ama başka fikirlerin olduğunu da unutmayın!

 

***

 

Dikkat çekmek istediğim şu:

50 bin ölümüz” denen yahut “50 bin kişinin katili terörist başı” diye demeçler verilirken sayılan “elli bin”in 35 bini, hatta çok daha fazlası, devletin “ölü ele geçirilen, etkisiz hale getirilen terörist” diye adlandırdıkları.

Bir zamanlar kimi devlet adamının ara sıra “hepsi biçim evladımız” dediği.

Yılların “Bask meselesi”nde toplam sayı 800 kadar.

Burada sadece ölü sayısı 35 bini geçen “teröristler”den söz ediyoruz.

Özellikle 12 Eylül darbesinin işkencehanesi Diyarbakır Cezaevi’nden beri tutuklanan, mahkûm olan veya bir şekilde gözaltından geçenleri, gözaltından geçemeyen kayıpları, tamam “örgüt içi temizlikleri” de ekleyin.

Dünyada bu kadar çok “terörist” üretmiş başka bir memleket varsa, bir kenara onu, onları da yazın!

 

***

 

Baskın aracın, çok zaman amacın da “terör” olduğu, ama 30 yılda toplam “silahlı” sayısını bile sadece “terör örgütü”yle ifadenin yetersiz kaldığı bir meseleden söz ediyorsunuz!

Haklı öfkelerle, tepkilerle, infialle bile olsa, hep “terör, terör örgütü, terörizm” kavramlarıyla ifadeler bir şey izah etmiyor.

Bölgedeki (öyle ya da böyle) desteği konuşmadan bile.

Devletin, terörle mücadelenin başarısı” belki bunun daha da, daha da büyümemesidir!..

Eğer toplamda 50 bin, “terör örgütü”nde 35 binden fazla ölü ile hapishanelerdeki binlerce, meydanlardaki, sandıklardaki yüz binlerce insan, bunca kan “başarısızlık” değilse!

Bir devletin, bir tarihin “başarısı” sadece neyi ne kadar önlediğiyle değil…

En çok neyi ne kadar çözebildiğiyle; ayrıca, bizatihi neye ne kadar sebep olduğuyla da ölçülür.

Bunun bir ölçüsü de…

35 bin (cezaevleriyle belki iki katı) “etkisiz hale getirilen”e rağmen, “etkisi süren”, yeni katılımları mümkün bir yapı…

Başlarındakiler hariç, “ortalama örgüt ömürleri” on yılı, kendi ortalama ömürleri 30’u pek bulamayanların yerini 30 yıldır yeni çocuklar ve gençlerle dolduran bir örgüt.

 

***

 

Hüseyin Aygün iki günlük “kaçırılma”dan, “çok sayıda gencin dağdan inmek istediği” mesajıyla geldi.

Şu sıra PKK’nın pek “barışçı” bir havası olmadığına, tam tersi, Suriye yangını ve Türkiye’de olan bitenler gölgesinde, “Alevi meselesi”ne de yayılma arzusu bulunduğuna göre; belki kendi izlenimi, kendi kanaati, belki temennisi, hayali.

(Aygün’ün yakın zamanlarda örgüte aldığı sert tavırlar da unutulmadan.)

Ama her halükârda “50 bin ölümüz”ün manası şu:

En az 50 bin hanede, kaybedilmiş evlatların, yitirilmiş babaların, yok olmuş kardeşlerin isimleri, resimleri, hatıraları, acıları, öfkeleri, hayalleri mevcut.

En az 50 bin hanede...

Acı ve öfke kendini yeniden üretiyor.

Elbette “en az”

Neredeyse hepsi sıvasız hanelerden on binlerce akraba ve arkadaşı, yüz binlerce komşuyu, köylüyü, hemşeriyi bütün duygularıyla katın.

Başarısızlık” sadece dağa çıkışı önlemekte değil…

Yüz binlerce hanenin dağın altında kalışını; kanı durmayan yüreklerden her yörede sıradağlar yükselişini (hala) seyretmekte!

Lakin bunca ölüsünden, acısından değil; güvenlik harcamalarının bilinmesinden ürken, denetimden kaçıran bir devlet halimiz ve ricalimiz mevcut ya!

(Habertürk)

[Bu yazı 1550 kez okundu]
Umur TALU

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [41]
[8 Haziran 2013] Demokrasi diye bir baş belası! ... [2 Haziran 2013] Topçu Kışlası Vesayeti ... [3 Mayıs 2013] Kelimelerin azabı! ... [27 Nisan 2013] Barış, hukuksuz olmaz! ... [9 Nisan 2013] Tarih, sınıf, gaz! ... [4 Mart 2013] Künyemizde 50 bin ölümüz. Bünyemiz Barış sayıklar! ... [8 Şubat 2013] Hattını, haddini bilmek... İncirlik, Kürecik, Patriotçuk! ... [3 Şubat 2013] Canlı bomba, patlama, can! ... [30 Ocak 2013] Bin yıl süren andıç ruhu! ... [27 Ocak 2013] Haddini, kıymetini, kıyametini bileceksin! ... [23 Kasım 2012] Devlet sırrı dediğin, kanlı tarihin kara kutusu! ... [9 Kasım 2012] Cinnet vatan! ... [30 Ekim 2012] Ne bu şiddet be Celâl! ... [23 Ekim 2012] Raporlu demokrasi! ... [29 Eylül 2012] Anlamadığım şudur: ... [6 Eylül 2012] Bi gidin yahu! ... [1 Ağustos 2012] Sen utanmıyorsan. Ben utanıyorum! ... [29 Temmuz 2012] Artık size kalmış! ... [14 Temmuz 2012] Limana gelmesin de cana gelsin! ... [30 Haziran 2012] Uf olmuş ama zaten puf olmuş! ... [26 Haziran 2012] Dün gemi olur, bugün uçak! ... [16 Haziran 2012] Bu vatanın ekmeğini yemek... Bu vatanın emeğini yemek! ... [1 Haziran 2012] Hem dert çok, hem mert (pek) yok! ... [6 Mayıs 2012] Astlar, kastlar. Dostlar, postlar! ... [29 Nisan 2012] Yol aynı, yolculuk aynıdır! ... [13 Mart 2012] Bir yumruk çok mu! ... [3 Mart 2012] Gölgen peşini bırakmaz! ... [12 Şubat 2012] 10'uncu Yıl Marşı! ... [15 Ocak 2012] Bin yıllık çoğunluk! ... [30 Aralık 2011] Cinnet cehennemin ölü canları ... [25 Aralık 2011] Kimine kıyak kimine dayak! ... [9 Aralık 2011] Hayat bilgisi! ... [27 Kasım 2011] Bir adım demokrasi, bir adım geri! ... [14 Eylül 2011] Arap baharı, Türk yazı! ... [1 Eylül 2011] Demokrasinin sonu! ... [20 Ağustos 2011] 30'uncu yıl ağıtı! ... [11 Ağustos 2011] Şiddetleri ortak, kaderiniz ortaktır! ... [5 Ağustos 2011] Ölü çocuktan al haberi! ... [21 Temmuz 2011] İşte budur! ... [17 Temmuz 2011] Çokça, bir derviş gibi ... [19 Haziran 2011] İç hizmet, dış hezimet! ...
Umur TALU
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™