Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Aynı boyut
15 Ağustos 2012, Hüsnü MAHALLİ
, Hüsnü MAHALLİ

Cumhuriyet öncesi ve sonrasında tüm ayaklanmaları bir yana bırakarak direkt olarak PKK'ya geldiğimizde Türkiye neredeyse 33 yıldır bu örgütle uğraşıyor. Bu uğraşta şimdiye kadar 40 bin kadar insan öldü. 33 yıllık süre içinde gelen tüm hükümetler bu sorunu çözme konusunda kararlılık gösterisi içinde olmuş ama sorun bırakın çözülmeyi daha da karmaşık bir hal almıştır. Bu da gayet doğal. Çünkü 'Çözeceğiz' diyenler ve çözüm için reçete yazan politikacılar, aydınlar ve medya PKK olayının yalnızca Türkiye'nin değil, bölgesel ve uluslararası bir sorun olduğunu hep unuttular.
Örneğin 12 Eylül sonrasında Şam'a kaçan Abdullah Öcalan ve yandaşları kısa bir süre içinde Bekaa'da (Lübnan) örgütlenerek Türkiye için bir tehlike olabileceklerini kanıtladılar. Oysa o dönem Fırat meselesinden dolayı Öcalan'a destek veren baba Esad yönetimi kendi Kürtlerinin haklarını görmemezlikten geliyordu. Saddam ile ilişkileri bozuk olan baba Esad benzer şekilde Irak muhalefetinin bir parçası olarak Barzani ve Talabani'ye de sınırsız destek veriyordu. PKK ile savaşan Türkiye aynı zamanda Saddam için PKK kadar tehlikeli olan Barzani ve Talabani'ye yardım ediyor ve bu yardımı farklı boyutlarda hep devam ettirerek onların bugünkü duruma  gelmelerini sağlamıştır. İran ile savaş halinde olan Saddam, 1986'da Türkiye ile imzaladığı anlaşma sonucu Türk ordusuna Irak'ın içine girerek PKK'lıları takip etme izni vermişti. Türk ordusu ise o günden sonra 26 kez Kuzey Irak'a girerek PKK'ya karşı operasyon yaparken Mesut Barzani dolaylı-dolaysız PKK'ya yardım ediyordu. Ancak Türkiye 1997'de Talabani'ye karşı Barzani'yi destekleyince bu kez Barzani'nin peşmergeleri PKK ile çatışmaya başlayacaktı. Benzer olaylar İran için de geçerli. Örneğin 1980-1988 döneminde Saddam ile savaş halinde olan İran, kendi Kürtlerine nefes aldırmazken Barzani ve Talabani'ye hep kucak açmış ve Saddam'a karşı direnmelerine destek vermiştir. Oysa Şah 1974'te Basra Körfezi'nde iki ada karşılığında Kürtleri Saddam'a satmıştı. Ülkeden kaçan İranlı Kürtler ise Kuzey Irak Kürt bölgesinde barınmaktadırlar. Tıpkı Türkiye'den kaçan ve 15 yıldır Mahmur Kampı'nda barınan PKK yanlısı Türkiyeli Kürtler gibi. İran'ın bu tavrına karşın Saddam da İran karşıtı Halkın Mücahitleri Örgütü militanlarına her türlü destek vererek karşılık vermeye çalışıyordu. Şimdilerde ABD'nin İran'ı rahatsız etmek için Kuzey Irak'a taşımaya çalıştığı örgütün o zaman Bağdat yakınındaki kamplarında binlerce militanı vardı. Tıpkı PKK'nın Kandil kampları gibi. İran'ın Saddam ile yaşadığı bu karmaşık ilişki bir dönem için Türkiye için de geçerliydi. İran devriminden sonra kaçan tüm muhalifler ve özellikle Halkın Mücahitleri liderleri ve militanları İstanbul'daydı. BU hatırlatmaları bir yana bırakarak bugüne gelelim. Bağdat ile ilişkilerinin giderek kötüleşmesine rağmen Ankara, Kuzey Irak Kürt Federe Bölgesi ile ilişkilerini her alanda ve derinlemesine geliştiriyor. Maliki'nin dediği gibi 'Türkiye bu bölgeye bağımsız bir devlet olarak davranıyor.' Oysa aynı Türkiye özerklik isteyen PKK ya da BDP'ye karşı savaş açmış durumda. Yine Kuzey Irak'taki Kürt Federe Bölgesi ile muhabbetini koyulaştıran aynı Türkiye, Kuzey Suriye'deki olası Kürt Federe Bölgesi'ni bir savaş nedeni olarak ilan ediyor. Kuzey Suriye'de Kürtlerin sahip olabilecekleri konumu kabullenmeyen Türkiye  bir yandan PKK konusunda Esad'ı suçluyor diğer yandan Esad için PKK kadar tehlikeli olan Hür Suriye Ordusu'na her türlü desteği veriyor. Oysa daha 18 ay öncesine kadar Ankara ile Şam ve Tahran arasında PKK'ya karşı olağanüstü işbirliği vardı.
Özetle yine Türkiye, İran, Suriye ve Irak Kürt kartı üzerinden politika üretiyor ve birbirine karşı bu kartı kullanmayı sürdürüyorlar. Yani ders alan yok. Durum böyle olunca sorunun gerçek yaratıcısı olan emperyalist ülkeler, ki şimdi hepsi Türkiye'nin NATO müttefikleri, doğal olarak bu kartı daha zekice kullanıyor. İsrail ise tüm bu küçük ve büyük oyunların tam merkezindedir. Ta ki Türkler, Kürtler, Araplar ve  Acemler akıllarını başlarına toplayıp ortak bir uzlaşmaya varıncaya kadar. Çünkü hiç kimse kendi Kürt sorununu tek başına çözemez. Yoksa adı ne olursa olsun Kürt sorunu bu coğrafyada bir yüz yıl daha hepimizi üzerek oyalar. Belki de bu nedenle emperyalist ülkeler 92 yıl önce Sevr'i askıya alıp önceliği Filistin'de bir Yahudi devletine vermişlerdi! Yoksa bizlerin iki yüz yıl Kürt sorunu ile uğraşacağımızı biliyorlar mıydı!!!

(Akşam)

[Bu yazı 1364 kez okundu]
Hüsnü MAHALLİ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [52]
[5 Kasım 2015] AKP için çalışanlar ... [2 Kasım 2015] İdeal demokrasi ... [19 Ekim 2015] "Bak fena yaparım" ... [14 Ekim 2015] Buyurun cehenneme ... [11 Ekim 2015] "Türkiye'yi Bekleyen Tehlike Hayal Edilemeyecek Kadar Büyük" ... [3 Ekim 2015] Buyurun savaşa ... [30 Temmuz 2015] Esad sizi savundu ... [27 Temmuz 2015] Külliyen yalan ... [20 Temmuz 2015] Sahte Bayramlar ... [13 Temmuz 2015] Bir ihtimal var! ... [8 Temmuz 2015] Sıcak mı! ... [6 Temmuz 2015] Ekstra rezalet ... [2 Temmuz 2015] Kanı kan ile yıkamak-2 Obama'nın sopası ... [28 Haziran 2015] Utanın ulan! ... [8 Haziran 2015] Cennet-Cehennem. ... [19 Mayıs 2015] Ne düştü? ... [29 Nisan 2015] Kimin savaşı? ... [19 Ocak 2015] Hakiki Cihat ! ... [15 Ocak 2015] Yalan makinesi ... [6 Ocak 2015] Sahtekarlık ... [22 Aralık 2014] Emir Hazretleri ... [15 Aralık 2014] İşkence-işkembe ... [27 Kasım 2014] Yassssak! ... [9 Ekim 2014] İdeolojik saplantı ... [24 Eylül 2014] Velev ki takas! ... [4 Eylül 2014] IŞİD-PKK! ... [25 Ağustos 2014] İflah olmaz ... [19 Ağustos 2014] Kim doğurdu IŞİD'i? (2) ... [18 Ağustos 2014] Kim doğurdu IŞİD'i? (1) ... [19 Temmuz 2014] Propaganda malzemesi Gazze ... [14 Temmuz 2014] Paralel işler ... [11 Temmuz 2014] Pembe yalanlar -2 ... [10 Temmuz 2014] Pembe yalanlar-1 ... [8 Temmuz 2014] Nereden nereye? ... [4 Temmuz 2014] Profesyonel ... [26 Haziran 2014] Muhalefet! ... [23 Haziran 2014] 100 yıl oldu! ... [17 Haziran 2014] Çaresiz zavallılar. ... [16 Haziran 2014] Demokrasi IŞİD doğurdu ... [12 Haziran 2014] Demokrasi IŞİD doğurdu ... [9 Haziran 2014] Bedel ödemek! ... [2 Haziran 2014] Hep çelişki ... [12 Mayıs 2014] Din hikâyeleri ... [21 Nisan 2014] Kimin katilleri? ... [7 Nisan 2014] Benim senaryo ... [25 Mart 2014] Haydi savaşa!... ... [27 Şubat 2014] Dağılan Şanzıman ... [14 Kasım 2013] Özerk PYD ... [21 Ekim 2013] Hep Çelişki ... [3 Ekim 2013] İdeoloji mi? ... [26 Eylül 2013] Sınır ... [22 Ağustos 2013] Entel sorunu ...
Hüsnü MAHALLİ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™