Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Kaç Mehmet ölse yeterli olurdu?
14 Ağustos 2012, Mehmet Y. YILMAZ
, Mehmet Y. YILMAZ

AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, CHP’nin TBMM’yi toplantıya çağırması üzerine şunu söyledi:
 

Birkaç Mehmet’i şehit etti diye örgütün her gün Türkiye’nin gündemini oluşturmasına müsaade etmemeliyiz. Bizim hassasiyetimiz budur.”

“Hassasiyetin
” ölçüsüne dikkatinizi çekmek isterim!

Merak ettim TBMM’nin terör konusunu enine boyuna konuşması için kaç Mehmet’in ölmesi gerekiyor, “birkaç Mehmet” yetmediğine göre?

Kuşkusuz ki bu yazının mürekkebi kurumadan Çelik yeni bir açıklama yapıp, “şehitleri saygısızlık etmek istemediğini, her vatan evladının kaybının önemli olduğunu” söyleyecektir.

“Dilim sürçtü” AKP tarzı siyaset yapmanın en önemli savunma aracı çünkü.

Ama her sürçen dilin gerisinde, bilinçaltına itilmiş benzer bir düşüncenin olduğu gerçeğini değiştirmiyor bu durum.

Zaten, yardımcılığını yaptığı kişi de şehit düşen askerin yakınlarına “Askerlik yan gelip yatma yeri değildir” dememiş miydi?

‘Bunlar beklediğimiz şeyler’ imiş!

CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün’ün kaçırılmasının ardından, “tutuklu milletvekilleri” sorunumuza bir de “kaçırılan milletvekili sorunu” eklenmiş bulunuyor.

Devlet büyüklerimiz her zaman olduğu gibi yine “işin peşinin bırakılmayacağını, sonuna kadar meselenin takip edileceğini” filan söylüyorlar ama bundan önce kaçırılan askerlerden, kaymakamdan hâlâ bir haber de yok.

Yani bundan önce ne olduysa kuvvetle muhtemel ki yine aynı şey olacak: Kaçıranlar milletvekilini canları isterse bırakacaklar, istemezlerse tutmaya devam edecekler. Tıpkı daha önce kaçırılanlarda olduğu gibi!

Milletvekilinin kaçırıldığının duyulmasının ardından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan yaptığı açıklamada şöyle konuştu:

Hüseyin Bey şu anda kaçırılmış vaziyette. Tabii kimler kaçırmıştır, nasıl oldu, bu konuda ancak tahminler var.”

Başbakan’ın bunu söylediği saatlerde dünya âlem kaçırma eylemini gerçekleştirenlerin kimler olduğunu biliyordu.

Başbakan da biliyordu tabii, çünkü bu cümlenin hemen ardından şunu söyledi:

Bu tabii bölücü terör örgütünün neler yapmak istediğini ortaya koyması bakımından çok önemli. Onun için, bunlar beklediğimiz şeyler ve güvenlik güçlerimiz takiptedir. İnşallah kısa zamanda netice alırız.”

Merak ettim, madem “bunlar beklediğimiz şeyler”, neden gerekli önlemler alınmadı?

Ülkenin Başbakanı böyle şeylerin olabileceğini tahmin ediyor ama emrindeki devlet gücünü bu iş için seferber etmek yerine öylece oturup “bekliyor”!

Ustalık” dönemi, tam bir çuvallama dönemine dönüşüyor.

Arınç’ın iftarında konuşulan suikast konusu

BAŞBAKAN Yardımcısı Bülent Arınç, gazetelerin Ankara temsilcilerini iftara davet etmiş ve iftardan sonra da değişik konularda sohbetler edilmiş.

Bir gazeteci “suikast meselesini” sorunca da Arınç, “Mehmet Yılmaz’ın pazartesi yazıları” ifadesini kullanarak “Artık ayıp kaçıyor” demiş.

O iftarda doğal olarak yoktum ama bir arkadaşım bana bununla ilgili küçük bir bilgi notu gönderdi. Benim öğrendiğim şeyleri sizin de bilme hakkınız var, onun için bu notu sizlerle paylaşacağım. Elbette Arınç’ın bu konuda söylediklerine de bu köşede yer vermezsem doğru bir iş yapmış olmam diye düşünüyorum.

Arkadaşımın notuna göre Arınç şöyle konuşmuş:

Üç sene geçti. O gün (yakalananlar) iki kişiydi. Sonra 3, 5, 8 kişi sorgulamaya alındı. Üçü tutuklama istemiyle sevk edildi, onlar da mahkemeden serbest kaldı. Bizim açımızdan sorun yok. Manisa’daydım veya İzmir. Ankara’ya gelince Emniyet müdürünü anlattı. Kiralanmış arabayla 20 gün evin çevresinde dolaşıldı. İhbar oluyor. Sivil kıyafetle. Emniyet de geliyor. Direnç  gösteriyorlar. Fotokopi kâğıdını görüyorlar. Bizim evin adresi yazılı... Güya yutmaya çalışıyor. Ama bir şekilde çıkarıyorlar. Adım yazmıyor ama evin tam adresi var. Suikast lafını kullanmadım gözetleme amaçlı dedim. Evgözetleniyorsa, bu subaylar özel harpte görevliyse, araçlar kiralıksa, adresim çıktıysa birbirine eklediğinizde herhalde bu gözetleme amaçlı diye düşündüm.  Elimi çektim. Bir-iki sene geçti herkes merak ediyor. Kozmik odada arama yapılması ilgiyi artırdı. Dikkat çeken kozmik oda oldu. Aramalar bir ay mı sürdü.
Ne çıktı ne çıkmadı. Elde edilen bir şey var mı? Soru önergeleri oldu, Bakan cevap verdi. Bakın diyor ki Adalet Bakanı derdesttir. İçeriğiyle ilgili bilgi veremeyiz. Ya takipsizlik olabilir ceza hukukunda öldürdüm demek yeterli değil. Tüm soruşturmalardan öyle bir şey ortaya çıkmalı ki illiyet bağını kurabilmelisiniz. İki şey olabilir: İddianame tanzim edebilirsin ya da yeterli delil bulunamazsa takipsizlik verebilirsin. Hukuk içinde kabul ederiz. Ama sonuçlanmadı. Ben sormadım. Beni çağırıp şikâyetiniz var mı demediklerine göre. Benim arayıp sormam Arınç da savcıyla ne konuştu diye karşıma gelir.”

(Hürriyet)

[Bu yazı 1620 kez okundu]
Mehmet Y. YILMAZ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [63]
[17 Nisan 2014] Başbakan Başsavcı Başyargıç! ... [21 Şubat 2014] Alaturka Baas rejimine bir adım daha! ... [31 Ağustos 2013] Nasıl bir kalp bıraktın, bilir misin ardında? ... [25 Haziran 2013] Yüzleri kızarmadan asla anlatamazlar ... [24 Haziran 2013] Halkı ikiye bölme suçu! ... [8 Haziran 2013] Kişi başı terörist sayısında dünya birincisiyiz! ... [6 Mayıs 2013] 'Hukuk' siyasetin elinde 'guguk' olunca ... [15 Nisan 2013] Paket paket adalet! ... [9 Nisan 2013] Hainleri Belirleme Enstitüsü! ... [20 Mart 2013] Ergenekon'un kolları nereye kadar uzanıyor? ... [11 Mart 2013] Gerçekten anayasa hukuku okumuş olabilir mi? ... [26 Şubat 2013] Bir torba dava daha mı geliyor? ... [25 Şubat 2013] Paket paket adalet! ... [15 Şubat 2013] Bu memlekette 'kâğıt' asla kaybolmaz ... [15 Ocak 2013] MİT bu ihbarları neden bugüne kadar sakladı? ... [7 Ocak 2013] Gördük ki yer yerinden oynamıyor! ... [2 Ocak 2013] Siyasi irade yoksa çözüm de olmaz ... [28 Aralık 2012] Gulyabanilerden sarmısakla mı korunacağız? ... [20 Kasım 2012] Erdoğan'a bu soruyu sorarlar mı? ... [15 Kasım 2012] Örtülü ödenekte rekor artış ... [24 Ekim 2012] Allah müstahakını versin ... [23 Ekim 2012] Başbakan özür dilemelidir ... [16 Ekim 2012] 'Fire' değil özgür irade! ... [12 Ekim 2012] Filmin eğrisi doğrusuna denk gelmiş ... [21 Eylül 2012] İktidar ve muhalefete birer sorum var ... [15 Eylül 2012] Bırakın da aranızdan biraz rüzgâr geçsin ... [11 Eylül 2012] Bağımsız yargımızın 'vesikalık' bir fotoğrafı ... [31 Ağustos 2012] Dışişleri Bakanlığı TBMM'nin amiri mi? ... [27 Ağustos 2012] Milletin vekilinden saklanan nedir? ... [22 Ağustos 2012] Amaç gerçeği öğrenmekse ... [16 Ağustos 2012] Bu günahın hesabını veremezsiniz ... [31 Temmuz 2012] Mutlak iktidar mutlaka bozar ... [20 Temmuz 2012] Arkanda böyle bir hukukçu olunca! ... [16 Temmuz 2012] Onlar beğenmiyorsa her şey yasak! ... [13 Temmuz 2012] İstanbul yıkıldıktan sonra! ... [9 Temmuz 2012] Şu tutanakları açıklasanız da öğrensek ... [28 Haziran 2012] Türkiye'nin Dobuları ... [25 Haziran 2012] 'Sakin ve etkili güç politikası' ne demek? ... [22 Haziran 2012] PKK'ya silah bıraktırmak için yönteminiz nedir? ... [4 Haziran 2012] Herkesin her gün işlediği 'suç'! ... [1 Haziran 2012] Acaba bugün aklına ne gelecek? ... [15 Mayıs 2012] Bakan 'cilasız teftişe' çıkmalı ... [11 Mayıs 2012] Yeni 'dekoderimiz' Hüseyin Çelik oldu ... [26 Nisan 2012] Dünü bırakın bugünden söz edin ... [17 Nisan 2012] 'Aydınlık için bir dakika karanlık' meselesi ... [6 Nisan 2012] Dış politika ideolojik körlük ile malul ... [29 Mart 2012] Davayla ilgisi olmayan bir soru ... [20 Mart 2012] Adalette standart sorununu da unutmayalım ... [19 Mart 2012] Erbakan'ın serveti Akbil ve Deniz Feneri ... [7 Mart 2012] Bedeli küçücük çocuklara ödettirmeyin ... [14 Şubat 2012] 'Hukuk da bir yere kadar' anlayışı! ... [27 Ocak 2012] Başbakan 'kuzey'i neden bu kadar çok istiyor? ... [22 Aralık 2011] Bir demokraside böyle bir suç olmaz ... [7 Aralık 2011] Bu davayı hep birlikte izleyelim ... [1 Aralık 2011] Devlet yapamayınca çeteler devreye girer ... [25 Ekim 2011] Etnik kökenlerimizin ne önemi var? ... [6 Ekim 2011] Yargı saygı duyulmayı hak etmeli ... [1 Eylül 2011] Sap ile saman karıştırma uzmanları ... [30 Ağustos 2011] Yaşasın Adalet Bakanlığı! ... [5 Ağustos 2011] Bir, iki, üç de yetmez. Dört, beş, altı olsun! ... [23 Mayıs 2011] Bir karar verseniz iyi olacak ... [4 Mayıs 2011] 10 milyar dolar da benden olsun! ... [20 Nisan 2011] Bu sorunu yüzde 10 barajı yarattı! ...
Mehmet Y. YILMAZ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™