Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
'Ağrı Dağı' efsanesi
28 Temmuz 2012, İnci HEKİMOĞLU
, İnci HEKİMOĞLU

Suriye Ulusal Konseyi üyelerinin yaptığı açıklamaları gözünüzü kapayıp dinlerseniz, konuşanın AKP’li bir bakan hatta Başbakan Erdoğan olduğunu sanırsınız.  AKP iktidarı ile aynı ideolojik perspektifle ve aynı üslupla konuşuyorlar. Adeta birer küçük Erdoğan olmuşlar.

PYD’yi ve PYD’ye yakın olan Kürtleri  “marjinal gruplar”, “çapulcular” gibi sıfatlarla tanımlamanın yanı sıra, kısmi ya da tam bağımsız bir Kürt bölgesine asla izin vermeyeceklerini söylüyorlar. Buna özerklik talebi de dahil. 

Örneğin Suriye Ulusal Konseyi üyesi Mahmud Osman, evrensel, demokratik ve tüm halkların eşit ve özgür yaşayabileceği bir Suriye değil, “ümmet” ekseninde bir yönetim hayalini ağzından kaçırıyor ama hemen ardından “Suriye halkı yönetim biçimini kendi belirleyecektir” sözleriyle toparlamaya çalışıyor.  AKP iktidarı ile aynı hayali paylaşan bir kısım Suriye Ulusal Konseyi üyelerinin  tek farkı, niyetlerini gizlemeyi becerecek ‘usta’lığa henüz ulaşmamış oluşları.

Son tahlilde Kürtlere bakışlarında Esad’dan da Erdoğan’dan da farkı olmayan Konsey’le, Esad devrilse bile Suriye’de barışçı ve demokratik bir yönetimin oluşmayacağı, Esad’dan sonra da çok kan döküleceği açık.

Öte yandan Suriye Kürtleri bağımsızlık değil, Suriye sınırları içinde özerklik talepleri olduğunu söylemelerine rağmen, Başbakan Erdoğan, kendi sınırları içinde yaptığını Suriye’de de yapmaya kalkıyor. 

Suriyeli Kürtlere, yani ‘ümmetçi’ Kürtlere özerklik dâhil ‘evet’ ama kendi denetimi dışındaki, ‘solcu’ ve PKK ideolojisindeki Kürtlere ‘hayır’ diyor.

Peki bu politika Türkiye’de iflas etmişken hâlâ niye ısrarlılar?

Niye hâlâ Kürtleri böl-yönet yöntemiyle kontrol edebileceklerine inanıyorlar?

Üstelik Barzani öncülüğünde oluşmuş önemli bir birlik ortaya çıkmışken…

Çünkü iktidarını küresel güçlerin desteğine daha da ötesi milliyetçi, mezhepçi savaş politikalarına bağlamış hükümet, özgürlükçü ve demokratik bir zeminde kaybedeceğini düşünüyor. Tıpkı Esad gibi…   
 
Kendi Kürtlerini mutlu edemeyen Erdoğan, şimdi Suriye Kürtlerini korkutup, tehdit ederek özerk bir yapılanmayla örnek oluşturmalarını engellemeye çalışıyor. Bir yandan da gündem içinde yeterli ilgiyi göremeyen iki yeni Kürt partisiyle suyun akışına baraj koymaya çalışıyor.

Bir süre önce tahliye ettiği katiller sürüsünü siyasete girip, Kürtler arasında yeni bölenler yaratmaları için desteklerken, bir yandan da  BDP’nin tüm kadrolarını içeri alarak boşalttığı alanı  Hizbullahçılara tahsis ediyor.

Yeni bir tehlikeli oyun oynuyor. Suriye’deki tüm etnik ve mezhepsel çatışmaların izdüşümünün olduğu, akrabalık bağlarının bulunduğu Türkiye’yi bir kıvılcımla ateş topuna dönüştürecek atmosferi kendi elleriyle hazırlıyor.
 
BDP’yi tasfiye etmek uğruna yasal, ya da yasa ötesi her yöntemi deneyen bu iktidarın emniyet güçlerinin ne kadar ileri gidebileceğini gördük sanıyorduk ama “Ağrı KCK” davasında ortaya çıkan skandal, en ağır örneklerden biri oldu.

Katliamcıların serbest bırakılmasıyla başlayan, muhaliflere gözdağı politikası bir işkencecinin Emniyet’in en önemli görevine terfi ettirilmesi skandalıyla sürerken, bundan da beter yeni bir skandal “Ağrı KCK” davasında ortaya çıktı.

Onlarca kişinin tutuklanmasına dayanak gösterilen “Ağrı Dağı” kod adlı  ‘gizli tanık’ın aslında hiç olmadığı ortaya çıktı.

Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada sanık avukatları, “Ağrı Dağı” kod adlı gizli tanığın dinlenmesini talep etti. Mahkeme heyetinin Ağrı Emniyet Müdürlüğü’nde yazı yazarak, sorduğu “gizli tanık”la ilgili şu yanıt geldi: “Böyle biri yok”.

Peki o ifadeleri kim uydurdu?

O ifadelere dayanılarak tutuklananlara ne olacak?

Daha kaç davada böyle ‘gizli tanıklar’ uyduruldu?

Merak ediyorum, bu hükümette hiç mi cesur ve koltuk hırsıyla körleşmemiş kimse yok?

Biri de çıkıp, bu gidişatın sonunun ‘bir başka bahar’ olacağını söyleyemiyor mu?

Söyleyemiyorsa istifa edecek kadar vicdanı ve onuru yok mu?

Eğer, bu toplumun yarısının oyunu almış iktidar mensupları bunu yapamıyorsa, zaten AKP de, ‘Ağrı Dağı’  kadar yalan demektir.

(Yurt Gazetesi)

[Bu yazı 1733 kez okundu]
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™