Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Parçalanmaya doğru
24 Temmuz 2012

Lazkiye merkezli yeni bir devlet kuracağı öne sürülen Esad’ın altı kentin kontrolünü Kürtlere bırakması dikkat çekti

Londra’da yayımlanan Eş Şarkül Evsat gazetesinde yer alan habere göre Esad, merkezi Lazkiye olan bir Alevi devleti kurmanın hazırlığı içinde. Bu planın gerçekleşmesi, güçlü bir Suriye olmasındansa küçük bir Alevi devletinin varlığını kabul edecek olan İsrail’i ve dolayısıyla ABD’yi de çok rahatlatır. Esad’ın Batı’ya ve Türkiye’ye karşı hamlesi sayılacak asıl çıkışı ise önceki gün ülkenin kuzeyindeki tam altı kentin kontrolünü Kürtlere vermesi oldu.


Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad ile ülkeyi yöneten güçlerin, uluslararası baskılar karşısında rejimin düşmesi halinde, şimdikinden daha küçük bir Alevi devleti kurma planları gerçekleşebilir. Bir öngörü olmaktan çıkan planın hayata geçirilebileceğine ilişkin önemli bir kanıt Londrada yayımlanan Eş Şarkül Evsat gazetesinde yer alan haber olabilir pekâlâ. Gazeteye göre Esad, sanıldığı gibi merkezi Şam değil Lazkiye olan bir Alevi devleti kurmanın hazırlığı içinde. Bu, bu ülkenin tarihini bilenler açısından çok da olanaksız bir gelişme değil. Bir Alevi devleti kurma planı, Suriyenin 1923te Fransız egemenliğine geçtiği dönemde de gündeme gelmişti. 1930 yılında Fransızlarca kurulan Lazkiye Sancağı adını taşıyan Alevi devleti altı yıllık bir aradan sonra kurulan Suriye devletine katılmıştı.

Eğer bu planı hayata geçirmek isterse Esadın yapacağı ilk iş, Sünni nüfusu, Alevi devletinin sınırları kabul ettiği alanların dışına çıkarmak olacak. Yani ülkenin Humus, Hula, El Haffe ve Tiremise gibi Sünni ağırlıklı kentlerindeki nüfusu değiştirmesi gerekecek. Her ne kadar muhaliflerin iddiası da olsa Merkez Bankası rezervlerinin Şamdan Tartus kentine taşınması söz konusu planın bir parçası gibi değerlendirilebilir. Bu planın gerçekleşmesi, güçlü bir Suriye olmasındansa küçük bir Alevi devletinin varlığını kabul edecek olan İsraili elbette çok rahatlatır. Dolayısıyla ABDyi de. Parçalı, küçük etnik ya da dini temellere dayalı devletçikler emperyal güçler açısından tabii ki tercih edilebilir yapılar. Eğer bu gerçekleşirse, Suriye Birinci Dünya Savaşının hemen sonrasındaki haline de gelmiş olacak. Suriye Fransız egemenliğine girdiğinde küçük devletlerle yapılara bölünmüştü. Şam Devleti, Halep Devleti gibi devletçiklerin yanı sıra Dürzilerin egemenliğindeki Cebel Dürzi yönetimi, 1936da Türkiyeye katılacak olan Hatay devleti bu parçalı yapının unsurlarıydı.

Bu yakın gelecekte gerçekleşmesi olası bir öngörü elbette.

Son bir haftadır ise Suriyenin bazı konularda haklı olduğunu kanıtlayan gelişmeler yaşandı. Suriyenin Türkiyeye yakın sınır kapılarının kontrolünü ele geçiren muhaliflerin kendilerini El Kaide mensubu olarak tanıtmaları, İslamcı terör örgütünün Suriyede aktif olduğu yolundaki Suriye tezini doğrulayan bir gelişme oldu. Hem Batı ülkeleri hem de Suriye yönetimi, ülkede El Kaidenin varlığına zaman zaman dikkat çekmişler ancak Batı, El Kaideyi Suriye işbirlikçisi olarak değerlendirmişti. Şamın buna yanıtı ise sürekli olarak muhaliflerin aslında El Kaide yanlısı olduklarını söylemek olmuştu. AFPnin önceki gün yayımlanan ancak başka kaynaklarca doğrulanmayan bir haberinde Suriyenin Bab el Hava sınır kapısını ele geçiren selefi militanlar, İslam devleti ilan ettiklerini duyurdular. Suriye yönetimi aylardır muhalefetin demokrasi ya da özgürlük talebi olmadığını, Suriyenin İslamcılaştırma politikasıylabir mezhep kavgasının içine çekilmek istendiğini söyleyip durmuştu. Suriye yönetiminin aylardır yaptığı uyarılar, ülkede mevcut olduğu iddia edilen kimyasal silahların İslamcıların eline geçeceği korkusunu duyan ABD, Batı ile İsrailin kulağına nihayet gidebildi. İsrail ve diğer emperyal güçler, şimdi Suriyede var olduğu iddia edilen kimyasal silahların İslamcıların eline geçmemesi için ortak müdahale planları yapıyor.

Kürt kartını şimdi oynadı

Esadın karşı hamlesi sayılacak asıl çıkışı ise önceki gün ülkenin kuzeyindeki tam altı kentin kontrolünü Kürtlere vermesi oldu. PKKnin Suriye kolu olarak bilinen Demokratik Birlik Partisine (PYD) bağlı güçlerin Kobani, Amude, Efrin, Terbaspi, Aynel Arap ile Derik kentlerini ele geçirdiğini açıklaması, üstelik bu kentleri hiçbir çatışma yaşanmadan alması, Suriyenin bu bölgeleri Kürtlere teslim ettiğinin bir göstergesi olarak kabul ediliyor. Baba Esad zamanından beri var olan Şam merkezli daha küçük bir Alevi devleti kurma planının belki de yaklaştığı günlerde, bu yeni devletin sınırlarının dışında kalan, yani Suriye Kürdistanı olarak bilinen bölgeler bunlar. Batılıları değilse bile Türkiyeyi çok zor durumda bırakacak taktik açıdan başarılı bir adım bu.

11 Haziran 2011de imzalanan Erbil Anlaşması uyarınca Kürt Ulusal Konseyi ile Batı Kürdistan Konseyi bu bölgeleri beraber yönetecekler. Bu da Kuzey Kürdistandan sonra bir de Güney Kürdistan oluşması anlamına geliyor. Tüm bu gelişmeler sürpriz değil, çünkü Suriyedeki Kürt grupları ülkedeki muhalefet gruplarının içinde hiçbir zaman yer almadılar. Hatta yer yer Esadı destekledikleri bile oldu. Şimdi ise Irak Kürdistan bölgesinde yıllardır yaşanmış olan süreci belki de hiç yaşamadan, kısmen özerk bir Kürdistan sınırlarına sahip oldular. Esad yönetimi, Hafız Esaddan bu yana Suriyenin elindeki birçok kartı yerinde ve zamanında oynama becerisini bir kez daha göstermiş oldu.

MUSTAFA K.?ERDEMOL

[Bu yazı 1256 kez okundu]
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™