Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Yoğunlaştığı yer, inceldiği yerdir
14 Temmuz 2012, Metin ÇULHAOĞLU
, Metin ÇULHAOĞLU

24 Ekim 2009 günü bu sayfada yayınlanan yazımda sermaye sınıfının egemenliğinin mutlaka ve mutlaka mekâna da egemen olmayı gerektirdiğini söylemeye çalışmıştım.

Güncelleyerek kısa bir geri dönüş: Eğilim, sermaye sınıfının ya da daha genel olarak üst sınıfların kendi yaşam alanlarını toplumun diğer kesimlerinden yalıtmaları, korunaklı adacıklara çekilmeleri yönündedir. Kuşkusuz bu durum, sermaye egemenliğinin toplumun en geniş kesiminden çekilmesi, burayı boşaltması anlamına gelmemektedir. Sermaye, bu geniş alandaki egemenliğini iki yolla sürdürür: Önce, temel ya da “altyapı” olarak meta ilişkileri, sonra da Devlet ve onun “zor aygıtları”.

Kuşkusuz en genel anlamıyla “yönetim”, merkezi Devlet dışında yerel yönetimler eliyle de sağlanır. Ancak, bu yazıda özellikle dikkat çekmeye çalışacağım belirli bir saptama olduğundan yerel yönetimleri bir kenara bırakacağım.

Saptama şudur: Günümüz Türkiye’sinde Devlet, küçülmek veya alanını daraltmak şöyle dursun, mekân (yerellik) üzerindeki egemenliğini daha da pekiştirici adımlar atmaktadır ve 2012’nin Türkiye’si bu yanıyla 1930’lara giderek daha çok benzemektedir. Bugünün Türkiye’si, siyasal iktidar/Devlet örtüşmesinde başka herhangi bir döneme göre en fazla 1930’lara yakın düşmektedir.

Örneğin, bugün il valilerinin aynı zamanda resmen AKP İl Başkanı olmalarına gerek yoktur; fiilen öyledirler, öyle davranmaktadırlar.

Sonuçta, mekân üzerindeki egemenliğin temeli olan meta ilişkilerinin kendi sınırlarını zorlaması (“kentsel dönüşüm”, kamusal alanların metalaştırılması vb) dışında mekân üzerine bir de Devletin yerel ayakları çullanmakta, “nefes almak” güçleşmektedir.

Ancak, bu egemenlik yoğunlaşması ilk bakışta “nefes almayı” güçleştirir görünse bile, gün gelip kendi kuyusunu kazdırtacak zayıf noktalar, boşluklar ve gerilimler de barındırmaktadır.

Tam bu noktada bir parantez açalım ve soruyu soralım: Türkiye’de toplumsal muhalefetin yükselmesinde “yukarıdan aşağıya” ve “aşağıdan yukarıya” dinamikler arasında bir ağırlıklandırma ve önceliklendirme yapılabilir mi?

“Yukarıdan aşağıya” derken kastedilen, herhangi bir yerellikle değil ülke ölçeğiyle tanımlanan siyasal öznelerin genel anlamdaki fikriyatı, değerlendirmeleri, tespitleri, politikaları ve fiilleri-eylemleridir. “Aşağıdan yukarıya” dinamik ise, “yukarıdan” gelenden etkilenme derecesi farklılık göstermek üzere, genel olanın özele yansımalarından, yereldeki gerilimlerden, çelişkilerden kaynaklanan ve somut bürünümlerine de asıl olarak yerelliklerde ulaşan hareketlenmelerdir.

Sorunun yanıtını sonraya bırakırsak, parantezden sonra yapılabilecek tespit de şöyle: Mekâna egemenliğin günümüzdeki yoğunlaşması ve bu yoğunlaşmanın AKP=Devlet şeklinde yerelliklerin üzerine çökmesi, tamamen politikleşmiş ve kadrolaşmış mülki amirlerin tasarruflarını yüklenilmesi gereken “zayıf noktalar” olarak ön plana çıkarmaktadır.

Artık karşımızda, Bursa’yı uluslararası kapitalizmin ucuz emek cenneti, Kızılay maden suyu ili Afyon'u Yeşilaycı kent, Isparta’yı “nur turizmi” merkezi yapmayı misyon edinmiş Valiler vardır. Başbakan’ın halka erzak vb dağıtan kamyonların şoför mahallinde görmek istediği Valiler, yeri geldiğinde 30’ların valileri kadar ceberut da olabilmektedirler. İşçiye, emekçiye, Kürde, Alevi’ye, giderek laik duyarlılıkları olan yurttaşlara karşı bilenmiş kılıçlarını ya sağa sola savurmakta ya da şimdilik kınlarında tutmaktadırlar. Yarın, örneğin yeni ders yılı açıldığında, 4+4+4’e, okulların imam hatibe çevrilmesine, din derslerine vb karşı tepkilerini ortaya koyanlara yönelik “tasarruflarını” hep birlikte göreceğiz.

***

“Parantez sorusuna” yeniden dönelim.

Türkiye’de “yukarıdaki” öznelerin kotarmaya çalıştıkları toplumsal muhalefetin bugünkü en büyük açlığı, aşağıdan, yerellerden, mekânlardan yükselecek hareketlenmeyedir. Eksik olan ve açlığı duyulan, dinamiğin bu yanıdır. Dikkat edilirse, burada “yukarıdan” özneleri, oluşumları ve fiilleri sıfırlayıp her şeyi “aşağıdan” gelecek olana bağlamak söz konusu değildir. Söylenen, özellikle şudur: “Merkezi öznelerin” fikriyatında, tespitlerinde, söylemlerinde, politikalarında ve fiillerinde şu an için herhangi bir değişiklik, eksen veya ağırlık kaydırma gereği yoktur; kritik nokta, merkezi öznelerin bu konumlarının “aşağıdan” gelen hareketlenmelerle buluşmasıdır ve özellikle mülki amirleriyle (ve bunların tasarruflarıyla) “yerellikler”, bu buluşma açısından ciddi bir potansiyel taşımaktadır.

Yani, (egemenliğin) yoğunlaştığı yer, aynı zamanda inceldiği yerdir.

(SolHaber)

[Bu yazı 1070 kez okundu]
Metin ÇULHAOĞLU

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [31]
[29 Eylül 2015] Analiz ve siyaset ... [30 Ağustos 2014] Başbakan Davutoğlu? ... [11 Ocak 2014] Karı koca arasına girilmez ... [2 Ekim 2013] Paket ve 'ortam sürekliliği' ... [31 Ağustos 2013] Tanrı (ve ABD) yanındayken bile... ... [29 Ağustos 2013] Ramazan endişeleri ... [16 Temmuz 2013] Kuşak fırsatı ... [8 Haziran 2013] Kitlesel hareketlenme: İlk tespitler ... [23 Nisan 2013] Önce marazileşme sonra meczuplaşma ... [9 Nisan 2013] Âlemin keyfi yerinde yine maşallah ... [27 Mart 2013] 'Hassas dönem' için gözlemler ve saptamalar ... [25 Aralık 2012] Sosyalizm hacıyatmaz mı? ... [23 Eylül 2012] AKP: Yolun sonunda mı? ... [7 Eylül 2012] Madalyonun iki yüzü ... [31 Ağustos 2012] Üçüncü Dünya Savaşı ... [25 Ağustos 2012] Güle güle Metin ... [11 Ağustos 2012] Alışmamız gerekiyor! ... [4 Ağustos 2012] Çok da karmaşık olmayan bir denklem ... [16 Haziran 2012] Eşitsiz gelişme ... [8 Haziran 2012] Siyasette iki gündem bir strateji ... [1 Haziran 2012] Tarassut noktaları ... [24 Mart 2012] Osmanlı: Dönelim de hangi dönemine? ... [25 Şubat 2012] ABD strateji fukarası mı? ... [18 Şubat 2012] "Devletin tepesinde neler oluyor?" (*) ... [3 Aralık 2011] Bir kez daha: Süreklilik mi, kopuş mu? ... [3 Eylül 2011] Durum çok mu umutsuz? ... [27 Ağustos 2011] Türkiye solcusunun çilekeş bir insan olarak portresi ... [6 Ağustos 2011] Bir Ortadoğu Vizyonu ... [25 Haziran 2011] Kilitlenme ve "Yıldızın Parladığı Anlar" ... [23 Nisan 2011] Rota nereye? ... [21 Ocak 2011] Beş soruda AKP ve Liberaller ...
Metin ÇULHAOĞLU
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™