Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Kürt taleplerine, Türklerin cevabı
2 Temmuz 2012, Kadri GÜRSEL
, Kadri GÜRSEL

Geçen çarşamba Nazlı Ilıcak’ın Beylerbeyi sırtlarındaki evinde bir grup köşe yazarı ile Kürt siyasetinin önde gelen isimleri akşam yemeğinde buluştu.
Kürt siyasetçiler, BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, DTK Eş Genel Başkanı Ahmet Türk, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, BDP Eş Başkan Yardımcıları Meral Danış Beştaş ve Filiz Koçali idiler.
Köşe yazarları olarak da Mehmet Altan, Oral Çalışlar, Sedat Ergin, Nuray Mert, Altan Öymen, Amberin Zaman ve bendeniz vardık.
Kürt siyasetçiler, Ilıcak’ın mükemmel ev sahipliğinde yaklaşık beş saat süren sohbet sırasında, Kürt sorununa siyasi çözümden ne anladıklarını açıkladılar. Çözümün “barış”, “adalet” ve “eşitlik” olmak üzere üç başlıkta, eş zamanlı olarak ele alınmak suretiyle sağlanabileceği mesajını verdiler.
Kısaca, Kürt sorununun çözülmüş varsayılması için PKK’nın silah bırakmasını yeterli gören anlayışın yanlışlığını vurguluyorlar ve “Barış konusunda mesafe kat etmek için adalet ve eşitlik konularında da aynı anda mesafe kat etmek gerekiyor, yoksa barış olmaz” diyorlar.
Kürt siyasetçiler, barış görüşmelerine paralel olarak, “eşitlik” konusunun ele alınacağı bir “anayasa komisyonu” kurulmasını, oradan çıkacak anayasada ise Kürt bölgesine adem-i merkeziyetçi yapıda bir “statü” tanınmasını istiyorlar. Özerklik anlayışlarını, “ekonomik, kültürel ve sosyal alanlardaki yerel ihtiyaçları tespit etme yetkisine sahip yerel meclislerin kurulması” olarak özetliyorlar.
“Anadilde eğitim hakkı”nda ısrarlılar.
Türk etnisitesine dayalı ulus devletin yerini alacak bir Türkiyeliliğin bile kendilerini kucaklayabileceğini söylüyorlar.
“Adalet” konusunda da isteklerini “90 yılda bu ülkede çok kan aktı, bunlarla artık helalleşmek gerekiyor” diye özetliyorlar.
Kürt siyasetçilerin bu yaklaşımının, “Oslo Protokolleri” ile paralele yakın bir içerikte olduğunun altını çizmek gerekiyor.
Şimdi sıra geçenlerde katıldığım bir toplantıda hakkında bilgi sahibi olduğum bir kamuoyu araştırmasının bazı sonuçlarını paylaşmaya geldi. Bugüne kadar Türkiye’de Kürt sorunu konusunda yapılmış en kapsamlı araştırma bu... Gerçi tarihi biraz eski; 2011’in aralık ayında yapılmış ama sonuçları hayli irkiltici ve düşündürücü.
Araştırma kuruluşu, bunun “müşteriye özel” bir çalışma olduğunu belirtti ve bu nedenle sonuçlarını adlarının yazılmaması koşuluyla paylaştı.
Diğer taraftan, bu kuruluşun Türkiye’deki en prestijli birkaçı arasında yer aldığını bilmelisiniz.
48 ilde 6516 hanede yürütülen araştırmaya göre Türkiye genelindeki Kürtlerin yüzde 23’ü bağımsızlık istiyor, yüzde 77’si istemiyor.
Kuruluşun başkanı “İki yıl önce ayrılıkçıların oranı yüzde 6 ila 7 seviyesindeydi” diyor. Dikkat çekici bir artış bu...
Çalışma, Uludere katliamından birkaç hafta önce yapılmış; dolayısıyla ayrılıkçıların oranında katliamın etkisiyle bir artışın meydana gelmiş olduğu varsayılabilir.
Yine ülke genelinde Kürtlerin yüzde 56’sı özerklik istiyor. Bu oran 2009’da yüzde 21 imiş.
Kürtlerin yüzde 65’i ana dilde eğitim, yüzde 56’sı da Kürtçenin “resmi dil” olmasını talep ediyor.
Gelelim Türklere...
Türklerin yüzde 75’i Öcalan’ın idamını istiyor.
Türklerin yüzde 95’i Kürt özerkliğine “hayır” diyor. “Kürtlere daha fazla hak ve özgürlük verilmesi hangi sonuçları doğurur?” şeklinde, Türkiye geneline yöneltilen soruya cevaplarında, “bölünme olur” diyenlerin oranı yüzde 42, “iç savaş çıkar” diyenlerinki de yüzde 30... “Demokrasi gelişir” diye cevap verenler ise sadece yüzde 9,7... Onlar da büyük çoğunlukla Kürtler.
Türkiye’de yaşanan hızlı kopuşu gözler önüne seren bir tablo bu.
Bu şimdilik siyasal bir kutuplaşma. Önlem alınmazsa etnik bir kutuplaşmaya da dönüşebilir. Bu tablodan kati ayrışma yerine yeni bir “ortaklık modeli” çıkmasının ancak bir paradigma sıçraması ile mümkün olabileceğini düşünüyorum.
Türk toplumunun, özellikle de laik kesimin, Kürtlere ve Kürt taleplerine bakışı olumlu yönde büyük bir sıçrama yaşamadığı sürece Türkiye’de siyaset dengelenemeyecek, kopuş ve ayrışma dinamikleri daha da güçlenecek.
Laik kesimlerin kendi geleceklerine, Türkiye’nin rejimine ve üniter devlete dair kavrayışları bu bağlamda dramatik biçimde değişmek zorunda.
“Paradigma değişimi” konusuna girmeye kalan yer müsait değil. Gündem de müsaade ederse bu konuyu bir sonraki yazıya bırakıyorum.

(Milliyet)

[Bu yazı 1370 kez okundu]
Kadri GÜRSEL

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [44]
[1 Eylül 2013] Katile 'katil' deyin, beladan da uzak durun ... [24 Haziran 2013] 'AKP'nin Yükselişi ve Düşüşü' ... [31 Aralık 2012] Devletin ve milletin arkasına saklanmayın ... [24 Aralık 2012] Meşru gücünün sınırlarında ... [6 Eylül 2012] Haber adem, Türkiye badem ... [3 Eylül 2012] 'Son'a kadar Davutoğlu'yla ... [30 Ağustos 2012] Bir ülke işte böyle parçalanır ... [27 Ağustos 2012] PKK'nın stratejik derinliği ... [16 Temmuz 2012] Basın özgür değilse, kimse özgür değil ... [9 Temmuz 2012] Laik Türkler daha iyisini hak edebilir ... [28 Haziran 2012] Milletin meselesi, nasıl 'milli mesele' olur? ... [14 Haziran 2012] Seçmeli Kürtçe: Çok az, çok geç ... [28 Mayıs 2012] Başkanlık sistemi zararlı ve tehlikeli ... [27 Mayıs 2012] Zombiler karşısında gergin ve endişeli ... [17 Mayıs 2012] Cemaat Fener'i ele geçirmek istemiyor ... [6 Mayıs 2012] Video komplosu: Kim kazandı, kim kaybetti? ... [29 Nisan 2012] Olmayan demokrasi ihraç edilemez ... [26 Nisan 2012] Ankara'nın tek ortağı Barzani ... [25 Mart 2012] Emzik planı ... [19 Mart 2012] Türkiye'nin imajını bozanlar kimlerdir? ... [15 Mart 2012] O gazeteciler dışarıda, gazetecilik hâlâ hapiste ... [8 Ocak 2012] İran için vakit çok geç (Davutoğlu için de...) ... [22 Aralık 2011] 'Soykırım Yasası'na AB kalkanı ... [1 Aralık 2011] Böyle özür dilenmez ... [20 Kasım 2011] Türkiye-İsrail Yeniden düşünmek -1- ... [13 Kasım 2011] Kürt cinini şişeye tıkmak ... [3 Kasım 2011] ABD Irak'tan çekilirken... ... [15 Eylül 2011] Savaştan söz etmenin dayanılmaz hafifliği ... [11 Eylül 2011] Gazze 'milli dava' değildir ... [11 Ağustos 2011] Hakikaten, polisin dağda ne işi var? ... [4 Ağustos 2011] Askerin 'dönüş bileti' yok mu sanıyorsunuz? ... [17 Temmuz 2011] Anlamsız savaş, popülist siyaset ... [7 Temmuz 2011] 'Üç Büyükler' düzenine operasyon ... [26 Haziran 2011] Meclis, 17 yıllık hatasını telafi etmeli ... [23 Haziran 2011] 'Sıfır sorun': Halep oradaysa arşın burada ... [19 Haziran 2011] Alevi'yse ne var bunda? ... [6 Haziran 2011] 'Müslüman demokrasi' palavrasının sonu ... [26 Mayıs 2011] Seks kasetleri: Nereden biliyorsun? ... [23 Mayıs 2011] Demokrasi için, 'gücü azaltılmış Erdoğan' ... [21 Nisan 2011] 'Yüzde 10' barajı, istikrarın düşmanı ... [11 Nisan 2011] Arap baharı, Kürt yazı ... [3 Nisan 2011] Türkiye Cemaat'e büyük geldi ... [28 Şubat 2011] Müslüman demokrasi iş başında ... [31 Ocak 2011] 'Mısır İslam Cumhuriyeti' ...
Kadri GÜRSEL
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™