Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Bir Türk bir Kürt'ü severse!
3 Ocak 2011, Cüneyt ÜLSEVER
, Cüneyt ÜLSEVER

GEÇEN hafta sürekli iki dillilik üzerine yazdım. Büyük tesadüf, aynı anda Filiz Aygündüz’ün “Kaç Zil Kaldı Örtmenim?” (Doğan Kitap-Aralık 2010) adlı sıcacık anı-romanını da okudum.

Aygündüz’ün romanı sanki “İki ayrı dilde eğitim bizi birbirimizden tamamen koparır” tezimin yaşanmış doğrulanmasıydı.
Filiz Aygündüz 23 yaşında, 1995′te bir öğretmen olarak Diyarbakır-Silvan’da yaşadıklarını romanlaştırmış.
Anılarını saygı uyandıran bir samimiyet içinde ve çok lezzetli bir dille ama en önemlisi başarılı bir roman kurgusu içinde anlatmış.
Anılar sıralanmış anlatımlar değil, neden-sonuç bağlantısı içinde bir bütün hikâye oluşturuyorlar.
Onun için bu kitap bir roman.
* * *
Gencecik bir İstanbullu öğretmen, temel öğretisi ile Silvan’da yaşadıkları birbirine hiç uymayan bir insan; öte yanda terör, dünyanın en güzel yaratıkları çocuklar ve duçar olunan (istemeden içine düşülen) bir aşk!
Filiz’in maşuku Mehmet Hoca Silvan’da bir bilge adam, bir güven kaynağı, sırtını dayayacağı koskoca bir kaya.
Mehmet Hoca dev gibi bir adam, mini minnacık Filiz’i seviyor.
Bu sevgi Filiz’i uçuruyor.
Ancak, birliktelikleri İstanbul’a taşındığında dev gibi adam küçülüyor, İstanbul’un altında yok oluyor.
Saf ve temiz kız İstanbul buluşmasının ardından sormadan edemiyor:
“Ben mini minnacık bir adamı mı sevdim?”
* * *
Mehmet Hoca aydın bir Kürt olarak Türkçeyi de Kürtçeyi de biliyor ama galiba Filiz’le bir türlü ortak dertleri/kaygıları/korkuları paylaşamıyorlar.
İkisi de esasında devamlı korkuyor ama farklı şeylerden korkuyorlar.
Mehmet Hoca’nın zihin haritası Silvan’a göre inşa edilmiş, aynı haritanın İstanbul’u çözmesi mümkün değil.
Tıpkı üniversiteyi İstanbul’da okuduğu halde; uzun yıllar süren taşra hayatından sonra İstanbul kendisine çok büyük gelen rahmetli dayım gibi!
* * *
Filiz Örtmen öğrencileri ile de doğru dürüst diyalog kuramıyor. Minicik yavrular ya Türkçeyi hiç bilmiyorlar ya da yarım yamalak konuşuyorlar.
Ama, yürekleri Filiz Örtmen’e sığınmaya apaçık, ona güvenmeyi çok istiyorlar, keşke o da bir gün bırakıp gitmese…
Filiz Örtmen kendisine yüreğini açan çocukları terk etmemek için benliğinde çok uğraşıyor ama o da, diğer örtmenler gibi, bir gün çekip gidiyor.
Zira, nasıl ki Mehmet Hoca İstanbul’a ait değil, zihin kodlarında İstanbul’la baş etme çözümleri yok, Filiz Örtmen de Silvan’a ait değil, zihin kodlarına Silvan’la baş etme yöntemleri kazınmamış.
“Kaç zil kaldı örtmenim?”
Çocuklar da, Filiz Örtmen de, Mehmet Hoca da biliyorlar ki, bu maceranın bir son zili var, o çalınca herkes ait olduğu yere gidecek.
Mehmet Hoca kendi deliğine, Filiz Örtmen ana kucağına, çocuklar dağa!
Çocuklardan tek tük yırtanlar olursa, onlar da kâr hanesine yazılacak!
* * *
Filiz Aygündüz bana 210 sayfalık romanında değme filoloji, sosyoloji, kültür araştırmaları kitabının öğrettiğinden çok şeyler öğretti. Zira, o yaşanmışı anlatıyor.
Hayatın bizzat doğrulamadığı hiçbir kanaat bilgi değildir!
Milliyet Gazetesi kültür-sanat servisi müdürü, Milliyet Sanat ve Milliyet Kitap’ın genel yayın yönetmeni Filiz Aygündüz sadece edebi eserleri değerlendiren/tanıtan bir yönetici değil, meğerse kendisi bir romancı imiş!
Romancılığa devam et Filiz!

(Hürriyet 02.01.2011)

[Bu yazı 2342 kez okundu]
Cüneyt ÜLSEVER

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [54]
[30 Eylül 2014] RTE IŞİD konusunda "mış" gibi yapıyor! ... [9 Eylül 2014] Köprüden önce son çıkış: Haziran 2015! ... [4 Eylül 2014] Yeni Türkiye'nin İlerleme Raporu ... [21 Ağustos 2014] İstihbarat oyunları: Merkel RTE'ye ne mesaj veriyor? ... [24 Temmuz 2014] Her mağrur bir gün mağduriyeti tadacaktır! ... [26 Eylül 2013] Anormalin normalleşmesi ... [22 Ağustos 2013] Yenildik ama boyun eğmedik! ... [6 Ağustos 2013] Ergenekon davası ışığında yakın tarihimiz ... [16 Temmuz 2013] Ahmet Davutoğlu'nun monşer düşmanlığı! ... [2 Temmuz 2013] 'Laiklikte ısrarlı olmayan demokrasi' teorisi çöktü! ... [25 Haziran 2013] Bir yükseliş ve çöküş hikayesi! ... [23 Nisan 2013] Bu nasıl barış? ... [18 Nisan 2013] Sivil vesayetin resmini yapan yargıç! ... [15 Nisan 2013] Barış için tek yol genel aftır! ... [11 Nisan 2013] Zırva tevil götürmez! ... [9 Nisan 2013] Hazır 63 akilli adam yakalamışken! ... [2 Nisan 2013] PKK ne ister? ... [19 Mart 2013] Bilim ile din aynı kaba sığmaz! ... [1 Mart 2013] Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı ... [21 Şubat 2013] Turist Ömer uzayda! BDP Karadeniz'de ... [2 Şubat 2013] Çelişkiler yumağı bir başbakan ... [25 Ocak 2013] İntikam! ... [6 Ocak 2013] Mertlik ne yana düşer asker, gurur ne yana ... [20 Kasım 2012] HSYK töhmet altında kalmıştır ... [16 Kasım 2012] Ne dediğini bilmeyen başkan adayı! ... [1 Kasım 2012] Türkiye fetret* dönemine girdi! ... [30 Ekim 2012] CUMHURUN GÜCÜ NE VALİ TANIR, NE PADİŞAH! ... [23 Ekim 2012] DEVLET YALAN SÖYLER Mİ? ... [18 Ekim 2012] Cumhurbaşkanı vesayetine mi gidiyoruz? ... [4 Ekim 2012] Tansu Çiller: Daha önceleri neredeydiniz? ... [25 Eylül 2012] BALYOZ DAVASI VE WIKILEAKS BELGELERİ ... [6 Eylül 2012] Çapsızlığı baş tacı etmiş ülke! ... [24 Ağustos 2012] Davutoğlu politikalarına vahim bir örnek ... [14 Ağustos 2012] Biz gazetecilere yuh olsun! ... [10 Ağustos 2012] Nefret üzerinden yapılan siyaset hüsrana uğramaya mahkûmdur ... [31 Temmuz 2012] SORULAN SORU GERİ ALINAMAZ ... [27 Temmuz 2012] Bir Ahmet Davutoğlu analizi ... [24 Temmuz 2012] Ortadoğu'da vaziyet-i umumiye ... [20 Temmuz 2012] CHP'nin ev ödevi: Değişirken devam etmek ... [5 Temmuz 2012] Türkiye'de en etkin muhalefet: Fenerbahçe! ... [4 Temmuz 2012] AHMET DAVUTOĞLU'NA BASİT BİR SORU ... [29 Haziran 2012] Rusya Yeni Osmanlı'ya kürtaj yaptı ... [14 Haziran 2012] Belki haddini aşan bir yazı ... [6 Haziran 2012] Gündem yaratmanın dayanılmaz ağırlığı ... [4 Haziran 2012] Seçimli otokrasi ... [30 Mayıs 2012] Başbakan basına sövüyor, bizimkiler oralı değil ... [1 Nisan 2012] "Dostun bir fiskesi pareler beni" ... [20 Mart 2012] Üç aşamalı Suriye politikası ... [13 Mart 2012] Abant'ta Anayasa konuşuldu ama hukuk unutuldu! ... [16 Şubat 2011] Odatv baskınının düşündürdükleri ... [1 Şubat 2011] Endişeli muhafazakârlar ... [2 Aralık 2010] Wikiat! (Bildiklerim aklıma takılanlardır) ... [23 Kasım 2010] Tahran'a pirince giderken Lizbon'da. ... [24 Ekim 2010] Adaletin bu mu Adalet Bakanı? ...
Cüneyt ÜLSEVER
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™