Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Yeniden Tahrir Meydanı Ama...
25 Haziran 2012, Ergin YILDIZOĞLU
, Ergin YILDIZOĞLU

Mısırda Anayasa Mahkemesi önce Mübarek döneminin son başbakanı Şefikin, başkanlık seçimlerinde Müslüman Kardeşlerin (MK) adayı Morsinin karşında aday olmasının önünü açtı. Sonra genel seçimleri iptal ederek meclisin yetkilerini Askeri Konseye devretti. Geçen hafta başkanlık seçimlerinin sonuçları beklenirken Konsey yeni bir kararnameyle başkanlık kurumunun yetkilerini büyük ölçüde sınırladı.

Mısırda Tahrir Meydanı da geçen hafta sonunda yeniden rejim karşıtıkalabalıklarla doldu. Ama bu kez önemli, hatta ibret verici bir fark var. Tahrir Meydanı ilk kez dolduğunda devrimci dalgaya katılmayarak meydandakileri son ana kadar yalnız bırakan, sonra da eski rejimle anlaşarak, onlara ihanet eden siyasal İslam (MK ve Selefi akım), şimdi eski rejime karşı onların desteğini istiyor.

Gerçekçi olmayan bir iyimserlik...

Bu ibret verici gelişme, beni pek gerçekçi olmayan bir iyimserlikle, Mısır Devriminde yeni bir dönem mi başlıyor sorusunu sormaya itti.

Mısır Devrimi ilk başladığında 1848 devrimlerine benzetiyordum: Avrupada 1848 demokratik halk devrimlerinde, mülk sahibi sınıflareski rejimleanlaşarak devrimin halkçı, hatta emekçi ruhuna, bu ruhun destekçilerine ihanet ettiler, devrimi öldürdüler. İki haftadır MKnin başına gelenleri, Tahrir Meydanı ruhunu canlandırma çabalarını izlerken aklıma belki de gerçekçi olmayan bir iyimserlikle, 1789 Fransız Devriminin uzun, dolambaçlı süreçleri geldi.

Fransız Devrimi 1789da başladı. Uzun bir belirsizlik döneminden sonra, Ağustos 1792de Tuileries Sarayı basıldı, XVI. Louis tutuklandı, monarşi yıkılarak, 1. Cumhuriyet ilan edildi. 1793te de Ulusal Halk Meclisi, Kamu Güvenliği Komitesini kurdu, belirsizliklerini ortadan kaldıracak olan Jacobin dönem başladı. Devrimin Robespierrein liderliğindeki, halkçı (hatta proto-komünist) Jacobin fraksiyonu eski rejimi imha etti. Devrimin burjuva kanadı da Jacobinleri imha ederek süreci tamamladı.

Mısırda karşımızdaki, feodal rejime karşı bir burjuva devrimi değil. Baskıcı, kapitalist, Mübarek rejimine karşı başlayan halk hareketinde başı proletaryanın en yeni kesimi (yeni orta-sınıf proletarya, işsiz, eğitimli gençlik) çekiyordu. Yıllardır Mübarek rejimiyle hem mücadele eden hem de onun düzeninden yararlanarak şekillenen bir başka mülk sahibi sınıfı hareketi, MK, dinci taleplerle değil demokratik özgürlükçü, hatta antikapitalist renkleri de barındırarak başlayan bu harekete katılmadı. MK, proletaryanın geleneksel kesimi, sendikalarıyla meydana inerek Mübareki istifaya zorladıktan sonra, devrime katıldı, örgütlü gücüne yaslanarak liderliği ele geçirdi, ama eski rejimle anlaşarak, Mısır kapitalizmini, mülk sahipleri adına denetim altına alarak, devrimi bitirmek için...

Gelinen aşamada MKin tüm toplumsal desteğine, yaygın örgütlenmesine karşın sürece egemen olamadığı, giderek eski rejimle kesin bir hesaplaşmaya doğru sürüklendiği görülüyor. Üstelik, artık MK toplumun, güvenini de kaybetmeye başlamıştır. Dün MKyi demokratik bir güç olarak görenlerin önemli bir kesimi, asıl amacının dinci totaliter bir rejim kurmak olduğunu düşünmeye başlamıştır.

Ne yazık ki gerçeklik, şimdilik bu iki kanadın kavgasını aşarak inisiyatifi alacak bir devrimci iradenin henüz ortada olmadığını gösteriyor. Acaba bu iki kanadın birbirini yeme süreci içinde bu irade oluşabilir, devrimi yeni bir yola sokabilir mi?

Sabotörler ve salaklar

Bugünlerde, Mısırda siyasi dinamiğin denklemi, baskıcı, darbeci orduyla, demokratik Müslüman Kardeşler ikilemine dayanarak kuruluyor. Halbuki ordudenen şey, üç beş zorba generalden oluşmuyor. Başkanlık seçimlerinde Morsi ile Şefikin başa baş gitmesi, ordunun toplumsal desteğinin boyutunu gösteriyor.

Orduaslında, Mısır ekonomisinin, en az yüzde kırkına sahip bir yapılanma, devlet mülkiyeti üzerinde, üstelik uluslararası sermaye ile yakın ilişki içinde şekillenmiş, özellikle kadın hakları konusunda seküler damarı olan, güçlü bir kapitalisti sınıf fraksiyonu. Karşısında devlet dışında şekillenmiş, ama devlet kontratlarından, olanaklarından da yararlanarak büyümüş, daha da büyümek, uluslararası sermaye ile bütünleşmek isteyen bir başka kapitalist sınıf var. Müslüman Kardeşlerin liderliğine egemen olan da işte bu kesim.

Tahrir olayıbu iki kesimin dışında başladı. Bu iki mülk sahibi kesim, bölgede devrimci bir dalganın yayılmasından korkanemperyalizminde teşvikiyle, tehdidi algılayarak düzen ve istikrar zemininde yakınlaşmaya başladı. Ancak devrimci dalga yorularak geri çekilirken bu iki kapitalist kanadın arasındaki kavga yeniden alevlendi.

Şimdi uluslararası sermayenin sesi The Economistten, sol içindeki kimi (evet ama yetmeztipi) grupçuklara kadar uzanan bir yelpaze, Mısır Devrimini Ya darbe ya MK ikilemine hapsetmeye, devrimciolasılığı dışlamaya çalışıyor. Bu bilinçli sabotörlerle, yararlı salaklar MKnin asker olmadığı için demokrasiyi temsil ettiği iddiasında birleşiyorlar.

Böylece Tahrir Meydanıolayında ortaya çıkan, Tunustan Wisconsin işçi eylemlerinden, işgal hareketine, New Yorktan Atinaya yükselmekte olan toplumsal muhalefetle birçok evrensel özelliği paylaşan bir devrimci olasılık arka plana itiliyor, halkın karşısına da bir tür Kırk katır mı, kırk satır mı?” ikilemi konuyor.

MK’nin yalanları

MK, bir taraftanDevrimin yeni aşaması daha az barışçıl, daha çok kanlı olabilir diyerek, halkı Cezayir iç savaşı senaryosuyla korkutmaya çalışıyor. Diğer taraftan, çeşitli vaatlerde, devrimci güçleri hegemonya altına almaya çalışıyor. Devrimci güçlerinse, MKnin bu güne kadar söylediği yalanları unutmaması gerekiyor.

MK, cuntayla uzlaşarak devrimi fiilen sabote etmeye, geçen yıl mart ayında, devrimin enerjisiyle oluşacak bir kurucu meclis yoluyla bir yeni anayasa hazırlamak yerine, rejimin anayasasında yapılacak, kendine uygun birkaç düzenlemeyle yetinmeyi kabul ederek başladı.

MK, cuntayla anlaşarak, genel seçimlerin, yeni devrimci güçlerin örgütlenmesine olanak vermeyecek kadar kısa bir sürede yapılmasını sağladı. MK ve Selefilerin partileri seçimlerden meclise egemen olarak çıktılar. MK meclis komisyonlarında muhalefetle birlikte davranmaya söz vermişti. Meclise girince Selefilerle anlaşarak komisyonlara egemen oldu.

MK, yeni hükümette, ordunun adamı Kemal Ganzurinin, başbakan olmasını destekledi. Ondan sonra meclisi yalnızca siyasal İslamı güçlendirecek yasaları çıkarmakta kullandı, devrimin ekonomik siyasal özgürlüklerin genişletilmesi talebiyle ilgilenmedi. Nihayet, başkanlık seçimlerinde aday çıkarmayacağına söz vermişken, iki aday gösterdi. Kısacası MK Mısır halkına verdiği sözlerin hiçbirini tutmadı, her aşamada devrimci dalgaya karşı cuntayla uzlaştı.

Devrimci güçlerin, yeni bir adım atmadan, İranda Humeyninin iktidara gelmeden önceki yalanlarını da anımsamaları gerekiyor. Yoksa, onları da İranlı sosyalistlerin, demokratların ve kadınlarınkine benzer bir gelecek bekliyor.

(Cumhuriyet)

[Bu yazı 1717 kez okundu]
Ergin YILDIZOĞLU

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [50]
[13 Nisan 2016] Ensar Vakfı. ... [10 Aralık 2014] Sıra 'Ötekinin' Dilini Kesmeye Geldi ... [1 Ekim 2014] Cumhuriyetçi Muhalefet ve Kobani ... [18 Ağustos 2014] Zengin, Yoksul, Polis ... [6 Ağustos 2014] Kazanın İçindeki Kurbağa ... [16 Temmuz 2014] Biraz da İnsanlığın Geleceği... ... [16 Haziran 2014] Bazı Saçmalıkların Sonu ... [21 Nisan 2014] 'Kapitalizm İyi, Kapitalistler Kötü' ... [12 Şubat 2014] Türkiye Sosyalist Solu Üzerine... ... [2 Ekim 2013] 'Gezi'den Füzelere... ... [18 Eylül 2013] Eski Dünya Düzeni. ... [31 Temmuz 2013] 'Büyük Durgunluk' Küreselleşiyor ... [11 Mart 2013] Chavez'in Ardından - 1 ... [7 Ocak 2013] 2013 Bir Dönüm Noktası Olmaya Aday... ... [31 Aralık 2012] 'Yeni' Mısır'dan Siyaset Manzaraları ... [26 Aralık 2012] Mısır'da Şimdi Ne Oldu? ... [5 Aralık 2012] 'Mesele, Tayyip Erdoğan'ın Tavrı' mıdır? ... [3 Aralık 2012] Mısır'da Müslüman Kardeşler'in Yeni Hamlesi ... [7 Kasım 2012] Üç Basınç Arasında AKP ... [24 Ekim 2012] Neo-Liberalizm ve Şiddet -II ... [27 Haziran 2012] B.O.P. ... [18 Haziran 2012] Demokrasi mi Dediniz? Amerika'da mı? ... [6 Haziran 2012] Sıkıcı Yazılar ... [30 Mayıs 2012] 'Stratejik Cahillik' ... [29 Şubat 2012] 'Dönülmez Akşamın Ufkunda' Suriye (ve Belki de Türkiye) ... [22 Şubat 2012] Ortadoğu'da 'Büyük Oyun' ... [21 Aralık 2011] Yılın İnsanı -Yılın 'Olayı' ... [30 Kasım 2011] Liberalizmin Dayanılmaz İkiyüzlülüğü ... [21 Kasım 2011] Tarih Kendini Tekrarlıyor mu? ... [16 Kasım 2011] 'Avrupa Birliği' Bir Düş Kırıklığı ... [9 Kasım 2011] 'Tek Parti Egemenliği' - 'Yapışkan Statüko' ... [7 Kasım 2011] Yunanistan'da 'Darbe' ... [26 Ekim 2011] Libya: Ertesi Gün ... [5 Ekim 2011] İsyan Mevsimi - New York ... [28 Eylül 2011] Kayan Kumlarda, 'Zaloğlu Rüstem' ... [7 Eylül 2011] 'Ulus Devlet' Krizi ... [22 Ağustos 2011] Piyasalar Yine 'Kalp Krizi' Geçirdi ... [17 Ağustos 2011] Sokaklar ve 'Barikatın' Öbür Tarafı ... [20 Temmuz 2011] İngiltere'de Medya Skandalı ... [27 Haziran 2011] Ya Bu Kriz. ... [15 Haziran 2011] Seçim Sonuçları Üzerine Düşünürken. ... [23 Mayıs 2011] Parliament - Tahrir - Puerto del Sol ... [11 Mayıs 2011] Şimdi Şaşırmanın Dayanılmaz Hafifliği ... [2 Mayıs 2011] 3011'den Bir Tarihçi ... [28 Nisan 2011] Çok 'Kritik' Bir Genel Seçimler ... [21 Şubat 2011] Yeni Ortadoğu'da 'Liberal' Fantezileri ... [16 Şubat 2011] Mısır'da Tek Yol Sürekli Devrim ... [2 Şubat 2011] Mısır Devriminde Dönüm Noktası ... [19 Ocak 2011] Tunus: Geçici Bir Değerlendirme ... [27 Aralık 2010] 'Weimar İstanbul' ...
Ergin YILDIZOĞLU
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™