Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
PKK'ya silah bıraktırmak için yönteminiz nedir?
22 Haziran 2012, Mehmet Y. YILMAZ
, Mehmet Y. YILMAZ

DAĞLICA’da sekiz askerin şehit edilmesinin ardından 4 bin askerin katıldığı geniş çaplı bir operasyon yapılmış. Birliklere Genelkurmay Başkanı komuta ediyormuş. Savaş uçakları değişik terörist yuvalarını bombalamış. PKK şimdi gününü görecekmiş vs. Bunlar saldırıdan sonra gazetelerde yayımlanan bazı haberlerden başlıklar.
 

Amacın, sekiz şehit cenazesi sonrasında yükselen tepkiyi yatıştırmak olduğu çok açık.

Böylece “intikam” duygularının tatmin edilebileceği varsayılıyor olmalı.

Ama sormak gerekmiyor mu: Bu yapılanlar, saldırıyı gerçekleştiren teröristleri tümüyle etkisiz hale getirecekse, neden daha önce yapılmadı? Neden terörist yuvaları daha önce bombalanmadı? Neden 4 bin askerli operasyonlar gerçekleştirilmedi?

Bunlar yapılmadı çünkü bu yöntemlerin bu işi bitirmek için etkili bir yöntem olmadığı biliniyordu. Şimdi yapılıyor, çünkü kamuoyu infial halinde ve “intikam alınıyor” diye yatıştırmak gerek.

Kürt sorununu çözecek yöntemler ile PKK’yı etkisizleştirecek yöntemler aynı değil, çünkü iki sorun aynı değil.

Birinci sorunun varlığının ülkenin çoğunluğu tarafından kabul edilmesi ikinci sorun nedeniyle oldu ama ikisini aynı yöntemlerle çözebilmek mümkün değil. Terör sorununu çözebilmek için PKK’nın etkisizleştirilmesi gerekiyor ve bu da sadece dağa taşa uçaktan bomba atarak, binlerce askerin katıldığı operasyonlarla bölgeyi tarayarak olmuyor.

“PKK silah bıraksın, Kürt sorunu daha kolay çözülür” demek de anlamsız bir söz.

PKK silahı nasıl bırakacak? Şu ya da bu nedenle dağa çıkarak örgüte katılmış, örgütün yılgın ve bıkkın kadrolarına nasıl bir teslim olma seçeneği sunuluyor ki bunlar silahlarını bırakıp, örgütten ayrılsınlar ve örgüt küçülsün, güçten düşsün?

Bu örgüt üyelerinin ailelerine yapılacak ikna ziyaretleriyle, dağlara atılacak bildirilerle gerçekleşebilecek bir durum değil.

Hükümetin planı ne? Muhalefet bu konuda ne düşünüyor? Herkes eteğindeki taşı dökmeli ki “silah bıraktıracak” etkin yöntemler belirlenip uygulamaya konabilsin.

Şunu unutmayalım: Kürt sorunu demokrasi ve insan hakları temelinde çözümlense de, terör örgütünün önemli bölümü silah bırakmaya ikna edilse ve örgüt küçülse de ayrılıkçılık da ayrılıkçı terör de tamamen bitmeyecek.

Ama o vakit bunlarla mücadele daha kolay olacak.

Yoğunlaşmamız gereken konu, PKK’yı çözecek etkili yolları bulmaktır. Bunu konuşmaya herkes hazır mı?

Savcı hakkındaki dosya kararı bekliyor

GEÇEN gün İzmir’de karakolda bir kadını döven polisler hakkında “işkence ve kötü muamele” yerine “basit adam yaralama” suçlamasıyla dava açan savcı ile ilgili olarak Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun bir işlem yapıp yapmadığını sormuştum.

Bununla ilgili olarak HSYK Genel Sekreter Yardımcısı’ndan bir açıklama aldım.

Dayak yiyen kadının başvurusu ve basında çıkan haberlerin ihbar kabul edilmesi üzerine soruşturmayı yürüten savcı için HSYK Üçüncü Dairesi 20 Aralık 2011 günü inceleme izni vermiş. HSYK müfettişlerinin yaptığı inceleme sonucunda, müfettişlerin talebi üzerine aynı daire 7 Mart 2012 tarihinde soruşturma yapılması iznini de vermiş.

Bu izin üzerine başlatılan soruşturmada hazırlanan rapor üzerine ilgili savcı için disiplin cezası uygulanıp uygulanmayacağı konusundaki dosya da şu anda HSYK İkinci Dairesi gündeminde yer alıyor, görüşülmesi için sırasını bekliyor.

HSYK yetkililerine hassasiyetleri için teşekkür eder, okuyucuların bilgisine sunarım.

Dayak yiyen vatandaşı hapse atmayın da!

İSTANBUL’da bir grup polisin bir vatandaşı öldüresiye dövmeleri, bununla da yetinmeyerek gece boyunca arabalarına alıp İstanbul’un değişik semtlerinde dövmeye devam etmeleri kamuoyunda haklı bir tepkiyle karşılandı. Beş polis açığa alındı ve haklarında soruşturma başlatıldı.

Bu olayın nasıl sonuçlanacağını göreceğiz. İşkence ve kötü muamelenin önlenebilmesi bu tür olaylarda sorumlulara “sıfır tolerans” gösterilmesiyle çözülebilir. Bunu herkes biliyor ama bir türlü “sıfır tolerans” düzeyine gelemiyoruz.

İşkencecileri önce meslektaşları, sonra amirleri, sonra savcılar en sonunda da mahkemeler koruyor. Böyle olduğu için de sorunumuzu bir türlü çözemiyoruz.

Bakın geçen gün mahkeme benzer bir olayda 4 yıl süren yargılama sonunda nasıl karar verdi: Karakoldan morarmış gözlerle çıkan şikâyetçiler beş ay hapse mahkûm edildiler, polisler beraat etti!

Karakolda tutulan tutanakta işkence gören iki genç kadının polisi tehdit edip tartakladığı belirtiliyordu.

Kadınlardan biri duvara kafa atarak kendisini yaralamış, elleri kelepçeli olan diğer kadın da kelepçeli eliyle kendisini tokatlayıp, bir sandalyeye de tekme atmış, kırılan sandalye de 25 lira değerindeymiş!

Geçenlerde gazetelerde de yayımlanan, 12 Eylül döneminde işkence sırasında hayatını kaybedenlerle ilgili olarak tutulan tutanaklara ne kadar da benziyor: Kendi kendini dövenler, ıslak zeminde yürürken düşüp başını çarpanlar, kaçmak isterken düşüp ölenler!

İstanbul’da polislerden meydan dayağı yiyen vatandaş, yargılamaların sonunda kaç yıl yer acaba?

(Hürriyet)

[Bu yazı 1494 kez okundu]
Mehmet Y. YILMAZ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [63]
[17 Nisan 2014] Başbakan Başsavcı Başyargıç! ... [21 Şubat 2014] Alaturka Baas rejimine bir adım daha! ... [31 Ağustos 2013] Nasıl bir kalp bıraktın, bilir misin ardında? ... [25 Haziran 2013] Yüzleri kızarmadan asla anlatamazlar ... [24 Haziran 2013] Halkı ikiye bölme suçu! ... [8 Haziran 2013] Kişi başı terörist sayısında dünya birincisiyiz! ... [6 Mayıs 2013] 'Hukuk' siyasetin elinde 'guguk' olunca ... [15 Nisan 2013] Paket paket adalet! ... [9 Nisan 2013] Hainleri Belirleme Enstitüsü! ... [20 Mart 2013] Ergenekon'un kolları nereye kadar uzanıyor? ... [11 Mart 2013] Gerçekten anayasa hukuku okumuş olabilir mi? ... [26 Şubat 2013] Bir torba dava daha mı geliyor? ... [25 Şubat 2013] Paket paket adalet! ... [15 Şubat 2013] Bu memlekette 'kâğıt' asla kaybolmaz ... [15 Ocak 2013] MİT bu ihbarları neden bugüne kadar sakladı? ... [7 Ocak 2013] Gördük ki yer yerinden oynamıyor! ... [2 Ocak 2013] Siyasi irade yoksa çözüm de olmaz ... [28 Aralık 2012] Gulyabanilerden sarmısakla mı korunacağız? ... [20 Kasım 2012] Erdoğan'a bu soruyu sorarlar mı? ... [15 Kasım 2012] Örtülü ödenekte rekor artış ... [24 Ekim 2012] Allah müstahakını versin ... [23 Ekim 2012] Başbakan özür dilemelidir ... [16 Ekim 2012] 'Fire' değil özgür irade! ... [12 Ekim 2012] Filmin eğrisi doğrusuna denk gelmiş ... [21 Eylül 2012] İktidar ve muhalefete birer sorum var ... [15 Eylül 2012] Bırakın da aranızdan biraz rüzgâr geçsin ... [11 Eylül 2012] Bağımsız yargımızın 'vesikalık' bir fotoğrafı ... [31 Ağustos 2012] Dışişleri Bakanlığı TBMM'nin amiri mi? ... [27 Ağustos 2012] Milletin vekilinden saklanan nedir? ... [22 Ağustos 2012] Amaç gerçeği öğrenmekse ... [16 Ağustos 2012] Bu günahın hesabını veremezsiniz ... [14 Ağustos 2012] Kaç Mehmet ölse yeterli olurdu? ... [31 Temmuz 2012] Mutlak iktidar mutlaka bozar ... [20 Temmuz 2012] Arkanda böyle bir hukukçu olunca! ... [16 Temmuz 2012] Onlar beğenmiyorsa her şey yasak! ... [13 Temmuz 2012] İstanbul yıkıldıktan sonra! ... [9 Temmuz 2012] Şu tutanakları açıklasanız da öğrensek ... [28 Haziran 2012] Türkiye'nin Dobuları ... [25 Haziran 2012] 'Sakin ve etkili güç politikası' ne demek? ... [4 Haziran 2012] Herkesin her gün işlediği 'suç'! ... [1 Haziran 2012] Acaba bugün aklına ne gelecek? ... [15 Mayıs 2012] Bakan 'cilasız teftişe' çıkmalı ... [11 Mayıs 2012] Yeni 'dekoderimiz' Hüseyin Çelik oldu ... [26 Nisan 2012] Dünü bırakın bugünden söz edin ... [17 Nisan 2012] 'Aydınlık için bir dakika karanlık' meselesi ... [6 Nisan 2012] Dış politika ideolojik körlük ile malul ... [29 Mart 2012] Davayla ilgisi olmayan bir soru ... [20 Mart 2012] Adalette standart sorununu da unutmayalım ... [19 Mart 2012] Erbakan'ın serveti Akbil ve Deniz Feneri ... [7 Mart 2012] Bedeli küçücük çocuklara ödettirmeyin ... [14 Şubat 2012] 'Hukuk da bir yere kadar' anlayışı! ... [27 Ocak 2012] Başbakan 'kuzey'i neden bu kadar çok istiyor? ... [22 Aralık 2011] Bir demokraside böyle bir suç olmaz ... [7 Aralık 2011] Bu davayı hep birlikte izleyelim ... [1 Aralık 2011] Devlet yapamayınca çeteler devreye girer ... [25 Ekim 2011] Etnik kökenlerimizin ne önemi var? ... [6 Ekim 2011] Yargı saygı duyulmayı hak etmeli ... [1 Eylül 2011] Sap ile saman karıştırma uzmanları ... [30 Ağustos 2011] Yaşasın Adalet Bakanlığı! ... [5 Ağustos 2011] Bir, iki, üç de yetmez. Dört, beş, altı olsun! ... [23 Mayıs 2011] Bir karar verseniz iyi olacak ... [4 Mayıs 2011] 10 milyar dolar da benden olsun! ... [20 Nisan 2011] Bu sorunu yüzde 10 barajı yarattı! ...
Mehmet Y. YILMAZ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™