Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Baba Ufku... Çocuk Sonsuzluğu...
17 Haziran 2012, Mustafa BALBAY
, Mustafa BALBAY

Çocukluğumda ilk oyuncaklarım üzüm çubuğundan yaptığımız direksiyon ve tahtadan oyulmuş kamyondu.

Kasabamızın ağaç işlerinden iyi anlayan ustası, Sana ne yapayım diye sorduğunda hemen kamyon dedim.

Çünkü babam kamyon şoförüydü.

Ben de hep o oyuncaklarla, hayalimde uzun yolculuklar yapardım. Büyüyünce daha büyük kamyon kullanmayı, daha uzaklara gitmeyi hayal ederdim.

Ortaokul, lise yaz tatillerinde babamla yaptığımız yolculukların tadını aradan yıllar geçse de hiç unutmadım. Ne zaman uzunca sohbet etme ortamımız olsa söz dönüp dolaşıp o yolculuklara gelir. O yolculuk içimizde devam ediyormuş gibi bölümler paylaşırız:

Baba, bir keresinde Ankara Temelliden Erzuruma kavun götürmüştük...

- Ertesi gün Muş Vartoya geçip Fatsaya arı kovanı sarmıştık.

O sefer 21 gün sürmüştü... Ben en çok Nazilliden akşamüstü taze incir yükleyip sabah gün doğmadan İstanbulda olmayı severdim...

- O zaman köprü yoktu, karşıya geçmek için vapur kuyruğunda beklerdik...

***

Anadoluyu ilk, babamla sevdim. Gittiği yerleri o kadar güzel anlatırdı ki. Bir işi yaparken her şeyden önce onu sevmem gerektiğini babamdan gördüm.

Üniversiteyle birlikte gazeteciliği tercih ederek babamın kamyonundan daha büyüğünü kullanma hayalim gerçekleşmedi ama, dünyayı görme aşkını babamdan aldım.

Hoştur söylemesi, 80 ülke dolaştım. Bütün içtenliğimle paylaşmak isterim ki en güzeli Anadolu. Kimi yolculuklardan anne-babama kart atıyordum. Babama takılıyordum: Sen yolları anlata anlata bitiremedin, ben de düştüm yollara.

Şiir ezberleme heyecanlarımın yükseldiği bir anda Can Yücelin, babası, çağdaş eğitim sisteminin, aydınlanmanın meşalesi Hasan Âli Yücel için yazdığı şiirle karşılaşınca birkaç ayrı kâğıda yazıp ceket ceplerime koymuştum. Hangisini giyersem cebimde o şiir olsun diye. Şu şiir ezberlenmez mi?

Ben hayatta en çok babamı sevdim / Karaçalılar gibi yerden bitme bir çocuk / Çarpık bacaklarıyla ha düştü ha düşecek / Nasıl koşarsa ardından o devin.

O çapkın babamı ben öyle sevdim / Bilmezdi ki oturduğumuz semti / Geldi mi gidici, hep acele işi / Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi / Atlastan bakardım nereye gitti / Öyle öyle ezber ettim gurbeti.

Sevinçten uçardım hasta oldum mu / Kırkı geçerse ateş, çağırırlardı İstanbula / Bir helallaşmak isterdi elbet, diğmi oğluyla! / Tifoyken başardım bu aşk oyununu / Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu.

En son teftişine çıkana değin / Koştururken ardından o uçmaktaki devin, / Daha geniş aşklar, geniş sevdalar için / Açıldı nefesim, fikrim, canevim, / Hayatta ben en çok babamı sevdim.

***

Ben de baba olunca; babam, daha önce hiç düşünmediğim yanlarıyla da büyüdü gözümde. Anne topraksa, bereketse; baba, o bereketin sürmesi için gerekli ortamı sağlayan bir atmosfer tabakası.

Atmosfere sürekli dokunamasanız bile varlığını bilmek çok önemlidir.

Kızım dünyaya geldiğinde şiir kitaplarının içinde koşarken karşılaştığım, Süreyya Berfenin Çocuklar insanoğlunun ölüme başkaldırısıdırdizesini bir tabela gibi çakmıştım beynime.

Bir çocuk için baba, uçsuz bucaksız ufuk.

Bir baba için çocuk, sonsuzluk.

İnsan biliyor ki, kendisine ne olursa olsun, geride kendisinden kalan bir parça var.

Bilim adamları elbet Tanrı parçacığının peşinde koşmaya devam etsinler ama, elimizin altındaki Tanrı parçacığıçocuklarımız.

Bu dünyayı çocuklarımızdan ödünç aldığımızı düşündüğümüz gün gerçek anlamda babalık görevini yerine getirmiş olacağız.

***

Özgürlükteki yolculukları Silivride, içimde yapıyorum. Öyle bir yolculuk ki, ömür biter yol bitmezsözü böylesi anlar için üretilmiş olmalı.

Çocuk sahibi olmakla baba sahibi olmak duyguları harmanlanınca insanın yüreği harman yerine dönüyor.

Yaşam da başlı başına bir yolculuk değil mi?

Silivri günlerinde ne zaman karşıma rampa çıksa hemen yüreğimin yan camını açıp rüzgâra karşı haykırıyorum:

Unutma... Sen, uzun yol şoförünün oğlusun...

(Cumhuriyet)

[Bu yazı 1431 kez okundu]
Mustafa BALBAY

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [41]
[13 Nisan 2015] Eyyy Erdoğan... ... [10 Aralık 2014] Osmanlı'yı AKP'den Kurtarmak Gerek! ... [7 Nisan 2014] Hukukçulara Çağrı... ... [13 Ocak 2014] Receptay! ... [6 Ocak 2014] Hukuku Kurtarmak İçin ... [19 Ekim 2013] Hukuk Güvensizliği! ... [7 Ekim 2013] Özakman'ın Kronolojisi ... [9 Eylül 2013] İlk Mektup ... [1 Eylül 2013] Tuncay Güney, Osman Yıldırım, AKP Davası! ... [8 Haziran 2013] Taksim'in Anafikri: Özgürlük ... [13 Mayıs 2013] Son Savunmalar... ... [19 Mart 2013] Bir hikaye ... [25 Şubat 2013] 'Mahkeme Dinlemiyor!' ... [16 Şubat 2013] 18 Şubat Dilekçesi... ... [28 Ocak 2013] Avukatlar Değil, Avukatlık Tutuklanıyor! ... [12 Ocak 2013] Hukuk Bütçesi... ... [29 Aralık 2012] Sanatçıların Meydana Gelişi! ... [25 Aralık 2012] Delil Hukuku ... [24 Aralık 2012] Türkiye'de Avukatlar Var! ... [8 Aralık 2012] Ergenekon Davası Kaçırılıyor! ... [1 Aralık 2012] Silivri Yargıtay'ı! ... [24 Kasım 2012] 6 Aylık Suçlamaya, 15 Dakikalık Yanıt! ... [10 Kasım 2012] Atatürk'ü Unutturamazsınız... ... [3 Kasım 2012] İstanbul Barosu'na Açık Çağrı ... [6 Ekim 2012] Mevzubahis İktidarsa Vatan Teferruattır! ... [23 Eylül 2012] Düşişleri Bakanı'nın Ulus Savaşı! ... [10 Eylül 2012] Komşularla Sıfırı da Tüketiyoruz! ... [26 Ağustos 2012] Başbakan'a Mektup-12 ... [14 Temmuz 2012] Meşru Özgürlük Beklentisi ... [7 Temmuz 2012] ÖYM'ler, Davalarına Mahkûm Edildi! ... [23 Haziran 2012] Cezaevinde Her İnsan Bir Eşyadır... ... [13 Mayıs 2012] Anne 'Baba Sevgisi' de Doğurur... ... [6 Mayıs 2012] Deniz'lerin İdamına Giden Yol ... [30 Nisan 2012] Avukatsız Savunma ya da Doktorsuz Ameliyat! ... [14 Nisan 2012] Deniz Feneri ve Silivri... ... [25 Mart 2012] Tek Kefeli Terazi! ... [18 Mart 2012] 'Sürpriz Tahliye!' ... [22 Ocak 2012] Denktaş'ın Doğumu... ... [26 Kasım 2011] Silahlı Kanat, Silahını Kuşandı! ... [17 Ekim 2011] İletişim Çağı ve Hukuk ... [4 Eylül 2011] Yalnızlık Ormanında ...
Mustafa BALBAY
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™