Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Eşitsiz gelişme
16 Haziran 2012, Metin ÇULHAOĞLU
, Metin ÇULHAOĞLU

“Kapitalizmin eşitsiz gelişimi” sosyalist yazına az çok aşina olanların bildikleri bir saptamadır. Basitçe söylersek kapitalizm, belirli bir coğrafyada tüm sektörleriyle, uluslararası planda ise sisteme dâhil tüm bileşenleriyle “omuzlar aynı hizada uygun adım” ilerlemez.  Kimi öğeler hızla gelişirken, diğerleri görece geri kalır, vb.
Ancak, “eşitsiz gelişme” salt maddi üretim sürecindeki gelişme eşitsizlikleriyle ilgili değildir. Üretim tarzı ile üstyapı eşitsiz biçimde gelişebileceği gibi, siyaseti, ideolojisi, hukuku, eğitimi, kültürü dâhil üstyapının kendi bileşenleri arasındaki eşitsiz gelişmeden de söz edilebilir.

Okur merak etmesin, işin “teorik” kısmını fazla uzatmayıp burada keseceğim.
 Ancak, madem eşitsiz gelişme dedik, bunun ayrılmaz iki unsurunu belirtmeden geçmek olmaz: Eşitsiz gelişme, aynı zamanda sıçramalı ve bileşik gelişme demektir.
 “Sıçramalı?”
 “Bileşik?”  

***

Bir zamanlar Türkiye’de şehirlerarası otobüs yolculuğu yapanlar mola yerlerindeki tuvaletlerin bakımsızlığından ve pisliğinden çok yakınırlardı.

80’li yıllarda bu soruna el atıldı. Hatta şehirlerarası ulaşımda konaklanan yerler arasında “temiz tuvalet” yarışması bile düzenlendi. İyi hatırlıyorum, 1980’li yılların sonunda Ankara-İzmir güzergâhında, Kula’daki “Erdil Tesisleri” bu yarışmada birincilik ödülü almıştı. Tuvaleti kullananlar, temizliğin verdiği rahatlığın yanı sıra, bu vesileyle bir de klasik batı müziği parçaları dinleyebiliyorlardı.

Pis ve bakımsız tuvaletten temiz ve klasik müzikli tuvalete geçiş, öyle az buz değil sıçramalı gelişimdir.
Ancak, sıçramanın da sıçraması vardır. Örneğin bugün ihtiyacını gidermek için Ankara garındaki tuvalete girenler, pisuarların hemen üzerine yerleştirilmiş sanat eserlerini görebilmektedir. Aralarında, ünlü Rus ressam Vasili Kandinski’nin (1866-1944) “La grande tour de Kiev” adlı tablosu da bulunmaktadır.    

30 yıl gibi kısa sayılabilecek bir zaman diliminde, pislik ve bakımsızlıktan Kandinski’li tuvalete geçiş bir “sıçrama” değil de nedir? 

“Peki, sıçramayı anladık da, bileşiklik nerede?”

“Bileşiklik” şuradadır: Temiz tutulan tuvalette ihtiyacınızı Kandinski ve başka ünlü ressamların eserlerine bakarak giderdikten sonra, ellerinizi yıkamak üzere diğer tarafa yöneldiğinizde, ayaklarını lavabonun üzerinde yıkayıp abdest alan birini görebilirsiniz.

 Dahası, konaklama yerlerindeki tuvaletler daha geniş ve bakımlı hale geldikçe, abdest almak için özel yerler ayrıldıkça, ayaklarını lavabonun üzerinde yıkayan insan sayısı artmaktadır!
 Sonuçta “bileşik” gelişme, bizde bir de “bulaşık” gelişme özelliği kazanmaktadır.

 ***

 Verilen örnekten hareketle okur, “eşitsiz, sıçramalı ve bileşik gelişmenin” hep başkalarının lehine işleyecek, bize hiç yaramayacak bir süreç olduğu kanısına kapılmamalıdır.

Ancak, şu da bir gerçektir: “Zarlar baştan hileli olduğundan” (Marx) doğal gelişimine bırakılan, müdahale edilmeyen bu sürecin eninde sonunda egemenlerin lehine şekillenip öyle seyretmesi kaçınılmazdır. Başka bir deyişle, eşitsiz ve bileşik gelişmenin “bize de bir gün kader güler, güler inşallah” temennisinde bulunulacak bir şans topu olmadığı bilinmelidir.

Eşitsiz, sıçramalı ve bileşik gelişme eşyanın tabiatı ise, bizim bu tabiata bir de müdahale boyutu eklememiz gerekiyor.

 Abdest alınacak yeri olan bir tuvalette ayaklarını lavaboda yıkayan adama müdahaleyle işe başlamaya ne dersiniz?

Fazla “elitist” mi kaçar?

Böyle yaparsak “halkımızın değerlerinden kopmuş” mu oluruz?

Eğer buysa, o zaman bırakalım halkımız yakınını kurtaramadı diye doktorlara saldırsın.
 O zaman bırakalım kürtaj yasaklansın, kadınlarımız tavuk teleği gibi “geleneksel” ve “yerleşik kültürümüze uygun” yöntemlere başvursun…

(Birgün)

[Bu yazı 1649 kez okundu]
Metin ÇULHAOĞLU

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [31]
[29 Eylül 2015] Analiz ve siyaset ... [30 Ağustos 2014] Başbakan Davutoğlu? ... [11 Ocak 2014] Karı koca arasına girilmez ... [2 Ekim 2013] Paket ve 'ortam sürekliliği' ... [31 Ağustos 2013] Tanrı (ve ABD) yanındayken bile... ... [29 Ağustos 2013] Ramazan endişeleri ... [16 Temmuz 2013] Kuşak fırsatı ... [8 Haziran 2013] Kitlesel hareketlenme: İlk tespitler ... [23 Nisan 2013] Önce marazileşme sonra meczuplaşma ... [9 Nisan 2013] Âlemin keyfi yerinde yine maşallah ... [27 Mart 2013] 'Hassas dönem' için gözlemler ve saptamalar ... [25 Aralık 2012] Sosyalizm hacıyatmaz mı? ... [23 Eylül 2012] AKP: Yolun sonunda mı? ... [7 Eylül 2012] Madalyonun iki yüzü ... [31 Ağustos 2012] Üçüncü Dünya Savaşı ... [25 Ağustos 2012] Güle güle Metin ... [11 Ağustos 2012] Alışmamız gerekiyor! ... [4 Ağustos 2012] Çok da karmaşık olmayan bir denklem ... [14 Temmuz 2012] Yoğunlaştığı yer, inceldiği yerdir ... [8 Haziran 2012] Siyasette iki gündem bir strateji ... [1 Haziran 2012] Tarassut noktaları ... [24 Mart 2012] Osmanlı: Dönelim de hangi dönemine? ... [25 Şubat 2012] ABD strateji fukarası mı? ... [18 Şubat 2012] "Devletin tepesinde neler oluyor?" (*) ... [3 Aralık 2011] Bir kez daha: Süreklilik mi, kopuş mu? ... [3 Eylül 2011] Durum çok mu umutsuz? ... [27 Ağustos 2011] Türkiye solcusunun çilekeş bir insan olarak portresi ... [6 Ağustos 2011] Bir Ortadoğu Vizyonu ... [25 Haziran 2011] Kilitlenme ve "Yıldızın Parladığı Anlar" ... [23 Nisan 2011] Rota nereye? ... [21 Ocak 2011] Beş soruda AKP ve Liberaller ...
Metin ÇULHAOĞLU
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™