Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Bu ne hâl Adalet Hanım?
13 Haziran 2012, Nihat BEHRAM
, Nihat BEHRAM

İnsanların yanıldıkları durumlar olur hayatta. Kötü olan, yanılgıya takılıp kalmak, daha da kötüsü, yanıldığının farkına vardığı halde takılıp kalmak.

Yanıldınız Adalet Hanım! Ama üzüntüm, sizin yanılmış olmanızdan değil, yanılgınıza takılıp kalmış olmanızdan. Yanılgınızın farkına varmamış olduğunuzu düşünseydim, inanın ki bu duygularla bu yazıya başlamazdım. İnanıp inanmamak size kalmış bir şey, şu satırları, ilk gençlik yıllarımdan bu yana sevdiğim ve saygı duyduğum, yıllar ve yıllarca özgürlük ve demokrasi mücadelesinde yan yana yürüdüğüm birisine üzüntüyle yazıyorum.

Yanılmanız önemli değil, beni ilgilendiren yanılgınızda direniyor olmanız. Bu saatten sonra bunun hiçbir anlaşılır yanı ve açıklaması yok. Sizin, düzen fırıldağı, sistem beslemesi, soldan dönme türeme liberallerden önemli bir farkınız var. Her şeyden önce değerli yapıtlara imza atmış bir yazar ve onurlu bir aydınsınız. Fakat ne yazık ki, 10 yıl önce, soldan sistem yalakalığına dönmüş liberallerce estirilmeye başlayan ve yıllar ve yıllarca estirilen sahte ‘demokratlık’ rüzgârından siz de etkilendiniz.

AKP’nin karanlık yapısı ve hedefi konusunda toplumu uyarmaktan devrimcilerin dilleri kurudu. Gelinen yer ortada. Hangi konu, hayatın hangi alanı var ki, içinden çıkılmaz derecede bataklık halinde değil? Sizin ikide bir yetkililerine ‘Sayın’ ve ‘ım’ lı hitaplarla mektup yazdığınız AKP nin ülkeyi gerirdiği yer işte burası. Dışişleri mi? Geldiklerinde ‘Komşularla sıfır sorun’ diyorlardı. Geldikleri yer sıfır komşu. Dahası komşulara karşı emperyalizmin kanlı savaş taşeronluğu. İçişleri mi? Hangi birini sayayım? Sadece zindanlara bakın yeter! Hukuk mu? Sağlık mı? Eğitim mi? Kültür mü? Sanat mı? Medya mı? Doğa mı? Emekçi hakları mı? Spor mu? Bilim mi? İnanç mı? Ezilen uluslar mı? Toplumun bataklığa batma yönünde değil de aydınlığa çıkma yönünde yol aldığı bir alan var mı Adalet Hanım!

Devrimcilerin, halkı, “12 Eylül ürünü AKP’nin yapacağı anayasa” ya karşı uyardıkları, bu “anayasanın meşru olmadığı”nı söyledikleri bir dönemde, AKP’li Devlet ve Hükümet yetkililerine ‘Sayın’ ve ‘ım’lı mektuplar yazmak size yakışır mı? Bu ne hâl Adalet Hanım?

Hadi, benim ‘devrimciler’ derken kastettiğim kesimler ‘artık sizi etkilemiyor’ diyelim. Kadıköy’de toplanan 50 bin Alevi “Sen bizim Başbakanımız değilsin!” diye bağırdı. Kürt siyasetçiler, “AKP faşizmi Kürtlere yönelik zulmü, tarihte görülmedik biçimde misline katladı” diyor. Binlerce ve binlerce insan muhalif kimliği nedeniyle zindanda. Ne Darwin kaldı lanetlenmedik, ne bilimi savunan aydın. Bunlar da mı sizi etkilemiyor?

Sistem beslemesi türeme liberallerin ‘baharı’ bitti. Artık dökülme mevsimindeler. Kurumlaşan dinci faşizmin onlara gereksinimi kalmadı. AKP’ye güven ve umut bağlayanların bir kısmı karanlık bir kuyuya indiklerini görüp uyandılar. Ama kafalarını çarparak. Sersemlemiş haldeler. O sığlığa balıklama dalan bir kısmı ise artık omurgasız, hafızasız. Diğer kısmından söz etmeye bile gerek yok. Baştan satılıktılar. “Anti darbecilik, ileri demokrasi, vesayet karşıtlığı” gibi söylemlerle koltuk çıktıkları dinci faşizmin vesayetine eklendi, kul oldular!

Elbette siz bu kesimlerin herhangi birine dahil değilsiniz. Ama, bu ne hâl Adalet Hanım? Bırakın artık Meclis Başkanı’na, Başbakan’a, Cumhurbaşkanı’na, hele ki laisizmin, cumhuriyet kazanımlarının en kemikleşmiş muarızı, dinci yapılanma ve bilim düşmanlığının en katı savunucusu Hüseyin Çelik gibilerine ‘Sayın’lı ve ‘ım’lı hitapları, “umut” içeren çağrıları, “teşekkür” etmeleri! Bunların hiçbiri sizin ‘sayın’ınız olmaya layık değil. Siz değerli bir yazar olmanın ötesinde değerli bir insansınız. Kaldı ki, faşizm ve dinci gericiliğin ürünü hiçbir politikacı, hükümet ve devlet yönetimi meşru değildir ve halkı temsil edemez. Aydın olmanın en önemli kıstası, onların meşru olmadığını haykırmaktır. Halk düşmanlığına ‘sayın’lı sıfatlar, ‘ım’lı hitaplar, ‘umut ve güven’ ifadeleriyle meşruiyet kazandırmak aydına yakışmaz. Aydın, kara örtülerin örücüsü değil, yırtıcısıdır.

Bir radyo konuşmanızda “AKP’li değilim!” dediniz. Bu ne hazin bir durum Adalet Hanım, bu ne hâl? Sizin yapınızda bir insanın böyle bir açıklama yapma zorunda kalması, vicdan yarasına dönmez mi? O yara nasıl iyileşir? Aynı konuşmanızda, “Cumhurbaşkanı’nın davetine gitmenin vatandaşlık görevi olduğunu” vurgulayarak “Orada tarafsız bir yer duruyor” diyorsunuz. O makamdaki Gül’ün tarafsız olduğuna ve sizi de temsil ettiğine gerçekten inanıyor musunuz? Yoksa sadece arzunuzun sesi mi? Arzu ettiğiniz şey ile gerçekliğin arasında bir uçurum olduğunu görmeniz için ille de düşmeniz mi gerekiyor?

Sizin sahip olduğunuz yenetek, sezgi, bilgi ile, Hüseyin Çelik gibi birinin ‘vaatlerine’ inanmak, bu Başbakan’ın, bu Cumhurbaşkanı’nın, bu Meclis Başkanı’nın sözlerine, vaatlerine güvenip umut bağlamak nasıl yan yana gelebilir? Anlayabilmem mümkün değil. Bunca hukukçunun, aydının, sanatçının, devrimcinin, sendikacının, emekçinin tavrı ve uyarılarının, bunca yıldır sizin için hiç mi önemi olmadı?

Meclis Başkanı’na yazdığınız mektupta, “Başbakanımızın ‘demokratik bir anayasa yapacağız’ diye sözverişinin peşine takılmışlığım oldu” diyor, “umut” bağladığınızı söylüyorsunuz. Aynı mektuptaki şu sözlerinize ise daha çok şaşırdım: “Başbakanımızın bazı konuşmalarında ‘askeri disipline’ çalan görüşlerine tanık olunca umut kırıklığına uğramamış değilim!” Şaşırdığım şey umudunuzun kırılması değil. Faşizme bağlanan umudun kaçınılmaz olarak er ya da geç kırılacağını biliyorum. Şaşırdığım, umudunuzun kırılmışlığını da aynı makama, aynı güven duygusu ve kibarlıkta ‘Sayın’lı ve ‘ım’ hitaplarla sunuyor olmanız!

Başbakan’a karşı ‘umut kırıklığı’na uğramanızın bir değil binbir açıklaması olabilir. Ya peki, O’na ‘umut bağlamışlığınızı’ nasıl açıklamalı? AKP kurulur kurulmaz ABD güdümlü sivil darbeyle yönetime geldiğinde 8 yaşındaki çocuklar şimdi 18 yaşında. Düşünün ki bu kuşağa 10 yıl boyunca ‘iktidarın umut ve güven elçiliği’ni yaptınız! O güvenin güveli bir güven olduğunu göremeyişinize, sizi hem yapıtlarınız hem kişiliğinizle tanıyan ve seven birisi olarak, açıkçası inanamıyorum. Asıl üzüntüm, o güveli güvenin sizin ruhunuzu da kemirip heba edişini görmemdir. Güveli güven bir sanatçının intiharıdır. Sanatçılığınızın 10 yıl önceki yapıtlarınızda kalması başka nasıl açıklanır?

Size yakışan bu değildi. Size yakışan, ülkenin başına çöreklenen ve 10 yıldır sistemli bir şekilde kendi dinci faşizmini yalana dayalı ‘ileri demokrasi, demokratik açılımlar’ türünden maskelerle kurumlaştıran bu yönetime karşı, halkın safında devrimci aydın uyarıcılığıyla yer almaktı. Temelsiz güven ve temelsiz umutlarla düşlerinizin peşine takılmak değil, gerçekliğin sesi olmaktı. Sistemin ‘umut elçiliği’ değil, ezilenlerin bekçiliği...

Türeme libaraller, dinci faşizmin sinsi bir biçimde kurumlaşmasına yıllar ve yıllarca hizmet verdiler. Yazık ki siz de bu tozlu, kirli, bulanık rüzgâra kapıldınız. Size eski bir dostunuz olarak sesleniyorum: yanlışınızla yüzleşin! Kanmış, kandırılmış olmanın öfkesiyle....

Hem de tez elden, çünkü bir süre sonra ‘yanılmışım’ demenin de bir anlamı kalmayacak...

Kanmış ve kandırılmış olmaya duyulan öfke, sizi, değerli yapıtlarınız, onurlu geçmişiniz ve dinci faşizme karşı direnen halkınızla tekrar buluşturacaktır.

(SolHaber)

[Bu yazı 1630 kez okundu]
Nihat BEHRAM

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [186]
[4 Mart 2016] Yurt Gazetesi patronunun hali tam bir 'Yavuz hırsız' misali.... ... [4 Ekim 2015] Doğu Perinçek'in 'vatan' anlayışı... ... [12 Mart 2015] Yobazlığı Karacaoğlan'la süpürmek! ... [20 Şubat 2015] Diren, ulaşırsın! ... [5 Ocak 2015] Giden yıla lânet, gelen yıla umut tazelemesi ... [24 Kasım 2014] Türbanın zulası ... [16 Nisan 2014] Ayrılığa dipnot ... [13 Nisan 2014] 30 Mart'ın 'artçı sarsıntıları' ... [9 Nisan 2014] Umut hırsızlığı ... [6 Nisan 2014] Faşizmin 'tamiri' olmaz, yıkımı gerekir! ... [2 Nisan 2014] Ülkenin 'zulüm sever' ahalisi ... [30 Mart 2014] Kızıldere'yi Anarken / Katil kim? ... [27 Mart 2014] Ne zengin memleketmiş! ... [19 Mart 2014] 'Guinness Rekorları'ndaki Eksiklerimiz ... [16 Mart 2014] Bari sus be adam! ... [12 Mart 2014] Faşizm, Sokak, Sandık ... [9 Mart 2014] Sanatçının Topluma Namus Borcu ... [5 Mart 2014] Sol Yelpaze ... [2 Mart 2014] Dindar mı, Sahtekâr mı? ... [26 Şubat 2014] AKP'nin Sanat ve Kültürü 'Kutulama' Hesabı: TÜSAK ... [19 Şubat 2014] Tutsaklığı Özgürlük Şarkılarıyla Göğüsleyenler ... [12 Şubat 2014] Omuz ver, Çamlıca Tepesi'ni kurtaralım! ... [9 Şubat 2014] Toplumda Hafıza Kaybının Kürekçileri ... [5 Şubat 2014] Yerel Seçimler ve Sol Cephe ... [3 Şubat 2014] Yasak Çiğneme Zamanı ... [29 Ocak 2014] Arsızlığın Bir Türü: 'Liberal Yanılmazlık' ... [27 Ocak 2014] İnsan mı, Hangi İnsan? ... [22 Ocak 2014] Solda cepheleşmek devrimcilerin acil ve tarihi görevidir ... [19 Ocak 2014] Herkesin Şeytanı Kendine ... [15 Ocak 2014] Olasılık - Kesinlik ... [12 Ocak 2014] Özgürlüğün 'Anlamsızlık' Boyutu! ... [8 Ocak 2014] 'Taylan Tanay'ların kollarındaki zincir ... [5 Ocak 2014] Geçen Yılın 'En'lerinden, Yeni Yılın 'Yön'lerine. ... [3 Ocak 2014] Çamlıca Tepesi insanlığı yardıma çağırıyor ... [2 Ocak 2014] Çamlıca Tepesi insanlığı yardıma çağırıyor ... [29 Aralık 2013] Yalaka ölçer ... [25 Aralık 2013] Şimdilik 'cin' çarptı, sırada 'halay çarpması' var! ... [22 Aralık 2013] Hayatın aynasında: 'Ya Tayyip... Men dakka dukka!' ... [18 Aralık 2013] Sol Cephe' duyarlılığı, 'Haziran İsyanı'nın çiçeğidir ... [15 Aralık 2013] Mülkümü sordular, 'Yurdum' dedim! ... [12 Aralık 2013] 'Başbakan'ın suç işleme özgürlüğü mü var? ... [8 Aralık 2013] 'Allah'ı alet etmedikleri konu kalmadı! ... [4 Aralık 2013] Sedat Selim Ay 'işkenceci' değilmiş! ... [2 Aralık 2013] İğrençsiniz! ... [28 Kasım 2013] Yöneticiden utanç duymak ... [24 Kasım 2013] Felâket senaryosu, komplo teorisi, suni gündem ... [13 Kasım 2013] İkili Oynamak ... [6 Kasım 2013] Türkiye Solunun 'Yurtseverlik' Sınavı ... [30 Ekim 2013] 'Hukuk Komedisi' değil, 'Hukuk Cinayeti' ... [27 Ekim 2013] Zindan Mektuplarından Kıvılcımlar ... [23 Ekim 2013] Pişkinlik ... [16 Ekim 2013] 'AK Terfi' dedikleri bu olmalı!.. ... [13 Ekim 2013] "Bu ülke hepimizin" diyene bak! ... [9 Ekim 2013] AK Hacılar Dönemi'nin popüler seviye simgeleri ... [2 Ekim 2013] Kendi kendini sansür, onura kelepçedir ... [29 Eylül 2013] Yobazlığın 'Ahmet Hakan'cası! ... [22 Eylül 2013] Derin' Devlete 'Derin' Hizmet! ... [18 Eylül 2013] Siyaset siyaset olarak kalmalıdır, din din olarak ... [15 Eylül 2013] Acil görev 'Yurtsever Halk Cephesi'ni oluşturmaktır ... [11 Eylül 2013] Savaş çalgısına barış akordu ... [9 Eylül 2013] AKP'den beklentinin Kürt siyasetçilerde doğurduğu zikzaklar ... [4 Eylül 2013] Alçaklık ve seviyesizliğin dibinde olmak ... [1 Eylül 2013] AK Vampirler ... [28 Ağustos 2013] Ölümcül hastaları zindanda zincirlemek insanlık mı? ... [25 Ağustos 2013] Merdan Yanardağ'a mektup ... [21 Ağustos 2013] Şiir kir tutar mı? ... [11 Ağustos 2013] Hayatın da bir yargısı var! ... [31 Temmuz 2013] AKP'nin darbe karşıtlığı da sahte! ... [29 Temmuz 2013] "Simit sat onurunla yaşa!" ... [24 Temmuz 2013] 'İktidar gasbı'nın 'darbe'den farkı ne? ... [17 Temmuz 2013] Affın sınırı ne? ... [10 Temmuz 2013] Acı çeşitlemesi ... [8 Temmuz 2013] Vergiyi haram etme hakkı ... [30 Haziran 2013] Altan Tan denen şu şeriatçı yobaza bak! ... [27 Haziran 2013] Yurdun pazarlamacısı ve halk gerçekliği ... [24 Haziran 2013] Gül'ün yorumuna gel de gülme! ... [19 Haziran 2013] Faşist barbarlığın mazereti mi olurmuş! ... [12 Haziran 2013] Zalimlerden zulümlerinin hesabı bir bir sorulacak ... [9 Haziran 2013] Diktatör ve piyonları ... [5 Haziran 2013] Dinci faşist diktacılar defolup gidecektir ... [26 Mayıs 2013] Ülkeyi haramilerden kurtarmak için Yurtsever Halk Cephesi ... [6 Mayıs 2013] DENİZLER korkutmaya devam ediyor! ... [24 Nisan 2013] 'Açılım'ın kapısı ... [17 Nisan 2013] "İleri demokrat"lık virüsü ... [10 Nisan 2013] Neruda'nın kemikleri ... [27 Mart 2013] Toplumsal aptallaşma ... [18 Mart 2013] Sanatçı saflaşması ... [10 Mart 2013] Kalemini de al git! ... [6 Mart 2013] Cinayet, cinnet çağı! ... [3 Mart 2013] Zehrin besin değeri! ... [27 Şubat 2013] Ektiğini biçersin ... [25 Şubat 2013] Faşizmin "zaman ayarlı" operasyonları ... [21 Şubat 2013] Hasta ziyaretine cenaze levazımatıyla gitmek ... [17 Şubat 2013] Aydın olmanın mayası ... [14 Şubat 2013] Yurt'un "Gökçek'e Çakma Ödül" öfkesi ... [10 Şubat 2013] Yalanın İktidarı ... [6 Şubat 2013] Halk düşmanlığı: "Kültür Operasyonları" ... [27 Ocak 2013] "Entelektüel" Yobazlar ... [23 Ocak 2013] Ülke zindan, bunlar zindancıbaşı! ... [20 Ocak 2013] Faşizmin köpürüşü! ... [9 Ocak 2013] Hocaefendi'nin 'Şair, Şiir Hutbesi' ve Necip Fazıl ... [6 Ocak 2013] Büyük Buluşma, Levent Kırca ve küçük adamlar ... [2 Ocak 2013] Yunus'un, Kaygusuz'un yanında Padişah neyin nesi? ... [31 Aralık 2012] "Keşke"li yeni yıl dilekleri ... [27 Aralık 2012] Suça iştirak ... [24 Aralık 2012] "Karanlık Zamanlarda" ... [9 Aralık 2012] "Sesimiz sesinizle buluşsun!" ... [27 Kasım 2012] Yoksa Aleviler 'korkunun ecele faydası'na mı inanıyor? ... [15 Kasım 2012] Hainler Sıralaması ... [12 Kasım 2012] Darbeleri Araştırma Komisyonu'nun darbe yerleştirme misyonu! ... [7 Kasım 2012] Bir yanda canlarını dişleyerek direnenler, bir yanda 'Hak katı'nın Çöpçübaşı ... [4 Kasım 2012] Kılıçdaroğlu ne söylediğini biliyor mu? ... [28 Ekim 2012] Cumhuriyet mi kalmış ki 'bayramı' olsun? ... [22 Ekim 2012] Sosyalistlerin Meclisi 'Toplantı Bildirgesi'ni okurken ... [17 Ekim 2012] MHP: İktidarın emniyet sibobu! ... [16 Ekim 2012] Bir bu eksikti: 'Çocuk tecavüzcüsü'ne 'şehit'lik! ... [12 Ekim 2012] Kavramlara 'yeni anlamlar' yüklenirken ... [8 Ekim 2012] Başbakan'ın "Yavuz" iştahı ve Aleviler ... [3 Ekim 2012] "Ulemâ-yı bâtın" uluması! ... [30 Eylül 2012] Bu da 'İleri Demokrasi'nin cenaze gaspı! ... [26 Eylül 2012] 'Adalet' buysa, 'adaletsizlik' acaba ne? ... [24 Eylül 2012] 'Kelleci Santrafor'un 'Refleksiz Kaleci'si ... [19 Eylül 2012] Eleştiriye tahammülsüz Polis yasa tanır mı? ... [17 Eylül 2012] Halkın polisi mi, hükümet milisi mi? ... [11 Eylül 2012] Yoksa çete reisi ben miyim? ... [5 Eylül 2012] İnsanın varlık nedenine saldırı ... [29 Ağustos 2012] Başbakan'ın Arkadaşları ... [23 Ağustos 2012] İmamın cetveli! ... [8 Ağustos 2012] Olmayan şeyi tanımak! ... [1 Ağustos 2012] "Zihinsel şiddete uğramak!" ve Prof. Büşra Ersanlı ... [29 Temmuz 2012] "Gelmiş geçmiş en demokratik hükümet" miş! ... [25 Temmuz 2012] Ölümle değil, imamla belalıyım! ... [18 Temmuz 2012] Cezaevlerine duyarsızlık ... [15 Temmuz 2012] Başınıza Mor Gabriel Manastırı kadar taş düşsün! ... [12 Temmuz 2012] Gel de anla! ... [8 Temmuz 2012] Aydın kavramı ve boşa edilen küfür ... [2 Temmuz 2012] Yangını söndürecek güç ... [27 Haziran 2012] Suç ve ceza ... [24 Haziran 2012] "Demokratik" Faşizm ... [20 Haziran 2012] Edip Akbayram'la "Mayıs" ta kucaklaşmak ... [13 Haziran 2012] Umut Odakları ... [6 Haziran 2012] BDP mi kalleş, AKP mi? ... [30 Mayıs 2012] "HES" diye hırlayanı "Höst!" diye hoştlamalı! ... [23 Mayıs 2012] Savaş kışkırtıcılığı, barış militanlığı ... [14 Mayıs 2012] Cüreti cehaletten mi azametten mi? ... [10 Mayıs 2012] Alçaklığın bu derecesi kan dondurur! ... [8 Mayıs 2012] 12 Eylül Darbesi'nin 'COO'su kim, 'CEO'su kim? ... [2 Mayıs 2012] Bulandırılmış muhalif kimlik ... [26 Nisan 2012] Eyvah, Kültür Bakanı yine 'sahne'de! ... [18 Nisan 2012] El insaf Ahmet Altan! ... [4 Nisan 2012] Yaşasın hayat! ... [1 Nisan 2012] AKP'nin Prof. Dr. 'Hoca'ları ... [22 Mart 2012] Sahtekârlık sınırsız ... [19 Mart 2012] "Ilımlı İslam" yumurtasının "Uyumlu İslam" civcivi ... [15 Mart 2012] Sonunda AKP bize terörü sevdirecek! ... [12 Mart 2012] "Kürt Açılımı"ndan rekor çıktı! ... [10 Mart 2012] Zor günler ... [7 Mart 2012] Ya 'devrimci örgüte üye'lik, ya 'sürgit güve'lik ... [4 Mart 2012] İktidar yandaşı muhalefet ... [29 Şubat 2012] "Terörün arka bahçesi"nde olmak ... [22 Şubat 2012] Haber ve görüntü dili ... [19 Şubat 2012] Arap Buharı ... [12 Şubat 2012] Düşüş... ... [8 Şubat 2012] Halk düşmanları halkların kardeşliğine hizmet eder mi? ... [8 Şubat 2012] Kendi Coğrafyası Kendine Zindan, Halkının Sesi Bir Ozan: Mahmud Derviş ... [25 Ocak 2012] Bu gün acımasızlığım tuttu! ... [17 Ocak 2012] "Gurur" gurultusu ... [11 Ocak 2012] 'Şiirden anlamam!' sözünün anlamını anlayan var mı? ... [28 Aralık 2011] Dersim'i Unutma ... [14 Aralık 2011] Köklerden kopukluk 'vazo kültürü'dür! ... [30 Kasım 2011] Seni.... CHE ... [2 Kasım 2011] Acı Sargısı ... [19 Ekim 2011] Örgütsüz aydının örgütlenme çağrısı! ... [5 Ekim 2011] Bunlar kendilerini ne sanıyor? ... [21 Eylül 2011] İnsan hâlleri, insani hâller ... [7 Eylül 2011] Hayata Düşmanlık Yelpazesi ... [24 Ağustos 2011] Yobazlık jandarması Ramazan magandaları ... [10 Ağustos 2011] Sistemin Kirletme ve Körletme Aygıtı ... [28 Temmuz 2011] Sonuçta bu işi kim çözecek, uzaylılar mı? ... [13 Temmuz 2011] Ölüm de çiçek açar... Ve ölümsüzlük o çiçeğin balıdır ... [29 Haziran 2011] "Şu 500 bin meselesi..!" ... [15 Haziran 2011] Sarıdır, ama sararmamıştır... ... [1 Haziran 2011] Düzenin batağında barajı aşmak mı, ırmak yatağında selleşip taşmak mı? ... [19 Mayıs 2011] "Davutoğlu'nun Mevlâna Çıkışı"na Giriş! ... [4 Mayıs 2011] İmamın domuzu ... [7 Nisan 2010] Bataklıklı Yolda Tepeye Doğru Yürürken ...
Nihat BEHRAM
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™