Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Erdoğan'dan özel yetkili mahkemelere yeni bakış
9 Haziran 2012, Sedat ERGİN
, Sedat ERGİN

BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan’ın geçen çarşamba akşamı ATV’de özel yetkili mahkemeler konusunda yaptığı açıklamaları dün bir kez daha dikkatle okudum.
 

Başbakan’ın bu açıklamaları dramatik ölçülerde önem taşıyor, kendisinin bu mahkemelere ve bu sistemden çıkan tutuklama kararlarına bakışında çok büyük bir kırılmanın yaşandığı anlamına geliyor.

DEVLET İÇİNDE DEVLET VAR

Önce sözlerini kısaca hatırlayalım. Başbakan, bu mahkemelere tanınmış olan yetkilerin “Haddinden fazla bir yetki alanı doğurduğunu” belirterek, yargının bu kesimine hâkim olan zihniyeti şöyle anlatıyor:
“Ve ben devlet içinde ayrı bir gücüm, devletim. Ben cumhurbaşkanı’na varıncaya kadar hepsini istediğim anda buraya çağırırım. Bu da var ha... Ve bunu (yetkilerini) da istedikleri gibi değerlendiriyorlar...”
Erdoğan, açıklamalarının bir başka bölümünde yaşanan MİT krizine de atıf yaptıktan sonra “Yargının her şeyi, hatta yasayı bir kenara koymak suretiyle yürütmenin alanına da girdiğini”, ayrıca “Devletin işleyişine çomak soktuğunu” belirtiyor.
“Talimatı veren benim. O zaman alacaksan beni al...” şeklindeki çıkışı da, Başbakan’ın İstanbul’daki mahkemenin geçen şubat ayında MİT Müsteşarı’nı hedef alan hamlesini doğrudan kendisine yönelmiş bir meydan okuma olarak değerlendirdiğini gösteriyor.

NE GELİYORSA (İÇERİ) ATIYORLAR

Başbakan’ın bu mahkemelerin uyguladığı katı tutukluluk rejimi konusundaki şu sözleri de daha az eleştirel değil:
“Mesela tutuksuz yargılanabileceği halde maalesef tutuklu yargılanan insanlar var. Bu askerdir, bu gazetecidir, bu ne bileyim bir siyasidir. Yani bu insanların tutuksuz yargılanmaları mümkünken, niçin illa da bir tutuklu yargılanma yapılıyor. Bu süreci çok daha farklı bir şekilde yumuşatarak atlatmamız lazım. Yargıya güven ciddi manada artmışken şimdi azalmaya başladı... Bir taraftan demokrasi diyorsun öbür taraftan da tabii ne geliyorsa (içeri) at...”
Aslında bütün bu sözler hiçbir yorum gerektirmeyecek kadar açık. Özetlersek, özel yetkili mahkemelerde haddinden fazla yetkili olup bu yetkileri istediği gibi değerlendiren, hatta yürütmeye müdahale eden “devlet içinde bir devlet” bulunduğunu ve bu “yapı”nın tutuklama kararlarında ölçüyü kaçırmış olduğunu söylüyor.
Kim söylüyor? Ülkenin Başbakan’ı söylüyor.
Neresinden bakılırsa bakılsın bu ifadeler söz konusu mahkemelere dönük derin bir güvensizliğin ifadesidir. Aslında Barolar Birliği’nin, muhalefetin, çok sayıda akademisyenin ve basında azımsanmayacak bir kesimin ve bir bu kadar önemlisi Avrupa Konseyi başta olmak üzere Batı dünyasının özel yetkili mahkemelerin artık hukukun sınırlarını fazlasıyla zorlamakta oldukları yolunda dile
getirmekte oldukları yaygın ve kuvvetli eleştirilere sonunda bizzat Başbakan da katılmış oluyor.

AVRUPA’YA VERİLEN SÖZ TUTULUYOR

Erdoğan’ın bu görüşleri birden ortaya çıkmış değildir. Aslında son dönemde sıkça “Geciken adalet, adalet değildir” diyerek uzun yargılamalardan, bunun yol açtığı tutukluluklardan rahatsızlığını hissettirmekteydi kendisi. Ama bunun dışına çıkan müdahil bir tutum almaktan da kaçınıyordu. Başbakan, galiba hükümetinin de destek çıktığı Ergenekon ve Balyoz gibi büyük davaların seyrinin etkilenmemesi için bu uygulamaları sineye çekmeyi tercih ediyordu.
Bu arada özellikle iki gazetecinin, Ahmet Şık ve Nedim Şener’in geçen yıl mart ayında tutuklanmalarına Başbakan’ın ciddi derecede içerlediği bir sır değil. Erdoğan, bu tutuklamaların gerekçesinden pek ikna olmamış, üstüne üstlük Batı dünyasındaki demokrat sicilinin bu nedenle ciddi bir çizik yemesi tepesini attırmıştır.
Fenerbahçe davasının seyrinin de Başbakan’ın bakışında bazı izler bıraktığı tahmin edilebilir. Ayrıca, Orgeneral İlker Başbuğ’la ilgili suçlamaların hükümet çevrelerinde pek kuvvetli bulunmadığı da yaygın bir kanaat.
Ama galiba özel yetkili mahkemeler konusunda en büyük kopmayı en yakın çalışma arkadaşlarından biri olan, büyük güven duyduğu MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın tutuklanması girişiminde yaşadı Başbakan. Bu, onun “koptuğu an”dı.
Ve bir de Türkiye’nin AİHM’de en çok mahkûm edilen ülke olması, Mahkeme’nin bu ihlallerin önlenmesi için Ankara’yı ısrarla sıkıştırması da hükümet üzerinde ciddi bir baskı yaratıyordu. Başbakan, geçen kasım ayında Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Thorbjorn Jagland’a bu ihlallerin önlenmesi için gerekli hukuki düzenlemelerin yapılacağı hususunda söz vermişti.
Erdoğan, şimdi biraz gecikmeli de olsa Avrupa’ya vermiş olduğu bu sözün arkasında durduğunu da göstermiş oluyor.

(Hürriyet)

[Bu yazı 1656 kez okundu]
Sedat ERGİN

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [91]
[16 Temmuz 2013] Biber gazı atılırken doktor hazır bulunsun ... [2 Temmuz 2013] AİHM kararları 12 Eylül yasasını geçersiz kıldı ... [3 Mayıs 2013] Tarihin akışı uçurumun kenarından nasıl döndü? ... [23 Nisan 2013] AİHM içtihatları ışığında Fazıl Say kararı ... [18 Nisan 2013] Tazminat komisyonu İtalya'da yürümedi, ya Türkiye'de? ... [16 Nisan 2013] AİHM'ye başvuru hakkı engelleniyor mu? ... [9 Nisan 2013] Kerry gezisinin dökümü ... [30 Mart 2013] 2023 için insani gelişme hedefleri gerekiyor ... [15 Mart 2013] DÖRDÜNCÜ YARGI PAKETİ (II) Tasarının TBMM'de iyileştirilmesi gerekiyor ... [9 Şubat 2013] Ergin Saygun ve vicdanların paslanması ... [1 Şubat 2013] Oramiral Güner istifası ile ne mesaj verdi? ... [25 Ocak 2013] Avukat tutuklamanın ufukta beliren maliyeti ... [3 Ocak 2013] Erdoğan hangi vesayeti kastediyor? ... [26 Aralık 2012] Yargısız infazlar ve çekimser demokrasi ... [8 Aralık 2012] Erdoğan'ın AİHM karşısındaki zor tercihi ... [5 Aralık 2012] AİHM kararı ışığında Başdenetçi tartışması ... [27 Kasım 2012] AİHM'deki Türk yargıç: 'Durumumuz parlak değil' ... [21 Kasım 2012] Erdoğan Obama'ya da kafa tutuyor ... [16 Ekim 2012] Yargıda daha çok reform bekleniyor ... [12 Ekim 2012] AB İLERLEME RAPORU ... [5 Eylül 2012] Yargıtay Başkanı'nın gözünden otoriterleşme ... [4 Eylül 2012] Suriye konusundaki büyük yalnızlığımız ... [30 Ağustos 2012] SURİYE POLİTİKASININ MUHASEBESİ (2): Evdeki hesap çarşıya uymayınca ... [22 Ağustos 2012] Erdoğan ve tarihe adil bakabilmek ... [31 Temmuz 2012] Ortadoğu'nun siyasi coğrafyası çözülürken ... [13 Temmuz 2012] Erdoğan ve Alevilerin horlanması meselesi ... [7 Temmuz 2012] YARGI REFORMU (3): Özgürlüğe yeni güvence Özgürlükler Hâkimi ... [6 Temmuz 2012] YARGI REFORMU (2): DGM'lerden ÖYM'lere ÖYM'lerden TMM'lere ... [5 Temmuz 2012] Yargı reformu-1: Özel yetkili mahkemelerin en büyük başarısı nedir? ... [23 Haziran 2012] Bağımsız insan hakları kurumu bir hayalmiş ... [21 Haziran 2012] Vatandaşa işkence sokağa taşınca ... [20 Haziran 2012] Dağlıca baskınının düşündürdükleri ... [14 Haziran 2012] HSYK'dan savcı açıklaması ... [30 Mayıs 2012] Amerika da basın özgürlüğü sorunlu diyor ... [18 Mayıs 2012] Uludere faciası ve erdemli devlet olmak ... [27 Nisan 2012] Hükümetin yargı reformundaki iradesine ne oldu? ... [10 Nisan 2012] Balyoz'da nasıl delil atlanır? ... [6 Nisan 2012] Haşim Kılıç ne demek istedi? ... [31 Mart 2012] Avrupa'nın eleştirel bakışı kuvvetleniyor ... [17 Mart 2012] Letonya'daki bir katliamdan Madımak yangınına ... [15 Mart 2012] Türk usulü demokraside "filibuster" olur mu? ... [10 Mart 2012] Basının eleştiri hakkı ne kadar geniş? ... [7 Mart 2012] Ortaokulların kapısı imam hatiplere açılıyor ... [28 Şubat 2012] AB ile diyalogda Nuray Mert meselesi ... [21 Şubat 2012] Avrupa'dan yargı reformuna hem destek hem eleştiri ... [18 Şubat 2012] AİHM'nin Tuncay Özkan kararının muhasebesi ... [17 Şubat 2012] Hükümetin son krize habersiz yakalanması olağan mı? ... [9 Şubat 2012] Önce eğitimin kalitesine bakalım ... [27 Ocak 2012] Yargı Reformu ... [12 Ocak 2012] Avrupa'dan hâkim ve savcılara ağır eleştiriler ... [10 Ocak 2012] Başbuğ nerede yargılanmalı? ... [4 Ocak 2012] Uludere faciasında istihbarat soruları ... [22 Aralık 2011] Gırtlak kanseri bir mahkûmun ölümü ... [8 Aralık 2011] Şike yasası krizinin anatomisi ... [3 Aralık 2011] Avrupa'ya verilen sözler ne zaman tutulacak? ... [19 Kasım 2011] Ankara'da Suriye'ye dönük iki askeri senaryo ... [12 Kasım 2011] Genç değil, Meclis kürsüsü yara aldı ... [9 Kasım 2011] Ekonomide G20'deyiz insani gelişmede 92'nci ... [14 Ekim 2011] AB'ye göre basın özgürlüğü ihlalleri ciddi ... [14 Eylül 2011] HSYK Başkanvekili'nden mesaj var ... [10 Eylül 2011] HSYK şikâyetler karşısında adil mi? ... [9 Eylül 2011] Deniz Feneri'nde hatayı kim yaptı? ... [6 Eylül 2011] Hükümet tutukluluk süresinde kendisini bağladı ... [1 Eylül 2011] Adalet duygusu neden zedeleniyor? ... [24 Ağustos 2011] Libya dersleri ... [6 Ağustos 2011] ABD ve İngiltere'den Balyoz'a katılmak ... [3 Ağustos 2011] Balyoz'da ucu açık bir sürece doğru ... [29 Temmuz 2011] Yolsuzlukla mücadelede dünya liginde neredeyiz? ... [21 Temmuz 2011] Öcalan'ın oyun planı ... [17 Temmuz 2011] Türk yargısı hiç böyle eleştirilmemişti ... [12 Temmuz 2011] Rota yeniden AB'ye mi çevriliyor? ... [8 Temmuz 2011] Yemin kriziyle bölgesel güç olunabilir mi? ... [7 Temmuz 2011] Yeni kabinede dikkat çeken yönelişler ... [28 Haziran 2011] Adalet duygusu kaybolunca ... [7 Haziran 2011] Basın özgürlüğünde sıkıntılı bir döneme doğru ... [28 Mayıs 2011] Kasetler konusunda muhtelif teoriler ... [10 Mayıs 2011] AB'den tutuklu gazetecilere mesaj ... [4 Mayıs 2011] Yargıtay'da önemli bir içtihat değişikliği ... [3 Mayıs 2011] Özel yetkili mahkemelere barolardan önemli çıkış ... [27 Nisan 2011] Kopartılan yalnızca heykelin kafası mı? ... [14 Nisan 2011] Sosyalist olmanın ağır bedeli ... [9 Nisan 2011] Savcılar lehte delilleri tutabilir mi? ... [5 Nisan 2011] TBMM tarihi bir hata yapmak üzere ... [31 Mart 2011] Ergenekon'da envanter çıkartmak ... [30 Mart 2011] Bireysel başvuru hakkına veda mı? ... [9 Mart 2011] Şener ve Şık hangi delillerle tutuklandı? ... [16 Şubat 2011] Balyoz davasında tutuklama kriterleri ... [2 Şubat 2011] Amerikan modeli Erdoğan'ı mutsuz edebilir ... [22 Ocak 2011] Balyoz'da adli emanet bilmecesi ... [7 Ocak 2011] Yargıtay Başkanı: 'Bize haksızlık yaptınız' ... [13 Kasım 2010] Türkiye'nin yolsuzluk karnesi tekerrürden mi ibarettir ...
Sedat ERGİN
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™