Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
HÜKÜMET BU AÇIKLAMAYA NE CEVAP VERECEK
9 Haziran 2012, Ali Rıza AYDIN
, Ali Rıza AYDIN

“YARGI-SEN Kapatıldı: Nakavt mı?” başlıklı yazımızda, mevcut Anayasa hükümlerini anımsatarak, Anayasa uyarınca esas alınması gereken usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası sözleşmelerin, yargıç ve savcıların sendikal örgütlenmelerini koruma altına aldığını, sınırlama yapmadığını, Türkiye’nin bu sözleşmeleri onaylarken, yargıç ve savcıların sendikal örgütlenmelerini engelleyecek herhangi bir beyan ve çekince koymadığını, temel hak ve özgürlüklere yönelik uluslararası sözleşmelerle yasaların çatışması halinde, uyuşmazlığın çözümünde, uluslararası sözleşme hükümlerinin esas alınması gerektiğini anımsatmıştık. Yazımızı, Mahkemenin kapatma kararına karşın, “burası Türkiye; bir sendikası nakavt olduğu sanıldığı an, ayağa kalkar, yeni sendikasını kurar” şeklinde bağlamıştık.

Yargıç ve savcıların sendikası YARGI-SEN, tabii ki nakavt olmadı, savaşımını sürdürdü. Anayasa’dan doğan hakkını kullanarak Uluslararası Çalışma Örgütü ILO’ya başvurdu.

Başvuruyu değerlendiren ILO, kararında özetle;

1- 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun 87 sayılı ILO sözleşmesine uygun hale getirilmesini,

2- Bu kapsamda, Anayasa’nın 90. maddesine uyulmasını,

3- Yargıç ve savcıların sendika kurması önündeki engellerin kaldırılmasını,

4- YARGI-SEN’in derhal ve yeniden bir sendika halinde tüzel kişiliğine devam etmesinin sağlanması için gerekli tüm önlemlerin alınmasını,

Hükümete tavsiye ediyor. ILO, ayrıca, YARGI-SEN yöneticilerinin, sendikal haklarını kullanmaları sebebiyle herhangi bir zarara uğrayıp uğramadığı konusundaki gözlemini bildirmesini hükümetten istiyor.

Başta, Başkan Ömer Faruk Eminağaoğlu olmak üzere YARGI-SEN üyeleri ve “adalet” isteyen hukukçular bunların hepsini söylemişti. YARSAV gerekli uyarısını yapmıştı. Ama ne Sendika’nın kapatılması için dava açanlar ne de Sendika’yı kapatanlar söylenenleri ciddiye almadılar; “hukuk devleti” yerine “kanun devleti”ni yeğlediler. Daha açık deyişle, siyasal iktidarın istediği “örgütlenmeme anlayışına” koşut davrandılar.

YARGI-SEN yöneticileriyle birlikte, konuya emeği geçen yargıç Dr. Mehmet Ruşen Gültekin’in de belirttiği gibi, ILO kararı, yargıç ve savcıların örgütlenme özgürlüğü ve buna bağlı ifade özgürlüğü ile birlikte, tüm memurların hizmet kolu esası dışında sendikal örgütlenmeleri açısından da ciddi anlam içeriyor.

Bakalım şimdi ne denecek? Akkuyu Nükleer Güç Santrali kuruluşuna ilişkin Uluslararası Anlaşma'nın onaylanmasını uygun bulan Yasa’yı Anayasa’ya aykırı görmeyen Anayasa Mahkemesi’ne teşekkür edenler, ILO kararına neler söyleyecek? Biz onları, yeniden ve yeniden Anayasa’ya ve demokratik hukuk devleti ilkelerine uymaları konusunda uyaralım. Hiç olmazsa kendi koydukları kurallara, Anayasa’nın 90. maddesine uysunlar.

Bir başka yargıç-sendikacı Nuh Hüseyin Köse, “beklenen bir karardı ama ne fayda, yoncanın keyfi olana kadar, eşeğin canı çıkarmış” diyor. Bu sözler, yorgunluk ve yılgınlığın değil, “yoncanın keyfinin” beklenilmemesi gerektiğinin uyarısı; hem de saygın bir benzetmeyle… Bu uyarı, (yargıç Orhan Gazi Ertekin’in “Yargı Meselesi Hallolundu – yargıçların ‘eşekli demokrasi’ ile imtihanı” kitabındaki emeğiyle öğrendiğimiz) “Adalet Bakanlığı eşeği aday gösterse eşeğe de oy veririm” diyen kıdemli bir yargıcın HSYK seçim sürecindeki trajedisine de anlamlı bir yanıt…

Eşek denilince, bir yargıcın anısına gittim. Yıllar önce, doğu ilçelerinden birinde göreve başlayan genç yargıcın ilk davalarından biri, hakaret davası olmuş. Kendisine “eşek” denildiği için hakaret edildiğini ileri süren biri, dava açmış. Genç yargıç oturmuş, eşeğin gözlerinin güzelliğinden gücüne, emektarlığından sadıklığına kadar faydalarını uzun uzun sıralamış. “Bazen inatlaşır, ama o da hakaret sayılmaz” diyerek “eşek sözcüğünün hakaret içermediği” gerekçesiyle davayı reddetmiş. Bu davanın, temyiz sürecinin sonunu umarım tahmin edersiniz. Bu anıyı, yaşama birilerinin biçtiği rol ile yaşam gerçeğinin aynı olmadığını anlatan güzel bir öykü olarak düşünürüm.

Konuşan konuşur, rolü biçer de, gerçek, üstü örtülerek yok edilemez. Yargıcı ve savcıyı, biçilen role uygun hizaya sokanlar ve buna uyanlar olsa da, her kuşun eti yenmez. Örgütlenerek kenetlenen, güzellikleri ve gerçekleri yaşatabilen yargıç ve savcılara selam olsun…

Ali Rıza Aydın

Oda Tv

 

[Bu yazı 1484 kez okundu]
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™