Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
İRTİCADAN KORKMAYIN; O ZATEN BURADA
7 Haziran 2012, Aydın CINGI
, Aydın CINGI

İrtica pek çok sözcükte “gericilik” olarak tanımlanır. Her verili düzene göre bir “irtica” tehdidi vardır. Topluma kendi değerlerini getirmiş olan her devrim ya da rejim ve onun kurduğu düzen, yıktığı ya da arkada bıraktığı değerlerin geri gelme eğilimini bir tür tehdit sayar.

 
Devrimler, içlerinde karşıt akımların tohumunu taşırlar. Cumhuriyet Devrimi de Anadolu insanının yüzlerce yıllık alışkanlıklarını altüst etmiş, bazı kesimlerin kendilerini dışlanmış hissetmesine neden olmuştur. Esasen toplumun hiçbir katmanını dışlamamış devrim ya da yeni rejim yoktur. Bu nedenledir ki, bunların dışladığı sosyal kategoriler durmaksızın eski düzene dönüş için çaba harcarlar. Bunlar, bir süre sonra iktidara tırmandıklarında da özellikle devrimin getirilerini aşındırır, devrim öncesi düzeni olabildiğince geri getirmeye çalışırlar.
 
İrtica Türkiye’de artık gerçekleşmiş bir risktir
 
Çok eskilere gidildiğinde, İslam’ın kendi değerlerini yerleştirdiği dönemlerde “Hak dini”nden ayrılma girişimleri “Cahiliye” dönemi özlemleri gibi görülmüş; bunlar, “irtica” ile eşanlamlı tutulmuştur. Her devrim gibi Anadolu Devrimi ve onun kurduğu Cumhuriyet düzeni de, kendinden önceki değerleri “restore” etme çabalarını, yani “irtica”yı kendisi için tehdit saymıştır. Vaktiyle Müslümanlaşmış Arap topraklarında Cahiliye dönemine özlem, Kuran düzeni açısından ne ölçüde “gericilik ya da irtica” anlamı içermiş ve tehlike olarak görülmüş ise; Cumhuriyet öncesi toplumsal düzene dönüş çabası da, Anadolu’da Cumhuriyet’in yerleştirdiği düzen için o ölçüde “gericilik ya da irtica” kavramı içermiş ve toplum için tehlikeyi çağrıştırmıştır.
 
Ne var ki, yaşadığımız Türkiye’de artık “irtica”, bir tehdit veya bir tehlike olma aşamasını çoktan geride bırakmıştır. İrtica eğer bir “risk” ise, söz konusu risk gerçekleşmiş; realize olmuştur. Türkiye’ye egemen olan kadro, her alanda sistematik biçimde geriye dönük militanca uygulamalar içindedir ve topluma “din eksenli yaşam” enjeksiyonu alabildiğine sürmektedir. AKP ve lideri, 2002-2009 arası dönemde, başta bazı liberal ve hatta sol demokrat kesimler olmak üzere, tüm dünyayı hiçbir gizli gündemi olmadığına inandırıp muhalefet odaklarını bunların da desteğiyle “bertaraf” etmiş, tüm özerk kurumları ele geçirmiştir. Bir dönüm noktası oluşturan 2010 referandumundan sonra erkler ayrılığını fiilen ortadan kaldıran ve 2011 seçiminden sonra da tamamen fütursuzlaşan AKP ve lideri artık önlerindeki yolun tamamen açıldığı inancındadır. Öyle ki, başta Erdoğan, üst kadronun, yıllardır sabredip kinini ve özlemini içinde sakladıktan sonra, zihninde oluşturduğu gündemi şimdi hızla ve engel tanımadan icraata dönüştürmekte olduğu artık herkesin malumudur.
 
Bu da geçer; hem de çabuk geçer
 
Bir geriye dönüş yaşanmakta ve bir süre daha yaşanacak. Ancak, kuşkusuz ki, bu dönem çabuk geçecek. Bir kez bu dönem, kimi “iyi niyetli” solcu ve liberallerin sandığı gibi bir “demokratikleşme” hareketi değil. Dolayısıyla evrensel meşruiyeti ve geçerliliği yok.  Reaksiyoner bir kadro alışamadığı bazı çağdaş değerleri, uykusuz parlamento gecelerinde, “tekme tokat” yıkıyor. Ayrıca, bu değerleri silah zoruyla korumaya kalkışagelmiş antidemokratik mekanizmaları “salt kendi varlığını koruma güdüsüyle” ortadan kaldırdığı için hiç de demokrat sayılamıyor. Bir vesayeti ortadan kaldırma bahanesiyle kendi vesayet sistemini yerleştiriyor. Bunu yaparken de demokrasinin toplumlara “armağan” etmiş olduğu araçlardan, onların doğasını da bozarak, yararlanıyor. Yaptığı, “çağını sürükleyebilecek” yepyeni değerler oluşturmak değil, sadece “kendi mahallesine” eskiyi geri getirmek. Esasen çığır açıcı bir girişimi tasavvur edebilecek çapta değiller. Bu nedenle de AKP’nin ne lideri, ne de zihniyeti kalıcı olabilecek. Bunlar, birkaç on yıl içinde yalnızca despotik uygulamaları, yolsuzlukları, ayıpları ve tatsız kavgalarıyla anılacak.
 
Şu anda yürürlükte olan “muhafazakar dalga”nın ya da “geriye dönüş furyası”nın militanları, kısa süre sonra ellerinden kayıp giden iktidarla birlikte yerleştirmekte oldukları geriye dönük değerlerin de temelli yok olduğunu görecekler. Bir kez, aydınlanma değerlerinin özü, Anadolu Devrimi’nin ortaya çıkardığı yurttaş prototipinin bilincinde yaşamayı sürdürüyor. Ayrıca Cumhuriyet ile hesaplaşma kavgasındakilerin kendi çocukları bile bunların diledikleri ölçüde “dindar” olamayacaklar. Hele hiç “kindar” olamayacaklar; çünkü babaları, ne yazık ki, bir başka kesimin çocuklarında “kin” biriktirtiyor. Öte yandan, Batı da artık AKP’nin gerçek yüzünü tanıyor. Ancak bir türlü tek ağızdan konuşmayı başaramayan AB’nin sözü pek geçmiyor. Konjonktür ABD’nin şu andaki pek “sadık” iş ortağı AKP Hükümeti’ni gözden çıkarmasına elverdiği anda, dış dinamikler bütünüyle devreye girecek. İşte o vakit, şimdi seçmenlerin yarısının oylarını toplayan AKP’nin kamuoyu yoklamalarındaki düşüşüne tanık olacağız. Bu bağlamda ABD-AKP-Suriye üçlüsünü yakından izlemek yakın geleceğe ilişkin bazı ipuçları verebilecektir. 
 
[Bu yazı 1602 kez okundu]
Aydın CINGI

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [33]
[30 Kasım 2015] IŞİD, IŞİD. ... [11 Kasım 2015] CHP, lideri ve 1 Kasım ... [25 Şubat 2014] UKRAYNA'YI ANLAYALIM ... [12 Ağustos 2013] SANDIK DEMOKRASİSİ VE GEZİ PARKI ... [23 Nisan 2013] Dünyada din ve dinsizlik ... [11 Mart 2013] ÜÇ ÇOCUK YETMEZ, BEŞ OLSUN! ... [18 Aralık 2012] Akp İktidarı Ve Tayyip Bey; Seçilmiş Despotizm ... [8 Kasım 2012] ABD başkanlık seçimi ve coğrafya ... [18 Ekim 2012] TÜRKİYE'MİZİN HALLERİ ... [20 Eylül 2012] İSLAM RADİKALLEŞİYOR ... [23 Ağustos 2012] ULUSAL MÜDÜRÜMÜZ ... [30 Mayıs 2012] SARKOZY GİDİNCE, MERKEL DIŞINDA HERKES RAHATLADI ... [20 Mayıs 2012] SPORDA FB-AKP YÖNTEMLERİ ... [1 Mayıs 2012] P O E ... [23 Nisan 2012] Fransa Cumhurbaşkanlığı Seçiminin İlk Turu ... [31 Mart 2012] İSLAM VE SİYASET ... [9 Şubat 2012] "DİNDAR NESİLLER" KAVRAMI; TOTALİTARİZM" ... [3 Şubat 2012] GELECEĞİN "DİNDAR" NESİLLERİ ERDOĞAN'A EMANET! ... [2 Ocak 2012] POPÜLİZM, İLERİ / OLGUN DEMOKRASİ ... [12 Ekim 2011] Fransa Sosyalistlerinin Başkanlık Ön Seçimi ... [13 Eylül 2011] AKP VE UCUZ POPÜLİZM ... [20 Ağustos 2011] AKP Dönemi Ramazanları ... [26 Temmuz 2011] ARAP BAHARI ... [11 Temmuz 2011] 12 Haziran seçimleri ... [10 Haziran 2011] İktidar Partisinin Kampanya Süresince Üslubu ... [11 Mayıs 2011] TUNUS'TAN GÖZLEMLER ... [11 Mart 2011] KORKUYU YENMEK ... [10 Ocak 2011] 2010 YILININ TOPLUMSAL VE SİYASAL AÇIDAN DEĞERLENDİRMESİ ... [29 Ekim 2010] ANADOLU DEVRİMİ VE RESTORASYON DÖNEMİ ... [8 Nisan 2010] AKP?nin taslağı: hinlik, cinlik, samimiyetsizlik ... [24 Mart 2010] FRANSA?DA YEREL SEÇİMLER ... [13 Mart 2010] BAŞÖRTÜSÜ, DARBE ve TEKEL İŞÇİLERİ ... [9 Mart 2010] Yeni Sosyal Demokrat Politika Gereksinimi ...
Aydın CINGI
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™