Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
3. yargı paketinde neler var?
6 Haziran 2012

Özel Yetkili Mahkemeler ile ilgili maddeleri tartışmalara neden olan 3. Yargı Paketi farklı alanlarda düzenlemeler getiriyor. Paketin, meşruiyeti azalan yargı kurumlarına yeniden itibar sağlamayı hedeflediği anlaşılırken, hukuk tanımazlığın kurallaştırıldığı bir dönemde neyi değiştireceği tartışma konusu.

Özel Yetkili Mahkemeler (ÖYM) ile ilgili maddeleri tartışmalara neden olan ve 3. Yargı Paketi olarak bilinen "Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı" farklı alanlarda düzenlemeler getiriyor. Paketin, meşruiyeti azalan yargı kurumlarına yeniden itibar sağlamayı hedeflediği anlaşılırken, hukuk tanımazlığın kurallaştırıldığı bir dönemde neyi değiştireceği tartışma konusu.

3. yargı paketiyle birlikte ÖYM'lerin kaldırılması veya yetkileri kısıtlanması gündemde. Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ konuyla ilgili televizyonda yaptığı açıklamada 'Kaldırmak dahil her türlü seçenek masada' ifadelerini kullanmıştı. Bu iki seçenekten hangisinin gerçekleşeceği, yasanın son hali meclis genel kurulunda verilirken netleşecek.

ÖYM'ler kaldırılmazsa, hangi kısıtlamalar uygulanacak?
ÖYM'lerin kaldırılmayıp yetkilerinin kısıtlanması durumunda nasıl düzenlemelerin yapılacağı daha önce basına yansımıştı. Buna göre Ergenekon ve Balyoz gibi davaların kapsam dışına alınmasıyla sonuçlanabilecek olası düzenlemeler şu şekilde:

- Silahlı terör örgütü suçları dışındaki bütün suçlar ÖYM'lerin kapsamından çıkartılacak;
- Organize suçlar, çıkar amaçlı suç örgütleri, bakan, bürokrat, belediye düzeyinde yapılan yolsuzlukların tamamı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) 250 kapsamından çıkartılacak;
- Yolsuzluklar ancak başbakan, bakan, vali, kaymakam izin verilirse soruşturulabilecek;
- Bu kapsamda, bürokrat ve belediye başkanlarının yanında askerler de ancak izinle yargılanabilecek; dolayısıyla silahlı terör örgütü kapsamına girmeyen darbe yargılamaları da ancak izin verilirse yapılabilecek;
- Bürokratların yargılama iznini bakan, belediye başkanlarının yargılama iznini içişleri bakanı, askerlerin yargılama iznini ise, rütbesine göre milli savunma bakanı ve başbakan verecek.

ÖYM'lern kaldırılması veya yetkilerinin bu şekilde kısıtlanması gibi düzenlemelerin Ergenekon, Balyoz ve KCK gibi davalar üzerinde büyük etkide bulunabileceği belirtiliyor.

Adli kontrol tedbirleri nedir? Tutukluluk yerine uygulanabilecek olan adli kontrol tedbirleri şunlardan oluşuyor: "Hâkim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak, sürücü belgesini teslim etmek, uyuşturucu ve alkol tedavisi için hastaneye yatırılmak, silâh bulunduramamak veya taşıyamamak, aile yükümlülüklerini yerine getireceğine ve adli kararlar gereğince ödemeye mahkûm edildiği nafakayı düzenli olarak ödeyeceğine dair güvence vermek” . Tasarıya göre ayrıca, tutuklama yerine yurt dışına çıkış yasağı ve kefalet kararı verilebilmesi bütün suçlarda mümkün. Tasarıda, icra dairelerindeki tüm ödemelerin banka üzerinden yapılması ve ev eşyalarının haczine sınırlama getirilmesi de bekleniyor. Böylece icra dairelerinde sıkça yakınma konusu olan memurların avukatlardan maddi menfaat temin etmesine son verileceği ve iş yükünün azaltılacağı belirtiliyor.

Tutuklama yerine adli kontrol
Tasarıda yer alan ve yine siyasi davalar üzerinde büyük etkide bulunması beklenen bir diğer düzenleme ise, tutuklama yerine uygulanabilecek alternatif tedbirlerin genişletilmesi. Buna göre halen 3 yıl olarak uygulanan adli kontrol sınırı önce 5 yıla çıkarılırken, komisyonda yapılan değişiklikle üst sınır bütünüyle kaldırıldı. Böylece tutuklamanın alternatifi olarak adli kontrol tedbirinin kapsamı genişletilmiş oldu ve dolayısıyla halen tutuklu bulunan milletvekilleri de dahil olmak üzere, binlerce kişi tahliye yolu açıldı.

Adli kontrol tedbiri verilebilecek suçlar hangileri? Tasarı kabul edilirse, tutuklama yerine adli kontrol kararı verilebilecek suçlar şu şekilde tarif ediliyor: "İntihara yönlendirme, çocuk düşürtme, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme, ibadethanelere ve mezarlıklara zarar verme, para ve kıymetli damgaları yapmaya yarayan araçları temin, halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit, müstehcenlik, fuhşa teşvik ve aracılık, göreve ilişkin sırrın açıklanması, görevi yaptırmamak için direnme, iftira, yalan tanıklık, yargı görevi yapanı etkileme, cezaevinde hak kullanımını ve beslenmeyi engelleme, Cumhurbaşkanı’na hakaret, uluslararası casusluk, doku ticareti, eziyet, silahla tehdit, cebir, siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi, kamu kurumları arasındaki haberleşmeyi engelleme, elektrik enerjisi hırsızlığı, basit dolandırıcılık, radyasyon yayma, çevrenin taksirle kirletilmesi, imar kirliliğine neden olma, bozulmuş veya değiştirilmiş gıda veya ilaçların ticareti, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, kıymetli damgada sahtecilik, resmi belgede sahtecilik, resmî belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek, suç işlemeye tahrik, deniz veya demiryolu ulaşım aracını kaçırmak, tefecilik, bilişim sistemini engelleme, verileri değiştirme, yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlama, hukuk davalarında yalan yere yemin, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme, kara para aklama suçuna iştirak, suçluyu kayırma, hükümlünün kaçmasını sağlama, cezaevine yasak eşya sokmak, düşman devlete maddi yardım, askerleri itaatsizliğe teşvik, askerî yasak bölgelere girme, yasaklanan bilgileri açıklama, devlet güvenliği ile ilgili belgeleri elinde bulundurma."

En fazla 3 ay gizlilik kararı uygulanabilecek
Adalet Bakanı Ergin tarafından yapılan bir açıklamada tasarıdaki bir başka düzenlemeyle özel yetkili mahkemelerde savunma hakkının kullanımının genişletildiği öne sürüldü. Buna göre özel yetkili savcılarca yürütülen soruşturmalarda, şüphelinin ifade tutanağına, bilirkişi raporuna, diğer bir kısım adli işlemlerle elde edilen delillere ilişkin olarak "en fazla 3 ay süreyle" gizlilik kararının verilebileceği belirtildi. Dolıyısıyla belgelerden örnek alma hakkına getirilen ve dava açılıncaya kadar devam ettirebilen sınırlamanın uygulanması 3 ayla sınırlı tutulacak. Bununla birlikte, tasarıya göre avukatların dosya içeriğini incelemesi veya belgelerden örnek alması, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürecek ise bu yetki kısıtlanabilecek.

Yine düzenlemeye göre, kovuşturma aşamasında esas hakkındaki savunmasını yapmak üzere sanık ve müdafisine hakim tarafından verilen süre sınırlaması da kaldırılacak. Tasarıda ayrıca "Basit terör suçları" olarak ifade edilen suçlar için yaptırıma çevirme ve erteleme yasağı kaldırılmasıyla, cezaların ertelenebilmesi ve paraya çevrilebilmesi mümkün hale geldi.

Tasarıda ayrıca görülmekte olan bir davada veya devam eden soruşturmada, hukuka aykırı karar vermesi veya gerçeğe aykırı beyanda bulunması için yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs eden kişi, 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasına çarptırılacak.

Yayınlar ve kitaplar ile ilgili 2011 sonuna kadar verilen bütün yasaklama, toplama, dağıtım ve satışın engellenmesi kararları hükümsüz hale geliyor
Tasarı, haberleşmenin gizliği, tutuklamalar ve basın yoluyla işlenen suçlarda da değişiklikler getiriyor. Buna göre basılmış eserler yoluyla işlenen suçlarla ilgili ceza davalarının, günlük süreli yayınlar için dört ay, diğer basılmış eserler için altı ay içinde açılması zorunlu olacak. Ayrıca toplama ve yasaklama kararı verilen yayınlar ve kitaplar hakkındaki yasaklama kararının kaldırılmasına ilişkin kapsam süresi de tasırayla birlikte genişletildi. Böylece 31 Aralık 2011 tarihine kadar mahkemelerce basılı yayınlarla ilgili olarak verilen toplatma, yasaklama, dağıtım ve satışın engellenmesi kararları, kanunun yayımı tarihinden itibaren altı ay içinde, mahkemeden bu yasaklılığın devamı niteliğinde bir karar alınmamışsa kendiliğinden hükümsüz hale gelecek. Bu tür kararlarla ilgili bilgi ve delillerin de iki ay içinde başsavcılığa iletilmesi gerekiyor.

Haberleşmenin gizliliğini ihlal edenlere ceza artırımı
Tasarıyla haberleşmenin gizliliğini ihlal edenlere verilen hapis cezaları da artırılıyor. Kişiler arasında haberleşmenin gizliliğini ihlal eden kişiye uygulanacak hapis cezasının alt sınırı 6 aydan 1 yıla, üst sınırı da 2 yıldan 3 yıla çıkarılacak. Bu gizlilik ihlali, haberleşme içeriklerinin kaydı suretiyle gerçekleşirse verilecek ceza bir kat artırılacak. Haberleşme içeriklerini hukuka aykırı olarak ifşa eden kimseye, 1-3 yerine 2-5 yıl hapis cezası verilecek. Kendisiyle yapılan haberleşmelerin içeriğini diğer tarafın rızası olmaksızın alenen ifşa eden kişi, 6 ay-2 yıl hapis cezası yerine 1-3 yıl hapis cezasına çarptırılacak. Bu maddeler, özellikle siyasi davaralar sırasında basına yansıyan özel ses kayıtları nedeniyle önem taşıyor. Paketi eleştiren ve özellikle bu tür ses kayıtlarını yaygın olarak kamuoyuna sunan cemaat yanlısı gazeteler bu maddenin kaldırılmasını talep ediyor.

Örgüte yardım cezası azaltılıyor
Tasarı ayrıca "örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişilerin" geçmişte örgüt üyesi olarak cezalandırılmasını sürdürürken, bu kişilere örgüt üyeliğinden dolayı verilecek cezayı üçte bire kadar indirilmesini sağlıyor. Tasarıda ayrıca örgüt dışında tutularak cezaları ayrı ayrı uygulanan kişiler ile örgüt kapsamında değerlendirilerek haklarında tek bir ceza uygulanan kişiler arasındaki eşitsizliği gidermeye dönük maddeler bulunuyor. Bu maddelerle birlikte halen tutuklu bulunan ülkücülere tahliye yolu açıldığı daha önce basına yansımıştı.

Molotofkokteyli "silah ve patlayıcı madde" kapsamına alınıyor
Tasarıda molotofkokteylinin patlayıcı değil silah olarak sayılmasına ilişkin düzenlemeye de yer verildiği belirtildi. Daha önce Başbakan Erdoğan’ın bir konuşmasında konuşmasında açıkladığı değişikliği Yargıtay’ın molotofu silah değil, patlayıcı olarak gören kararlarının ardından gündeme geldiği belirtiliyor. Değişiklikle molotof atma suçuna verilen ceza da bu şekilde 8 yıldan 15 yıla çıkarılması hedefleniyor.

Adli sicil kaydı düzenlemesi
Bakan Ergin'ın yaptığı açıklamalara göre, tasarıyla birlikte ömür boyu sabıka uygulamasının kaldırılacağı, adli sicil kayıtlarının her durumda 30 yıl geçmesiyle birlikte silineceğini ifade edilmişti. Mevcut uygulamada adli sicil arşiv kayıtlarının kişinin ölümü ve ya 80 yıl geçtikten sonra silindiğini hatırlatan Ergin devlete karşı mahkum olan kişilerin suçlarının da bu uygulama kapsamına alındığını belirtmişti.

Suç yerine kabahat
Tasarıya göre ayrıca bazı fiillerin suç kapsamından çıkarılarak "kabahat"e dönüştürüldüğü belirtiliyor. Buna göre, yurda kaçak girip yakalananlar, sınır dışı edildiği halde tekrar yurda girmek isteyen yabancılar, belge almadan seyahat acenteliği yapanlar ile belge almadan turist rehberliği yapanlar hakkında hapis cezası yerine mülki amir tarafından para cezası verileceği belirtiliyor.

Bu uygulama için ön ödeme kapsamının genişletildiği belirtilirken, kamu görevlisinin ticaretle uğraşması, yabancı devlet bayrağına karşı hakaret gibi durumlarda ve sabıkalı olanlar ile mağduru gerçek kişi olanlara bu hükmün uygulanmayacağını ifade ediliyor. Para cezası miktarları ise 100 TL ile 3 bin 600 TL arasında değişecek.

Kaçak elektriğe de hapis cezası kalkıyor
Tasarıyla birlikte göre kaçak elektrik kullanımının "karşılıksız yararlanma" suçuna dönüştürüldüğü belirtilirken, borcun faiziyle birlikte ödenmesi durumunda hapis cezasının verilmeyeceği ve bu cezasızlık halinin suçu ilk kez işleyenlere uygulanacağı ifade ediliyor. Ancak kişi 5 yıl içinde aynı suçu işlerse, bu hükümden yararlanamayacak ve hapis cezası alacak.

Görevi kötüye kullanma cezası artıyor
"İcra memurunun görevini yapması, doktorun ameliyat etmesi, tapu memurunun işlemleri hızlandırması için para eylemlerinin" rüşvet suçu olarak kabul edilmesini öngören tasarıya göre, görevi kötüye kullanma suçu için 1 yıldan 3 yıla kadar hapis , rüşvet için de 4 yılda 12 yıla kadar hapis cezası verilmesi öngörülüyor. Adalet Bakanı Ergin tarafından yapılan açıklamada ise, örneğin bir hasta yakının hastası için doktora rüşvet vermesi gibi, kamu görevlisine menfaat temin etmek zorunda olması halinde, menfaati temin etmiş olan kişi hakkında ceza verilemeyeceği belirtildi.

Petrol boru hatlarına koruma
Tasarı ile petrol boru hatlarına da koruma getirildi ve petrol boru hattından hırsızlık suçu 5 yıldan 12 yıla, örgütlü ise 7,5 yıldan 18 yıla kadar hapis ile cezalandırılmasına karar verildi. Tasarı ile karşılıksız çek keşide edenlere hapis ve ya para verilmeyecek, sadece çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı uygulanacak.

(soL - Haber Merkezi)

[Bu yazı 2395 kez okundu]
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™