Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
İki örnek üzerinden aydın ihaneti
4 Haziran 2012, Merdan YANARDAĞ
, Merdan YANARDAĞ

Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemindeki en güçlü padişah hiç kuşkusuz II. Abdülhamit’dir. Yaklaşık 30 yıl hüküm süren Abdülhamit, devletin ve toplumun kaderinde önemli bir rol oynamıştır. Abdülhamit, Ortaçağ artığı düzeni ve rejimi korumak için Fransız devriminin etkisindeki aydınları, dönemin devrimcilerini (Jöntürkler, İttihat-Terakki Cemiyeti/Fırkası üyeleri) ve diğer muhalif kesimleri takip etmek, baskı kurmak ve cezalandırmak için hayli etkili bir hafiye teşkilatı kurmuştu. Bu hafiye teşkilatı, rejim muhafızlığı ve istihbarat örgütü işlevi görüyordu.

Abdülhamit, hafiye teşkilatına dayalı koyu bir istibdat (baskı-terör) rejimi kurmuştu. Geniş bir muhbir ağına sahipti. Hafiye teşkilatının muhbirleri arasında dönemin hilafet ve padişah yanlısı çok sayıda gazetecisi ve yazarı da vardı.

Abdülhamit rejimi tarafından tutuklananlar arasında daha sonra Cumhuriyetin kurucusu olacak Harbiye öğrencisi Mustafa Kemal de vardır. Siyasal faaliyetleri nedeniyle tam 4 kez tutuklanan ve Harbiye zindanlarına atılan Mustafa Kemal, döneminin önde gelen bütün genç aydınları gibi Jöntürk hareketinin bir üyesidir.

Her devrin bir de gönüllü hafiyeleri vardır. Bunlar baskı ve terör rejimlerinin kurulmasına büyük katkıda bulunurlar. İnandırıcıdırlar... Çünkü bazılarının iktidarlardan ilk bakışta doğrudan bir çıkarları da yoktur. Ama aldıkları politik tutum nedeniyle toplumsal ve ekonomik bakımdan rahat ederler. En azından sabaha karşı evleri basılmaz ve gözaltına alınmazlar.

Abdülhamit sonuçta başarılı olamadı ve yenilgiye uğradı. Jöntürk geleneğinin örgütlü ifadesi olan İttihat ve Terakki Cemiyeti önce 1908 sonra da 1923 devrimiyle tarihin akışını belirledi. Abdülhamit çizgisinin, çok güçlü olduğu halde yenilgiye uğramasının en önemli nedenlerinden biri, aydınların büyük bölümünün tarihin çağrısına uyarak gereğini yapması ve kendi değerlerine ihanet etmemesidir.

***

AKP-Cemaat koalisyonunun gerçekleştirdiği örtülü darbeyle Türkiye’de de bir “istibdat rejimi” kuruldu. Bir bakışa göre, 60 yılla yayılan karşı devrimci sürecin sonuna gelindi. Artık ılımlı İslam rejiminin kurulduğunu ve Birinci Cumhuriyetin sonlandığını söyleyebiliriz. Başka bir ifadeyle İslamcı ve faşizan bir polis devletinin kurulmaya başlandığını saptayabiliriz.

Bu nedenle korku dalgası bütün ülkeyi sarıyor. Olan bitene “Yetmez ama evet” diyenler bile endişeyle bakıyor.

Çünkü AKP-Cemaat iktidarının hedeflerine ulaşmasında tek başına ne hafiye teşkilatı ne de gönüllü muhbirleri belirleyici oldu. Bir dönem şu ya da bu şekilde solda olan ya da böyle sayılan aydınların ihaneti sonucu belirledi. AKP-Cemaat iktidarına verilen paha biçilmez destek, toplumdaki direnme refleksini felç etti.

Kendi değerlerine ve hayatlarına ihanet eden, kurulu düzeni ya da egemen gücü ve akımı çok “demokratik” gerekçelerle savunan sol liberal aydın tipi, aslında başlı başına bir inceleme konusudur. Bu incelemenin psikiyatrik boyutunu şimdilik bir kenara koyarak, siyasal ve toplumsal yanına eğilmekte fayda var.
Kendi değerlerine, çevrelerine, hayatlarına ve geleneklerine ihanet ederek, karşı devrime destek veren liberal sol aydınlar için iki örnek vereceğim; Prof. Dr. Murat Belge ve Prof. Dr. Baskın Oran.
Murat Belge, son yıllarda George Soros’un desteklediği kuruluşların fikirlerini ve pespaye ideolojisini pek “özgürlükçü” gerekçelerle yeniden üretmektedir.

Vasat bir tiptir bu. Bu tespiti yapmak bir dönemin sol entelektüelleri için neredeyse ”rol modeli” sayılan Murat Belge için haksızlık diye düşünülebilir. Ama öyle değildir. Çünkü Belge ve Oran artık muhalif değil, iktidardır. Onlar uzun süredir iktidarın dilini kullanmaktadırlar. Üzücüdür, ama böyledir.

Murat Belge önceki gün Taraf Gazetesi’nde yayımlanan yazısında, Tayyip Erdoğan’ın hırçınlığını eleştiriyor. Ürkütücü ve dışlayıcı bir dil kullandığını söylüyor. Bir hayal kırıklığı yaşadığı anlaşılıyor. Çok yaklaştığı iktidarla arasına mesafe koymaya çalışıyor. Ama geçmiş olsun. Belge, bugün eleştirdiği iktidarın hedeflerine ulaşmasında büyük payı olanlardan biridir.

***

Baskın Oran, artık dünyada emperyalizm döneminin kapandığını ileri süren bir aydın! Yani emperyalizm bitmiş ona göre, artık yokmuş! NATO gibi örgütler ise demokrasileri koruyor ve yayıyormuş. Üstelik hemen yanı başımızda Irak işgal edilip yaklaşık 1,5 milyon insanın katledildiği bir dönemde söylüyor bunları.

Prof. Oran, emperyalizm konusundaki dev bilimsel literatürü yok sayarak şunları söylüyor:
"Küreselleşme sonucu tam bağımsızlık artık tam bir şehir efsanesi; ABD bile Irak'ı işgal etmek için 24 ülkeyi yanına almak zorunda kaldı. Üstelik devletler bazen tam bağımsızlıktan vazgeçerek bağımsızlıklarını sağlarlar. (...) Anti-emperyalizmin kullanılışı ise tam bir cehalet örneği... 'ABD emperyalisttir, AB de emperyalist' diyenler 'muasır medeniyeti’ ittiklerinin farkında bile değil." (Radikal İki, Pazar eki, 3 Ağustos 2008)

İnsan bu satırlar karşısında ne diyeceğini şaşırıyor. Tipik bir Batılı, mavi kanlı ve sömürgeci beyaz adam ideolojisi… Bu kadar cehalet için ya özel bir "eğitim" almak ya da Baskın Oran gibi baştan çıkmış bir profesör olmak lazım...

Klasik sömürgecilikten farklı olarak, tekelci kapitalizmin sermaye ihracı yoluyla gerçekleştirdiği ekonomik ve dolayısıyla siyasal bağımlılık ilişkisi –ki yeni sömürgeciliktir- diye tanımlanan emperyalizm, sol liberal profesörümüz tarafından klasik sömürgecilik ile kasıtlı olarak karıştırılmaktadır.

Baskın Oran da bugünlerde büyük bir hayal kırıklığı yaşıyor. Oran’ın önceki gün Agos Gazetesi’nde yayımlanan yazısı ibret vericidir. Prof. Dr. Baskın Oran, iktidarı eleştirirken bile onu övmeye devam ediyor. Şunları söylüyor:

“Muhterem başbakanım, siz bu ülkede büyük reformlar yapmış insansınız; müteşekkiriz, ama şu anda fenaya gidiyorsunuz. Öfke infilaklarınız bitmek bilmiyor. Kendinize durmadan adrenalin, ortama durmadan elektrik zerk ediyorsunuz. Yazı yazan insanlar K. Evren devrindeki gibi ürküyor. Sadede geleyim, üç başlık halinde arz edeyim. İnsanlara bu kadar hakaret size sonunda zarar getirir. Gazeteciler için leş yiyici “akbaba” dediğiniz gibi, bir de “tasma” yoluyla köpek dediniz.

“Tasma derken, doğrudur, kimi gazeteciler kendilerini askere tasmalattı. Onları siz kurtardınız, o da doğru, fakat medya bu sefer sizden ‘it gibi korkuyor’, maalesef o da doğru.” (Agos Gazetesi, 1 Haziran 2012)

Sana da geçmiş olsun profesör! Bu düzenin kurulmasında payın büyük... Bugünü hazırlayan sizin gibi aydınların ihanetidir.

İki elimiz yakanızda olacaktır.

(Yurt Gazetesi)

[Bu yazı 1765 kez okundu]
Merdan YANARDAĞ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [69]
[6 Eylül 2016] Derinleşen AKP darbesi ve muhalefetin aymazlığı! ... [2 Ağustos 2016] Güncel tehlike AKP darbesidir!* ... [13 Kasım 2015] Seçmen davranışı ve gönüllü kulluk ... [4 Kasım 2015] Hile ve kaos! ... [27 Temmuz 2015] Küresel gericiliğe karşı direniş ve Suriye! ... [20 Haziran 2014] Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ne yapmalı? ... [19 Mayıs 2014] Erdoğan görevden alınmalıdır ... [15 Mayıs 2014] Katliamın sorumlusu hükümettir! ... [12 Mayıs 2014] Başbakan iktidarı kaybetmekten korkuyor ... [14 Nisan 2014] 'CHP yönetimi muhasebeden kaçamaz' ... [7 Nisan 2014] Seçimlerin Siyasal ve Teknik Analizi ... [2 Aralık 2013] AKP-Cemaat çatışmasının siyasal kodları ... [6 Ağustos 2013] Polis devleti artık bir olgudur ... [31 Temmuz 2013] Ergenekon Davası'na yeniden bakmak ... [21 Temmuz 2013] Bir 'ibret-i âlem' örneği; Hanefi Avcı olayı! ... [16 Temmuz 2013] Mısır ve yeni gerici ideolojik hegemonya ... [2 Temmuz 2013] Gezi-Lice hattından karanfil kokulu günlere.. ... [16 Haziran 2013] Direniş ve başarıyı ıskalamamak ... [17 Mayıs 2013] Reyhanlı AKP politikalarının eseridir ... [29 Nisan 2013] 'Çözüm süreci' ve Türkiye'nin kritik dönemeci ... [16 Nisan 2013] Obama doktrini Ortadoğu ve Türkiye'yi nasıl etkiliyor? ... [9 Nisan 2013] Akil insanlar ve aydın sefaleti! ... [18 Mart 2013] Aydın ihaneti ya da yandaş aydınların dramı ... [11 Mart 2013] İmralı süreci ve Kürt sorunu üzerine tezler ... [4 Mart 2013] Türklük krizi ve milliyetçilik ... [25 Şubat 2013] Milliyetçilik tartışması ve gerici çözüm ... [3 Şubat 2013] Sol, ulusalcılık ve CHP'ye operasyon ... [20 Ocak 2013] Türkiye'de dönüşüm, bölgede yıkım ... [6 Ocak 2013] Kürt sorununda ilerici ve gerici çözüm ... [26 Aralık 2012] İslamcıların bıktıran mağduriyet edebiyatı ... [16 Aralık 2012] Silivri'nin kısa tarihi ve aydın olmak ... [21 Kasım 2012] Cinayet ... [11 Kasım 2012] Cumhuriyetçi muhalefet ve Kürt sorunu ... [12 Ekim 2012] SURİYE PROVOKASYONU VE AKP'NİN KİRLİ SAVAŞI ... [23 Eylül 2012] Balyoz, Cumhuriyetin solu ve Harbiye ... [9 Eylül 2012] Ulusal ve bölgesel bir tehdit ... [31 Ağustos 2012] Suriye krizi AKP iktidarının sonunu hazırlıyor ... [20 Ağustos 2012] Doğu'nun sefaletinin temelinde yatan kuramsal yanılgı ve muhafazakârlık ... [17 Ağustos 2012] Türkiye ve bölgede gerici dönüşümün şifreleri ... [16 Temmuz 2012] Liberallerin ve AKP'nin ülkücüleri! ... [13 Temmuz 2012] Muhafazakarlık üzerine notlar ... [6 Temmuz 2012] Evrim, devrim ve Suriye direnişi! ... [2 Temmuz 2012] Sefaletin medyası mı, medyanın sefaleti mi? ... [25 Haziran 2012] Türkiye neden ve nasıl dönüştürüldü ... [22 Haziran 2012] Çözümsüzlük ve PKK'nin karakteri ... [19 Haziran 2012] Gülen'in korkusu ve Cemaatin anlamı ... [14 Haziran 2012] Bin yıllık kavga ... [8 Haziran 2012] İktidar bloku dağılıyor mu? ... [28 Mayıs 2012] Darbeler ve 27 mayıs ... [11 Mayıs 2012] Koalisyon sarsılıyor ... [4 Mayıs 2012] Berktay'ın yalanı ve 1 Mayıs 1977'nin perde arkası ... [26 Nisan 2012] Mankurtlaşan toplumlar ... [6 Nisan 2012] ABD'nin yeni stratejisi, Suriye ve AKP ... [25 Mart 2012] AKP iktidarı yolun sonuna geliyor! ... [19 Mart 2012] Ergenekon, NATO ve Afganistan ... [11 Mart 2012] AKP Hükümeti suçüstü yakalandı! ... [7 Mart 2012] Kemalizmin tasfiyesi ... [17 Şubat 2012] AKP-Cemaat iktidarı sarsılıyor mu? ... [20 Ocak 2012] Hrant'ın dostları kim? ... [23 Eylül 2011] Celladına Aşık Olmanın Zavallılığı! ... [20 Mayıs 2011] Beyaz adam ideolojisi, Modernleşme ve seçimler ... [13 Mayıs 2011] 'ABD projesi olarak AKP'nin yeni dili ve liberal hüsran! ... [22 Nisan 2011] Hile ile rejim değiştirmek! ... [15 Nisan 2011] Neden kaybettik, yine kazanabilir miyiz? ... [1 Nisan 2011] Palavrayı bitiren belge ve Savcı Öz olayı! ... [18 Mart 2011] Nedim, Ahmet ve ötekiler! ... [4 Mart 2011] Ergenekon'da son dalga, ortayolculuk ve Erbakan ... [21 Ocak 2011] Dink'in katili yeni Gladyo'dur! ... [7 Ocak 2011] Hizbullah düzeni, coplar demokrasisi ...
Merdan YANARDAĞ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™