Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
İSTANBUL BAROSU NE YAPMALI?
3 Haziran 2012, Av. Başar YALTI
, Av. Başar YALTI

Uzun zamandan beri, yargı aracılığıyla toplumun sindirilmesi şeklinde işleyen süreç, İstanbul Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyeleri hakkında başlatılan hukuka aykırı soruşturma ile yeni bir boyuta taşınmıştır.

 
Bu aşamada, Türkiye’nin en büyük hukuk kurumu olan ve bünyesinde tüm avukatların üçte birinden çoğunu barındıran İstanbul Barosu’nun toplumsal muhalefetin odağına dönüştüğü, böyle bir beklentinin kendiliğinden oluştuğu gözlenmektedir.
 
Ortaya çıkan beklenti dikkatle değerlendirilerek, adil bir hukuk düzeninin kurulması amacıyla, toplumsal muhalefetin harekete geçirileceği bir mücadele süreci başlatılarak tarihi bir adım atılabilir. Bu amaca yönelik olaraktoplumun aydınlatılması, hatta yönlendirmesi önem taşımaktadır.
 
Türkiye’de yaşanan hukuk sorununun, sadece İstanbul Barosu Yönetiminin yaptığı / yapacağı çalışmalarla aşılamayacak boyutlarda olduğu tartışmasızdır. Bu nedenle, hukukla üzeri örtülmüş mevcut anti demokratik tehdidin anlaşılıp açığa çıkartılması ve yaşanan hukuksuzluklara etkili bir karşılık verilmesi, ancak Baronun ve hukuk çevrelerinin tüm varlıklarıyla karşı koyacağı bir duruşla mümkün olabilir. Gelinen nokta, Baronun kaçınamayacağı bir görevle karşı karşıya olduğunu göstermektedir. Bu görev, topluma ve hukuk çevrelerine inandırıcı bir şekilde öncülük etme görevidir. Avukatlara yöneltilen tehdidin gerçekte, halkın hak arama özgürlüğüne yöneltilmiş bir saldırı olduğunu anlatma ve sorunu toplumla paylaşma görevidir.
 
Dolayısıyla Baronun, toplumla gereken bağları kurarak; adil yargılanma hakkına, hukuka, demokrasi ve cumhuriyete sahip çıkmak üzere kamuoyu oluşturmak, avukat olmadan hak arama özgürlüğünün kullanılmayacağının halka anlatmak, toplumsal sorunlarla ilgilenilmek, Meclisten çıkartılmak istenilen yasalar hakkında kamuoyuna görüş bildirmek, bu kapsamda etkinlikler düzenlemek üzere hukuksal gereklere uygun, etkili bir karşı duruş sergilemesi gerekmektedir.
 
Böyle bir amacın gerçekleşmesi için atılacak adımların yöntem ve biçimi ile seçilecek hedef kitlesi, yapılacakların içeriği kadar önem taşımaktadır.
 
Hukuk bilincinin öncelikle hukukçularda bulunduğu varsayıldığında, yaşanan adaletsizlikler karşısında, huzursuzlukları gittikçe artan hukukçuları (görevde veya emekli yargıç, savcı, noter, hukuk öğretim görevlileri, öğrencileri vb.) amaca ortak etmek, en doğal ve kolay yol olarak gözükmektedir.
 
Avukatlar, halkın hukuk temsilcileridir. Yargılama sonucunda verilen karardan en çok davanın tarafları etkilendiğinden, adil olmayan bir yargının sakıncalarını anlatmada avukatlar, yargı sistemi ile halk arasında köprü işlevi göreceklerdir. Yurttaşlarla avukatlar arasında duygudaşlık bulunduğu göz önüne alındığında halkı en çok etkileyebilecek kişilerin avukatlar olacağı açıktır. Bu nedenle avukatları soruna ortak etmek için her çaba gösterilmelidir.
 
Yapılacak etkinliklerin başarısında, yatay ve dikey katkı veren avukat, hukukçu ve hukuk kurumu sayısı önem taşımaktadır. Ülke genelinde yaygın bir baro ağı varken bu olanağın kullanılmaması düşünülemez. Aynı duyarlığa sahip kurumların dayanışma içinde olması kadar doğal bir şey olamaz. Dayanışma gerekleri tüm barolara ve baroların tabanını oluşturan avukatlara inandırıcı şekilde anlatılmalı, ortak duygu ve paylaşım ortamı yaratılmalıdır.
 
Ülkemizde son yıllarda toplumun zihinsel varlığı ele geçirilerek denetim altına alınmıştır. İnsanlara, nasıl düşünmeleri değil, ne düşünmesi / düşünmemesi gerektiği medya aracılığıyla, sürekli olarak şırınga edilmektedir. Böylece, iktidardaki siyasal anlayıştan daha kolay etkilenen, dış algıya kapalı bir kamuoyu yaratılmıştır. Ancak, hukukun siyasallaştığını, yargının bağımsızlığını yitirdiğini ve bunların sonuçlarını topluma en inandırıcı şekilde anlatacak kişilerin avukatlar olacağı dikkate alındığında, Baro bir avantaj olarak, bu olanağı kullanılmalıdır. İstanbul Barosu’nun gücü, bünyesindeki avukat sayısı ile değil, yarattığı saygınlık ve planladığı eylem ve etkinliklere kattığı avukat sayısı ile ölçülecektir. Kendi üyesi avukatları yaptığı işlemler ve eylemler konusunda ikna eden bir baro, diğer barolara örnek olmakta zorlanmayacaktır. Bu bakımdan öncelik, avukatların duyarlıklarının harekete geçirilmesine verilmelidir.
 
Genel kamuoyu içerisinde de, yaşanan haksızlık ve hukuksuzluklara karşı duyarlı kesimler bulunmaktadır. Bu çerçevede,
 
a)    Meslek Kuruluşları (Mimarlar, mühendisler, muhasebeciler, hekimler vb. in temsil ettiği meslek kuruluşları), 
b)    Sendikalar,
c)    Dernekler ve Vakıflar (Hukuk dernekleri, kadın dernekleri, çağdaş yaşamın savunucusu dernekler, konu ve yer bazında örgütlenmiş dernekler, vakıflar),
d)    Üniversiteler,
 
Toplumda, ittifak kurularak tepki örgütlenecek sivil toplum kuruluşları olarak değerlendirilmelidir.
 
Yaşanan Türkiye tablosu içerisinde, haklarını özgürce kullanan bir toplum yerine, korku toplumu yaratılarak insanlar suskunluğa gömülmüştür. Uygulanan gözaltılar ve yapılan tutuklamalar sonucunda, muhalif olmakla, suçlu olmanın eşanlamlı kabul edildiği bir anlayış toplumda yerleşmiştir. Toplumun örgütlü kesimlerinin dahi yapılan haksızlıklara karşı tepki vermekten çekindiği bir ortam yaratılmıştır. Bu nedenle içinde bulunduğumuz durum, topluma cesaret verici önderliklere ihtiyaç duymaktadır. Hukuksuzluklara; evrensel hukuka ve toplumsal adalet duygusuna yaslanarak gösterilecek direnç, korkularla yüzleşmeyi kolaylaştıracaktır.
 
 
Av. Başar YALTI
 
[Bu yazı 2158 kez okundu]
Av. Başar YALTI

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [58]
[18 Temmuz 2017] ADALET YÜRÜYÜŞÜ YENİ BİR UMUT DOĞURMUŞTUR. ... [10 Nisan 2017] HALKOYLAMASI VE OYLAMANIN GÜVENLİĞİ ... [4 Mart 2017] PARADİGMA DEĞİŞİYOR! ... [19 Ocak 2017] CEHALETİN TAHAKKÜMÜ ... [24 Ekim 2016] BAROLAR VE AVUKATLAR NEDEN İLGİSİZLER? ... [11 Eylül 2016] 'HUKUK DEVLETİNİN SONU' ... [9 Mayıs 2016] TÜRBANLI YARGIÇ OLUR MU? ... [8 Şubat 2016] YARGI BAĞIMSIZLIĞI VE TOPLUMSAL BARIŞ ... [20 Ocak 2016] YUMURTAYI BALYOZLA KIRMAK! ... [23 Kasım 2015] CUMHURİYET ... [19 Ekim 2015] İKTİDAR VE HUKUK ... [19 Ağustos 2015] Bir Yöntem Önerisi: Beyin Fırtınası Ve Kürt Sorunu ... [9 Temmuz 2015] ANAYASA MAHKEMESİ NEREYE? ... [1 Haziran 2015] SEÇİMLER VE GÜVENLİK ... [1 Mayıs 2015] YARGIÇLARIN TUTUKLANMASI ÜZERİNE ... [29 Nisan 2015] AVUKATLAR SINANAMAZ! ... [16 Mart 2015] BİLGİNİN DEMOKRATİKLEŞMESİ YA DA BİLGİYİ SİYASALLAŞTIRMAK ... [9 Şubat 2015] "AYDINLANMA" NEYE YARAR? ... [1 Ocak 2015] 2015 YILI BAŞLARKEN. ... [15 Aralık 2014] AVUKATLAR SEÇİMİNİ YAPTI ... [10 Kasım 2014] NASIL BİR CUMHURİYET ... [28 Ağustos 2014] DEVLET BENİM ... [6 Nisan 2014] AVUKAT ... [2 Mart 2014] POLİSLEŞEN YARGIÇ ANLAYIŞI ... [12 Ocak 2014] NE DEĞİŞECEK? ... [25 Aralık 2013] DURUŞMA SALONLARI BÜYÜDÜKÇE... ... [11 Kasım 2013] ATATÜRK YAŞIYOR! ... [13 Eylül 2013] Yeni adli yıl başlarken ... [16 Mayıs 2013] Desteklediğimiz adayın kazanması halinde biz ancak mutlu oluruz ... [12 Nisan 2013] BÜYÜK GREV YA DA BÜYÜK BARO! ... [2 Kasım 2012] BAROLAR SEÇİMİNİ YAPTI! ... [24 Eylül 2012] BALYOZLA DEMOKRASİ KURULMAZ! ... [31 Ağustos 2012] Bir Yöntem Önerisi: Beyin Fırtınası Ve Kürt Sorunu ... [11 Temmuz 2012] BAROLARI ELE GEÇİRMEK YA DA "AHLAKSIZ TEKLİF" ... [11 Haziran 2012] KENTSEL DÖNÜŞÜM VE YOL AÇACAĞI SORUNLAR ... [13 Mayıs 2012] YARGIYI, YARGIÇTAN KORUMAK! ... [4 Nisan 2012] 12 EYLÜL YARGILAMASI BİR ALDATMACADIR ... [14 Şubat 2012] YARGI VE MİT KAVGASININ NERESİNDEYİZ? ... [1 Şubat 2012] YENİ YAKLAŞIMLAR NASIL DOĞDU, NEREYE GİDİYOR? ... [13 Ocak 2012] YARGIÇ VE VİCDAN ... [30 Aralık 2011] 2012 YE GİRERKEN YARGI VE ADALET ... [29 Ağustos 2011] AVUKATIN ADI YOK ... [5 Ağustos 2011] TSK YANLIŞLARININ BEDELİNİ ÖDÜYOR! ... [4 Temmuz 2011] SON SAHNE ... [20 Haziran 2011] YİNE BANA HÜSRAN, BANA YİNE HASRET VAR. ... [30 Mayıs 2011] YEREL YÖNETİMLER ÖZERKLİK ŞARTI ... [20 Nisan 2011] AVUKAT * ... [21 Mart 2011] TANI BUNLARI TANI DA BÜYÜ! ... [5 Mart 2011] Yargının Özelleştirilmesi Ve Çok Hukukluluk ... [17 Şubat 2011] NEREYE KADAR? ... [2 Şubat 2011] SAYGINLIK ... [4 Kasım 2010] BAROLARIN İŞLEVİ ... [27 Mart 2010] DEMOKRATİK KURNAZLIK!.. ... [25 Şubat 2010] AVUKATIN DOSYA İNCELEME YETKİSİ ... [9 Şubat 2010] BAROLAR VE DEMOKRATİK YÖNETİM ANLAYIŞI ... [4 Aralık 2009] KÖRLÜK ... [18 Kasım 2009] İRTİCAYA GÜL BAHÇESİ ... [17 Kasım 2009] AÇILIMIN HUKUKA ETKİSİ ...
Av. Başar YALTI
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™