Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Kürtaj: Yumurta kırılınca tavuk ölmez
1 Haziran 2012, Koray ÇALIŞKAN
, Koray ÇALIŞKAN

"Tavuk, folluğunda yumurtanın üstüne yatsa, biri de o yumurtayı kırsa civciv katili olmayacağı gibi, 10. haftaya kadar kürtaj bebek ölümü değildir."

Kürtaj ve sezaryeni tartışmadan önce iki konuyu netleştirelim.
1) Herkes bebek ölümüne karşı. Kimse “Kürtaj tamamen serbest olsun” demiyor. 10. haftaya kadar gebeliğin durdurulması kararını kadın verebilir mi veremez mi? Bunu tartışıyoruz.
2) Onuncu haftaya kadar ortada daha bebek yok. Ya ana rahminde ya da tüp bebekte olduğu gibi dışarıda yumurta ve sperm bir araya gelir ve embriyo oluşur. İkinci hafta hücreler bölünerek çoğalır, zigot olur. Rahme tutunup büyüyen organizma 20 haftaya kadar biyolojik ve hukuki olarak bebek değildir. 20. hafta ve ertesinde fetüs ya da bebek olur. Hukuki olarak süjedir, tanınır.
Tavuk, folluğunda yumurtanın üstüne yatsa, biri de o yumurtayı kırsa civciv katili olmayacağı gibi, 10. haftaya kadar, gebelik kendiliğinden ya da doktor gözetiminde sonlandığında adı bebek ölümü değildir. 

Peki ne olur?
Yalnızca gebeliğin sonlandırılması olur. O kadar. 10. haftaya kadar olan kürtajla, dört aylık fetüsün alınmasını karıştırmamalı. Esas sorun kürtaj yasağının Ak Parti’nin muhafazakâr toplum tasarımının yeni bir halkası olması. 444 tasarısı gibi damdan düştü. Mavi Marmara’daki başarısızlık nasıl bir kriz yarattıysa Uludere de öyle bir skandala neden oldu. İsrail’den özür isterken Kürt yurttaşlarımızdan dilememek için dokuz takla atıldı. Uludere’de olduğu gibi hiç tahmin edilemeyen insanlar Ak Parti’nin karşısında. Muhafazakâr kadınlar bile “Size ne!” demeye başladı. 

Ona ne?
Uludere’den ilgiyi başka yere çekme amacı dışında kürtaj ve sezaryen konusu üç nedenle gündem oldu. Özal’dan beri bir “Siz bizi 100 milyon olunca görün” rüyası vardır. Ak Parti de aynı rüyayı görüyor ve daha büyük, daha güçlü bir ülke olacağımızı düşünüyor. İsveç zaten nüfus artışıyla gelişti ya, oradan biliyoruz.
İkinci neden aynı annede sezaryen sayısının bir doğal üst sınırının olması. Üç sezaryen az, dört sezaryen çok nadirdir. Beş sezaryen ben duymadım. Oysa doğal doğumda sınır çok yukarıda. Ak Parti elitinin kadınları zaten çevrelerinde dadıyla geziyor. Mesele bakıcı tutamayan, burjuva ya da zengin olmayan, kreş bulamayan kadınlarda. Onların eve kapanması, bolca çocuk yapması, erkeklerin de pek ‘mühim’ işleriyle uğraşması gerekiyor. ‘İdeal’ toplum bu.
Üçüncü neden, bence Kürt sorunuyla ilgili. “İsrail’e bu kadar benziyor görünmeyelim” korkusuyla dillendirilmiyor. Türkiye’de yoksullar orta sınıf ve varsıllardan iki kat fazla çocuk yapar. Bir de üzerine doğuda 3.3 ortalama çocuğa, batıda 1.7 düşer. Yani doğuda nüfus artarken batıda düşüyor. Fark yine neredeyse iki kat.
Sosyal güvencesi olmayan annenin erkek çocuk en önemli sosyal sigortasıdır. Aile gelirine de çocuk emeğiyle katkı yapar. Kürtler bu ülkenin en yoksulları, yoksul bırakılmışları. Her dört yılda ne kadar çok genç ve işsiz ve örselenmiş Kürt genç seçmen oluyor? Kısa bir süre sonra muhalif Kürtleri Meclis’e sokmamak için uydurulan %10 barajı efektif olarak anlamsızlaşacak. O zaman ne olsun? Kürtaj ve sezaryen yasaklansın, batıdakiler ve gelir durumu daha iyi olanlar da daha çok çocuk yapsın. 

Evdeki hesap
Ak Parti gibi kitle partilerinde ne zaman parti içi demokrasi azalsa, politikalar dümen tutmaz. Hanya’ya adım atılır, Konya’da göz açılır. Kürtaj ve sezaryen yasağı doğum oranını hiçbir yerde arttırmamıştır. Kadın ölümlerini arttırır. Merdiven altlarında, torna atölyelerinin arkasında, üç kuruşa kürtajlar peydahlanır. Parası yeten hafta sonu Avrupa kürtaj turizmine başlar. Parası yetmeyen kadınlar garip teknikler deneyip, internetten yarım yamalak öğrenilen yöntemlerle gebeliği sonlandırmak ister. Zaten 4 haftaya kadar çoğu kadın gebe olduğunu bile anlamaz. Sonra öğrenince kendi bedenine dair karar almadan, devletin bedenine çarpar.
Uludere özrü dilemeyeyim derken, merdiven altlarında kürtaj yaptırırken ölecek kadınlardan özür dilemek zorunda kalacak olmak ne acı bir ironi ya Rabbim.

(Radikal)

[Bu yazı 1240 kez okundu]
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™