Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
'Ilımlı İ'Ilımlı İslam' hangi dinin adı?
28 Mayıs 2012, Yaşar Nuri ÖZTÜRK
, Yaşar Nuri ÖZTÜRK

Kelimei Şehadet düşmanı emperyalist güçler, bugün, İslam kelimesini, hesaplarına uygun ‘uydurulmuş bir din’ yaratmak için rahat rahat kullanıyorlar. Nasıl mı? Müslüman dünya içinden avladıkları, ‘haçlı ile işbirliğini ibadet ve zafer sayanlar’ sayesinde… Özellikle ABD’de zamana, şartlara göre sürekli yeni ‘İslamlar’ üretilmektedir.

Soğuk Savaş döneminde türetilen ‘Yeşil Kuşak İslamı’, Türk insanını Demir Perde'ye karşı kullanmak üzere geliştirilen siyasetler dolayısıyla öne çıkarılan bir uydurulmuş dindi. Benzer şekilde, günümüzde de, ‘ılımlı İslam’ dini türetilmiştir.

‘Ilımlı İslam’ isimlendirmesi altında ortaya çıkan son gelişmeler, sadece şaşırtıcı değil, aynı zamanda ürperticidir: Örneğin, ‘ılımlı İslam’ın Türkiye teorisyenleri, İsa’nın geri gelip insanlığı kurtaracağını ‘İslamcı’ (!) dergilerine kapak yapmışlardır. Bir başka deyişle, ‘ılımlı İslam’ın Türkiye mümessilleri, ABD'deki Evanjelistlerin, okyanusun ötesinden terennüm edip durduklarını aynen tekrarlıyor: “İsa gelecek ve insanlığı kurtaracak.”

Böyle bir iddiada bulunmak, Hz. Muhammed’in devrinin bittiğini varsaymak, onun kabullerini saf dışı etmek anlamına gelmektedir. Bu önermenin, Kur'an'ın olmazsa olmazlarıyla bağdaşması mümkün değildir.

ABD'nin Mart 2003'te Irak'ı işgalinden sonra, insanlığın barış dönemine geçişinin İslam’la mümkün olmadığı tezini yerleştirmek için, İslam inançları içine sokulmuş bazı dayatmaların  öne çıkarılması gerekiyordu. Hz. İsa'nın geri gelerek insanlığı kurtarması hurafesi de bunlardan biridir.

Kur'an, hiçbir şekilde, hiçbir peygamberin geri geleceğini bildirmemekte, böyle bir olasılığa onay vermemektedir. Kur'an'da böyle bir sav, böyle bir kavram yoktur.

İslam akidesinin oluşum devrinden 100-150 yıl sonra, Kilise tarafından İslam'a transfer edilmiş olan bu savın, Hz. Muhammed'in sözlerinde yer aldığı iddia edilmektedir. Asıl sorun, asıl facia da zaten buradadır.

MİNAREYİ ÇALMAK İÇİN HAZIRLANAN KILIF

Hz. İsa'nın ‘geri geleceği’ne ilişkin iddia, imana ilişkindir. O halde, o konuda hadislerin söylediğini delil sayamayız. İmanla ilgili konularda Kur’an ayeti gerekir.

Ayrıca, hadis bilginleri, İsa’nın geri geleceğine ilişkin hadis patentli sözlerin, hadis kritiği açısından güvene layık olmadığını ifade etmekteler. Bu sözlerin bir tanesinin bile Kur'an’a uygun olduğunu söylemek mümkün değildir. Bir tanesi bile mütevâtır (tarih ve hadis kritiği açısından güvene layık) olmayan bu rivayetler, iman konularında asla kanıt olamazlar. Ne yazık ki, bu gerçek halktan saklanmaktadır.

Hz. Muhammed’den sonra İsa’nın geri geleceğini iddia etmek, dine aykırı olduğu gibi, akla da aykırıdır. Ancak, iddia sahipleri, buna çare olarak, “Minareyi çalan, kılıfını hazırlar” atasözünü doğrularcasına, “İsa’nın, Hz. Muhammed'in ümmeti olma şerefini elde etmek için geri geleceğini” savunuyorlar.

Emperyalizmin bu şeytanî becerisine şapka çıkarmak gerekir. Adamlar, haçlı emeller uğruna öne sürdükleri bir iddianın İslam’a uydurulma işini, ‘Müslüman’ yaftalı işbirlikçi avukatlarına yaptırıyorlar.  Bu tez karşısında sorulması gereken sorulardan birincisi şudur:

Haçlı kodamanlar, İsa’nın geri geleceğini iddia ederken, “Hz. Muhammed’in ümmeti olma şerefini mi, Müslüman ülkelerin kaynaklarını sömürmeyi mi amaçlıyorlar?”
 
Bir soru daha: “Irak, Hz. Muhammed'in ümmeti olma şerefine ermek için mi işgal edildi? Ve bir milyonu aşkın masum sivil, ABD askerlerince bunun için mi katledildi? Ebu Gureyb’de 10-12 yaşlarında kız ve erkek Müslüman çocukların ırzına geçilirken, Müslüman yaşlıların çıplak vücutlarına kurt köpekleri saldırtılırken bu ‘şeref’ mi amaçlanıyordu? Hz. İsa, bunları yaparak veya yaptırarak mı ‘Hz. Muhammed’in ümmeti olma şerefine nail’ olacak?

Haçlı avukatı işbirlikçilerin bu sorulara cevap vermeleri bir namus ve iman borcudur.

Bu bahiste sözün özü şu: İslam, dinin adında değişiklik yapılmasına izin vermez. Böyle bir yetki peygamberlere bile verilmemiştir. İslam’da, ne bir eksik vardır ne de bir isim sorunu. İslam’ın kendi getirdiği isme bir başka kelime eklendiği zaman, İslam, Kur’an’ın getirdiği ve Hz. Muhammed'in gösterdiği din olmaktan çıkar.

Ve buna sebep olanlar da İslam’dan çıkar…

(Yurt Gazetesi)

[Bu yazı 1815 kez okundu]
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™