Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Darbeler ve 27 mayıs
28 Mayıs 2012, Merdan YANARDAĞ
, Merdan YANARDAĞ

Bugün 27 Mayıs… Demokrat Parti (DP) iktidarının genç subayların ve aydınların öncülüğünde bir halk hareketi sonucu devrildiği 27 Mayıs 1960’ın yıldönümü. Türk sağına, liberallere, muhafazakârlara ve İslamcılara göre demokrasiye karşı ilk askeri darbenin yapıldığı tarih. Kara gün!
Oysa bu tarih 12 Eylül 1980 darbesine kadar Türkiye’de resmi bayramdı. “Hürriyet ve Anayasa Bayramı” olarak kutlanırdı. Genel olarak sol ve Cumhuriyetin değerlerine bağlı, aydınlanmacı toplum kesimleri bu günü, “DP Diktatörlüğünün yıkıldığı” ve gerçek demokrasiye geçilen önemli bir tarihsel dönemeç olarak görür. Onlar için aydınlık bir gündür.
Anlayacağınız bu konuda toplumda bir görüş birliği yok. Ancak son yıllarda entelektüel ve siyasal ortamı terörize eden liberal ve muhafazakâr yazıcıların etkinliği nedeniyle 27 Mayıs, genel olarak “bütün kötülüklerin kaynağı” gibi görülüyor.
Bu tartışma önemli olduğu gibi, güncel de… Sadece Türkiye’nin yakın siyasal tarihi bakımından değil, bugünün siyasal ve ideolojik saflaşmaları bakımından da değer taşıyor.
***
O halde başlayalım;
Türkiye solu ve genel olarak aydınlar, 1980’den itibaren ve özellikle 1990 sonrasında liberalizmin etkisi altına girdi. Dolayısıyla solcu aydınlar ve dava insanları tarihe, topluma, sisteme, olaylara ve olgulara bakış ve yorumlayışta diyalektik yöntemi yitirmeye başladı. En geri analiz yöntemi olarak düz mantık, entelektüel ve siyasal alana giderek egemen oldu.
Durum böyle olunca, 27 Mayıs 1960 müdahalesi ile 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 faşist darbeleri arasındaki nitelik farkı görmezden gelinmeye, bütün darbeler aynı kefeye konulmaya başlandı. Bu bakış, 2000’ler Türkiye’sinde neredeyse bütün siyasete ve entelektüel alana egemen oldu.
İnanılır gibi değil ama bu düşünce yöntemi şöyle bir basitliğe sahipti; 12 Eylül bir darbedir ve kötüdür, o halde bütün darbeler de kötüdür, bu durumda 27 Mayıs da bir darbe olduğuna göre o da kötü, hatta faşisttir. Mantık bu.
Böylece amaç, program, siyasal sonuç vb. olgulara, niteliğe bakmadan, sadece yüzeysel benzerliklerden hareketle bütün darbeleri eşitleyen bir yaklaşım benimsendi. Oysa her şey göründüğü gibi olsaydı bilime gerek kalmayacaktı. Kaldı ki, aydınlar ve sol 1980 öncesinde 27 Mayıs 1960’ı farklı bir yere koyar ve daha doğru bir değerlendirme yapardı.27 Mayıs’ın en büyük kusuru Adnan Menderes ve iki arkadaşının idamıdır. Savunulacak yanı yoktur. Çünkü idam cezası insanlık dışı bir infaz yöntemidir.
Bütün darbeleri “Aristo mantığı” ile eşitleyen ve nitelik farklılıklarını görmeyen analizde kaba, aklı ve bilimi kullanmayan bir yöntem egemendir. Esasa değil, biçime bakılmaktadır.

Oysa gerçek çok farklıdır; 27 Mayıs, daha sonraki darbelerden temelden farklı olarak özgürlükleri kısıtlamamış, tam tersine bütün bir modernleşme tarihi boyunca en özgür ve en demokratik siyasal ve toplumsal ortamı yaratmıştır. Sol’un önünü açmış, yasakları kaldırmış, grevli toplu sözleşmeli sendikal hakları getirmiştir. Dahası polisler dâhil olmak üzere bütün memurlara sendika kurmanın önünü açmıştır. Türkiye bu hakların bugün çok uzağındadır. Çünkü iki faşist ve gerici operasyon ile 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 darbeleriyle bu hak ve özgürlükler tasfiye edilmiştir.
***

Öncelikle şu tespiti yapmak gerekir; 27 Mayıs klasik bir darbe değildir. Önemli bir sivil muhalefet hareketi, aydın oluşumu ve devrimci gençlik örgütlenmesiyle birleşen bir genç subaylar hareketidir. Kendi Genelkurmay Başkanını tutuklamış, birkaç istisna dışında TSK’daki bütün generalleri (270 kişi) ihraç etmiştir.
Cumhuriyetçi Demokratlar hareketin sağ kanadını tasfiye ettikten sonra, çoğu polis şefini de tutuklamış, buna karşın bütün siyasi mahkûm ve tutukluları ise serbest bırakmıştır. Sol üzerindeki yasaklar kalkmış, sosyalist partiler, sendikalar ve devrimci gençlik örgütleri kurulmuş, YÖN Dergisi bu dönemde çıkmış, edebiyat üzerindeki baskılar bitmiş, Marksist eserler Türkçeye kazandırılmıştır.
Bütün bunlar ortadayken, 27 Mayıs’ı 12 Mart ve 12 Eylül faşist darbeleriyle aynı kefeye koymak tam anlamıyla aymazlıktır. Dahası bilimsel temellerden yoksun, tarihsel olgularla çelişen, siyasal kanıtlara dayanmayan, keyfi ve “ideolojik” bir değerlendirmedir. Bilimsel hiçbir değeri yoktur. Tarihi gerçekler ve olgularla çelişmektedir.
Her darbe gerici ve faşist değildir. Tıpkı Portekiz’de 1974’te 40 yıllık faşist Salazar Rejimini yıkan, demokrasi getiren, solun üzerindeki yasakları kaldıran, siyasal tutukluları ve hükümlüleri özgürleştiren ‘Karanfil Devrimi’ gibi. Bütün sömürgelerin bağımsızlığını tanıyan ve Portekiz demokrasisini kuran “Karanfil Devrimi’ne neden karşı çıkmamız gerekiyor?
Portekiz Karanfil Devrimi, sırf devrimci genç subayların öncülüğünde gerçekleşti diye, Şili’de 1973 faşist Pinochet darbesiyle aynı kefeye koymak hem saçmadır hem de akıl ve bilim dışıdır. Şili’de 30 bin muhalifi öldürerek betonlara gömen, stadyumlarda kurşuna dizen, ülkenin yarısını işkenceden geçiren, yüzbinlerce insanı tutuklayan ve 17 yıl Şili’yi vahşi bir terörle yöneten Pinochet darbesiyle, ülkesine demokrasi ve özgürlük, sömürgelerine de bağımsızlık getiren Portekiz Karanfil Devrimi nasıl aynı kefeye konulabilir! Bunu yapmak için ya baştan çıkmış bir liberal ya cahil bir muhafazakâr ya gözü dönmüş bir gerici ya da salak olmak gereklidir.
Sonuç olarak şu tespiti yapabiliriz; 27 Mayıs Cumhuriyet Devriminin “demokratik” boyutunu tamamlayan bir siyasal eylem, bu devrimin ikinci etabıdır. Bugün Batı Avrupa ülkelerinde bile bulunmayan ölçüde özgürlükçü olan 1961 Anayasası’nın tarihsel anlamı budur. Kemalistlerin son zaferidir. Çünkü 27 Mayıs’tan sonra onlar, yani Kemalistler için bir tasfiye süreci başlamıştır.

(Yurt Gazetesi)

[Bu yazı 1510 kez okundu]
Merdan YANARDAĞ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [69]
[6 Eylül 2016] Derinleşen AKP darbesi ve muhalefetin aymazlığı! ... [2 Ağustos 2016] Güncel tehlike AKP darbesidir!* ... [13 Kasım 2015] Seçmen davranışı ve gönüllü kulluk ... [4 Kasım 2015] Hile ve kaos! ... [27 Temmuz 2015] Küresel gericiliğe karşı direniş ve Suriye! ... [20 Haziran 2014] Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ne yapmalı? ... [19 Mayıs 2014] Erdoğan görevden alınmalıdır ... [15 Mayıs 2014] Katliamın sorumlusu hükümettir! ... [12 Mayıs 2014] Başbakan iktidarı kaybetmekten korkuyor ... [14 Nisan 2014] 'CHP yönetimi muhasebeden kaçamaz' ... [7 Nisan 2014] Seçimlerin Siyasal ve Teknik Analizi ... [2 Aralık 2013] AKP-Cemaat çatışmasının siyasal kodları ... [6 Ağustos 2013] Polis devleti artık bir olgudur ... [31 Temmuz 2013] Ergenekon Davası'na yeniden bakmak ... [21 Temmuz 2013] Bir 'ibret-i âlem' örneği; Hanefi Avcı olayı! ... [16 Temmuz 2013] Mısır ve yeni gerici ideolojik hegemonya ... [2 Temmuz 2013] Gezi-Lice hattından karanfil kokulu günlere.. ... [16 Haziran 2013] Direniş ve başarıyı ıskalamamak ... [17 Mayıs 2013] Reyhanlı AKP politikalarının eseridir ... [29 Nisan 2013] 'Çözüm süreci' ve Türkiye'nin kritik dönemeci ... [16 Nisan 2013] Obama doktrini Ortadoğu ve Türkiye'yi nasıl etkiliyor? ... [9 Nisan 2013] Akil insanlar ve aydın sefaleti! ... [18 Mart 2013] Aydın ihaneti ya da yandaş aydınların dramı ... [11 Mart 2013] İmralı süreci ve Kürt sorunu üzerine tezler ... [4 Mart 2013] Türklük krizi ve milliyetçilik ... [25 Şubat 2013] Milliyetçilik tartışması ve gerici çözüm ... [3 Şubat 2013] Sol, ulusalcılık ve CHP'ye operasyon ... [20 Ocak 2013] Türkiye'de dönüşüm, bölgede yıkım ... [6 Ocak 2013] Kürt sorununda ilerici ve gerici çözüm ... [26 Aralık 2012] İslamcıların bıktıran mağduriyet edebiyatı ... [16 Aralık 2012] Silivri'nin kısa tarihi ve aydın olmak ... [21 Kasım 2012] Cinayet ... [11 Kasım 2012] Cumhuriyetçi muhalefet ve Kürt sorunu ... [12 Ekim 2012] SURİYE PROVOKASYONU VE AKP'NİN KİRLİ SAVAŞI ... [23 Eylül 2012] Balyoz, Cumhuriyetin solu ve Harbiye ... [9 Eylül 2012] Ulusal ve bölgesel bir tehdit ... [31 Ağustos 2012] Suriye krizi AKP iktidarının sonunu hazırlıyor ... [20 Ağustos 2012] Doğu'nun sefaletinin temelinde yatan kuramsal yanılgı ve muhafazakârlık ... [17 Ağustos 2012] Türkiye ve bölgede gerici dönüşümün şifreleri ... [16 Temmuz 2012] Liberallerin ve AKP'nin ülkücüleri! ... [13 Temmuz 2012] Muhafazakarlık üzerine notlar ... [6 Temmuz 2012] Evrim, devrim ve Suriye direnişi! ... [2 Temmuz 2012] Sefaletin medyası mı, medyanın sefaleti mi? ... [25 Haziran 2012] Türkiye neden ve nasıl dönüştürüldü ... [22 Haziran 2012] Çözümsüzlük ve PKK'nin karakteri ... [19 Haziran 2012] Gülen'in korkusu ve Cemaatin anlamı ... [14 Haziran 2012] Bin yıllık kavga ... [8 Haziran 2012] İktidar bloku dağılıyor mu? ... [4 Haziran 2012] İki örnek üzerinden aydın ihaneti ... [11 Mayıs 2012] Koalisyon sarsılıyor ... [4 Mayıs 2012] Berktay'ın yalanı ve 1 Mayıs 1977'nin perde arkası ... [26 Nisan 2012] Mankurtlaşan toplumlar ... [6 Nisan 2012] ABD'nin yeni stratejisi, Suriye ve AKP ... [25 Mart 2012] AKP iktidarı yolun sonuna geliyor! ... [19 Mart 2012] Ergenekon, NATO ve Afganistan ... [11 Mart 2012] AKP Hükümeti suçüstü yakalandı! ... [7 Mart 2012] Kemalizmin tasfiyesi ... [17 Şubat 2012] AKP-Cemaat iktidarı sarsılıyor mu? ... [20 Ocak 2012] Hrant'ın dostları kim? ... [23 Eylül 2011] Celladına Aşık Olmanın Zavallılığı! ... [20 Mayıs 2011] Beyaz adam ideolojisi, Modernleşme ve seçimler ... [13 Mayıs 2011] 'ABD projesi olarak AKP'nin yeni dili ve liberal hüsran! ... [22 Nisan 2011] Hile ile rejim değiştirmek! ... [15 Nisan 2011] Neden kaybettik, yine kazanabilir miyiz? ... [1 Nisan 2011] Palavrayı bitiren belge ve Savcı Öz olayı! ... [18 Mart 2011] Nedim, Ahmet ve ötekiler! ... [4 Mart 2011] Ergenekon'da son dalga, ortayolculuk ve Erbakan ... [21 Ocak 2011] Dink'in katili yeni Gladyo'dur! ... [7 Ocak 2011] Hizbullah düzeni, coplar demokrasisi ...
Merdan YANARDAĞ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™