Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Hiç mi tartışmasak?
15 Mayıs 2012, Aydemir GÜLER
, Aydemir GÜLER

Memlekette burjuvazi adına önemli bir dönüşüm gerçekleştirilecekse, bunun elbette oyla onay alması, militan bir tabanın konsolide edilmesi, liderliğin sağlam ve iddialı durması, dönüşümün içerden ve dışardan yoğun bir egemenler desteğiyle buluşması gerekiyor... Ama bütün bunlar yetmiyor!

Yetmediğini başından bu yana AKP'nin soldan beklentileri ve bu beklentiler etrafında sola yönelik operasyonları kanıtladı.

Yukarıda sayılan ve benzerleriyle uzatabileceğimiz listenin unsurlarına “dönüşümün düzen dinamikleri” adını verelim. Her şey bir yana, bunlar vicdanları rahatlatmaya yetmiyor. Vicdan temizliği için düzenin ille de sol tarafından aklanması gerekiyor. Ayrıca herhangi bir açılımın akla yatkın sayılması için de mutlaka solun onayı aranıyor. Bunlar bizim tarihsel verilerimiz...

Bunu çok zamandır anlatıyoruz. soL'da anlatmakla kalmıyor, solu AKP'nin karşısına çıkartmaya uğraşıyoruz.

Ergenekon öncesinde solun geneli, ancak Ortadoğu'da barış ve içerde ekonomik saldırı başlıklarında muhalefet edebildi. “Aklama” ise esasen iki yanılsamalı konuyla sınırlandı.

Bu iki yanılsama, bence, AB sürecine bağlı demokratikleşme beklentisi ile islamcıların mazlum olduğuna dair kanaatti. Üstelik demokratikleşme beklentisine Kürt sorununda kaydadeğer bir gelişme olmaması, ikincisine de islamcıların hiç de hoşgörülü davranmayışları köstek oluyordu. Özetle AKP iktidarının bir evresinde sol genel olarak karşı çıkarken de, destek verirken de anlamlı bir rol oynayamamıştır.

Lakin AKP'nin dönüşüm programı büyük bir vicdan ve akıl desteğine muhtaçtı. Başka işlevlerinin yanısıra Ergenekon operasyonu buraya oturdu. Pat durumunu Ergenekon'un değiştirdiğini söyleyebiliriz. AKP destekçiliği hızla güçlendi solda. Türkiye'nin AB üyeliğini, Avrupa sosyal-demokrasisinin desteklemesi gibi, içerdeki gerici rotanın da sol tarafından aklanması sağlanmış görünüyordu.

Ama bir yandan da biz haklı çıkıyorduk. Türkiye solunun genetik, tanımlayıcı kimi özelliklerinin ne yapılırsa yapılsan değiştirilemeyeceğini söylüyorduk. AKP toplum mühendisliğini sol üstünde de uygulayabileceğini düşündü, bu genetik özelliklere büyük bir basınç tatbik etti. Sonuç olarak sol yurtseverliği, laikliği, halkçılığı, kamuculuğu yadsımak yerine, bu yola girenleri kusmaya başladı içinden. Uras, Çalışlar, Yağcı, Berktay, Belge, Laçiner, Tarkan, Margulies... Sol liberalizm sol sıfatından arınarak kendi kuyusunu kazıyordu. Taraf veya Radikal ne kelime, Birikim'in solculuğu bile kuşkulu hale geldi.

12 Eylül 2010 referandumunda kurulan denklemin özeti budur. Kimileri sınırın öte yanına geçip balkon konuşmasının teşekkürlerine mazhar oldular.

Konunun kapandığını sanmak büyük bir yanılgı olurdu doğrusu. Baştaki kural geçerliliğini koruyacaktı. Vicdan ve akıl onayı soldan gelmeliydi.

Arada olup bitenleri atlayıp bugüne gelirsem, bu doğrultuda elde iki şey var. Birincisi, AKP solculuğunun yelkenlerini üfleyen Arap fırtınası.
Emperyalist insiyatifi algılamayan saflar bir yana, işi Suriye'ye müdahaleyi savunmaya vardıranlar var. Mecburlar oraya kadar gitmeye. Yani solculuğu terk etmeye...

İkincisi, yeni Anayasa ile sembolize olan “demokratikleşme” meselesi.

Burada da az sayıdaki safı ve -kimilerinin adı yukarıda yazılı- gizli AKP'cilikten açık AKP'ciliğe geçiş yapanları bir kenara bırakırsak, Anayasa tartışması yalan dünyadır. Uzlaşma komisyonuna, ortak yazım işlerine vb ne iktidar ne de muhalefetin en ufak bir güveni yok. 2012'nin Anayasa yılı ilan edilmesini falan da boşverin; bu yol ha yarın ha öbür gün tıkanmaya mahkum. İçinde bulunduğumuz konjonktürde meclis içinden uzlaşma çıkması imkansız. Uzlaşma yoksa, uzlaşma imajı fazla uçuşkansa solun onayı da olamayacaktır.

Bugünkü tartışmanın konusu, uzlaşmazlığın faturasının kime yazılacağıdır.

Sorun da burada düğümleniyor. Solda böyle bir tartışmaya mutlak bir üstünlükle gireceğimizi anlamayan ve ürkek davrananlar var! Bunlar uyumlu, demokratik, çözümcü, uzlaşmacı görünerek karşı tarafın foyasını açığa çıkartmayı hedefliyorlar, anlaşılan. Böylece, kapıdan kovulan AKP yandaşlığının solda yeniden üremesi için uygun atmosfer oluşturuluyor aslında. Çünkü AKP solla uzlaşmayı zaten amaçlamıyor. AKP yalnızca mevcut siyaset zemininin kucaklayıcı, kapsayıcı, demokratik nitelikler taşıdığı konusunda bir sol onay arıyor.

Anayasa tartışmasına baştan girmemek ile girip çıkmazları göstermek arasındaki fark az değildir.

(SolHaber)

[Bu yazı 1472 kez okundu]
Aydemir GÜLER

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [50]
[21 Eylül 2014] Komünist Parti MK üyesi Aydemir Güler: Sosyalizm vurgusu daraltmaz güç katar ... [17 Haziran 2014] Çankaya için boş işler ... [11 Haziran 2014] Cambaza bak ... [9 Haziran 2014] Çankaya yolu Lice'den geçer mi? ... [29 Mayıs 2014] Muhalefet dediğin ... [24 Mayıs 2014] Gaza basmak: Tercih mi, zorunluluk mu? ... [21 Mayıs 2014] İğrenme ... [20 Mayıs 2014] Bir kere daha cumhurbaşkanlığı ... [17 Mayıs 2014] Aklınızdan bile geçirmeyin ... [16 Mayıs 2014] Reyhanlı, Soma, meşruiyet ... [26 Nisan 2014] Ayar ... [16 Nisan 2014] Ne yapmalı, ne yapmamalı ... [15 Nisan 2014] Gelecek istasyon: Cumhurbaşkanı seçimi ... [12 Nisan 2014] İkinci Ergenekon vakası ... [10 Nisan 2014] Sığar mı, sığmaz mı? ... [9 Nisan 2014] Bölünen Türkiye'de yumruk ... [3 Mart 2014] Üç yıl önce üç sosyalizm ... [28 Şubat 2014] Kimin nasıl ?götüreceği önemlidir ... [24 Şubat 2014] Tayyip: Nereye ?kadar deliyi oynar? ... [7 Şubat 2014] Seçim yalnız seçim değildir ... [31 Ocak 2014] İstanbul bu giysiye sığmaz ... [24 Ocak 2014] 34 yılın sonunda para ve din ... [27 Aralık 2013] E.A. dendiğinde ... [23 Ağustos 2013] Neden dışarıda oynuyorlar? ... [21 Haziran 2013] Önce borcunu öde ... [27 Mart 2013] Demokrasi ve barış ... [20 Mart 2013] Akıl var mantık var ... [21 Şubat 2013] Halk nedir? ... [14 Şubat 2013] Arap "Bahar"ı bitiyor mu? ... [30 Ocak 2013] Ulus, milliyet, vs. Ne bitti? ... [2 Ocak 2013] AKP ha düştü ha düşecek mi? ... [26 Aralık 2012] Tayyip paketi ... [5 Aralık 2012] Komünistin milliyeti, dini... ... [15 Kasım 2012] Kim kazanır? ... [24 Ekim 2012] Rus faktörü ... [18 Ekim 2012] Bir demet kavram: Çözüm, reform, irade... ... [11 Eylül 2012] Hangi kriz? ... [27 Ağustos 2012] Sıcaktan mı? ... [7 Ağustos 2012] Düğüm ... [9 Temmuz 2012] Uzlaşmacılık ne yana düşer? ... [2 Temmuz 2012] Zana çözümü mü? ... [25 Haziran 2012] Suriye duvarı ... [4 Haziran 2012] Bu kadarı da... ... [9 Nisan 2012] "Hakiki müslüman" ... [28 Şubat 2012] 28 Şubat'ı nereye koymalı? ... [23 Ocak 2012] Mağduriyete dönüş mümkün mü? ... [21 Kasım 2011] CHP muhalefeti ... [7 Kasım 2011] Ezmek için mi, çözmek için mi? ... [20 Temmuz 2011] Kan ne yöne akıyor? ... [30 Mart 2011] Solu soysuzlaştırmak ...
Aydemir GÜLER
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™