Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Bir Kassandra Çağrısı
13 Mayıs 2012, Prof. Dr. Hayrettin ÖKÇESİZ
, Prof. Dr. Hayrettin ÖKÇESİZ

2012 seçim üniversitelerinin çok değerli rektör adayları, göreve atandığınızda yapabileceğinizi sandığınız iyi işleriniz için gericiliğe yalnızca bazı küçük ödünler vermenin yeterli olabileceği gibi bir safdilliğe asla düşmeyiniz, kimseyi düşürmeyiniz.

Direnen Cumhuriyet’e…

Üniversitenin, bilimin yüce değerlerinin zorlu bir bedelinin bulunduğunu biliyor olmalısınız. Bu bedel elbette gericilere vereceğiniz o, şimdiden belli ödünler değildir. Ama onlar, hiç kuşkunuz olmasın ki, verdiklerinin karşılığını son kertesine dek sizden alacaklardır. Siz ise kukla bir makamdan başka hiçbir şey alamayacağınızı şimdiden bilmelisiniz.

Size elbette başarı dilemek isterim. Başardığınızda, bu başarınız ülkenin ve üniversitenin uzun zamandan beri özlemle beklediği bir utku olmalıdır: “En çok oy” ölçütüne itibar etmeyiniz. Rastgele her sayı “en çok” olabilir, her gerici veya çıkarcı bu oyu alabilir. Ayrıca adaylar arasında çoğun birincinin atanmasını zorlayacak bir oy farkı bulunmayabilmektedir. Bu farkın takdiri çok öznel kalmaktadır. Bu yüzden en çok oy” ölçütü de atayanların dilediğini seçmek yetkisini haklı gösterebilecek bir ortam yaratmaya uygun düşmektedir. Öte yandan bu keyfilik ortamında, birinci gelenin atanmamasından ötekiler gizli bir sevinç duyacak, arkalarında bir çoğunluk gücü bulunmayan birinciler de üzüntülerinde yalnız kalacaklardır. Bu manzaraya bölük pörçük kılınmış seçmen kitlesi de dahildir.

Bencilliğin ve kıskançlığın bu denli kurnazca kullanılabileceği bir başka ölçüt bulamazsınız. “En çok oy” tartışması şu sorularla sürecektir: “En çok oy”u alamazsa, görevi reddedeceğine dair şeref sözü vermesini istediğimiz adaylar, bu sözü ne için vereceklerdir? Birkaç oy farkla birinci gelecek olan için mi? Birkaç oy farkla ikinci, üçüncü olabileceği için mi? Böyle bir sözü verdiğinde mimlenip, atanmayacağı için mi? Salt rektör olmak isteyen işgüzar aday demokratik hiçbir anlamı, değeri olmayan böyle keyfi bir kurala onay vererek niçin tatlı düşlerini çöpe atsın? Görülüyor ki, bir şeref sözü ancak “çoğunluk oyu”nu almış olmak koşulu için verildiğinde anlamlıdır, değerlidir.

Yeterli olmasa da, ilk ve temel ölçüt demokraside “çoğunluk”tur. Bu ölçütün yetersiz kaldığı yer, onun daha üstün bir kamu yararının gerçekleşmesine engel oluşturduğu yerdir. Bu yüzden bu ölçüt “çoğulcu”luk ilkesiyle tamamlanmıştır. Azınlığın ve çoğunluğun tahakkümü bu yolla önlenmektedir. Demek ki, çoğunluk oyunu aldıktan sonra, çoğulcu demokratik bir yapılanmaya gitmek zorundasınız. İlkeleriniz buna uygun düşmelidir. Bu yola “en çok oyla düşemezsiniz. “En çok oy”la ancak kötü bir yola düşersiniz. Bir oligarşinin tahakkümüne hizmet edersiniz. Bir oligarşiye kapıkulu olursunuz. Devşirme olursunuz. Onurlu bir başarı için ilk koşul buna göre, “çoğunluk oyu”nu almanızdır. Ancak bu yeni dünya düzeninden medet uman, nemalanan her gerici ya da çıkarcı aday, bu oyu da bir biçimde alabilir. Bu yüzden sizden beklediğimiz ikinci ve çok önemli davranış, YÖK’ün (üstelik kanunda ve başka üstün hiçbir düzenleyici işlemde yar almayan) o aşağılayıcı “mülakat”ına gitmemek ve gitmeyeceğini seçimden önce duyurmaktır. Bu YÖK’le bir biçimde “konform” değilseniz, onun sinsi üniformasını giymeyiniz, üniversitenize giydirmeyiniz. “Mülakat”a gitmemek, Gandhi’nin “tuz yürüyüşü” eylemi gibidir. Atatürk’ün üniformasını çıkarması gibidir.

İşte tüm bunları başardığınızda, üniversitenin ve ülkenin tüm yüce değerlerinin sizden istediği bedeli ödemeye gücünüz var demektir. Sizin bu duruşla seçildiğiniz yerde, hiçbir atama makamı itibarsız bir duruşu kendisine yakıştıramayacaktır. Ne de olsa, siyaset oportünisttir.

Üniversitelerimizin çok değerli öğretim üyeleri, çoğunluk oyunu ve mülakata gitmeme ilkelerini benimsemeyen adayları ne uğruna seçeceğinizi bir kez daha düşününüz. Çökmekte olan zifiri karanlığın kibirli sesini hâlâ duyamıyor musunuz? Derim ki, tüm küçük hesaplarınızı bir kenara bırakınız; üniversitenizden bu karanlığa direnen bir aday çıkaramadığınızda bırakınız oyunuz beyaz kalsın, kirlenmesin! Sonuç ne olursa olsun, “Direnen üniversite” için bu uzun yürüyüşü başlatalım. Siz bu inancı ve coşkuyu yaşarken, önünde durulamayacak bir gücü oluşturduğunuzu tüm gericiler iliklerinde duyumsayacaktır. Gelin, üniversite seçimlerini bu direnişin taşıyıcısı kılalım. Burada uyardığım boyunduruğa girmeye hevesli adayların son kez Orhan Bursalı’nın 7.5.2012 tarihli yazısını okumalarını salık veririm.

Not: Gazetemizde, gazetelerde pek çok öğretim üyesi köşe yazarımız var. Neredeler, sahi? Gözlerinden kaçmışsa, blogumdan “direnen üniversite” yazılarımı okuyabilirler. Direnme dayanışma ister!

(Cumhuriyet Bilim ve Teknik)

[Bu yazı 1824 kez okundu]
Prof. Dr. Hayrettin ÖKÇESİZ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [40]
[23 Aralık 2013] Türkiye Barolar Birliği'ne "Müdafaa-i Hukuk" Çağrısı ... [6 Eylül 2013] Facebook'ta Gezi'nen Yazılarımdan - 1 ... [16 Ağustos 2013] Neresi Yanlıştı? ... [4 Mayıs 2013] Hangi Barış? ... [19 Nisan 2013] Yeniden Merhaba! ... [4 Ocak 2013] "Nikbinlik." ... [7 Aralık 2012] YÖK ve Karşıdevrim-2 ... [23 Kasım 2012] YÖK ve Karşıdevrim ... [29 Eylül 2012] Başkaldırmak, Başını Bir Güneşe Doğru Kaldırmaktır ... [4 Eylül 2012] Kara Mizah ... [20 Temmuz 2012] Üniversiteler Direnin, Çok Geç Kalmadan! ... [8 Temmuz 2012] Üniversite Hali ... [23 Haziran 2012] Atatürk Cumhuriyeti Sökülürken Direnemeyen Üniversitelerimiz ... [8 Haziran 2012] "Telgrafhane" ... [27 Mayıs 2012] Bir Kassandra Çağrısı (2) ... [28 Nisan 2012] Üniversiteler Hâlâ Susuyor ... [14 Nisan 2012] Ülke Toprağını Satmayacaksın, İşçiyi Sömürtmeyeceksin... ... [1 Nisan 2012] İçerdekiler ... [16 Mart 2012] "Gülümsemek Direnmektir" ... [3 Mart 2012] Direnen Ülke ... [17 Şubat 2012] Direnen İnsan ... [10 Aralık 2011] 'Romantik Direniş', 'Alakarga', 'Akademik Bilinç' ... [25 Kasım 2011] "Direnen Üniversite" Yankılanıyor! ... [7 Ekim 2011] Tek ve Son Çare! ... [23 Eylül 2011] Üniversite Nedir? ... [9 Eylül 2011] Bir Yargıç Nasıl Adil Olur? (*) ... [26 Ağustos 2011] Düşündüşleme (*) ... [12 Ağustos 2011] Bir Yargıç Nasıl Adil olur? ... [29 Temmuz 2011] "Bir Gün Şu Hastalıklı Vatan Canlanırsa..." (*) ... [3 Temmuz 2011] Ne Dersiniz? ... [17 Haziran 2011] Yine Hayatı Olmak ... [6 Haziran 2011] Hayatı Olmak ... [21 Mayıs 2011] Dikkat Bir Aydınlanma Erdemi ... [22 Nisan 2011] Yarın 23 Nisan ... [9 Nisan 2010] HUKUK POLİTİKASI ... [25 Mart 2010] "Freirechtsschule" ... [1 Mart 2010] Vaziyet ... [22 Şubat 2010] Elsa Türkiye ... [9 Şubat 2010] HUKUK POLİTİKASI ... [26 Ocak 2010] KARA KÖMÜRDEN ACI TÜTÜNE ...
Prof. Dr. Hayrettin ÖKÇESİZ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™