Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Koalisyon sarsılıyor
11 Mayıs 2012, Merdan YANARDAĞ
, Merdan YANARDAĞ

Ankara Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 28 Şubat soruşturması, gerek zamanlaması gerekse kapsamı bakımından AKP-Cemaat koalisyonunun geleceği bağlamında yeni bir döneme işaret ediyor.

Gözaltına alınıp tutuklananların arasında muvazzaf (görevde bulunan) generallerin de bulunduğu son 28 Şubat (4. Dalga) operasyonunun, hükümetin TSK komuta kademesi ile uzlaşma arayışından olduğu ve bunu büyük ölçüde sağladığı kritik bir döneme denk getirilmesi anlamlıdır.
Gelişmelere bakıldığında, AKP-Cemaat koalisyonunun henüz yıkılmasa bile temelinden sarsıldığını söyleyebiliriz.
Toplumsal muhalefetin yükselme dönemine girdiği günlerde bu gelişme önemlidir. Türkiye genelinde büyük katılımlı 1 Mayıs mitinglerinin yapılması, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının 12 Eylül’den sonra ilk kez bu kadar yaygın ve geniş katılımlı etkinliklerle (özellikle gençlerin ilgisi dikkat çekici) anılması, kamu emekçilerinin giderek daha etkin şekilde sokağa çıkması, toplumsal muhalefetin yükselmesinin işaretleri arasında sayılabilir.
Üstelik iktidar ve sermaye yanlısı sarı sendikacılıkla yaşanan ayrışmaya karşın –ki sağlıklı bir gelişmedir- 1 Mayıs etkinliklerinin güçlü şekilde gerçekleştirilmesinin de altı çizilmelidir.
***
Toplumsal muhalefetin gelişim seyrini ve ulaştığı aşamayı değerlendirmek başlı başına ayrı bir çalışmayı gerektiriyor. O nedenle şimdi bu yazıda, AKP-Cemaat çatışmasının ulaştığı yeni aşamayı son 28 Şubat operasyonu bağlamında değerlendirmek istiyorum. Maddeler halinde sıralayabiliriz:

1-AKP İktidarı, ABD öncülüğündeki emperyalist koalisyonun isteği ve baskısı sonucu Suriye ile savaşa hazırlandığı bir dönemde, TSK ile gerginliği tırmandırmak bir yana, tam tersine bir uzlaşma arayışı içindeydi. Bu nedenle tansiyonu düşürmeye çalışıyor, komuta kademesi ile sağladığı yakınlaşmayı politik ortama bir hava olarak yaymak istiyordu. Bu nedenle başbakan Erdoğan son günlerde “göz bebeğimiz” dediği TSK’yı “aslanlar gibi” savunmaya başlamıştı.

2- Öyle anlaşılıyor ki, bu yakınlaşma Cemaati ürkütmüş durumda. AKP-TSK uzlaşmasının kendilerinin tamamen ya da kısmen tasfiye edilmesiyle sonuçlanabileceğini düşünen Cemaat, bu durumu ölümcül bir tehdit olarak algılıyor. Çünkü, bu dönemde o kadar suç işlediler ki, sınırlı da olsa eski statükoya geri dönüş halinde bile, bir daha elde edemeyecek şekilde bütün kazanımlarını yitireceklerini ve bir öfke dalgası altında ezileceklerini düşünüyorlar Bu bakımdan geri dönüş eşiğinin aşılmadığı her durumu riskli buluyor, durdukları an düşeceklerini görüyorlar.

3- Bilindiği gibi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan geçen hafta başında (2 Mayıs Pazartesi) Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel ile baş başa üç saat süren bir görüşme yapmış, bu görüşmenin ardından Özel ABD’ye gitmişti. Bu görüşme gündeminin Suriye olduğu açıktır.

4- Nitekim Erdoğan geçen hafta sonu yaptığı açıklamada, ittifak antlaşmasının 5. Maddesine gönderme yaparak Suriye’ye askeri müdahale için “NATO’yu göreve çağırabileceklerini” söyledi. Bu madde, NATO üyelerinden birine saldırı yapılması halinde bütün üyelere yapılmış sayılacağını belirtiyor. Bu durumda Türkiye-Suriye sınırında provokatif bir çatışma çıkması halinde bile, bu durum NATO’ya savaş ilanı diye yorumlanabilecek.

5- AKP’nin Ergenekon soruşturmalarıyla amaçlarına büyük ölçüde ulaştığını söylemek mümkündür. Olayların seyrine baktığımızda, gerginliği derinleştirmenin artık bir yarar getirmeyeceğini düşündüklerini de tahmin edebiliriz. Bu nedenle TSK komuta kademesiyle bir mutabakat sağladıkları ortadadır. Ordunun yeni pozisyonu da bu gelişmeyi doğrular niteliktedir.

6- Hatırlanacağı gibi, Genelkurmay geçen hafta üst üste yayımladığı iki bildiriyle laik kimlikleriyle tanınan Cumhuriyet gazetesi yazarı Bekir Coşkun ve İstanbul Barosu Başkanı Doç. Dr. Ümit Kocasakal’ı sert şekilde eleştirmişti. Genelkurmay’ın bu açıklaması, TSK’nın AKP hükümetiyle uzlaştığı ve yeni rotasının ilanından başka bir şey değildir. Erdoğan ve AKP TSK’nın bu bildirisini hemen sahiplendi.

7- Bu durumda AKP ve TSK arasındaki yakınlaşmayı kendisi için bir tehdit olarak algılayan Fethullah Gülen Cemaatinin, Özel Yetkili Mahkemeler ve Savcılıklar üzerindeki etkisini kullanarak bu ilişkiyi sabote etmeye çalıştığını düşünmemiz için elimizde yetirince veri bulunmaktadır. Cemaatin Yargı içindeki örgütlülüğünü kullanarak daha önce MİT Müsteşarı Hakan Fidan üzerinden Başbakan Erdoğan’a karşı operasyon yaptığını biliyoruz.

8- Yukarıda sıralanan nedenlerle hükümet hem Ergenekon soruşturmalarını hem de 28 Şubat operasyonlarını “makul” bir aşamada sonuçlandırmaya çalışıyor ya da böyle bir izlenim veriyordu. 28 Şubat operasyonunda Çevik Bir gibi simgeleşmiş birkaç kişinin tutuklanmasını yeterli gördüğü ortadaydı.

9- Erdoğan son operasyon dalgasına beklenmedik ölçüde sert tepki gösterdi. Sözleri ilginçtir; “Bunlar (operasyonlar) artık toplumun huzurunu kaçırıyor. Bundan bizler de ciddi manada rahatsızız. Yani atılması gereken adımlar atılır, biter, geçer. Ama bu dalgalar böyle arka arkaya geldikçe o dalgalarda kusura bakmasınlar ülke boğulur.” Bu sözleri başka türlü yorumlamak mümkün değildir. Açıkça Cemaati hedeflemektedir.

10- Yurt gazetesinde yer alan bir habere (10 Mayıs 2012) göre, “adının açıklanmasını istemeyen bir kaynak” şunları söylüyor: “Cemaat, AKP ile TSK’nın yakınlaşmasından korktu. Bu yakınlaşmayı kendisinin tasfiye edilmesinin yolunu açacak bir tehdit olarak algıladı. Bilindiği gibi Yargıtay Başkanlığı seçimlerinde de Erdoğan’ın desteklediği adayın karşısına kendi adayını çıkardılar. Üstelik seçimi de kazandılar. Son operasyon, TSK ile AKP arasında tesis edilmeye çalışılan güven ortamına büyük zarar verdi.”

AKP-Cemaat ilişkileri bakımından tablo genel çizgileriyle böyle. Türkiye’de muhalefet yapan bütün siyasal güçlerin, dikkate alması gereken gelişmeler bunlar. Ancak, etkili bir toplumsal muhalefet hareketi yükselmeden ve bu muhalefet örgütlü ve devrimci bir kanala akmadan yukarıdaki gelişmelerin kendiliğinden olumlu sonuçlar yaratması mümkün değildir.

(SolHaber)

[Bu yazı 1292 kez okundu]
Merdan YANARDAĞ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [69]
[6 Eylül 2016] Derinleşen AKP darbesi ve muhalefetin aymazlığı! ... [2 Ağustos 2016] Güncel tehlike AKP darbesidir!* ... [13 Kasım 2015] Seçmen davranışı ve gönüllü kulluk ... [4 Kasım 2015] Hile ve kaos! ... [27 Temmuz 2015] Küresel gericiliğe karşı direniş ve Suriye! ... [20 Haziran 2014] Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ne yapmalı? ... [19 Mayıs 2014] Erdoğan görevden alınmalıdır ... [15 Mayıs 2014] Katliamın sorumlusu hükümettir! ... [12 Mayıs 2014] Başbakan iktidarı kaybetmekten korkuyor ... [14 Nisan 2014] 'CHP yönetimi muhasebeden kaçamaz' ... [7 Nisan 2014] Seçimlerin Siyasal ve Teknik Analizi ... [2 Aralık 2013] AKP-Cemaat çatışmasının siyasal kodları ... [6 Ağustos 2013] Polis devleti artık bir olgudur ... [31 Temmuz 2013] Ergenekon Davası'na yeniden bakmak ... [21 Temmuz 2013] Bir 'ibret-i âlem' örneği; Hanefi Avcı olayı! ... [16 Temmuz 2013] Mısır ve yeni gerici ideolojik hegemonya ... [2 Temmuz 2013] Gezi-Lice hattından karanfil kokulu günlere.. ... [16 Haziran 2013] Direniş ve başarıyı ıskalamamak ... [17 Mayıs 2013] Reyhanlı AKP politikalarının eseridir ... [29 Nisan 2013] 'Çözüm süreci' ve Türkiye'nin kritik dönemeci ... [16 Nisan 2013] Obama doktrini Ortadoğu ve Türkiye'yi nasıl etkiliyor? ... [9 Nisan 2013] Akil insanlar ve aydın sefaleti! ... [18 Mart 2013] Aydın ihaneti ya da yandaş aydınların dramı ... [11 Mart 2013] İmralı süreci ve Kürt sorunu üzerine tezler ... [4 Mart 2013] Türklük krizi ve milliyetçilik ... [25 Şubat 2013] Milliyetçilik tartışması ve gerici çözüm ... [3 Şubat 2013] Sol, ulusalcılık ve CHP'ye operasyon ... [20 Ocak 2013] Türkiye'de dönüşüm, bölgede yıkım ... [6 Ocak 2013] Kürt sorununda ilerici ve gerici çözüm ... [26 Aralık 2012] İslamcıların bıktıran mağduriyet edebiyatı ... [16 Aralık 2012] Silivri'nin kısa tarihi ve aydın olmak ... [21 Kasım 2012] Cinayet ... [11 Kasım 2012] Cumhuriyetçi muhalefet ve Kürt sorunu ... [12 Ekim 2012] SURİYE PROVOKASYONU VE AKP'NİN KİRLİ SAVAŞI ... [23 Eylül 2012] Balyoz, Cumhuriyetin solu ve Harbiye ... [9 Eylül 2012] Ulusal ve bölgesel bir tehdit ... [31 Ağustos 2012] Suriye krizi AKP iktidarının sonunu hazırlıyor ... [20 Ağustos 2012] Doğu'nun sefaletinin temelinde yatan kuramsal yanılgı ve muhafazakârlık ... [17 Ağustos 2012] Türkiye ve bölgede gerici dönüşümün şifreleri ... [16 Temmuz 2012] Liberallerin ve AKP'nin ülkücüleri! ... [13 Temmuz 2012] Muhafazakarlık üzerine notlar ... [6 Temmuz 2012] Evrim, devrim ve Suriye direnişi! ... [2 Temmuz 2012] Sefaletin medyası mı, medyanın sefaleti mi? ... [25 Haziran 2012] Türkiye neden ve nasıl dönüştürüldü ... [22 Haziran 2012] Çözümsüzlük ve PKK'nin karakteri ... [19 Haziran 2012] Gülen'in korkusu ve Cemaatin anlamı ... [14 Haziran 2012] Bin yıllık kavga ... [8 Haziran 2012] İktidar bloku dağılıyor mu? ... [4 Haziran 2012] İki örnek üzerinden aydın ihaneti ... [28 Mayıs 2012] Darbeler ve 27 mayıs ... [4 Mayıs 2012] Berktay'ın yalanı ve 1 Mayıs 1977'nin perde arkası ... [26 Nisan 2012] Mankurtlaşan toplumlar ... [6 Nisan 2012] ABD'nin yeni stratejisi, Suriye ve AKP ... [25 Mart 2012] AKP iktidarı yolun sonuna geliyor! ... [19 Mart 2012] Ergenekon, NATO ve Afganistan ... [11 Mart 2012] AKP Hükümeti suçüstü yakalandı! ... [7 Mart 2012] Kemalizmin tasfiyesi ... [17 Şubat 2012] AKP-Cemaat iktidarı sarsılıyor mu? ... [20 Ocak 2012] Hrant'ın dostları kim? ... [23 Eylül 2011] Celladına Aşık Olmanın Zavallılığı! ... [20 Mayıs 2011] Beyaz adam ideolojisi, Modernleşme ve seçimler ... [13 Mayıs 2011] 'ABD projesi olarak AKP'nin yeni dili ve liberal hüsran! ... [22 Nisan 2011] Hile ile rejim değiştirmek! ... [15 Nisan 2011] Neden kaybettik, yine kazanabilir miyiz? ... [1 Nisan 2011] Palavrayı bitiren belge ve Savcı Öz olayı! ... [18 Mart 2011] Nedim, Ahmet ve ötekiler! ... [4 Mart 2011] Ergenekon'da son dalga, ortayolculuk ve Erbakan ... [21 Ocak 2011] Dink'in katili yeni Gladyo'dur! ... [7 Ocak 2011] Hizbullah düzeni, coplar demokrasisi ...
Merdan YANARDAĞ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™