Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Video komplosu: Kim kazandı, kim kaybetti?
6 Mayıs 2012, Kadri GÜRSEL
, Kadri GÜRSEL

Yarın, Deniz Baykal’ın CHP Genel Başkanlığı’ndan istifasına neden olan “video komplosu”nun ikinci yıldönümü.
O seks videosu, CHP kurultayına iki hafta kala internete konuldu; kriz ve çalkantı ortamında gidilen kurultayda Kemal Kılıçdaroğlu CHP’nin yeni genel başkanı seçildi.
Dolayısıyla, yeni genel başkanı ile CHP’nin de yeni bir parti olmaya doğru yol almaya başladığını varsayarsak, işte bu “yeni CHP”nin doğumunun üzerinden de iki yılın geçtiğini söyleyebiliriz.
Ve iki yıl Türkiye için hakikaten çok uzun bir süredir.
Ancak maalesef bu iki yıllık süre zarfında gerekenler yapılmamıştır.
İktidarın payına düşenden başlayalım...
Komplocuların ortaya çıkarılması gerekiyordu ama bu yapılmadı.
Cumhuriyet tarihinde hiçbir seçilmiş iktidara nasip olmayan bir kudrete ulaşmış bulunan Başbakan ve onun hükümetinin elinin altında devletin her türlü imkânı mevcut: Savcılar, Emniyet, Milli İstihbarat Teşkilatı...
Ülkedeki ana muhalefet partisi liderini alaşağı eden bu siyasi komplonun açığa çıkarılıp sorumlularının adalete hesap vermesini sağlamak sadece kamu düzeninin menfaati açısından gerekli değildi.
İktidar siyaseti bakımdan da gerekliydi sanki... Yani bu, CHP’yi lider değişikliği suretiyle halka açarak partinin oylarını AKP’nin aleyhinde yükseltmeyi amaçlayan iktidar karşıtı bir komplo idiyse, komployu faş edip tertipçilerini şapa oturtmak da bu hükümetin boynunun borcu olmaz mıydı?
Şu geçen koca iki yıl zarfında iktidarı her türlü imkânını seferber etmekten, varsa böyle CHP’nin komplocuları ya da eski derin devletin kılıç artığı tezgâhçıları, bunları bulup cezalandırmaktan alıkoyan ne olmuştur?
Yargı ve Emniyet güçlerinin eli Ergenekonculara, darbeci askerlere, şikecilere, reytingcilere ve “cübbeliler”e uzanırken, bu Baykal komplosunu düzenleyenlerin bir türlü bulunup ortaya çıkarılamamasında bir tuhaflık yok mu?
Bunlar iki yıl sonra hâlâ cevap bekleyen sorular...
Şimdi, “Baykal videosu”nun AKP karşıtı odakların AKP’ye zarar verme maksadını güden bir marifeti olduğu iddiasına bir an için gerçeklik atfederek bakalım hadiseye.
Öyle bile olsa komplo soruşturmasını CHP aleyhinde neticelendirmek hususu, iktidar için keyfe keder bir hal almış bulunuyor.
Komplonun CHP’de değişimi tetiklediği doğru... Ama iki yıl sonra bu “yeni CHP”nin AKP aleyhinde bir durum yarattığını herhalde kimse ileri süremez.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve partisi, “yeni CHP” gibi bir ana muhalefeti arasa bulamazdı. Baksanıza, kendisine ne zaman “Sen kasetle geldin” deseler, yani ne zaman bu komployla bir biçimde ilişkilendirseler, onlara “İspatlamayan...” diye başlayan o siyasetçi cevabını vermekten her defasında kaçınan bir ana muhalefet lideri var karşılarında. CHP Genel Başkanı bizzat bu soruşturmanın takipçisi olmayıp, böyle boynu bükük dolaştığı sürece iktidar zaten netice alıyor; özel yetkili savcının soruşturma mesaisine de gerek kalmıyor.
Şu soru iki yıl sonra artık daha da anlamlı: “Video komplosu”nun neticesinde kim kazandı, kim kaybetti?
Ama önce bu köşede daha önce yer almış bazı hususları hatırlatmak gerek: Bir komplo neticesinde kimlerin kazanıp, kimlerin kaybettiği sorularının peşinden giderek, düz mantıkla bir fail tarifi yapmak zaten yanlıştır; CHP vakasında hepten yanlış olurdu. Bu bahiste o kadar çok sayıda değişken vardı ki, komplonun kazanan/kaybeden denklemi bu değişkenlerin etkisine bağlı olarak kısa, orta ve uzun vadede taban tabana farklılıklar gösterebilirdi. Aktörlerin siyasi zekâsı, yaratıcılığı ve örgütçülük kapasitesi sonuçlara etki edecekti.
Nitekim öyle oldu.
İki yıl sonra bugün artık bizi kesin hüküm vermekten alıkoyan bir durum yok.
İki yıl sonra, AKP Türkiye’de yeni bir rejim kurarken, CHP yine aynı; seyrediyor. Türkiye’deki değişimi demokratikleştirmek, çoğulculaştırmak gibi bir iddianın sahibi değil. Değişime ortak olmanın çok uzağında... Bırakın iktidara soldan alternatif haline gelmeyi, son derece etkisiz bir muhalefet yürütüyor. Gündem oluşturmakta beceriksiz, iktidarın gündemine idman veriyor.
Netice şu: Benim gibi CHP’deki değişime umut yatırımı yapanlar kaybetti; Baykal’ın istifasının ardından CHP’den rakip olur diye yürekleri karalar bağlayanların da korkusu yersiz çıktı.

(Milliyet)

[Bu yazı 1551 kez okundu]
Kadri GÜRSEL

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [44]
[1 Eylül 2013] Katile 'katil' deyin, beladan da uzak durun ... [24 Haziran 2013] 'AKP'nin Yükselişi ve Düşüşü' ... [31 Aralık 2012] Devletin ve milletin arkasına saklanmayın ... [24 Aralık 2012] Meşru gücünün sınırlarında ... [6 Eylül 2012] Haber adem, Türkiye badem ... [3 Eylül 2012] 'Son'a kadar Davutoğlu'yla ... [30 Ağustos 2012] Bir ülke işte böyle parçalanır ... [27 Ağustos 2012] PKK'nın stratejik derinliği ... [16 Temmuz 2012] Basın özgür değilse, kimse özgür değil ... [9 Temmuz 2012] Laik Türkler daha iyisini hak edebilir ... [2 Temmuz 2012] Kürt taleplerine, Türklerin cevabı ... [28 Haziran 2012] Milletin meselesi, nasıl 'milli mesele' olur? ... [14 Haziran 2012] Seçmeli Kürtçe: Çok az, çok geç ... [28 Mayıs 2012] Başkanlık sistemi zararlı ve tehlikeli ... [27 Mayıs 2012] Zombiler karşısında gergin ve endişeli ... [17 Mayıs 2012] Cemaat Fener'i ele geçirmek istemiyor ... [29 Nisan 2012] Olmayan demokrasi ihraç edilemez ... [26 Nisan 2012] Ankara'nın tek ortağı Barzani ... [25 Mart 2012] Emzik planı ... [19 Mart 2012] Türkiye'nin imajını bozanlar kimlerdir? ... [15 Mart 2012] O gazeteciler dışarıda, gazetecilik hâlâ hapiste ... [8 Ocak 2012] İran için vakit çok geç (Davutoğlu için de...) ... [22 Aralık 2011] 'Soykırım Yasası'na AB kalkanı ... [1 Aralık 2011] Böyle özür dilenmez ... [20 Kasım 2011] Türkiye-İsrail Yeniden düşünmek -1- ... [13 Kasım 2011] Kürt cinini şişeye tıkmak ... [3 Kasım 2011] ABD Irak'tan çekilirken... ... [15 Eylül 2011] Savaştan söz etmenin dayanılmaz hafifliği ... [11 Eylül 2011] Gazze 'milli dava' değildir ... [11 Ağustos 2011] Hakikaten, polisin dağda ne işi var? ... [4 Ağustos 2011] Askerin 'dönüş bileti' yok mu sanıyorsunuz? ... [17 Temmuz 2011] Anlamsız savaş, popülist siyaset ... [7 Temmuz 2011] 'Üç Büyükler' düzenine operasyon ... [26 Haziran 2011] Meclis, 17 yıllık hatasını telafi etmeli ... [23 Haziran 2011] 'Sıfır sorun': Halep oradaysa arşın burada ... [19 Haziran 2011] Alevi'yse ne var bunda? ... [6 Haziran 2011] 'Müslüman demokrasi' palavrasının sonu ... [26 Mayıs 2011] Seks kasetleri: Nereden biliyorsun? ... [23 Mayıs 2011] Demokrasi için, 'gücü azaltılmış Erdoğan' ... [21 Nisan 2011] 'Yüzde 10' barajı, istikrarın düşmanı ... [11 Nisan 2011] Arap baharı, Kürt yazı ... [3 Nisan 2011] Türkiye Cemaat'e büyük geldi ... [28 Şubat 2011] Müslüman demokrasi iş başında ... [31 Ocak 2011] 'Mısır İslam Cumhuriyeti' ...
Kadri GÜRSEL
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™