Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Astlar, kastlar. Dostlar, postlar!
6 Mayıs 2012, Umur TALU
, Umur TALU

Siz bana (veya başkasına) yasak koyunca, kelimeler kaybolmaz.

Daha ötesi, kelimeler kaybolsa, misal, kalbim yok olmaz.

Fakat esas önemlisi şu:

Siz ezdiniz, baskı yaptınız, yasak koydunuz, azarladınız, cezalandırdınız, korkuttunuz, tehdit ettiniz, parmak salladınız diye…

Hakikatler kaybolmaz.

Hak talebi kaybolmaz.

İnsanın insana ihtiyacı; insanın insanlığa ihtiyacı, insanın kendi sesine, kendi nefesine…

İnsanın özgürlüğe, insan yerine konmaya ihtiyacı kaybolmaz.

O yüzden…

Siz…

Parmak sallayan adamlar…

İster lacili hükümet konaklarından…

İster hakili kurmay katlarından…

İster kudretinize, servetinize yaslanarak…

İster hiddetinize, şiddetinize abanarak…

Parmak sallayan adamlar...

Kimsenin haklı, hakiki ya da farklı sesini susturamazsınız.

Çünkü tarih hep boyun eğerek, itaat ederek, susarak değil…

Konuşarak, mücadele ederek, inat ederek, itiraz ederek, başka türlü yazarak da yazılır!

 

***

 

Başkasına parmak sallayan, parmak ne kelime, sopa sallayan, sopa ne ki, tankı, topu, martı, eylülü, şubatı, nisanı sallayan “ordumuz”u alkışlayıp şimdi darbesizlikten hayal kırıklığına uğramış gazeteciye ve bir garip hukukçuya parmak sallanmasına dahi tahammül edemiyorum.

Kiminin, yüksek komuta başkasını ezerken, azarlarken, sıraya dizerken sessizliğini veya alkışını, ülkenin bir kısım insanından adeta nefret edişini hep tiksinerek hatırlasam da…

El altına 600 bin kişilik orduyu, el altına koskoca devlet -hükümet imkânı almış Büyük Parmaklar’ın, bir kibirle onları da böcekleştirip ezmesine tahammül edemiyorum.

Çünkü, güç bozar!

Güç kendini kirlettiği gibi; ağzına pelesenk ederken, özgürlük, hak, hakikat, demokrasi, insanlık gibi evrensel, ortak idealleri de bozar.

 

***

 

TSK’nın yüzde 80’inden fazlasını oluşturan astsubay, uzman ve sivil memurların; sadece özlük hakkı meselesini değil, esas insan hakları meselesini yıllardır anlayıp yazmaya çalıştım.

7 yılda elimde biriken, bilgi, belge ve daha önemlisi, çoluk çocuk duygu, tepki, öfke dolu, hakiki, sahici mektuplara, mesajlara, seslere bakıyorum bir…

Bir de, Genelkurmay’ın emekli derneği TEMAD’ı da kendisinden özerkleşti diye tehdit eden açıklamasına bakıyorum…

Çok açık yazıyorum buraya…

Ya emeklileri ve aileleriyle de birlikte, on binlerce sivil memur, uzman erbaş, uzman jandarma, hatta subay…

Bir haftada internet üstünde 150 bin kişilik bir sesle Bu Kadarına PES Diyen on binlerce Astsubay yalan söylüyor…

Ya da bir avuç Kastsubay yalan söylüyor!

 

***

 

Genelkurmay’ın inkâr etmekle kalmayıp şimdilik kankası hükümeti de arkasına alarak azarlaması hakikati değiştirmez.

Kimseyi de susturamaz.

Ama Genelkurmay ve hükümet bir de şu sese kulak versin.

Eş durumundan memleketim Bergama’ya tabutu gelen 23 yaşındaki, 9 aylık bebek babası Astsubay Yıldırım Akbulut’un babası ile dayısına:

“Vatan sağolsun. Bu akan kanın artık durdurulması gerekir. Bizim yüreğimiz yandı, başkasının yanmasın. 30-40 yıldır kan akıyor. Kaç kişi ağladı. Artık yeter. Madem ki akıllı insanlarız, büyüklerimiz bu soruna mutlaka çözüm bulmalı.”

Bir tabut Bergama’ya, bir tabut Şemdinli’ye giderken; aynı gün, Genelkurmay sadece asker hakkını değil, insan hakkını talep edenleri azarlıyor.

Ölünce şehit diye kutsayıp hayatta iken hakkını, haysiyetini ezdikleri tabutları, mezarları da azarlıyor!

 

***

 

Bu bir sistem.

Tersaneden dershaneye; ordudan plazaya; şantiyeden rantiyeye.

Ceylanpınar’da minik sütkızları katleden arsızlıktan; taammüden cinayetle botsuz, sigortasız, taşeron kölesi TEDAŞ işçilerini gölet buzuna yollayıp dondurarak boğan yüzsüz aymazlığa!

Parmak Sallayan Adamlar bunlardan utansın azıcık!

İşte o yüzden…

Nasıl bütün çocuklar biraz sütkardeş ise…

Bütün ruhu yaralanan, umutları gömülenler; bütün ezilenler, kanı emilenler de, birbirlerinin kanına girseler dahi; hangi inanç, kimlik ve görüşte olurlarsa olsun, biraz kankardeştir!

 

Not: Sansür şuydu: Genelkurmay, on binlerce askerin kullandığı “Dahili internet sistemi”nde yazılarıma erişimi yasakladı; bazı birliklerde de Habertürk’ün girişi engelleniyor, ama o zaman, almayan da alıyor! Aferin size. Çok stratejik bir şey olmuş!

Fakat neden sonra, neredeyse 24 saat sonra, binlerce tepkiden sonra, “Genelkurmay’dan Habertürk’e açıklama: Erişimi engellemek aklımızın ucundan geçmez!”

Erişimi engellenen onca asker hayal görmüş ya da bir tıklamayı becerememiş olmalıydı!

(Habertürk)

[Bu yazı 2209 kez okundu]
Umur TALU

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [41]
[8 Haziran 2013] Demokrasi diye bir baş belası! ... [2 Haziran 2013] Topçu Kışlası Vesayeti ... [3 Mayıs 2013] Kelimelerin azabı! ... [27 Nisan 2013] Barış, hukuksuz olmaz! ... [9 Nisan 2013] Tarih, sınıf, gaz! ... [4 Mart 2013] Künyemizde 50 bin ölümüz. Bünyemiz Barış sayıklar! ... [8 Şubat 2013] Hattını, haddini bilmek... İncirlik, Kürecik, Patriotçuk! ... [3 Şubat 2013] Canlı bomba, patlama, can! ... [30 Ocak 2013] Bin yıl süren andıç ruhu! ... [27 Ocak 2013] Haddini, kıymetini, kıyametini bileceksin! ... [23 Kasım 2012] Devlet sırrı dediğin, kanlı tarihin kara kutusu! ... [9 Kasım 2012] Cinnet vatan! ... [30 Ekim 2012] Ne bu şiddet be Celâl! ... [23 Ekim 2012] Raporlu demokrasi! ... [29 Eylül 2012] Anlamadığım şudur: ... [6 Eylül 2012] Bi gidin yahu! ... [17 Ağustos 2012] Dağın altında 30 yıl! ... [1 Ağustos 2012] Sen utanmıyorsan. Ben utanıyorum! ... [29 Temmuz 2012] Artık size kalmış! ... [14 Temmuz 2012] Limana gelmesin de cana gelsin! ... [30 Haziran 2012] Uf olmuş ama zaten puf olmuş! ... [26 Haziran 2012] Dün gemi olur, bugün uçak! ... [16 Haziran 2012] Bu vatanın ekmeğini yemek... Bu vatanın emeğini yemek! ... [1 Haziran 2012] Hem dert çok, hem mert (pek) yok! ... [29 Nisan 2012] Yol aynı, yolculuk aynıdır! ... [13 Mart 2012] Bir yumruk çok mu! ... [3 Mart 2012] Gölgen peşini bırakmaz! ... [12 Şubat 2012] 10'uncu Yıl Marşı! ... [15 Ocak 2012] Bin yıllık çoğunluk! ... [30 Aralık 2011] Cinnet cehennemin ölü canları ... [25 Aralık 2011] Kimine kıyak kimine dayak! ... [9 Aralık 2011] Hayat bilgisi! ... [27 Kasım 2011] Bir adım demokrasi, bir adım geri! ... [14 Eylül 2011] Arap baharı, Türk yazı! ... [1 Eylül 2011] Demokrasinin sonu! ... [20 Ağustos 2011] 30'uncu yıl ağıtı! ... [11 Ağustos 2011] Şiddetleri ortak, kaderiniz ortaktır! ... [5 Ağustos 2011] Ölü çocuktan al haberi! ... [21 Temmuz 2011] İşte budur! ... [17 Temmuz 2011] Çokça, bir derviş gibi ... [19 Haziran 2011] İç hizmet, dış hezimet! ...
Umur TALU
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™