Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Muhafazakârlar için tüyo Tiyatro nasıl ele geçirilir?
4 Mayıs 2012, Ahmet HAKAN
, Ahmet HAKAN

“TİYATRODA biz yokuz” diyorlar. Ve bu nedenle tiyatrocuları suçluyorlar.
 

Şöyle düşünüyorlar:
- Medyayı dize getirdik.
- Ekonomiyi biz yönlendiriyoruz.
- Dünyaya nizam veriyoruz.
- Polis tamam, yargı tamam, asker tamam...
- Üniversitelere egemeniz...
- Çankaya bizde, hükümet bizde, Meclis bizde...
- Gündemi biz belirliyoruz.
- Tarihi yeniden biz yazıyoruz.
Ve fakat...
Sıra tiyatroya gelince...
İşte orada yokuz.
Ne iş?

Oysa böyle düşünmelerini gerektirecek bir birikim koyamıyorlar ortaya...
Mesela kendilerine soruluyor:
“Hangi oyun metinleriniz var da onlar sahneye konmadı?”
Sağdan sayıyorlar Necip Fazıl, soldan sayıyorlar Necip Fazıl...
İkinci bir isim?
Yok...
Çıkmıyor bir türlü...
Mesela kendilerine soruluyor:
“Var mı tiyatro oyuncularınız, var mı tiyatro yönetmenleriniz? Yaptınız mı bu alanlara herhangi bir yatırım?”
Öylece kalıyorlar.
Susuyorlar.

Güç ele geçirildiğinde bir anda elde edilecek alanlar vardır:
“Ekonomi” gibi... “Medya” gibi... “Devlet” gibi... “Tarih” gibi... “Üniversite” gibi...
Ama gölgelerin tüm gücü ele geçirilse bile...
İçine bir anda nüfuz edilemeyecek alanlar da vardır:
“Tiyatro” gibi... “Sinema” gibi... “Kültür” gibi... “Sanat” gibi...
Her türlü hegemonyayı bir anda yer ile yeksan edebilirsiniz.
Ama “kültürel hegemonya”, öyle hemencecik yıkılmaz, kendini kolayca ele vermez, işin daha da kötüsü “höt zöt” ile zapt edilmez.
Bunun için biraz çaba sarf edilmesi gerekir.
Yılların açığı birkaç öfkeli çıkış, birkaç liberal tez, birkaç parmak sallama hareketi, birkaç “yetti gari” efelenmesiyle kapatılabilir mi?

Ey tiyatroyu ele geçirmek isteyen muhafazakâr arkadaşlar!
Yıllardır hem siz bu alana yanaşmadınız, hem de birileri sizi haksız biçimde bu alanlara yanaştırmadı.
“Veri” budur.
Bu alandaki eksikliğinizi, bir anda kapatamazsınız.
Teknik olarak mümkün değildir bu...
Bir anda ihale alıp zengin olabilirsiniz, bir anda daire başkanı olarak atanabilirsiniz, bir anda medyada bir konum elde edebilirsiniz.
Ama bir anda “tiyatrocu” olamazsınız.
Bu yüzden bütün öfkenizi, bütün hırçınlığınızı, bütün nefretinizi Türkiye’de sayıları bini bile aşmayan gariban tiyatrocuların üzerine boca etmekten vazgeçin.
Bunun yerine açığı kapatmak için bir an önce harekete geçin.
Mesela ilk önce kendi kendinize sorun:
“Ben oğlumun ya da kızımın hayatını tiyatro denilen sanata adamasına var mıyım?” diye sorun.
Ama öyle hemen bir anda para kazanmak yok ha!
Ayrıca çok büyük çile de var...
Eğer cevabınız “evet” ise...
En az 20 yıl sonra tiyatrolar sizindir.

Gürsel Tekin olayı

- İYİ bir muhabiri, yazı işleri müdürü yaparsın... Hem iyi bir muhabiri kaybeder, hem de kötü bir yazı işleri müdürüyle karşı karşıya kalırsın.
- İyi bir TV programcısını, program müdürü yaparsın... Hem iyi bir programcıyı kaybeder, hem de kötü bir program müdürü ile karşı karşıya kalırsın.
- İyi bir ikinci adamı birinci adam yaparsın... Hem iyi bir ikinci adamdan olursun, hem de kötü bir birinci adamla karşı karşıya kalırsın.
Neyse... Uzatmayayım.
Diyeceğim şudur:
Gürsel Tekin “iyi bir CHP İstanbul İl Başkanı” idi...
Örgütü toparlamış, dışarıya açmış, farklı bir heyecan dalgası yaratmış, yerel seçimde de üstün bir başarı sağlamıştı.
Sonunda ne oldu?
Ankara’ya götürdüler Gürsel Tekin’i...
“İkinci adam” yaptılar falan...
Böylece...
“İyi bir İstanbul örgütçüsü” gitti, “kötü bir Ankara politikacısı” geldi.

Dün “Gürsel Tekin görevinden istifa etmiş” haberini duyduğumda...
“Ne olmuş, neden olmuş” durumuyla hiç ilgilenmedim.
Sadece bunları düşündüm.

O eski halinden eser yok şimdi

EPEYDİR yayınlanmıyordu, sonunda yayınlandı.
Genelkurmay Başkanlığı’nın “bildiri”sinden söz ediyorum.
Dün Genelkurmay bir bildiri yayınladı: Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yönelik eleştirilere cevap veren bir bildiri...
Fakat tonu eskisi gibi değil: Bir kere parmak sallama yok, tehdit yok... Aksine yasalara bağlılık vurgusu var.
Ben bildiriyi “hürriyet.com.tr”de gördüm.
“TSK’dan sert açıklama” başlıklı haberin serencamı şöyle:
- Önce 9 manşetten biri olarak girdi bildiri siteye...
- 13 dakika öylece kaldı.
- Sonra bir süreliğine kayboldu.
- Daha sonra yan sütunda tek cümlelik bir haber olarak göründü.
- Ve en sonunda tıpkı eski askerler gibi sessizce kayboldu.

Bu serencamı takip ettikten sonra dudaklarıma kondurduğum bilmiş tebessüme bir İbrahim Tatlıses şarkısı eşlik etti:
“O eski halinden eser yok şimdi.”

Devlet dilini iyi öğrendiler

AK Parti Milletvekili Yalçın Akdoğan iyi ki gazetelere yazı yazıyor, röportaj veriyor da öğreniyoruz “devlet dili”ni kullanma konusundaki üstün başarısını...
“Tutuklu milletvekilleri” konusunda şöyle demiş Akdoğan:
“Tutuklu milletvekillerinin serbest kalması için toplumda güçlü bir beklenti yok.”
Bana eski siyasetçilerin sözlerini hatırlattı bu açıklama...
Eski siyasetçiler de “en temel haklar” söz konusu olduğunda buna benzer açıklamalar yaparlardı.

“Devlet dili” şöyle bir şeydir:
Devlet, halkın oyuyla seçilmiş milletvekillerini, henüz herhangi bir ceza almamış olmamalarına rağmen “içeride” tutmaya devam eder...
“Ne oluyor” diye soranlara da “Kusura bakmayın ama bırakılmaları için toplumda güçlü bir beklenti yok” der.
Demek ki neymiş?
“Devlet dili”, bu topraklardan kaybolup gitmezmiş.
Sadece ağız değiştirirmiş.

Oysa bizim beklediğimiz “dil” şudur: “Adalet” ve “hakkaniyet” söz konusu olduğunda...
Bütün bir toplum, “O milletvekilleri zindanlarda çürüsünler, hiç bırakılmasınlar” diye tutturduğunda, hatta ayağa kalktığında bile...
Toplumun karşısına çıkıp “Olmaz öyle şey, bu insanlığa sığmaz” diyen bir “dil”...
Öyle görünüyor ki bu topraklar, böyle bir “dil”i daha çok bekleyecek.

(Hürriyet)

[Bu yazı 1564 kez okundu]
Ahmet HAKAN

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [51]
[24 Mart 2014] Korkuyor ... [17 Mart 2014] Önüne gelene bin tekme ... [7 Mart 2014] Günah işleme özgürlüğü ... [1 Mart 2014] Sadece uçkura odaklı muhafazakâr ahlak ... [28 Şubat 2014] Biz köşe yazarları korkak ve ikiyüzlüyüz ... [21 Şubat 2014] İstihbaratı çok seven dindarlar ... [27 Ocak 2014] Ve tekfir başladı ... [19 Mart 2013] Bir müebbet yazısı ... [18 Mart 2013] Ne istiyorsun birader ... [15 Mart 2013] Yalakalıkta zirve diye bir şey olmazmış ... [9 Şubat 2013] Pardon ama yargı zaten ele geçmiş değil miydi? ... [25 Ocak 2013] CHP'nin ulusalcıları faşizmi hortlatıyor ... [31 Aralık 2012] Makbul vatandaş olmak için tüyolar ... [25 Aralık 2012] Yuh olsun sana Levent Kırca ... [3 Aralık 2012] İmam hatipte öğrendim ben bu haylazlığı ... [1 Aralık 2012] Neden 'İyi ki Abdullah Gül var' diyemiyorum ... [23 Kasım 2012] 'Kazan kazan'dan 'kaybet kaybet'e ... [30 Ekim 2012] Çöktü bir şeyler ... [12 Ekim 2012] Namı büyük Necdet Paşa ... [6 Ekim 2012] Eğri oturdum doğru konuşacağım ... [15 Eylül 2012] Bir fotoğrafın anatomisi ... [11 Eylül 2012] Demokrasiye saygılı paşa eleştirilemez mi? ... [28 Ağustos 2012] Yeni başlayanlar için El Kaide kılavuzu ... [27 Ağustos 2012] Cihatçıları gerçekten de ayet mi motive ediyor? ... [18 Ağustos 2012] Bir de buradan bakın: Aygün neden kaçırıldı? ... [16 Ağustos 2012] Cüppeli Ahmet Hoca'yı Metris'te ziyaret ettim ... [7 Ağustos 2012] Başbakan'ın Alevi politikasını açıklıyorum ... [27 Temmuz 2012] Tüzüklerle çarpışarak mağlup olanlar: Aleviler ... [16 Temmuz 2012] Miting yasakçısını düşünmeye davet ... [28 Haziran 2012] Fethullah Gülen'in ağlama müdafaası ... [26 Haziran 2012] Son 10 günün bilançosu: Hangi bünye buna dayanır? ... [14 Haziran 2012] 'Cemaat'e dair bir muamma ... [11 Haziran 2012] Goygoycuların yaman günleri ... [1 Haziran 2012] İslam'da kürtaj ... [15 Mayıs 2012] 'Poşu davası' diyemezmişiz ... [15 Nisan 2012] İyi bir insan iyi bir lider olabilir mi ... [17 Mart 2012] Yeni başlayanlar için katliamla hesaplaşma ... [15 Mart 2012] Neden? Neden? Neden? ... [5 Mart 2012] Çullan babam çullan ... [23 Şubat 2012] Aziz Yıldırım'ın Atatürk vurgusu ... [18 Şubat 2012] Yemişim AİHM kararını ... [10 Şubat 2012] İleri demokrasinin bir cilvesi daha ... [6 Şubat 2012] Al sana Ergenekon'un işine gelecek bir yazı ... [27 Ocak 2012] Pişmiş aşa su katan sorular soruyorum ... [17 Ocak 2012] Anlayana... ... [29 Aralık 2011] İdris Naim Bey'e dair sorular ve cevaplar ... [20 Kasım 2011] Neden CHP'ye vuruyorum ... [11 Kasım 2011] Atatürk yaşasaydı Sözcü'ye ne derdi ... [4 Kasım 2011] Herkes kendine tutuklu ... [9 Ağustos 2011] Süper tehlikeli bir yazı ... [23 Mayıs 2011] Artık şurası anlaşıldı: Kasetler profesyonel işi ...
Ahmet HAKAN
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™