Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Dünü bırakın bugünden söz edin
26 Nisan 2012, Mehmet Y. YILMAZ
, Mehmet Y. YILMAZ

BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan, 2012 senesinin nisan ayında, “tek parti” döneminin bazı uygulamalarının hesabını soruyor.
 

1926 senesiyle, 1950 senesi arasını!
1950 senesinde doğanlar bugün 62 yaşında, 1926’da doğanlara Allah uzun ömür versin! Camiler kapatılmış, camiler ahıra dönüştürülmüş vs. “Ahır” olan caminin öyküsünü dün Yılmaz Özdil yazdı, ben tekrarlamayayım.
İşin ilginci CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da ona yanıt yetiştirmeye çalışıyor.
Memleketin bin tane sorunu var, onlar konuşulmuyor.
Başbakan’ın “tarih dersleri” televizyonların ve gazetelerin başköşesinde!
Atanmayı bekleyen 40 bin öğretmenin durumuyla ilgili bir söz söylemiyor.
İşsiz gençler sorunlarını duyurmak için aralarında para toplayıp gazetelere ilanlar veriyorlar, onunla ilgili “tık” yok!
Memleketin lise mezunları, üniversiteye giriş sınavında sapır sapır dökülmüşler, eğitim sistemi hepimizin gözünün önünde çökmüş, Başbakan geçmişten söz ediyor.
Terör sorunu olduğu yerde duruyor, gencecik insanlar ölüp gidiyor, Başbakan’ın hesabı hâlâ 60 küsur yıl önce kapatılan camilerle.
AB hayali dağların ötesinde kalmış, varsa yoksa çene yarıştırma.
Milletvekilleri hâlâ hapiste, varsa yoksa tek parti dönemi!
Bugünün esas sorunları konuşulmuyor, ana muhalefet de Başbakan’ın peşine takılmış, çene yarıştırıyor.
Kimsenin bugünün sorunları için söyleyebileceği bir söz, bir proje, bir öneri yok mu ki incir çekirdeğini doldurmayacak bu tartışmayı dinlemek zorunda kalıyoruz?

‘Paralel evrende’ geçen bir film

İSTANBUL Büyükşehir Belediyesi, “metrobüslere ilgiyi arttırmak için” bir tanıtım filmi çekmiş, belediye ekranlarında yayımlıyor.
Filmde, bir İstanbullu işadamını canlandıran Vatan Şaşmaz, şoförünün açtığı dört çekerli aracının kapısında fikir değiştiriyor ve metrobüse biniyor.
Otobüs son derece geniş, ferah! Cam kenarında bir koltuk beğenip oturuyor, gazetesini okumaya başlıyor. Fonda güzel kentimizin manzaralarını izlerken diğer yolcuların da rahatça oturduklarını görüyoruz. Kimisi kitap okuyor, kimisi gazete. Görme engellilere, tekerlekli sandalye ile otobüse binenlere hemen yer veriliyor, herkes adeta bir sevgi kuşu olmuş, mutluluktan kanat çırpıyor!
Metrobüs İstanbul’un
önemli bir sorununu çözdü. 600 binden fazla insan bu ulaşım aracından yararlanıyor ama tablo hiç de filmde gösterildiği gibi değil.
Zaman zaman bozulmalarını bir kenara bırakıyorum, o arızi bir durumdur diyelim ama gerçek şu ki metrobüsler tıklım tıklım!
Öyle istediğin koltuğu seçmeyi bir kenara bırakın, açıp gazetenizi okumanız bile yoğun saatlerde mümkün değil. Film sanki bir “paralel evrende” geçiyor ve o evrende de yaşayan tek kişi sanırım Kadir Topbaş!
Trafiğin artık bir ıstıraba dönüştüğü bir kentte, toplu ulaşımı teşvik etmek elbette belediyenin görevidir ama teşvik yetmez, gereğini de yapmak gerekir.
Gereğini yapmadan böyle tanıtım filmleri çekerseniz sadece gülünç olursunuz.
Bir de kötü niyetlileri tahrik edersiniz, “Bu film hangi yandaş yapım şirketine yaptırıldı, kaç para harcandı” diye sorarlar, canınızı sıkarlar.
Ben söylemiş olayım.

‘Tek adam’ mesajı üzerine alır mı?

ANAYASA Mahkemesi Başkanı Hâşim Kılıç, 23 Nisan resepsiyonunda gazeteciler ile sohbet ederken “Siyasetin yargıyı kuşatmasına izin vermeyeceğiz” sözleri hatırlatılınca şöyle konuşmuş: “Üzerine alması gerekenler mesajı aldı. Neden söyleme gereğini duyduğuma gelince şimdilik bende kalsın. Görevimi tamamladığımda benden bıkmazsanız uzun uzun konuşuruz.”
Dün de Anayasa Mahkemesi’nin 50. kuruluş yıldönümü nedeniyle yaptığı konuşmada şu uyarıları yaptı:
“Özgür düşüncenin ve eleştirinin olmadığı yerde dogmatizmin saltanatı vardır. Gücü elinde tutanlar, barış, sevgi ve merhamet duygularını içinde barındıranlar ana yürekli olmaya herkesten daha fazla sorumludurlar. Öfkenin ve nefretin yürek toprağına saçtığı tohumların, nerede ve ne zaman yeşereceğini bilemeyiz. Adil olmayan kralların çocukları bu tehlikeye daha yakındır.”
Bu sözlerini “mesajı alması gerekenler” üzerlerine aldılar mı, şimdilik bilemiyoruz.
Mesajı alması gerekenin kim olduğunu günümüz Türkiye’sinde tahmin etmek zor değil ama.
Bugün Türkiye’de “gücü elinde bulunduran” tek bir merkez var ve o tek merkez de esasen bir tek kişiden ibaret!
Ve doğrusunu isterseniz aslında Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın kişisel fikirleri de o tek kişiden çok uzak da değil diye biliyoruz.
Haşim Kılıç, ilk uyarısını yaptığı zaman “Yukarılarda bilmediğimiz bir şeyler oluyor” diye yazdığımı hatırlıyorum.
Artık olduğu konusunda kuşkum kalmadı. Acaba bu “kuşatma” Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün görev süresini düzenleyen yasanın Anayasa Mahkemesi gündeminde olmasından mı kaynaklanıyor?
“Tek adam”, gelecek ile ilgili planlarının bozulmasından mı endişe ediyor?

NOT: Yurtdışında bir toplantıya katılacağım için yazılarıma iki gün ara vermek zorundayım. Okuyucularımın bilgisine sunarım.

(Hürriyet)

[Bu yazı 1493 kez okundu]
Mehmet Y. YILMAZ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [63]
[17 Nisan 2014] Başbakan Başsavcı Başyargıç! ... [21 Şubat 2014] Alaturka Baas rejimine bir adım daha! ... [31 Ağustos 2013] Nasıl bir kalp bıraktın, bilir misin ardında? ... [25 Haziran 2013] Yüzleri kızarmadan asla anlatamazlar ... [24 Haziran 2013] Halkı ikiye bölme suçu! ... [8 Haziran 2013] Kişi başı terörist sayısında dünya birincisiyiz! ... [6 Mayıs 2013] 'Hukuk' siyasetin elinde 'guguk' olunca ... [15 Nisan 2013] Paket paket adalet! ... [9 Nisan 2013] Hainleri Belirleme Enstitüsü! ... [20 Mart 2013] Ergenekon'un kolları nereye kadar uzanıyor? ... [11 Mart 2013] Gerçekten anayasa hukuku okumuş olabilir mi? ... [26 Şubat 2013] Bir torba dava daha mı geliyor? ... [25 Şubat 2013] Paket paket adalet! ... [15 Şubat 2013] Bu memlekette 'kâğıt' asla kaybolmaz ... [15 Ocak 2013] MİT bu ihbarları neden bugüne kadar sakladı? ... [7 Ocak 2013] Gördük ki yer yerinden oynamıyor! ... [2 Ocak 2013] Siyasi irade yoksa çözüm de olmaz ... [28 Aralık 2012] Gulyabanilerden sarmısakla mı korunacağız? ... [20 Kasım 2012] Erdoğan'a bu soruyu sorarlar mı? ... [15 Kasım 2012] Örtülü ödenekte rekor artış ... [24 Ekim 2012] Allah müstahakını versin ... [23 Ekim 2012] Başbakan özür dilemelidir ... [16 Ekim 2012] 'Fire' değil özgür irade! ... [12 Ekim 2012] Filmin eğrisi doğrusuna denk gelmiş ... [21 Eylül 2012] İktidar ve muhalefete birer sorum var ... [15 Eylül 2012] Bırakın da aranızdan biraz rüzgâr geçsin ... [11 Eylül 2012] Bağımsız yargımızın 'vesikalık' bir fotoğrafı ... [31 Ağustos 2012] Dışişleri Bakanlığı TBMM'nin amiri mi? ... [27 Ağustos 2012] Milletin vekilinden saklanan nedir? ... [22 Ağustos 2012] Amaç gerçeği öğrenmekse ... [16 Ağustos 2012] Bu günahın hesabını veremezsiniz ... [14 Ağustos 2012] Kaç Mehmet ölse yeterli olurdu? ... [31 Temmuz 2012] Mutlak iktidar mutlaka bozar ... [20 Temmuz 2012] Arkanda böyle bir hukukçu olunca! ... [16 Temmuz 2012] Onlar beğenmiyorsa her şey yasak! ... [13 Temmuz 2012] İstanbul yıkıldıktan sonra! ... [9 Temmuz 2012] Şu tutanakları açıklasanız da öğrensek ... [28 Haziran 2012] Türkiye'nin Dobuları ... [25 Haziran 2012] 'Sakin ve etkili güç politikası' ne demek? ... [22 Haziran 2012] PKK'ya silah bıraktırmak için yönteminiz nedir? ... [4 Haziran 2012] Herkesin her gün işlediği 'suç'! ... [1 Haziran 2012] Acaba bugün aklına ne gelecek? ... [15 Mayıs 2012] Bakan 'cilasız teftişe' çıkmalı ... [11 Mayıs 2012] Yeni 'dekoderimiz' Hüseyin Çelik oldu ... [17 Nisan 2012] 'Aydınlık için bir dakika karanlık' meselesi ... [6 Nisan 2012] Dış politika ideolojik körlük ile malul ... [29 Mart 2012] Davayla ilgisi olmayan bir soru ... [20 Mart 2012] Adalette standart sorununu da unutmayalım ... [19 Mart 2012] Erbakan'ın serveti Akbil ve Deniz Feneri ... [7 Mart 2012] Bedeli küçücük çocuklara ödettirmeyin ... [14 Şubat 2012] 'Hukuk da bir yere kadar' anlayışı! ... [27 Ocak 2012] Başbakan 'kuzey'i neden bu kadar çok istiyor? ... [22 Aralık 2011] Bir demokraside böyle bir suç olmaz ... [7 Aralık 2011] Bu davayı hep birlikte izleyelim ... [1 Aralık 2011] Devlet yapamayınca çeteler devreye girer ... [25 Ekim 2011] Etnik kökenlerimizin ne önemi var? ... [6 Ekim 2011] Yargı saygı duyulmayı hak etmeli ... [1 Eylül 2011] Sap ile saman karıştırma uzmanları ... [30 Ağustos 2011] Yaşasın Adalet Bakanlığı! ... [5 Ağustos 2011] Bir, iki, üç de yetmez. Dört, beş, altı olsun! ... [23 Mayıs 2011] Bir karar verseniz iyi olacak ... [4 Mayıs 2011] 10 milyar dolar da benden olsun! ... [20 Nisan 2011] Bu sorunu yüzde 10 barajı yarattı! ...
Mehmet Y. YILMAZ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™