Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
El insaf Ahmet Altan!
18 Nisan 2012, Nihat BEHRAM
, Nihat BEHRAM

“Şu anda toplum, oksijen borusuna basılan bir hasta gibi çırpınıyor. Toplumun oksijeni kesildi. Hâlbuki daha bir buçuk yıl önce burası dünyanın hayranlıkla izlediği bir ülkeydi.

Dünyanın en büyük ekonomik mucizelerinden birini gerçekleştiren, yanı başında Avrupa çökerken başarılarıyla pırıl pırıl parlayan, askerî vesayeti geriletmiş, kendini yeni ve özgürlükçü anayasa heyecanına kaptırmış, Kürt sorununu çözmekte, savaşı bitirmekte kararlı, demokrasiyle Müslümanlığı birleştirerek bütün İslam âlemine örnek hale gelmiş, Avrupa Birliği’nin üyeliğin eşiğine varmış, başbakanı dünyadaki insan haklarına sahip çıkan, Batısı’yla Doğu’suyla bütün dünyanın saygısını kazanmış bir Türkiye vardı.

Yakın tarihimizin bu en parlak günlerinin önderliğini ve orkestra şefliğini Başbakan Erdoğan yapıyordu, karizması ve kararlılığıyla hem Türkiye’de hem dünyada büyük bir destek kazanmıştı, gittiğiniz her ülkede ilerici aydınlar Erdoğan’ı övüyordu.

Sonra, ne olduysa oldu, Erdoğan bu kadarının yeterli olduğuna, bunların hepsini kendisinin tek başına kazandığına ve bu başarılardan kendine yeni bir siyasi kariyer inşa etme hakkına ulaştığına karar verdi. Çankaya hayali, “muhteşem Türkiye” hayalinin üstünü örttü. Putin’leşme sürecine girdik, demokrat Erdoğan gitti yerine “Putin Junior” geldi, küçük boy bir Putin’imiz oldu. Felaket de başladı...” (Sabrınızı taşırmadan alıntıyı burada kesiyorum! 14.3.12 tarihli ‘Taraf’taki yazıyı okumayı ben de zaten ‘El insaf!’ deyip burada kestim.)

Çok açık yüreklilikle söylemeliyim ki Ahmet Altan, geçenlerde bu yazını okurken, duygum küfüre dönük öfke falan değildi. Tam tersi üzüldüm. Hem de derinden. Acıma duygusuyla üzüldüm. Bu satırlara da o üzüntüyle başladım. Dile getirdiğin o görüşlere lanet yağdırma hesabıyla değil, ‘belki tutar’ diyerek, aklına ve zekana çağrı olarak yazıyorum. Çünkü senin en başta onlara, yani kendi aklın ve zekana ihanet ettiğini düşünüyorum. Çok iyi bilirsin ki bu ihanet, peşi sıra vicdana ihaneti de sürükler.

Savunduğun düşüncelerin politik çözümleri umurumda değil. En azından bu yazı için. Bu sözüme inanıp inanmamak sana kalmış bir şey, üzüntüm içtenliklidir. Görüşler olarak birbirine zıt konumda olduğumuz kesin, ama üzüntümün sesi düşmanca değil. Bunu algılayıp algılamamak da sana kalmış bir şey.

Alıntısıyla başladığım şu yazında bile, son bir buçuk yılı hariç, öve öve bitiremediğin, yere göğe sığdıramadığın kişi sana “Müzik kutusu!” dedi. Yani, ‘parasını atana onun istediği şarkıyı söyleyen alet’ anlamıyla. Bu bir sanatçıya yapılabilecek en büyük hakarettir. Bir iktidarın bir sanatçıya yapabileceği bundan daha büyük bir hakaret olur mu? Bak mesela iktidar sahipleri bize “kansızlar, vatan hainleri, bozguncular” türünden çok ‘yakıştırmalar’ yaptı. Nâzım’ın tavrıyla ‘Vatan hainliğine devam’ diye gülüp geçtik. Ama sana yakıştırılan sıfat, öyle üstünden geçilecek bir yakıştırma değil. Yine çok açık söylüyorum, seni adınla muhatap almamın nedeni ülke kurtarmaya soyunmuşluğun ve teorisyenliğin değil, sanatçı kimliğin. Ondan ki Başbakan’ın yakıştırması senin hesabına benim de çok ağırıma gitti.

Senin yine de, o kişi ve temsil ettiği sistemi yere göğe sığdıramayışınla, merak ediyorum, kendi aklın, mantığın ve onurun cebelleşmiyor mu? Böyle olduğunu düşündükçe, Ahmet Altan, ister inan ister inanma, sana kat kat daha fazla acıyor ve üzülüyorum. Sana göre her şey “mucizeler yaratma” derecesinde doğru gidiyordu! Yine sana göre, birdenbire “ne olduysa oldu” Erdoğan “İyi gidiş artık yeter” diye karar verdi ve “felâket de başladı”! Şu çözümlere kendin inanıyorsan, sığlıkta boğulurken okyanusta yüzdüğünü sanma halin daha da hazin!

Bir sürü insan, bu gidişin nasıl bir gidiş olduğunu, nereye varacağını yıllardır ve yıllardır yazmış da yazmış! Sonuç tam da öyle olmuş, onların söylediği aşamalardan geçip ‘gelecek’ diye uyardıkları yere gelmiş. Yine de, onlar değil, “Ne olduysa oldu” diye sorup, bu soruna getirdiğin ‘çizgi roman kurgusu’ yanıtlarınla sen mi haklı oluyorsun? El insaf Ahmet Altan!

Akıl tutulması başka nedir? AKP’yle gidilen yerin bu olduğunu yıllardır yazanların bilgileri, lotoda numaraları bulmak anlamındaki ‘bilmek’ yani, ‘müneccimlik’ mi? Buna nasıl ‘Evet!’ denir? Tabi, eğer bir zeka tutulması, aklı yitirme (ya da bilmediğimiz bir hesap) yoksa!

Zeka yoksunu olmadığın da kesin, yeteneksiz olmadığın da. Ülkenin kaderiyle ilgili siyaset yorumculuğun dışındaki alanlarda bunun kanıtları az değil. Belki ‘memleket kurtarma’ işine de o özelliklerine güvenerek girdin. (‘O nedenle seçildin’ demeye dilim varmıyor.)

Sen, “Ne oldu da?” diye soruyorsun. Sorunun muhataplarından biri olarak ben de “Kör müsün?” diye yanıtlıyorum. Hadi körsün diyelim! Bu gidişin nasıl bir gidiş olduğu ve nereye varacağı konusunda hem de yüksek sesle onca uyarı ve uyaran varken neden sağır davrandın? Bu görmezlik, duymazlık bilinçli mi bilinçsiz mi? Yetenek ve bilgi sahibi entelektüel birinin bilinçsizliğine inanmak durumunda kalmak da benim için kolay değil.

Devşirme liberalliğin çiçek açma mevsimi geçti Ahmet Altan. ‘Meyveye durma özelliği’ de yoktu. Sahteydi. Artık kuruma, dökülme mevsimi. Bak kardeşin uyanık! Punduna getirip tüydü! Zaten ne körlenecek sanatçılığı vardı, ne fişlenecek solculuğu; baştan beri sistemin kolcusuydu! Yani tuzu kuru, ona koymaz! O süreçte sen, Hoca efendi için, “Sırat Köprüsünde sırtımda taşırım!” dedin. Nerdeyse insanları sırat mırat gibi köprülere inancın olduğuna da inandıracaksın! Bence sanatçıya, hayali bir köprüde sırtında yobaz taşımak değil, gerçekliğin sırtından o yükleri atmak yakışır. Sanatından seni bilen biri olarak soruyorum: Öyle değil mi?

Tek çaren Ahmet Altan, ‘Ne oldu da’ türünden sorular ve toplumsal olaylar için ‘aptal sorusu’ olan bu türden sorulara aynı türden ‘aptal avutma’ yanıtları aramayı bir an evvel bırakıp, ‘Ne olacağını’ yıllar öncesinden söylemiş insanların hakkını teslim etmen ve vicdanınla hesaplaşmandır. Şahıs olarak senin için olduğuna ben ihtimal vermiyorum ama eğer varsa ve yapılmışsa ‘pazarlıklar’ı da açık yüreklilikle halka açıklamalısın! Çok geç olmadan, çünkü liberaller için bir sonraki süreç faşizmin açık ve tam ortaklığıdır. İhanetin dönüşsüz noktası.

Bu kez sana, kaptanlığını yaptığın geminin tayfaları ‘bozulacak’! Boş ver! Çoğunun yapısında zaten, ne ‘vicdani hesaplaşma’ hamuru, ne de efendiye yaslanmadan ayakta durabilme onuru var! Çoğu geldiği yere ihanetle gelmiş. Bir kısmı zaten açık seçik ‘istihbarat’ güdümlü. Faşizmin, dinci softalığın, emperyalist saldırganlığın davulcusu, bavulcusu! Yalakalık yapacak yeni kapı bulurlar. “Şimdi ne oldu da” diye soruyorsun ya, işte o soru bir de bakmışsın “Şimdi ne yapacağım”a döner. Bu kaçınılmaz! En yakının, kardeşin ortada.

Başbakan sana “Müzik kutusu!” dedi. Bu sözde “Paranı attığımız sürece bizim için öttün!” anlamı gizli değil mi? ‘Liberal müzik’ eşliğinde “Yaşasın AKP!” diye tempo tutarak gerici sistemin ruhunu okşayan “solcu-demokrat” tipler havadan mı düştü? Gericileşmenin, Başbakan’ın kişiliği ötesinde, sistemle ilgili derinliği yok mu? “Ne oldu da”nın yanıtı orda. Kör değilsin! Öyle kişilerle sınırlanmış sahte diklenmeyle değil, toplumu tehdit eden faşizm gerçeğiyle sahiden hesaplaş! Ama önce vicdanınla! En önemlisi vicdanın gözleridir. Şimdi 18 yaşında olanlar, yıllar ve yıllardır yere göğe sığdıramadığın AKP geldiğinde 8 yaşındaydı!

El insaf Ahmet Altan! Bırak laf yutma ve yuvarlanmayı! Kalk, vicdanınla bak!

(SolHaber)

[Bu yazı 1753 kez okundu]
Nihat BEHRAM

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [186]
[4 Mart 2016] Yurt Gazetesi patronunun hali tam bir 'Yavuz hırsız' misali.... ... [4 Ekim 2015] Doğu Perinçek'in 'vatan' anlayışı... ... [12 Mart 2015] Yobazlığı Karacaoğlan'la süpürmek! ... [20 Şubat 2015] Diren, ulaşırsın! ... [5 Ocak 2015] Giden yıla lânet, gelen yıla umut tazelemesi ... [24 Kasım 2014] Türbanın zulası ... [16 Nisan 2014] Ayrılığa dipnot ... [13 Nisan 2014] 30 Mart'ın 'artçı sarsıntıları' ... [9 Nisan 2014] Umut hırsızlığı ... [6 Nisan 2014] Faşizmin 'tamiri' olmaz, yıkımı gerekir! ... [2 Nisan 2014] Ülkenin 'zulüm sever' ahalisi ... [30 Mart 2014] Kızıldere'yi Anarken / Katil kim? ... [27 Mart 2014] Ne zengin memleketmiş! ... [19 Mart 2014] 'Guinness Rekorları'ndaki Eksiklerimiz ... [16 Mart 2014] Bari sus be adam! ... [12 Mart 2014] Faşizm, Sokak, Sandık ... [9 Mart 2014] Sanatçının Topluma Namus Borcu ... [5 Mart 2014] Sol Yelpaze ... [2 Mart 2014] Dindar mı, Sahtekâr mı? ... [26 Şubat 2014] AKP'nin Sanat ve Kültürü 'Kutulama' Hesabı: TÜSAK ... [19 Şubat 2014] Tutsaklığı Özgürlük Şarkılarıyla Göğüsleyenler ... [12 Şubat 2014] Omuz ver, Çamlıca Tepesi'ni kurtaralım! ... [9 Şubat 2014] Toplumda Hafıza Kaybının Kürekçileri ... [5 Şubat 2014] Yerel Seçimler ve Sol Cephe ... [3 Şubat 2014] Yasak Çiğneme Zamanı ... [29 Ocak 2014] Arsızlığın Bir Türü: 'Liberal Yanılmazlık' ... [27 Ocak 2014] İnsan mı, Hangi İnsan? ... [22 Ocak 2014] Solda cepheleşmek devrimcilerin acil ve tarihi görevidir ... [19 Ocak 2014] Herkesin Şeytanı Kendine ... [15 Ocak 2014] Olasılık - Kesinlik ... [12 Ocak 2014] Özgürlüğün 'Anlamsızlık' Boyutu! ... [8 Ocak 2014] 'Taylan Tanay'ların kollarındaki zincir ... [5 Ocak 2014] Geçen Yılın 'En'lerinden, Yeni Yılın 'Yön'lerine. ... [3 Ocak 2014] Çamlıca Tepesi insanlığı yardıma çağırıyor ... [2 Ocak 2014] Çamlıca Tepesi insanlığı yardıma çağırıyor ... [29 Aralık 2013] Yalaka ölçer ... [25 Aralık 2013] Şimdilik 'cin' çarptı, sırada 'halay çarpması' var! ... [22 Aralık 2013] Hayatın aynasında: 'Ya Tayyip... Men dakka dukka!' ... [18 Aralık 2013] Sol Cephe' duyarlılığı, 'Haziran İsyanı'nın çiçeğidir ... [15 Aralık 2013] Mülkümü sordular, 'Yurdum' dedim! ... [12 Aralık 2013] 'Başbakan'ın suç işleme özgürlüğü mü var? ... [8 Aralık 2013] 'Allah'ı alet etmedikleri konu kalmadı! ... [4 Aralık 2013] Sedat Selim Ay 'işkenceci' değilmiş! ... [2 Aralık 2013] İğrençsiniz! ... [28 Kasım 2013] Yöneticiden utanç duymak ... [24 Kasım 2013] Felâket senaryosu, komplo teorisi, suni gündem ... [13 Kasım 2013] İkili Oynamak ... [6 Kasım 2013] Türkiye Solunun 'Yurtseverlik' Sınavı ... [30 Ekim 2013] 'Hukuk Komedisi' değil, 'Hukuk Cinayeti' ... [27 Ekim 2013] Zindan Mektuplarından Kıvılcımlar ... [23 Ekim 2013] Pişkinlik ... [16 Ekim 2013] 'AK Terfi' dedikleri bu olmalı!.. ... [13 Ekim 2013] "Bu ülke hepimizin" diyene bak! ... [9 Ekim 2013] AK Hacılar Dönemi'nin popüler seviye simgeleri ... [2 Ekim 2013] Kendi kendini sansür, onura kelepçedir ... [29 Eylül 2013] Yobazlığın 'Ahmet Hakan'cası! ... [22 Eylül 2013] Derin' Devlete 'Derin' Hizmet! ... [18 Eylül 2013] Siyaset siyaset olarak kalmalıdır, din din olarak ... [15 Eylül 2013] Acil görev 'Yurtsever Halk Cephesi'ni oluşturmaktır ... [11 Eylül 2013] Savaş çalgısına barış akordu ... [9 Eylül 2013] AKP'den beklentinin Kürt siyasetçilerde doğurduğu zikzaklar ... [4 Eylül 2013] Alçaklık ve seviyesizliğin dibinde olmak ... [1 Eylül 2013] AK Vampirler ... [28 Ağustos 2013] Ölümcül hastaları zindanda zincirlemek insanlık mı? ... [25 Ağustos 2013] Merdan Yanardağ'a mektup ... [21 Ağustos 2013] Şiir kir tutar mı? ... [11 Ağustos 2013] Hayatın da bir yargısı var! ... [31 Temmuz 2013] AKP'nin darbe karşıtlığı da sahte! ... [29 Temmuz 2013] "Simit sat onurunla yaşa!" ... [24 Temmuz 2013] 'İktidar gasbı'nın 'darbe'den farkı ne? ... [17 Temmuz 2013] Affın sınırı ne? ... [10 Temmuz 2013] Acı çeşitlemesi ... [8 Temmuz 2013] Vergiyi haram etme hakkı ... [30 Haziran 2013] Altan Tan denen şu şeriatçı yobaza bak! ... [27 Haziran 2013] Yurdun pazarlamacısı ve halk gerçekliği ... [24 Haziran 2013] Gül'ün yorumuna gel de gülme! ... [19 Haziran 2013] Faşist barbarlığın mazereti mi olurmuş! ... [12 Haziran 2013] Zalimlerden zulümlerinin hesabı bir bir sorulacak ... [9 Haziran 2013] Diktatör ve piyonları ... [5 Haziran 2013] Dinci faşist diktacılar defolup gidecektir ... [26 Mayıs 2013] Ülkeyi haramilerden kurtarmak için Yurtsever Halk Cephesi ... [6 Mayıs 2013] DENİZLER korkutmaya devam ediyor! ... [24 Nisan 2013] 'Açılım'ın kapısı ... [17 Nisan 2013] "İleri demokrat"lık virüsü ... [10 Nisan 2013] Neruda'nın kemikleri ... [27 Mart 2013] Toplumsal aptallaşma ... [18 Mart 2013] Sanatçı saflaşması ... [10 Mart 2013] Kalemini de al git! ... [6 Mart 2013] Cinayet, cinnet çağı! ... [3 Mart 2013] Zehrin besin değeri! ... [27 Şubat 2013] Ektiğini biçersin ... [25 Şubat 2013] Faşizmin "zaman ayarlı" operasyonları ... [21 Şubat 2013] Hasta ziyaretine cenaze levazımatıyla gitmek ... [17 Şubat 2013] Aydın olmanın mayası ... [14 Şubat 2013] Yurt'un "Gökçek'e Çakma Ödül" öfkesi ... [10 Şubat 2013] Yalanın İktidarı ... [6 Şubat 2013] Halk düşmanlığı: "Kültür Operasyonları" ... [27 Ocak 2013] "Entelektüel" Yobazlar ... [23 Ocak 2013] Ülke zindan, bunlar zindancıbaşı! ... [20 Ocak 2013] Faşizmin köpürüşü! ... [9 Ocak 2013] Hocaefendi'nin 'Şair, Şiir Hutbesi' ve Necip Fazıl ... [6 Ocak 2013] Büyük Buluşma, Levent Kırca ve küçük adamlar ... [2 Ocak 2013] Yunus'un, Kaygusuz'un yanında Padişah neyin nesi? ... [31 Aralık 2012] "Keşke"li yeni yıl dilekleri ... [27 Aralık 2012] Suça iştirak ... [24 Aralık 2012] "Karanlık Zamanlarda" ... [9 Aralık 2012] "Sesimiz sesinizle buluşsun!" ... [27 Kasım 2012] Yoksa Aleviler 'korkunun ecele faydası'na mı inanıyor? ... [15 Kasım 2012] Hainler Sıralaması ... [12 Kasım 2012] Darbeleri Araştırma Komisyonu'nun darbe yerleştirme misyonu! ... [7 Kasım 2012] Bir yanda canlarını dişleyerek direnenler, bir yanda 'Hak katı'nın Çöpçübaşı ... [4 Kasım 2012] Kılıçdaroğlu ne söylediğini biliyor mu? ... [28 Ekim 2012] Cumhuriyet mi kalmış ki 'bayramı' olsun? ... [22 Ekim 2012] Sosyalistlerin Meclisi 'Toplantı Bildirgesi'ni okurken ... [17 Ekim 2012] MHP: İktidarın emniyet sibobu! ... [16 Ekim 2012] Bir bu eksikti: 'Çocuk tecavüzcüsü'ne 'şehit'lik! ... [12 Ekim 2012] Kavramlara 'yeni anlamlar' yüklenirken ... [8 Ekim 2012] Başbakan'ın "Yavuz" iştahı ve Aleviler ... [3 Ekim 2012] "Ulemâ-yı bâtın" uluması! ... [30 Eylül 2012] Bu da 'İleri Demokrasi'nin cenaze gaspı! ... [26 Eylül 2012] 'Adalet' buysa, 'adaletsizlik' acaba ne? ... [24 Eylül 2012] 'Kelleci Santrafor'un 'Refleksiz Kaleci'si ... [19 Eylül 2012] Eleştiriye tahammülsüz Polis yasa tanır mı? ... [17 Eylül 2012] Halkın polisi mi, hükümet milisi mi? ... [11 Eylül 2012] Yoksa çete reisi ben miyim? ... [5 Eylül 2012] İnsanın varlık nedenine saldırı ... [29 Ağustos 2012] Başbakan'ın Arkadaşları ... [23 Ağustos 2012] İmamın cetveli! ... [8 Ağustos 2012] Olmayan şeyi tanımak! ... [1 Ağustos 2012] "Zihinsel şiddete uğramak!" ve Prof. Büşra Ersanlı ... [29 Temmuz 2012] "Gelmiş geçmiş en demokratik hükümet" miş! ... [25 Temmuz 2012] Ölümle değil, imamla belalıyım! ... [18 Temmuz 2012] Cezaevlerine duyarsızlık ... [15 Temmuz 2012] Başınıza Mor Gabriel Manastırı kadar taş düşsün! ... [12 Temmuz 2012] Gel de anla! ... [8 Temmuz 2012] Aydın kavramı ve boşa edilen küfür ... [2 Temmuz 2012] Yangını söndürecek güç ... [27 Haziran 2012] Suç ve ceza ... [24 Haziran 2012] "Demokratik" Faşizm ... [20 Haziran 2012] Edip Akbayram'la "Mayıs" ta kucaklaşmak ... [13 Haziran 2012] Umut Odakları ... [13 Haziran 2012] Bu ne hâl Adalet Hanım? ... [6 Haziran 2012] BDP mi kalleş, AKP mi? ... [30 Mayıs 2012] "HES" diye hırlayanı "Höst!" diye hoştlamalı! ... [23 Mayıs 2012] Savaş kışkırtıcılığı, barış militanlığı ... [14 Mayıs 2012] Cüreti cehaletten mi azametten mi? ... [10 Mayıs 2012] Alçaklığın bu derecesi kan dondurur! ... [8 Mayıs 2012] 12 Eylül Darbesi'nin 'COO'su kim, 'CEO'su kim? ... [2 Mayıs 2012] Bulandırılmış muhalif kimlik ... [26 Nisan 2012] Eyvah, Kültür Bakanı yine 'sahne'de! ... [4 Nisan 2012] Yaşasın hayat! ... [1 Nisan 2012] AKP'nin Prof. Dr. 'Hoca'ları ... [22 Mart 2012] Sahtekârlık sınırsız ... [19 Mart 2012] "Ilımlı İslam" yumurtasının "Uyumlu İslam" civcivi ... [15 Mart 2012] Sonunda AKP bize terörü sevdirecek! ... [12 Mart 2012] "Kürt Açılımı"ndan rekor çıktı! ... [10 Mart 2012] Zor günler ... [7 Mart 2012] Ya 'devrimci örgüte üye'lik, ya 'sürgit güve'lik ... [4 Mart 2012] İktidar yandaşı muhalefet ... [29 Şubat 2012] "Terörün arka bahçesi"nde olmak ... [22 Şubat 2012] Haber ve görüntü dili ... [19 Şubat 2012] Arap Buharı ... [12 Şubat 2012] Düşüş... ... [8 Şubat 2012] Halk düşmanları halkların kardeşliğine hizmet eder mi? ... [8 Şubat 2012] Kendi Coğrafyası Kendine Zindan, Halkının Sesi Bir Ozan: Mahmud Derviş ... [25 Ocak 2012] Bu gün acımasızlığım tuttu! ... [17 Ocak 2012] "Gurur" gurultusu ... [11 Ocak 2012] 'Şiirden anlamam!' sözünün anlamını anlayan var mı? ... [28 Aralık 2011] Dersim'i Unutma ... [14 Aralık 2011] Köklerden kopukluk 'vazo kültürü'dür! ... [30 Kasım 2011] Seni.... CHE ... [2 Kasım 2011] Acı Sargısı ... [19 Ekim 2011] Örgütsüz aydının örgütlenme çağrısı! ... [5 Ekim 2011] Bunlar kendilerini ne sanıyor? ... [21 Eylül 2011] İnsan hâlleri, insani hâller ... [7 Eylül 2011] Hayata Düşmanlık Yelpazesi ... [24 Ağustos 2011] Yobazlık jandarması Ramazan magandaları ... [10 Ağustos 2011] Sistemin Kirletme ve Körletme Aygıtı ... [28 Temmuz 2011] Sonuçta bu işi kim çözecek, uzaylılar mı? ... [13 Temmuz 2011] Ölüm de çiçek açar... Ve ölümsüzlük o çiçeğin balıdır ... [29 Haziran 2011] "Şu 500 bin meselesi..!" ... [15 Haziran 2011] Sarıdır, ama sararmamıştır... ... [1 Haziran 2011] Düzenin batağında barajı aşmak mı, ırmak yatağında selleşip taşmak mı? ... [19 Mayıs 2011] "Davutoğlu'nun Mevlâna Çıkışı"na Giriş! ... [4 Mayıs 2011] İmamın domuzu ... [7 Nisan 2010] Bataklıklı Yolda Tepeye Doğru Yürürken ...
Nihat BEHRAM
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™