Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Darbe tarifi
15 Nisan 2012, Güngör MENGİ
, Güngör MENGİ

Toplumdaki değişimin derinliğini anlamak isteyenler için 28 Şubat tartışmaları çok öğreticidir.

28 Şubat 1997 MGK karar ve uygulamalarına geçit verdiği için dönemin Cumhurbaşkanı Demirel bugün eleştiri oklarına hedef oluyor.

En son AKP’li Hüseyin Çelik suçladı: “Demirel’in masum olmadığını düşünüyorum. Psikolojik harekâtın orkestra şefiydi” dedi.

Semra ve Bilâl Çetin bu soruyu Demirel’e üç yıl önce sormuştu:

Demirel’in cevabı:

- Türkiye darbenin ne olduğunu biliyor. Darbeciler geliyor, Meclis’i kapatıyor, hükümeti Anayasa’yı ortadan kaldırıyorlar, kendilerine göre bir düzen kuruyorlar. 29 Şubat günü Türkiye’de hükümet var mı? Parlamento var mı? Var. Anayasa?.. Var. Herkes yerli yerinde duruyor mu? Duruyor. Bunun nesi darbe?

Bizimkiler üsteliyor:

- Hükümet ertesi gün var ama bir süre sonra hükümet de yok, parti de yok!

Demirel anlatıyor:

- Dört ay geçmiş, 18 Haziran’a geliyorsunuz, günün başbakanı (Erbakan) “Ben istifa ediyorum” diyor. Ona “istifa et” diyen var mı? Yok. Ben soruyorum “Niye istifa ediyorsun?” O “Gerginlik var” diyor. Sonra geliyor, “Ben istifa ediyorum ama başbakanlığı filancaya ver” diyor. Bu Cumhurbaşkanı’nın bileceği iş. Ondan sonra Meclis’in içinden hükümet kuruluyor, Meclis’in güvenoyuna mazhar oluyor, Türkiye yoluna devam ediyor. Bunun nesi darbe?

15 yılda çok değişti

Darbe veya darbe girişimi tanımını oluşturan şartların 15 yılda ne büyük değişime uğradığını bu açıklamalar ortaya koyuyor.

Demirel o dönemde irticai tırmanışın yaygın bir huzursuzluk yarattığını belirterek “Yanlış olan şey yalnız seçilmişlerin meselesi olamaz” diyor.

Ve yaptıklarının meşruiyetini savunuyor:

- Laik devlet üzerine yemin etmişsiniz, devrim üzerine yemin etmişsiniz. Modern cumhuriyeti korumak size tevdi edilmiş. Siz buna açıkça ters düştüğü için rahatsızlık meydana getiren hadiselere “varsın böyle olsun” derseniz o zaman o safa girersiniz. Ve oturduğunuz yerde oturma hakkını kaybedersiniz.

Halbuki bugün özel yetkili mahkemelere egemen olan irade, Demirel’in tezini kökten reddediyor.

Siyasi iktidarın herhangi bir eylem ve işlemine askerlerden gelebilecek müdahalenin hiçbir mazereti olmayacağına dair hüküm oluşturuyor.

Silâhsız kuvvetler

Bu davaların simgesel önemi intikamcı dürtülerle kirletilmesin; neden?

Çünkü iktidarları gelecekteki askeri müdahalelere karşı koruyacak ibreti yaratmak her şeyden daha önce geliyor.

Hedefe ulaşılmıştır büyük ölçüde. Askerler darbe suçunun hiçbir şekilde cezasız kalmayacağını, ağır bedeller ödeyerek öğrenmişlerdir. Bu arada pek çoğu haksız yere acı çekerek, hakarete uğrayarak, gelecekleri ellerinden alınarak ödemişlerdir bu bedeli.

Önümüzde sivil toplumun sorumluluğunun artacağı bir dönem var.

“Asker gelsin, korusun, kurtarsın” dönemi kapanmıştır.

Şimdi doğasına uygun yaşayan bir demokrasi kuracaksak “silâhsız kuvvetler”i ayağa kaldırmak zorundayız.

İfade ve basın özgürlüğünün kısıtlı olduğu, muhalefetin ve aydınların korkutulup sindirildiği bir toplumda bu yapılamaz.

İktidar askerden boşaltılan alanı özgürlükle doldurmazsa tüm kazanımlar ziyan olur!

(GazeteVatan)

[Bu yazı 1522 kez okundu]
Güngör MENGİ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [70]
[2 Temmuz 2013] Erken uyarı ... [8 Haziran 2013] Köşk'e nasıl çıkacak? ... [18 Mayıs 2013] Diktatörlüğün psikolojisi... ... [18 Nisan 2013] Sürece zehir katmayalım ... [10 Nisan 2013] Barışın üç şartı ... [29 Mart 2013] Başarının hayırlısı ... [15 Mart 2013] Bağımsızlık oyunu mu? ... [9 Mart 2013] MGK'da keşke CHP de olsa.. ... [1 Mart 2013] Kadere bakın Apo umut oldu ... [10 Şubat 2013] Çirkin maşa ... [30 Ocak 2013] Yanlış adres... ... [28 Ocak 2013] Öyle şey olmaz! ... [29 Aralık 2012] Adalet diliyoruz ... [25 Aralık 2012] Balık olmayalım ... [11 Aralık 2012] Yargıç kefil olsun ... [21 Kasım 2012] Adam gibi yaşamak daha iyi değil mi? ... [7 Kasım 2012] Bahtsız bedevi ... [18 Ekim 2012] İlâhi ambassador! ... [16 Ekim 2012] Binmiş bir alâmete ... [25 Eylül 2012] Özel görevli mi? ... [11 Eylül 2012] Eleştirisiz olmaz ... [31 Ağustos 2012] Dolmuşa buyurun! ... [26 Ağustos 2012] Türkiye kaybetti ... [16 Ağustos 2012] Biraz insaf! ... [14 Ağustos 2012] Siyasetçi değişmez!.. ... [10 Ağustos 2012] Kurtuluş Savaşımız Meclis'le kazanıldı ... [9 Ağustos 2012] Teğmen olsanız ne yapardınız? ... [8 Ağustos 2012] PKK budur işte! ... [4 Ağustos 2012] Artık gecikmesin ... [29 Temmuz 2012] Boş paket! ... [27 Temmuz 2012] Mezhep gözlüğü ... [20 Temmuz 2012] Geçmiş olsun! ... [13 Temmuz 2012] Adil mahkeme ... [4 Temmuz 2012] İstifa zamanı ... [28 Haziran 2012] Gerçekten kapansın ... [22 Haziran 2012] Süpersek eğer... ... [10 Haziran 2012] Öldürmeyin ümidi ... [3 Haziran 2012] Şair ayağa kalk! ... [27 Mayıs 2012] Bırakın Uludere'yi sezaryen verelim!.. ... [19 Mayıs 2012] Atatürk gençliği ... [16 Mayıs 2012] Milli irade hapis yatmaya devam edecek ... [6 Mayıs 2012] Çabalama kaptan ... [4 Mayıs 2012] Değişim... ... [26 Nisan 2012] Yakışmıyor! ... [8 Nisan 2012] Bizim savaşımız değil! ... [1 Nisan 2012] Oldu da bitti maşallah... ... [25 Mart 2012] Tarihî konuşma! ... [21 Mart 2012] Şiddet Nevruz ruhuna ihanet ... [18 Mart 2012] Bataklığa dikkat! ... [13 Mart 2012] Yeni anayasa için taktik provası mı? ... [22 Şubat 2012] KİK kikirik oldu! ... [18 Ocak 2012] Bağımsızlık gösterisi mi? ... [8 Ocak 2012] Bitti mi? ... [25 Aralık 2011] Kediye ciğer! ... [19 Kasım 2011] Teslim ol Paşa!.. ... [12 Kasım 2011] En saygıdeğer dokunulmazlık ... [25 Ekim 2011] Acıyla terbiye ... [21 Ekim 2011] Akrep gibi ... [14 Ekim 2011] Adaletin ışığı ... [6 Ekim 2011] Protokolü açın! ... [2 Ekim 2011] PKK'ya verilen nedir, bilelim ... [14 Eylül 2011] Yeni Orta Doğu ... [28 Ağustos 2011] AB'nin ipine sarılmak gerek ... [25 Ağustos 2011] İyi ki sızdı! ... [20 Ağustos 2011] Gözler açıldı! ... [5 Ağustos 2011] Artık uyansak! ... [29 Temmuz 2011] YÖK fidanlığı ... [21 Temmuz 2011] Kopmayalım! ... [31 Mayıs 2011] Tutuklanması şart mıydı? ... [21 Nisan 2011] Olacağı buydu! ...
Güngör MENGİ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™