Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
ABD'nin yeni stratejisi, Suriye ve AKP
6 Nisan 2012, Merdan YANARDAĞ
, Merdan YANARDAĞ

Dünyada ve bölgedeki gelişmeler, AKP’yi iktidara taşıyan iç ve dış dinamikler arasındaki ortaklığı/örtüşmeyi ortadan kaldıracak hızlı bir seyir izliyor. Buna karşılık AKP-Cemaat koalisyonu, kendi programları ve ideolojik hedefleri ile emperyalizmin bölgesel ve küresel siyasetleri arasındaki uyumun sağladığı iktidar kudretini yitirmek istemiyor.

AKP’y iktidara taşıyan dış dinamiklerdeki en belirgin değişim şudur; Soğuk Savaş sonrasında kurulan kararsız statüko, küresel ve bölgesel güçlerin enerji kaynakları üzerinde hakimiyet kurma ve rakiplerini etkisizleştirme mücadelesinde kartların yeniden karılması aşamasına gelinmesi nedeniyle kaçınılmaz bir kırılma ve çatışma noktasına doğru ilerliyor.

ABD emperyalizminin bütün dünyada gerileme sürecine girdiği gözleniyor. Paradoksal olarak ABD’nin gücünün zirvesinde olduğu dönem, onun için aynı zamanda düşüşün de başlangıcı oluyor.

Görünür gelecekte olası bir küresel bir rakibinin çıkmasını önleme üzerine kurulu olan ABD’nin 21. Yüzyıl siyaset senaryosu (Yeni Amerikan Yüzyılı Projesi) gerektiğinde doğrudan askeri güç kullanarak imparatorluğun küresel hakimiyetini korumayı öneriyor.

Bu nedenle küresel hegemonya ya da imparatorluk projesinin finansmanını sağlamakta artık çok zorlanan, dahası bunu orta vadede gerçekleştirimeyeceğini anlayan ABD, 1995-2010 yılları arasındaki dönemde bu finansman açığını silah gücü ve savaş kapasitesini devreye sokarak kapatmaya çalıştı. Amerikan yeni muhafazakarlarının (Neo-Cons) geliştirdiği ‘Yeni Amerikan Yüzyılı Projesi’ tam da bunu öneriyordu.

***

Bush iktidarının sona ermesiyle birlikte ABD’de Neo-Con’ların da gücünü kaybettiği belirtiliyordu. Bu tespit bir yere kadar doğru olmakla birlikte gerçeğin tamamını yansıtmaktan uzaktı.

Çünkü, Neo-Con’ların ABD için geliştirdiği 21. Yüzyıl yönetim senaryosu, dar bir entellektüel ve siyasal grubun ideolojik fantazilerinden oluşmuyordu. Bu senaryo, ABD’nin 21. Yüzyıl’da ihtiyaçlarına verilen bir yanıttı. Bu nedenle ABD’de Neo-Con’lar Barack Obama’nın iktidara gelmesinden sonra güç kaybetmekle birlikte, hiçbir zaman tam olarak etkinliklerini yitirmediler.

Nitekim, ABD Başkanı Barack Obama’nın yeni yılın hemen ilk haftasında (5 Ocak 2012) Pentagon’a gelerek ABD Savunma Bakanı Leon Panetta, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Martin Dempsey ve diğer üst düzey askerî komutanların katılımayla düzenlediği basın toplantısında bütün dünyaya açıkladığı, “Küresel Liderliği Sürdürmek: 21. Yüzyıl Savunma Öncelikleri” başlıklı strateji belgesi, Neo-Con’ların fikirlerinin iktidarda olduğunu ve yeniden yükselmeye başladıklarını gösteriyor.

Başkan Obama’nın bizzat Pentagon’a giderek bu açıklamayı yapması söz konusu askerî stratejinin önemini göstermektedir. Yeni strateji belgesi, bir anlamda, “Yeni Amerikan Yüzyılı Projesi”nin güncellenmesi olarak değerlendirelebilir. Belgenin ayrıntılarına bakıldığında bu durum açıkça görülmektedir.

‘Küresel Liderliği Sürdürmek: 21. Yüzyıl Savunma Öncelikleri’ başlıklı strateji belgesine göre (Tam metin için bkz. Teori Dergisi, Sayı 266, Mart 2012) ABD, 2020’li yıllara uzanacak yeni dış siyasetini ve bu siyaseti yürütecek askeri stratejiyi ilan etmiş oldu.

Belgeye göre ABD, “uzun dönemli askeri operasyonlarla ulus inşası” stratejisinden “daha küçük, konvansiyonel kara güçlerine dayalı müdahale sistemi” stratejisine geçtiğini de açıkladı. Bu belge ABD’nin ekonomik ve güvenlik çıkarlarının Asya-Pasifik hattına kaydığını resmen ilan etmesi bakımından da büyük önem taşıyor. Belgede şöyle deniyor:

“ABD’nin ekonomik ve güvenlik çıkarları, Batı Pasifik ve Doğu Asya’dan hint Okyanusu ve Güney Asya bölgesine uzanan gelişmelere ayrılmaz bir biçimde bağlıdır. Bu bölgelerde ortaya çıkan gelişmeler, zorluklar ile fırsatların bir bileşimini yaratmaktadır. Buna bağlı olarak, ABD ordusu güvenliğe küresel çapta katkıda bulunurken, ihtiyaçlardan dolayı Asya-Pasifik bölgesinde yeniden dengeleme yapacağız.” (Teori, Sayı: 226, Mart 2012, S. 11)

ABD yeni stratejisinin ipuçlarını Irak’tan askeri güçlerininin büyük bölümünü çekeceğini ilan ettiği sırada vermişti. ABD, yeni küresel rakiplerinin yükseldiği Asya-Pasifik bölgesinde yeniden konumlanmadan önce Ortadoğu’da kesin bir hakimiyet kurmak ve deyim uygunsa cephe gerisi sağlama almak istiyor. Bu nedenle kesin sonuç alacak bir “altın vuruş” peşinde olduğunu söylemek mümkün.

***

ABD’nin ve Batı müttefiklerinin Ortadoğu ve Hazar Havzası’nda tam hakimiyet kurmalarının önündeki engeller ise İran ve Suriye’dir. Ancak Obama’nin açıkladığı yeni belgeye göre, ABD iki cephede birden (iki ülke ile aynı anda) savaşma stratejini de terk etmiş durumda. Hal böyle olunca hedefin Suriye olduğu, ikinci dalgada sıranın İran’a geleceği son derece açık.

Irak’ın bir ulus devlet olarak çökertildiği, etnik ve dinsel boğazlaşmaların içine itilerek ülkeyi birleştirecek bütün zeminlerin tahrip edildiği bir coğrafyada, İran ve Suriye Ortadoğu ve Hazar havzası enerji yatakları üzerinde hakimiyet kurmanın önündeki en büyük engeli oluşturuyor.

İran ve Suriye’nin varlığı sadece sadece enerji havzaları üzerinde hakimiyet kurulmasının önündeki engeller olarak değil, siyasal bakımdan da ABD’nin bölgesel ve küresel hedeflerini büyük riske sokuyor. Suriye bu denklemde kilit bir ülke konumu kazanıyor.

Ancak ABD ve Batı, Irak’ta olduğu gibi doğrudan bir işgal girişiminin Suriye’de başarılı olamayacağını da görüyor. Arap ulusculuğunun ve modernleşmesinin merkezlerinden biri olan Suriye ve Bass rejimi, Irak’tan farklı olarak toplumsal bir desteğe sahip. Rejimin felsefi, siyasal ve tarihsel temelleri güçlü.

***

Barack Obama’nın açıkladığı yeni strateji belgesine göre, ABD bir hedef ülkeye artık tek başına ya da doğrudan müdahale etmek yerine, bölgesel müttefikleriyle birlikte hareket edecek veya yerel ortaklarını destekleyip yönlendirerek amacına ulaşmaya çalışacak.

Belgede şöyle denilmektedir:

“Dünyanın başka yerlerinde ortaklık oluşturabilme kapasitesini kurmak da, küresel liderliğin maliyetlerini ve sorumluluklarını paylaşmak için önemini koruyor.” (a.g.e, 13)

Yukarıdaki alıntıda yeralan “küresel liderliğin maliyetleri” vurgusu dikkat çekiyor. Evet ABD işte bu maliyeti azaltmak için geriktiğinde yükü yerel müttefiklerinin, işbirlikçilerinin sırtına yıkacak bir strateji geliştiriyor.

Örneğin Suriye’ye karşı açık bir ABD işgal girişimi, sıranın kaçınılmaz olarak kendisine geleceğini düşünen İran’ın da bir saldırı beklemeden savaşa girmesi demektir.

Suriye’ye yönelik açık bir işgalin İran’ın vurulmasıyla devam edeceğini gören Rusya ve Çin ise, bölgeyi kendilerine tamamen kapatacak ve ABD’nin bütün askeri güçlerini sorunsuz şekilde Asya-pasifik hattına kaydırmasını kolaylaştıracak bu girişime izin vermeyeceklerini açıklamış bulunuyor.
İşte ABD’nin sözkonusu bu riskleri ve maliyeti azaltacak bir Suriye müdahale planı olduğu anlaşılıyor. Bu plan Türkiye’yi Suriye’ye saldırtmak, bu ülke çocuklarının kanını akıtmaktır.

Bu nedenle AKP, iktidarını borçlu olduğu ABD’ye diyenitini ödemek için Suriye’ye karşı birden bire saldırgan bir politika izlemeye başlamıştır.
Türkiye’nin tam merkezinde olduğu bölgede dünya savaşına yol çabilecek bir yangının fitili ateşlenmek üzere. Türkiye’yi yöneten AKP ise kendi dar “ideolojik” hedeflerine ulaşmak için hem kendi halkına hem bölge halklarına hem de inandığı dine ihanet etmek üzere.

(SolHaber)

[Bu yazı 1574 kez okundu]
Merdan YANARDAĞ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [69]
[6 Eylül 2016] Derinleşen AKP darbesi ve muhalefetin aymazlığı! ... [2 Ağustos 2016] Güncel tehlike AKP darbesidir!* ... [13 Kasım 2015] Seçmen davranışı ve gönüllü kulluk ... [4 Kasım 2015] Hile ve kaos! ... [27 Temmuz 2015] Küresel gericiliğe karşı direniş ve Suriye! ... [20 Haziran 2014] Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ne yapmalı? ... [19 Mayıs 2014] Erdoğan görevden alınmalıdır ... [15 Mayıs 2014] Katliamın sorumlusu hükümettir! ... [12 Mayıs 2014] Başbakan iktidarı kaybetmekten korkuyor ... [14 Nisan 2014] 'CHP yönetimi muhasebeden kaçamaz' ... [7 Nisan 2014] Seçimlerin Siyasal ve Teknik Analizi ... [2 Aralık 2013] AKP-Cemaat çatışmasının siyasal kodları ... [6 Ağustos 2013] Polis devleti artık bir olgudur ... [31 Temmuz 2013] Ergenekon Davası'na yeniden bakmak ... [21 Temmuz 2013] Bir 'ibret-i âlem' örneği; Hanefi Avcı olayı! ... [16 Temmuz 2013] Mısır ve yeni gerici ideolojik hegemonya ... [2 Temmuz 2013] Gezi-Lice hattından karanfil kokulu günlere.. ... [16 Haziran 2013] Direniş ve başarıyı ıskalamamak ... [17 Mayıs 2013] Reyhanlı AKP politikalarının eseridir ... [29 Nisan 2013] 'Çözüm süreci' ve Türkiye'nin kritik dönemeci ... [16 Nisan 2013] Obama doktrini Ortadoğu ve Türkiye'yi nasıl etkiliyor? ... [9 Nisan 2013] Akil insanlar ve aydın sefaleti! ... [18 Mart 2013] Aydın ihaneti ya da yandaş aydınların dramı ... [11 Mart 2013] İmralı süreci ve Kürt sorunu üzerine tezler ... [4 Mart 2013] Türklük krizi ve milliyetçilik ... [25 Şubat 2013] Milliyetçilik tartışması ve gerici çözüm ... [3 Şubat 2013] Sol, ulusalcılık ve CHP'ye operasyon ... [20 Ocak 2013] Türkiye'de dönüşüm, bölgede yıkım ... [6 Ocak 2013] Kürt sorununda ilerici ve gerici çözüm ... [26 Aralık 2012] İslamcıların bıktıran mağduriyet edebiyatı ... [16 Aralık 2012] Silivri'nin kısa tarihi ve aydın olmak ... [21 Kasım 2012] Cinayet ... [11 Kasım 2012] Cumhuriyetçi muhalefet ve Kürt sorunu ... [12 Ekim 2012] SURİYE PROVOKASYONU VE AKP'NİN KİRLİ SAVAŞI ... [23 Eylül 2012] Balyoz, Cumhuriyetin solu ve Harbiye ... [9 Eylül 2012] Ulusal ve bölgesel bir tehdit ... [31 Ağustos 2012] Suriye krizi AKP iktidarının sonunu hazırlıyor ... [20 Ağustos 2012] Doğu'nun sefaletinin temelinde yatan kuramsal yanılgı ve muhafazakârlık ... [17 Ağustos 2012] Türkiye ve bölgede gerici dönüşümün şifreleri ... [16 Temmuz 2012] Liberallerin ve AKP'nin ülkücüleri! ... [13 Temmuz 2012] Muhafazakarlık üzerine notlar ... [6 Temmuz 2012] Evrim, devrim ve Suriye direnişi! ... [2 Temmuz 2012] Sefaletin medyası mı, medyanın sefaleti mi? ... [25 Haziran 2012] Türkiye neden ve nasıl dönüştürüldü ... [22 Haziran 2012] Çözümsüzlük ve PKK'nin karakteri ... [19 Haziran 2012] Gülen'in korkusu ve Cemaatin anlamı ... [14 Haziran 2012] Bin yıllık kavga ... [8 Haziran 2012] İktidar bloku dağılıyor mu? ... [4 Haziran 2012] İki örnek üzerinden aydın ihaneti ... [28 Mayıs 2012] Darbeler ve 27 mayıs ... [11 Mayıs 2012] Koalisyon sarsılıyor ... [4 Mayıs 2012] Berktay'ın yalanı ve 1 Mayıs 1977'nin perde arkası ... [26 Nisan 2012] Mankurtlaşan toplumlar ... [25 Mart 2012] AKP iktidarı yolun sonuna geliyor! ... [19 Mart 2012] Ergenekon, NATO ve Afganistan ... [11 Mart 2012] AKP Hükümeti suçüstü yakalandı! ... [7 Mart 2012] Kemalizmin tasfiyesi ... [17 Şubat 2012] AKP-Cemaat iktidarı sarsılıyor mu? ... [20 Ocak 2012] Hrant'ın dostları kim? ... [23 Eylül 2011] Celladına Aşık Olmanın Zavallılığı! ... [20 Mayıs 2011] Beyaz adam ideolojisi, Modernleşme ve seçimler ... [13 Mayıs 2011] 'ABD projesi olarak AKP'nin yeni dili ve liberal hüsran! ... [22 Nisan 2011] Hile ile rejim değiştirmek! ... [15 Nisan 2011] Neden kaybettik, yine kazanabilir miyiz? ... [1 Nisan 2011] Palavrayı bitiren belge ve Savcı Öz olayı! ... [18 Mart 2011] Nedim, Ahmet ve ötekiler! ... [4 Mart 2011] Ergenekon'da son dalga, ortayolculuk ve Erbakan ... [21 Ocak 2011] Dink'in katili yeni Gladyo'dur! ... [7 Ocak 2011] Hizbullah düzeni, coplar demokrasisi ...
Merdan YANARDAĞ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™