Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Haşim Kılıç ne demek istedi?
6 Nisan 2012, Sedat ERGİN
, Sedat ERGİN

ANAYASA Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın hafta başında Uluslararası Yargı Reformu Sempozyumu’ndaki konuşmasını, son yıllarda hukuk ve yargı sorunları alanında yapılmış en önemli çıkış olarak değerlendirmek gerekiyor.

Siyaset, yargı ve basın çevrelerinde geniş bir tartışmayı tetikleyen bu konuşmanın önümüzdeki dönemde sıkça atıf yapılan temel bir referans metni olarak kabul göreceğini şimdiden söyleyebiliriz.
SARSICI ETKİSİ NEDEN KUVVETLİ?
Bu ölçüde ilginç ve tartışılır olmasının, konuşmanın cesur söylemi ve özeleştiri ağırlıklı içeriği kadar metnin altındaki imzanın konumu ve kimliğiyle de yakın ilişkisi var. Kılıç, 1990 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal tarafından Sayıştay üyeliğinden Anayasa Mahkemesi’ne atandığında büyük tepkilerle karşılanmış olan bir isim.
Muhafazakâr bir dünya görüşüne sahip olan Kılıç’ın iktidardaki AK Parti’nin kendi duruşuna yakın bulduğu, sıcak baktığı bir hukukçu olduğu bir sır değil. Dolayısıyla metinde dile getirilen eleştirilerin “olağan şüpheliler”den değil ama Kılıç’tan çıkmış olması konuşmanın ağırlığını daha da artırıyor.
Hiç uzatmadan söyleyelim. Bu konuşma Türkiye’de bugün yargının hal ve gidişi üzerinde ortaya konmuş olan en ciddi özeleştiridir. Kılıç, mesajlarını verirken diplomatik formülasyonlara başvurmadan doğrudan bir dil ile konuşmuş, hiçbir sözünü esirgememiştir. Sarsıcı etkisi o yüzden çok kuvvetli olmuştur.
ÜRÜNÜN KALİTESİNDEN HOŞNUT DEĞİL
Konuşmaya hâkim olan mantığın ağırlık merkezinde “Yargının sunduğu yegâne ürün adalettir ve bunun alternatifi de yoktur” cümlesi yatıyor.
Kılıç, “yargı hizmetlerinin onarıcı niteliğinin bu ürünün kalitesiyle ve süratiyle güçlendiğini” vurguluyor. “Aksi durum...” diyor, “bunalım, kaos ve vicdanları isyana sürüklemekten başka sonuç doğurmaz.”
Anayasa Mahkemesi Başkanı şöyle devam ediyor: “İşte hukukun haksızlığı olarak da tanımlayacağımız bu kaotik duruma çözüm bulmak zorunda olduğumuzu belirtmek isterim.”
Başkan’ın bu sözleri hiçbir yorum gerektirmeyecek kadar açık. Ürünün kalitesinden ve gecikmesinden o da hoşnut değildir ve dahası bir “kaos”tan söz etmektedir.
HUKUK FAKÜLTESİ DEKANLARINA MESAJ
Bu saptamadan sonra şu soruya yanıt aramak gerekiyor: Peki ürün neden istendiği kadar kaliteli değil? Burada öncelikle hukuk fakültelerine giden bir mesaj var. Başkan’a göre nedenlerden biri, hukuk eğitimine hâkim olan “teknik bakış” yoğunluklu anlayış. Hukuk fakültelerinin yargı mensuplarına yeterli entelektüel donanımı vermediğini söylemiş oluyor Kılıç.
Anayasa Mahkemesi Başkanı, konuşmasının sonraki bölümlerinde de projektörlerini yargı üzerinde tutuyor. Geçmişte örneklerine sıkça rastladığımız gibi sorumluluğu dosya yükü, maaşların azlığı gibi dışsal faktörlere atfetmek yerine doğrudan yargı mensuplarında arıyor, mazeretlerin arkasına sığınmıyor.
Kılıç, tam bir açıksözlülük içinde yargıdaki “büyük sorunlar”ın “uygulamadaki olumsuzluklardan” kaynaklandığını söylüyor. Bu bağlamda “hâkimlerin tarafsızlığının sağlanamaması”, “mesleki eğitimdeki eksiklikler” ve “evrensel değerlere uzaklık” gibi nedenleri sıralıyor.
Bunların bir araya gelmesinin yarattığı sonuç, Kılıç’a göre, yargıdan “uygulamada toplumu ikna edecek güçlü kararların çıkmamasıdır”. Özetle, yargı toplumu ikna edememektedir. Bu gerçeğin bizzat Anayasa Mahkemesi Başkanı tarafından kayda geçirilmiş olması çok kritik bir uyarı olarak alınmalıdır.
AMA ASIL MESAJ YARGIYA
Başkan’a göre, yargının yarattığı bu güven boşluğu siyaset tarafından doldurulmakta, bu amaçla her seferinde yeni yasalar çıkarılmaktadır. Bu noktada Kılıç’ın konuşmasının en çok tartışılan “siyasetin yargıyı kuşatmasına izin vermeyecekleri” ve “yeni vesayet odaklarının ortaya çıkmaması gerektiği” yolundaki uyarıları karşımıza çıkıyor.
Neresinden bakılırsa bakılsın, yüksek yargının tepesinde var olduğu anlaşılan bir algının dışavurumu olan bu sözlerin hükümeti ciddi bir şekilde sarstığını fark etmek için haber bültenlerini izlemek yeterlidir.
Son olarak, Kılıç’ın konuşmasında altını çizdiği “ihtiyaç”, her vatandaşın altına imza atacağı bir beklentidir:
“Evrensel değerlerle bütünleşmiş, siyasi etki ve ideolojik etkiden arındırılmış hızlı ve etkin bir yargı...”
Özetle, Türkiye, yargıdan “objektif adalet” üretmesini bekliyor. Kılıç’ın konuşması yargının bugün için bu beklentiyi karşılayamadığının itirafıdır. Aslında Başkan’ın öncelikle yargıya “Bir an önce kendimize çekidüzen vermeliyiz” mesajını verdiği apaçık ortada değil mi?

(Hürriyet)

[Bu yazı 1689 kez okundu]
Sedat ERGİN

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [91]
[16 Temmuz 2013] Biber gazı atılırken doktor hazır bulunsun ... [2 Temmuz 2013] AİHM kararları 12 Eylül yasasını geçersiz kıldı ... [3 Mayıs 2013] Tarihin akışı uçurumun kenarından nasıl döndü? ... [23 Nisan 2013] AİHM içtihatları ışığında Fazıl Say kararı ... [18 Nisan 2013] Tazminat komisyonu İtalya'da yürümedi, ya Türkiye'de? ... [16 Nisan 2013] AİHM'ye başvuru hakkı engelleniyor mu? ... [9 Nisan 2013] Kerry gezisinin dökümü ... [30 Mart 2013] 2023 için insani gelişme hedefleri gerekiyor ... [15 Mart 2013] DÖRDÜNCÜ YARGI PAKETİ (II) Tasarının TBMM'de iyileştirilmesi gerekiyor ... [9 Şubat 2013] Ergin Saygun ve vicdanların paslanması ... [1 Şubat 2013] Oramiral Güner istifası ile ne mesaj verdi? ... [25 Ocak 2013] Avukat tutuklamanın ufukta beliren maliyeti ... [3 Ocak 2013] Erdoğan hangi vesayeti kastediyor? ... [26 Aralık 2012] Yargısız infazlar ve çekimser demokrasi ... [8 Aralık 2012] Erdoğan'ın AİHM karşısındaki zor tercihi ... [5 Aralık 2012] AİHM kararı ışığında Başdenetçi tartışması ... [27 Kasım 2012] AİHM'deki Türk yargıç: 'Durumumuz parlak değil' ... [21 Kasım 2012] Erdoğan Obama'ya da kafa tutuyor ... [16 Ekim 2012] Yargıda daha çok reform bekleniyor ... [12 Ekim 2012] AB İLERLEME RAPORU ... [5 Eylül 2012] Yargıtay Başkanı'nın gözünden otoriterleşme ... [4 Eylül 2012] Suriye konusundaki büyük yalnızlığımız ... [30 Ağustos 2012] SURİYE POLİTİKASININ MUHASEBESİ (2): Evdeki hesap çarşıya uymayınca ... [22 Ağustos 2012] Erdoğan ve tarihe adil bakabilmek ... [31 Temmuz 2012] Ortadoğu'nun siyasi coğrafyası çözülürken ... [13 Temmuz 2012] Erdoğan ve Alevilerin horlanması meselesi ... [7 Temmuz 2012] YARGI REFORMU (3): Özgürlüğe yeni güvence Özgürlükler Hâkimi ... [6 Temmuz 2012] YARGI REFORMU (2): DGM'lerden ÖYM'lere ÖYM'lerden TMM'lere ... [5 Temmuz 2012] Yargı reformu-1: Özel yetkili mahkemelerin en büyük başarısı nedir? ... [23 Haziran 2012] Bağımsız insan hakları kurumu bir hayalmiş ... [21 Haziran 2012] Vatandaşa işkence sokağa taşınca ... [20 Haziran 2012] Dağlıca baskınının düşündürdükleri ... [14 Haziran 2012] HSYK'dan savcı açıklaması ... [9 Haziran 2012] Erdoğan'dan özel yetkili mahkemelere yeni bakış ... [30 Mayıs 2012] Amerika da basın özgürlüğü sorunlu diyor ... [18 Mayıs 2012] Uludere faciası ve erdemli devlet olmak ... [27 Nisan 2012] Hükümetin yargı reformundaki iradesine ne oldu? ... [10 Nisan 2012] Balyoz'da nasıl delil atlanır? ... [31 Mart 2012] Avrupa'nın eleştirel bakışı kuvvetleniyor ... [17 Mart 2012] Letonya'daki bir katliamdan Madımak yangınına ... [15 Mart 2012] Türk usulü demokraside "filibuster" olur mu? ... [10 Mart 2012] Basının eleştiri hakkı ne kadar geniş? ... [7 Mart 2012] Ortaokulların kapısı imam hatiplere açılıyor ... [28 Şubat 2012] AB ile diyalogda Nuray Mert meselesi ... [21 Şubat 2012] Avrupa'dan yargı reformuna hem destek hem eleştiri ... [18 Şubat 2012] AİHM'nin Tuncay Özkan kararının muhasebesi ... [17 Şubat 2012] Hükümetin son krize habersiz yakalanması olağan mı? ... [9 Şubat 2012] Önce eğitimin kalitesine bakalım ... [27 Ocak 2012] Yargı Reformu ... [12 Ocak 2012] Avrupa'dan hâkim ve savcılara ağır eleştiriler ... [10 Ocak 2012] Başbuğ nerede yargılanmalı? ... [4 Ocak 2012] Uludere faciasında istihbarat soruları ... [22 Aralık 2011] Gırtlak kanseri bir mahkûmun ölümü ... [8 Aralık 2011] Şike yasası krizinin anatomisi ... [3 Aralık 2011] Avrupa'ya verilen sözler ne zaman tutulacak? ... [19 Kasım 2011] Ankara'da Suriye'ye dönük iki askeri senaryo ... [12 Kasım 2011] Genç değil, Meclis kürsüsü yara aldı ... [9 Kasım 2011] Ekonomide G20'deyiz insani gelişmede 92'nci ... [14 Ekim 2011] AB'ye göre basın özgürlüğü ihlalleri ciddi ... [14 Eylül 2011] HSYK Başkanvekili'nden mesaj var ... [10 Eylül 2011] HSYK şikâyetler karşısında adil mi? ... [9 Eylül 2011] Deniz Feneri'nde hatayı kim yaptı? ... [6 Eylül 2011] Hükümet tutukluluk süresinde kendisini bağladı ... [1 Eylül 2011] Adalet duygusu neden zedeleniyor? ... [24 Ağustos 2011] Libya dersleri ... [6 Ağustos 2011] ABD ve İngiltere'den Balyoz'a katılmak ... [3 Ağustos 2011] Balyoz'da ucu açık bir sürece doğru ... [29 Temmuz 2011] Yolsuzlukla mücadelede dünya liginde neredeyiz? ... [21 Temmuz 2011] Öcalan'ın oyun planı ... [17 Temmuz 2011] Türk yargısı hiç böyle eleştirilmemişti ... [12 Temmuz 2011] Rota yeniden AB'ye mi çevriliyor? ... [8 Temmuz 2011] Yemin kriziyle bölgesel güç olunabilir mi? ... [7 Temmuz 2011] Yeni kabinede dikkat çeken yönelişler ... [28 Haziran 2011] Adalet duygusu kaybolunca ... [7 Haziran 2011] Basın özgürlüğünde sıkıntılı bir döneme doğru ... [28 Mayıs 2011] Kasetler konusunda muhtelif teoriler ... [10 Mayıs 2011] AB'den tutuklu gazetecilere mesaj ... [4 Mayıs 2011] Yargıtay'da önemli bir içtihat değişikliği ... [3 Mayıs 2011] Özel yetkili mahkemelere barolardan önemli çıkış ... [27 Nisan 2011] Kopartılan yalnızca heykelin kafası mı? ... [14 Nisan 2011] Sosyalist olmanın ağır bedeli ... [9 Nisan 2011] Savcılar lehte delilleri tutabilir mi? ... [5 Nisan 2011] TBMM tarihi bir hata yapmak üzere ... [31 Mart 2011] Ergenekon'da envanter çıkartmak ... [30 Mart 2011] Bireysel başvuru hakkına veda mı? ... [9 Mart 2011] Şener ve Şık hangi delillerle tutuklandı? ... [16 Şubat 2011] Balyoz davasında tutuklama kriterleri ... [2 Şubat 2011] Amerikan modeli Erdoğan'ı mutsuz edebilir ... [22 Ocak 2011] Balyoz'da adli emanet bilmecesi ... [7 Ocak 2011] Yargıtay Başkanı: 'Bize haksızlık yaptınız' ... [13 Kasım 2010] Türkiye'nin yolsuzluk karnesi tekerrürden mi ibarettir ...
Sedat ERGİN
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™