Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Emzik planı
25 Mart 2012, Kadri GÜRSEL
, Kadri GÜRSEL

Türkiye kamuoyuna “Ankara’nın Kürt sorununun çözümü ve PKK’yla mücadele konusunda izleyeceği yeni strateji” olarak sunulan “plan”da ne yeni sayılabilecek bir husus veya eğilim vardır, ne de “strateji” diye vasıflandırılmayı hak eden bir iç tutarlılık...
Planda “bundan sonra yapılacak, edilecek” diye sıralananlar zaten uzun zamandır uygulamada... KCK operasyonları başta olmak üzere bunların büyük bir kısmı Kürt sorununu daha da içinden çıkılmaz hale getirmekten başka bir sonuca hizmet etmedi, etmeyecek.
Şu son zamanlarda “yeni” gibi görünen tek gelişme, Kürtlere Nevruz’un yasaklanması... Ve aslında o da yeni değil. 90’lardan kalma bir eskilik. Nevruz’u ezen hükümet böylece 90’lı yılların militarizmine nazire yaptıktan birkaç gün sonra, kendi “resmi Nevruz” gününde, medyaya “çözüm planı”nı okuyor. Şaka gibi... Nevruz’a polis engeli de zaten bu şaka-planın parçası...
Plan, Milliyet’te Fikret Bila’nın geçen perşembe günkü köşe yazısında 10 maddede özetlendi. “Üst düzey bir hükümet yetkilisi” bazı gazetecilerle ayrı ayrı görüşerek onlara anlatmış. Bunu da temas edilen gazeteciler arasında olan Lale Kemal’in dün Taraf’ta yazdıklarından öğrendik.
Şimdi, Fikret Bila’nın köşesinde aktarıldığı haliyle bu planın özüne bakalım:
Kürt sorununun çözümünde sivil siyaset kanalı dışında hiçbir kanala itibar edilmeyecek, İmralı ve Kandil devre dışı bırakılacakmış...
Güneydoğu’da ve diğer bölgelerde yaşayan Kürtler, PKK ve KCK’nın baskısından kurtarılacaklarmış...
Çözüm yeri olarak parlamento dışında hiçbir zemin kabul edilmeyecek; ipleri İmralı ve Kandil’in elinde olmayan, demokratik yollarla seçilerek Meclis’e gelmiş, siyasi inisiyatif kullanabilecek parti ve partilerle muhatap olunacakmış...
Planın ruhunu yansıtan ifadeler, bunlar.
Mamafih bu ruhun gerçeklikle ilişkisi sakat, kendisi tutarsızlıkla malul...
Hükümet ve onun emrindeki devlet, İmralı ve Kandil’i uzunca bir süredir zaten devre dışı bırakmış bulunuyor; yeni bir durum yok burada.
Ama bunun da ötesinde asıl devre dışı bırakılmak, tasfiye edilmek istenen genel manada Kürt siyasi hareketi ve özellikle de Kürt partisi BDP.
KCK operasyonlarıyla yapılmak istenen bu. Tercihini dağa çıkmamaktan yana kullanmak istemiş ne kadar Kürt siyasetçi ve aktivist varsa, şu an parlamentoda olanlar hariç, hepsi tutuklanma tehdidi altında.
29 Mart 2009 yerel seçimlerinde Kürt partisinin kazandığı başarılar üzerine, hemen 15 gün sonra başlatılan KCK operasyonlarında tutuklu sayısı bugün 6500 seviyesinde. Bunların içinde 630 kadarı BDP yöneticisi, belediye başkanı, belediye meclisi üyesi, sendikacı, avukat, gazeteci...
“Plan”ın müellifleri, İmralı’yla, Kandil’le ipleri koparmaya zorladıkları BDP’nin bir bakıma kendi kendisini tasfiye etmesini istemiş oluyorlar.
BDP’den önce onun seçmen tabanının İmralı’dan, Kandil’den kopması lazım ki, Kürt partisi de aynısını yapabilsin. Oysa BDP tabanı İmralı ve Kandil’in manevi ve siyasi nüfuzu altında... BDP kendi seçmeninin eğilimini hiçe sayarak bu odaklara karşı bağımsızlık ilan ederse, sonuçta tabanından kopmuş ve kendisini bitirmiş olmaz mı?
Plan mühendislerinin arzusu, Kürt tabanını temsil etmeyen bir Kürt partisinin ortaya çıkması... İyi de böyle bir parti parlamentoya nasıl girecek, orada nasıl grup kuracak ve onunla hangi sorun çözülecek?
Bir de planın yedinci maddesi var ki, bu ancak siyasetin kısa bıraktığı bir akıldan çıkmış olabilir.
Orada “PKK ile bir daha görüşülecekse bu ancak silah bırakması için olacak” deniyor.
Kürt sorununu gerçekten çözmek istiyorsanız, “silah bırakma” hususunu müzakerelerin dışında ele almamak durumundasınız. Peki, bu silah bırakma konusunu “ipleri Kandil’in elinde olmayan Kürtler” bulup, onlarla nasıl konuşacaksınız? Böyle bir şizofreni olabilir mi?
Yoksa çözümü utangaç ve mahkûm, Kandil’le mi müzakere edeceksiniz? Hangisi?
Başbakan Erdoğan, önceki gün yine “Terör örgütüyle mücadele, siyasi uzantısıyla müzakere” demiş. Fakat sonra hemen eklemiş: “İmralı’nın ağzıyla konuşurlarsa, onlarla konuşamaz duruma geliriz”.
Şurası iyi bilinmeli: Parlamentodaki Kürtler “örgüt”ün siyasi uzantısı olmayı bırakırlarsa zaten bir daha seçilemezler ve onlarla konuşmanın bir anlamı kalmaz.
Planı medyaya okuyanların da, onu yazanların da kafası fazlasıyla karışık gibi...
Mesela şu satırlar Lale Kemal’in dünkü yazısından:
“Kürt planını, bu devasa sorunun çözümünde ayakları pek yere basmayan, gerçekçi değilmiş gibi görünmekle birlikte şans verilmesi gerekecek türden bir plan diye düşünüyorum.”
“Ayakları havada, hayalci ama şans verelim” diyor.
Kürt sorununda 30 yılın özeti.
Ben ise bu sözde planın medyanın ağzına oyalansınlar ve kamuoyunu oyalasınlar diye verilmiş bir emzik olduğunu düşünüyorum. Dahası, emzik verme zamanlamasının bahar aylarında ülkenin ve bölgenin gebe olduğu bazı nahoş hadiseler göz önüne alınarak tayin edildiğini düşünüyorum.

(Milliyet)

[Bu yazı 1509 kez okundu]
Kadri GÜRSEL

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [44]
[1 Eylül 2013] Katile 'katil' deyin, beladan da uzak durun ... [24 Haziran 2013] 'AKP'nin Yükselişi ve Düşüşü' ... [31 Aralık 2012] Devletin ve milletin arkasına saklanmayın ... [24 Aralık 2012] Meşru gücünün sınırlarında ... [6 Eylül 2012] Haber adem, Türkiye badem ... [3 Eylül 2012] 'Son'a kadar Davutoğlu'yla ... [30 Ağustos 2012] Bir ülke işte böyle parçalanır ... [27 Ağustos 2012] PKK'nın stratejik derinliği ... [16 Temmuz 2012] Basın özgür değilse, kimse özgür değil ... [9 Temmuz 2012] Laik Türkler daha iyisini hak edebilir ... [2 Temmuz 2012] Kürt taleplerine, Türklerin cevabı ... [28 Haziran 2012] Milletin meselesi, nasıl 'milli mesele' olur? ... [14 Haziran 2012] Seçmeli Kürtçe: Çok az, çok geç ... [28 Mayıs 2012] Başkanlık sistemi zararlı ve tehlikeli ... [27 Mayıs 2012] Zombiler karşısında gergin ve endişeli ... [17 Mayıs 2012] Cemaat Fener'i ele geçirmek istemiyor ... [6 Mayıs 2012] Video komplosu: Kim kazandı, kim kaybetti? ... [29 Nisan 2012] Olmayan demokrasi ihraç edilemez ... [26 Nisan 2012] Ankara'nın tek ortağı Barzani ... [19 Mart 2012] Türkiye'nin imajını bozanlar kimlerdir? ... [15 Mart 2012] O gazeteciler dışarıda, gazetecilik hâlâ hapiste ... [8 Ocak 2012] İran için vakit çok geç (Davutoğlu için de...) ... [22 Aralık 2011] 'Soykırım Yasası'na AB kalkanı ... [1 Aralık 2011] Böyle özür dilenmez ... [20 Kasım 2011] Türkiye-İsrail Yeniden düşünmek -1- ... [13 Kasım 2011] Kürt cinini şişeye tıkmak ... [3 Kasım 2011] ABD Irak'tan çekilirken... ... [15 Eylül 2011] Savaştan söz etmenin dayanılmaz hafifliği ... [11 Eylül 2011] Gazze 'milli dava' değildir ... [11 Ağustos 2011] Hakikaten, polisin dağda ne işi var? ... [4 Ağustos 2011] Askerin 'dönüş bileti' yok mu sanıyorsunuz? ... [17 Temmuz 2011] Anlamsız savaş, popülist siyaset ... [7 Temmuz 2011] 'Üç Büyükler' düzenine operasyon ... [26 Haziran 2011] Meclis, 17 yıllık hatasını telafi etmeli ... [23 Haziran 2011] 'Sıfır sorun': Halep oradaysa arşın burada ... [19 Haziran 2011] Alevi'yse ne var bunda? ... [6 Haziran 2011] 'Müslüman demokrasi' palavrasının sonu ... [26 Mayıs 2011] Seks kasetleri: Nereden biliyorsun? ... [23 Mayıs 2011] Demokrasi için, 'gücü azaltılmış Erdoğan' ... [21 Nisan 2011] 'Yüzde 10' barajı, istikrarın düşmanı ... [11 Nisan 2011] Arap baharı, Kürt yazı ... [3 Nisan 2011] Türkiye Cemaat'e büyük geldi ... [28 Şubat 2011] Müslüman demokrasi iş başında ... [31 Ocak 2011] 'Mısır İslam Cumhuriyeti' ...
Kadri GÜRSEL
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™