Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Tutukluluktan mezuniyet
25 Mart 2012, Kanat ATKAYA
, Kanat ATKAYA

ÜZERİNDE “Tutuklu Öğrencilerle Dayanışma Hatırası” yazan ve kesilmiş limon, kitap, kalem, şemsiye çizimleriyle süslenen siyah perdenin önünde beliren gençlerin hazırladığı klibe “kulak veriyoruz”:
 

“Ne zaman mı tutuklanmayı düşünüyorum? Zaman zaman...”
“Yarın, belki yarından da yakın!”
“Mümkün olan en kısa zamanda tutuklanmayı düşünüyorum.”
“Rus klasiklerine başladığım zaman...”
“Evde ne kadar ders notu, kitap, dergi, plastik boru varsa hepsini yaktım, imha ettim ve bu sayede tutuklanmayacağımı düşünüyorum.”
“Valla, kafamda belli bir tarih yok...”
“Bu akşam.”
“Çok yakında tutuklanmayı bekliyorum. Galatasaray Üniversitesi’ndeyim, buyrun gelin beni de alın.”
“Hemen alabilirsiniz, buyrun alın. Alın beni yani...”

Fonda “Ha bu diyar” çalıyor ama sözler biraz farklı: “Beni de al, beni de al; onu da bunu da şunu da al...”
Klip “Cihan Kırmızıgül’e Özgürlük” kampanyası için arkadaşları tarafından hazırlanmış.
Akla zarar bir tutukluluk yaşadı Galatasaray Üniversitesi öğrencisi Cihan Kırmızıgül.
Kamuoyunda “puşi davası” diye anılan davadan söz ediyorum; Cihan’ın 25 ayını tutuklu geçirmesine yol açan davadan.
Tek görgü tanığının “Benim gördüğüm kişi bu değildi” demesine rağmen, puşi üzerinden örgüt bağlantısı kurularak 25 ayı heba edilen Cihan’ın davasından.

Cuma sabahı İstanbul’un içinden bahar geçiyordu.
Pırıl pırıl gökyüzüne baktım, Cihan’ın arkadaşlarının “Saat 10.00’da Çağlayan’da” verdikleri randevuyu hatırladım “Gidelim alalım bakalım Cihan’ı...” dedim ve Çağlayan’daki TOKİ model Adliye Sarayı’na yollandım.
8’inci kez mahkemeye çıkacaktı Cihan.
Hocaları, arkadaşları, tanıdıkları, tanımadıkları toplandı.
Bildiriler okundu, Bandista minik bir konser verdi.
Saat 11.30’da yapılacaktı duruşma ancak 2’ye ertelendi. Daha önce verilmiş sözüm olduğu için 12.00’ye kadar takılıp ayrıldım Çağlayan’dan.

Günün kalan kısmını “hayırlı haber” bekleyerek geçirdim.
Akşamüstü “tahliye” (beraat değil ne yazık ki) haberi gelince önce yüzüm güldü, sonra “Ne gülüyorsun?” dedim.
Medyanın (iğne de çuvaldız da bana, alınmayın üstünüze), dolaysıyla kamuoyunun gündeminden uzakta yaklaşık 600 öğrenci tutuklu şu anda.
Dava dosyalarında delil olarak “şemsiye” bulunan var; aynı anda 5 ayrı örgüte üye olmakla suçlanan var (rekortmen olarak Guinness’e geçer!), liseli olan var...
Cihan’ınki simge davaydı, tahliye haberiyle mutlu olduk.
Ama ya geride kalanlar?...
70’lerin “romantik-devrimci dizi film estetiğine” bayılan “biz sayın halkımız”, bir fakülte dolusu, bir üniversite dolusu öğrenci var içerde, onları unutma olur mu?

(Hürriyet)

[Bu yazı 1349 kez okundu]
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™