Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Üç aşamalı Suriye politikası
20 Mart 2012, Cüneyt ÜLSEVER
, Cüneyt ÜLSEVER

Artık çok açıktır ki; AKP yönetiminde Türkiye Ortadoğu’da salt ABD çıkarlarını temsil eden bir taşerondur.

 Komşularla sıfır sorun şiarı ve uluslararası arenada ABD’nin merkezde olduğu “tek kutuplu politika”nın reddi ile yola çıkan Erdoğan-Davutoğlu ikilisi, benim “merdiven altına çekilme” benzetmesi ile ifade ettiğim üzere, son bir yılda çark ederek, “komşularla dalaşma” ve “Ortadoğu’da ABD’nin dümen suyunda ilerleme” politikalarını benimsemiştir.
   “Arap Baharı”nın en fazla alkış aldığı günlerde de yazmıştım. Tunus’dan tutun, Cezayir, Libya ve Mısır’a dek “Arap Baharı”; çöküşü mukadder hale gelen diktatörlerin yerine ABD güdümünde bir muhalefetin iktidara gelmesi ilkesine dayanıyor.
 
   “Düşünenin dostu olmaz” şiarı ile düşenin yerine, düşen ABD taraftarı bir diktatör de olsa, yine ABD taraftarı başka bir gücü iktidara getirme gayreti “Arap Baharı”nın temel içgüdüsüdür.
 
   “Arap Baharı”nın demokrasi garnitürü sadece birkaç iyi niyetli muhalifin gönlünde yatan aslandır.
    Yukarıda adını verdiğim ülkelerde, siyasal İslamın önlenemez yükselişine “AKP türü” bir İslamcı tarz-ı siyaset vermek de Türkiye’nin görevi olmuştur.
   Yeni doğan bebeklere Türkiye’de ünlü şahsiyetlerin adının verilmesi moda iken, yeni doğan İslamcı partilere de “Adalet ve Kalkınma Partisi” türü isim koyma modası geliştirilmektedir.
 
   Bunun içindir ki, Müslüman Kardeşler’den tepki alsa da, Recep Tayyip Erdoğan hayatının en “laikçi” söylevini Mısır’da yapmıştır!
                                                             
   Ortadoğu’da bir görevi İslamcı siyaseti “ehlileştirmek” olan Erdoğan Hükümeti’nin bir diğer görevi, ABD’nin “İran’ı kuşatma ve yalnızlaştırma” politikalarına katkıda bulunmaktır. Bu amaçla NATO şemsiyesi altında bir görünüm verilse de, Malatya-Kürecik’te kurulan ve tamamen ABD’li askerlerin yönetimi altında hizmet verecek olan füze kalkanı İran’ı kuşatma politikalarına hizmet ederken, Suriye ile İran’ın birbirinden koparılması İran’ı yalnızlaştırma politikalarına ön-ayak olacaktır.
                                                             
   Bu amaçla Türkiye üç aşamalı bir görev yüklenmiştir.
 
   1)İlk aşamada Türkiye ABD’ye Suriye’deki Esad rejiminin İran’dan “dostça” koparılması garantisini vermiştir. Bu safhada Suriye rejimi ve Esad ailesi ile ahbap-çavuş ilişkileri kurulmuş, beraber Bakanlar Kurulu tolantıları yapılmış, nerede ise “tek millet-çift devlet”cilik oynanmıştır.Ancak, Ortadoğu’da her türlü “arabuluculuk” görevini yüzüne gözüne bulaştıran Davutoğlu, Esad’ı İran’dan zırnık uzaklaştıramamıştır. Sadece İran’ın Türkiye’ye beter diş bilemesi temin edilmiştir.
                                                                     ***
   2) “Esad’ın ABD’ye kazanılması” mümkün olmayınca ve dahi ABD’nın sabrı taşınca bu sefer Türkiye Suriye’deki Sunnileri Esad rejimine karşı kalkışmak için kışkırtmaya başlamıştır. Azınlık Suriye-Alevileri Nusayrilere karşı Sunni çoğunluğun Türkiye üzerinden silahlandırılması, eğitilmesi sonucu muhalefetin Türkiye’nin kontrolü altında baş kaldırarak Esad rejimini yıkması hedeflenmiştir. Ancak, Suriye’nin Libya’ya benzemediği yavaş yavaş anlaşılmaktadır.
                                                                     ***
   3)Türkiye Suriye’yi “hal’ledeceği”ne dair ABD’ye verdiği sözü ilk 2 safhada tutamayınca en tehlikeli safhaya gelinmiştir. Bu safha Suriye’ye dışarıdan saldırıdır. Saldırıda Türkiye’nin başı çekmesi istenmektedir. CIA Başkanı bu gayretle geçen hafta Türkiye’ye gelmiş, diplomatik muhatabı MİT Müsteşarı iken, bizzat Başbakan’la görüşmüştür. Libya’da doğrudan petrol çıkarı olan Avrupa (Fransa, İtalya) Suriye’ye, Libya türü, bir saldırı konusunda çok istekli değiller. Saldırıyı detekleyen ama kendisi işin içine girmek istemeyen tek ülke ABD! Taşeron ülke de Türkiye! Amaç, Esad’ı yıkmanın ötesinde Suriye’de de bir Kürt Bölgesi kurmak!
                                                                     ***
“Demokratik Özerk” Türk-Kürt Bölgesi’nin ağabeylik edeceği Iraklı-Kürt ve Suriyeli-Kürt Bölgeleri hülyası ABD’nin ağzını sulandırıyor!
Bakalım; ne olacak. Yaşayıp, göreceğiz!
 
(Yurt Gazetesi)
[Bu yazı 1690 kez okundu]
Cüneyt ÜLSEVER

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [54]
[30 Eylül 2014] RTE IŞİD konusunda "mış" gibi yapıyor! ... [9 Eylül 2014] Köprüden önce son çıkış: Haziran 2015! ... [4 Eylül 2014] Yeni Türkiye'nin İlerleme Raporu ... [21 Ağustos 2014] İstihbarat oyunları: Merkel RTE'ye ne mesaj veriyor? ... [24 Temmuz 2014] Her mağrur bir gün mağduriyeti tadacaktır! ... [26 Eylül 2013] Anormalin normalleşmesi ... [22 Ağustos 2013] Yenildik ama boyun eğmedik! ... [6 Ağustos 2013] Ergenekon davası ışığında yakın tarihimiz ... [16 Temmuz 2013] Ahmet Davutoğlu'nun monşer düşmanlığı! ... [2 Temmuz 2013] 'Laiklikte ısrarlı olmayan demokrasi' teorisi çöktü! ... [25 Haziran 2013] Bir yükseliş ve çöküş hikayesi! ... [23 Nisan 2013] Bu nasıl barış? ... [18 Nisan 2013] Sivil vesayetin resmini yapan yargıç! ... [15 Nisan 2013] Barış için tek yol genel aftır! ... [11 Nisan 2013] Zırva tevil götürmez! ... [9 Nisan 2013] Hazır 63 akilli adam yakalamışken! ... [2 Nisan 2013] PKK ne ister? ... [19 Mart 2013] Bilim ile din aynı kaba sığmaz! ... [1 Mart 2013] Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı ... [21 Şubat 2013] Turist Ömer uzayda! BDP Karadeniz'de ... [2 Şubat 2013] Çelişkiler yumağı bir başbakan ... [25 Ocak 2013] İntikam! ... [6 Ocak 2013] Mertlik ne yana düşer asker, gurur ne yana ... [20 Kasım 2012] HSYK töhmet altında kalmıştır ... [16 Kasım 2012] Ne dediğini bilmeyen başkan adayı! ... [1 Kasım 2012] Türkiye fetret* dönemine girdi! ... [30 Ekim 2012] CUMHURUN GÜCÜ NE VALİ TANIR, NE PADİŞAH! ... [23 Ekim 2012] DEVLET YALAN SÖYLER Mİ? ... [18 Ekim 2012] Cumhurbaşkanı vesayetine mi gidiyoruz? ... [4 Ekim 2012] Tansu Çiller: Daha önceleri neredeydiniz? ... [25 Eylül 2012] BALYOZ DAVASI VE WIKILEAKS BELGELERİ ... [6 Eylül 2012] Çapsızlığı baş tacı etmiş ülke! ... [24 Ağustos 2012] Davutoğlu politikalarına vahim bir örnek ... [14 Ağustos 2012] Biz gazetecilere yuh olsun! ... [10 Ağustos 2012] Nefret üzerinden yapılan siyaset hüsrana uğramaya mahkûmdur ... [31 Temmuz 2012] SORULAN SORU GERİ ALINAMAZ ... [27 Temmuz 2012] Bir Ahmet Davutoğlu analizi ... [24 Temmuz 2012] Ortadoğu'da vaziyet-i umumiye ... [20 Temmuz 2012] CHP'nin ev ödevi: Değişirken devam etmek ... [5 Temmuz 2012] Türkiye'de en etkin muhalefet: Fenerbahçe! ... [4 Temmuz 2012] AHMET DAVUTOĞLU'NA BASİT BİR SORU ... [29 Haziran 2012] Rusya Yeni Osmanlı'ya kürtaj yaptı ... [14 Haziran 2012] Belki haddini aşan bir yazı ... [6 Haziran 2012] Gündem yaratmanın dayanılmaz ağırlığı ... [4 Haziran 2012] Seçimli otokrasi ... [30 Mayıs 2012] Başbakan basına sövüyor, bizimkiler oralı değil ... [1 Nisan 2012] "Dostun bir fiskesi pareler beni" ... [13 Mart 2012] Abant'ta Anayasa konuşuldu ama hukuk unutuldu! ... [16 Şubat 2011] Odatv baskınının düşündürdükleri ... [1 Şubat 2011] Endişeli muhafazakârlar ... [3 Ocak 2011] Bir Türk bir Kürt'ü severse! ... [2 Aralık 2010] Wikiat! (Bildiklerim aklıma takılanlardır) ... [23 Kasım 2010] Tahran'a pirince giderken Lizbon'da. ... [24 Ekim 2010] Adaletin bu mu Adalet Bakanı? ...
Cüneyt ÜLSEVER
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™