Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Ergenekon, NATO ve Afganistan
19 Mart 2012, Merdan YANARDAĞ
, Merdan YANARDAĞ
Afganistan’da 12 Türk askerinin NATO’ya kurban edilmesi bu Soğuk Savaş örgütünü ve TSK’nın sınırötesinde görevlendirilmesi konusunu yeniden gündeme taşıdı.
 
Soğuk Savaş sonrasında ABD, gelecekteki olası rakiplerini etkisizleştirmek için Ortadoğu ve Hazar Havzası’na egemen olma siyaseti izledi. Amacı bu geniş bölgedeki enerji kaynakları ve enerji ulaşım hatları üzerinde kapsamlı bir denetim kurarak küresel bir imparatorluk haline gelmekti.
 
ABD’nin yeni stratejisinin Türkiye’nin çıkarlarını da tehdit ettiğini düşünen bazı toplum kesimleri ve aydınlar 2000’li yılların başından itibaren NATO’dan çıkılması talebini yeniden ülke gündeme getirmeye başladılar. Afganistan ve Irak’ın işgalini ulusal güvenlik bakımından bir tehdit olarak algılayan TSK içinde de bu yönde bir eğilim mayalanıyordu.
 
ABD, izlediği küresel ve bölgesel siyasetlerin önünde bir engel oluşturma potansiyeli taşıyan ve “ulusalcı” olarak nitelindirilen bu güçleri devletten ve TSK’den tasfiye etmeden, dahası toplumdaki etkinliklerini kırmadan hedeflerine ulaşamayacağını görüyordu. Çünkü Türkiye, “Genişletilmiş Ortadoğu” denilen bölgenin en önemli, en büyük, en gelişmiş ve en etkin ülkesiydi.
 
Washington, Türkiye’nin ABD’nin yanında Irak’ta savaşa girmesini sağlayacak 1 Mart 2003 Tezkeresi’nin Meclis’te reddedilmesi nedeniyle de TSK’yi suçluyordu. Olacak şey değildi, TSK son 60 yıldır ilk kez ABD’nin denetiminden çıkma işareti veriyordu.
 
ABD işte bu nedenle AKP-Cemaat iktidarına tam destek vererek toplumun, ülkenin ve devletin her kesimi, her yeri ve her kademesindeki muhalifleri tasfieye etmesine olanak sağladı.
 
AKP için TSK içindeki ulusalcıları tasfiye edecek bir operasyon, tam anlamıyla iktidar olmak demekti. Bu hedefe 2012 Türkiyesi’nde önemli ölçüde ulaşıldığını söylemek mümkündür.
 
Ergenekon soruşturması AKP-Cemaat iktidarına, ılımlı İslam rejimine ve ABD'nin bölge siyasetlerine "demokrasi" adına toplumsal ve tarihsel bir zemin yaratma çabasından başka bir şey değildir.
 
Dolayısıyla AKP-Cemaat iktidarı toplumu sindirmek, muhalefeti susturmak, TSK gibi kimi kurumlarda yaygınlaşan ABD ve NATO karşıtı eğilimleri tasfiye etmek için Ergenekon soruşturmasını bir araç olarak kullandı.
 
İsterseniz şimdi olgulara biraz daha yakından bakalım. Zaman Gazetesi yazarlarından, liberal-İslamcı Prof. Dr. İhsan Dağı bakın neler yazmış:
"Böyle bir ülkede elli yıldır Batı güvenlik sistematiğinde bulunan bir ordunun Rusya yanlısı, NATO, ABD ve AB ile işbirliğine karşı 'Rusçu' bir kliğin eline geçmesine seyirci kalınır mı?"
 
"Malzeme elde, Rusçu ekip güçlenmiş; NATO'nun ikinci büyük ordusu, 'ABD ve AB ile işbirliğini bırakıp Rusya ve İran'la ittifak kuralım' diyen bir MGK Genel Sekreteri çıkarmış. Son dalgada gözaltına alınanlardan Tuncer Kılınç'ın, bu 'stratejik ufkunu' ilan etmesinin ardından 7 yıl geçmiş. Bu düzeydeki bir askerin böylesine derin bir 'stratejik yeniden yapılanma' yolu gösterdikten sonra makamında kös kös oturmuş olabileceğini kimse düşünmüyordur herhalde. (...)
 
"Dahası Ergenekon'dan yargılananlardan Şener Eruygur bu ülkede Jandarma Genel Komutanı olmuş, yine Ergenekon sanıklarından Hurşit Tolon 1. Ordu Komutanı olarak Genelkurmay Başkanlığı'na giden yolun en başına kadar gelmiş. NATO'yu Türkiye için en büyük tehlike olarak ilan edip, bir NATO ordusunun bu kadar tepesine çıkmış bir grubun varlığı şaka değil, bütün Batı ittifakı mensuplarının kaygıyla izleyeceği bir durum." (Zaman Gazetesi, 13 Ocak 2009)
 
Demek ki, Ergenekon davasının amacı, iddia ettikleri gibi darbeleri önlemek ve ülkeyi demokratikleştirmek değilmiş. Asıl neden, Türkiye’nin NATO’dan çıkmasını, ABD’den uzaklaşmasını ve Doğu’da Batı’yı dengeleyecek yeni ittifaklar kurulmasını önlemekmiş. İyi mi?
 
ABD'nin küresel siyasetlerini pek “özgürlükçü” gerekçelerle savunan Taraf Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmen Yardımcısı Yasemin Çongar bir adım daha ileriye giderek şunları yazdı:
"On üç yıl Washington'da gazetecilik yaptım. (…) Türk ordusunun Washington'da, 'gitgide Batı'dan kopan, bazı unsurlarıyla Rusya'nın etki alanına giren, AB sürecini baltalamaya çalışan, Kıbrıs'ta çözümü engelleyen, demokratikleşmeyi içine sindiremeyen, 1920'lerin zihniyetine tutsak, küreselleşmeden (…) kopuk bir kurum olarak algılanmaya başladığını gözlemledim. (Taraf Gazetesi, 14 Ocak 2009)
Bu alıntılardan çıkan ilk sonuç şudur; herhangi bir NATO ordusunda, kimseye "NATO'dan çıkalım" dedirtmiyorlar. Eğer bunu derseniz kendinizi Ergenekon soruşturması kapsamında Silivri Cezaevi’nde bulabilirsiniz.
 
İslamcıların ve liberallerin ikiyüzlülüğünü, sahtekârlığını ve utanç verici işbirlikçiliklerini ortaya koyan büyük sorunun çengeli Türkiye’nin üzerinde asılı durmaya devam ediyor.
 
Soruyu anımsatalım; Soğuk Savaş sonrasında Varşova Paktı dağıldığı halde NATO varlığını neden hâlâ sürdürüyor? Türkiye neden hâlâ NATO üyesi?
 
Prof. Dr. Mehmet Altan'ın "NATO'nun dönüşü" başlıklı yazısıyla devam edelim. Çünkü Mehmet Altan, “Neden NATO var?” sorusuna öyle bir yanıt veriyor ki, bu kadırı da olmaz diyorsunuz. Tam anlamıyla bir ‘aydın ihaneti’ örneği denilebilecek bu yanıt şöyle:
"NATO kurulduğunda Sovyetler’e karşı en vurucu ölüm makinesi, Soğuk Savaş'ın en keskin kılıcıydı. Sovyetler’in ardından nitelik değiştirdi. (…) Örgüt 'demokrasiyi korumayı' da temel hedefi haline getirdi.”
 
"Batı'yı boşlayarak NATO'dan ayrılmak, bölgedeki diktatörlüklerle, hatta din devletleriyle ittifaklara gitmek üst düzey askerler tarafından dillendirilir oldu... (...) Tuncer Kılınç, 'NATO'da en uzun süre görev yapan Türk Paşası'... Ama MGK Genel Sekreterliği görevinin hemen başlarında, 'Çin, Rusya, İran ve Suriye ile ittifak kuralım' diyen de o oldu... (...) Ergenekon Terör Örgütü sadece içeride bir darbe girişimi değil... Türkiye'yi 'Batı'daki demokrasi ittifakından' koparma girişimi... (...) Özetle NATO askeriye üzerinden tekrar geriye dönüyor denilebilir...” (Mehmet Altan, Star Gazetesi, 15 Ocak 2009)
 
İnanılır gibi değil ama Altan’ın yazdıkları tam olarak böyle. Üstelik bu yazıyı, “iktidarı dostça eleştirdiği için” daha sonra işten atılacağı Star Gazetesi’nde yazmış.
Özetle NATO'ya, ABD emperyalizmine, Afganistan işgaline, Irak’taki barbarlığa karşı çıktığınız ya da Türkiye’nin bağımsızlığını savunduğunuzda ya darbeci ya da Ergenekoncu oluyorsunuz. NATO’yu savununca da demokrat!
 
Hani derin devlet tasfiye edilecekti? Hani kontrgerilla ortaya çıkarılacak ve katillerden hesap sorulacaktı?
Ellerinizde Afganistan’da yitirdiğimiz askerlerimizin kanı var.
 
(Yurt Gazetesi)
[Bu yazı 1470 kez okundu]
Merdan YANARDAĞ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [69]
[6 Eylül 2016] Derinleşen AKP darbesi ve muhalefetin aymazlığı! ... [2 Ağustos 2016] Güncel tehlike AKP darbesidir!* ... [13 Kasım 2015] Seçmen davranışı ve gönüllü kulluk ... [4 Kasım 2015] Hile ve kaos! ... [27 Temmuz 2015] Küresel gericiliğe karşı direniş ve Suriye! ... [20 Haziran 2014] Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ne yapmalı? ... [19 Mayıs 2014] Erdoğan görevden alınmalıdır ... [15 Mayıs 2014] Katliamın sorumlusu hükümettir! ... [12 Mayıs 2014] Başbakan iktidarı kaybetmekten korkuyor ... [14 Nisan 2014] 'CHP yönetimi muhasebeden kaçamaz' ... [7 Nisan 2014] Seçimlerin Siyasal ve Teknik Analizi ... [2 Aralık 2013] AKP-Cemaat çatışmasının siyasal kodları ... [6 Ağustos 2013] Polis devleti artık bir olgudur ... [31 Temmuz 2013] Ergenekon Davası'na yeniden bakmak ... [21 Temmuz 2013] Bir 'ibret-i âlem' örneği; Hanefi Avcı olayı! ... [16 Temmuz 2013] Mısır ve yeni gerici ideolojik hegemonya ... [2 Temmuz 2013] Gezi-Lice hattından karanfil kokulu günlere.. ... [16 Haziran 2013] Direniş ve başarıyı ıskalamamak ... [17 Mayıs 2013] Reyhanlı AKP politikalarının eseridir ... [29 Nisan 2013] 'Çözüm süreci' ve Türkiye'nin kritik dönemeci ... [16 Nisan 2013] Obama doktrini Ortadoğu ve Türkiye'yi nasıl etkiliyor? ... [9 Nisan 2013] Akil insanlar ve aydın sefaleti! ... [18 Mart 2013] Aydın ihaneti ya da yandaş aydınların dramı ... [11 Mart 2013] İmralı süreci ve Kürt sorunu üzerine tezler ... [4 Mart 2013] Türklük krizi ve milliyetçilik ... [25 Şubat 2013] Milliyetçilik tartışması ve gerici çözüm ... [3 Şubat 2013] Sol, ulusalcılık ve CHP'ye operasyon ... [20 Ocak 2013] Türkiye'de dönüşüm, bölgede yıkım ... [6 Ocak 2013] Kürt sorununda ilerici ve gerici çözüm ... [26 Aralık 2012] İslamcıların bıktıran mağduriyet edebiyatı ... [16 Aralık 2012] Silivri'nin kısa tarihi ve aydın olmak ... [21 Kasım 2012] Cinayet ... [11 Kasım 2012] Cumhuriyetçi muhalefet ve Kürt sorunu ... [12 Ekim 2012] SURİYE PROVOKASYONU VE AKP'NİN KİRLİ SAVAŞI ... [23 Eylül 2012] Balyoz, Cumhuriyetin solu ve Harbiye ... [9 Eylül 2012] Ulusal ve bölgesel bir tehdit ... [31 Ağustos 2012] Suriye krizi AKP iktidarının sonunu hazırlıyor ... [20 Ağustos 2012] Doğu'nun sefaletinin temelinde yatan kuramsal yanılgı ve muhafazakârlık ... [17 Ağustos 2012] Türkiye ve bölgede gerici dönüşümün şifreleri ... [16 Temmuz 2012] Liberallerin ve AKP'nin ülkücüleri! ... [13 Temmuz 2012] Muhafazakarlık üzerine notlar ... [6 Temmuz 2012] Evrim, devrim ve Suriye direnişi! ... [2 Temmuz 2012] Sefaletin medyası mı, medyanın sefaleti mi? ... [25 Haziran 2012] Türkiye neden ve nasıl dönüştürüldü ... [22 Haziran 2012] Çözümsüzlük ve PKK'nin karakteri ... [19 Haziran 2012] Gülen'in korkusu ve Cemaatin anlamı ... [14 Haziran 2012] Bin yıllık kavga ... [8 Haziran 2012] İktidar bloku dağılıyor mu? ... [4 Haziran 2012] İki örnek üzerinden aydın ihaneti ... [28 Mayıs 2012] Darbeler ve 27 mayıs ... [11 Mayıs 2012] Koalisyon sarsılıyor ... [4 Mayıs 2012] Berktay'ın yalanı ve 1 Mayıs 1977'nin perde arkası ... [26 Nisan 2012] Mankurtlaşan toplumlar ... [6 Nisan 2012] ABD'nin yeni stratejisi, Suriye ve AKP ... [25 Mart 2012] AKP iktidarı yolun sonuna geliyor! ... [11 Mart 2012] AKP Hükümeti suçüstü yakalandı! ... [7 Mart 2012] Kemalizmin tasfiyesi ... [17 Şubat 2012] AKP-Cemaat iktidarı sarsılıyor mu? ... [20 Ocak 2012] Hrant'ın dostları kim? ... [23 Eylül 2011] Celladına Aşık Olmanın Zavallılığı! ... [20 Mayıs 2011] Beyaz adam ideolojisi, Modernleşme ve seçimler ... [13 Mayıs 2011] 'ABD projesi olarak AKP'nin yeni dili ve liberal hüsran! ... [22 Nisan 2011] Hile ile rejim değiştirmek! ... [15 Nisan 2011] Neden kaybettik, yine kazanabilir miyiz? ... [1 Nisan 2011] Palavrayı bitiren belge ve Savcı Öz olayı! ... [18 Mart 2011] Nedim, Ahmet ve ötekiler! ... [4 Mart 2011] Ergenekon'da son dalga, ortayolculuk ve Erbakan ... [21 Ocak 2011] Dink'in katili yeni Gladyo'dur! ... [7 Ocak 2011] Hizbullah düzeni, coplar demokrasisi ...
Merdan YANARDAĞ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™