Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Erbakan'ın serveti Akbil ve Deniz Feneri
19 Mart 2012, Mehmet Y. YILMAZ
, Mehmet Y. YILMAZ

NECMETTİN Erbakan’ın değme tüccara ve sanayiciye parmak ısırtacak servetinin, miras kavgası nedeniyle ortaya dökülmesi, Saadet Partisi’nde hareketlenmeye neden olmuş.
 

Vatan’da Deniz Güçer’in haberinden öğrendiğimize göre partinin “akil adamları” Recai Kutan önderliğinde harekete geçmişler. Miras kavgasının Milli Görüş hareketine zarar verdiği düşünülüyormuş ve kardeşlerin barıştırılması ve açılan davanın geri çekilmesi için çareler aranıyormuş.
Rahmetli Necmettin Erbakan’ın böyle bir servete sahip olmasını haklı kılacak bir geliri ve işi yoktu. SP’nin önde gelen isimlerinden Oğuzhan Asiltürk’ün de işaret ettiği gibi bu servet “cihat parasından” kaynaklanıyor olmalı.
Yani bir davaya inanmış kişilerin biriktirdikleri ve makbuz filan istemeden verdikleri paralar ve partinin iş başında olduğu dönemlerde yandaşlara verilen ihaleler sırasında yaratılan değerlerden! Bir de “Akbil” mevzusu vardı, hatırlar mısınız bilmem. Sanıkları arasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Milli Görüş gömleği giymiş iki eski başkanının da olduğu Akbil davası! Acaba Akbil vurgunu da mı “cihat parası” çerçevesinde yapılmıştı?
Şimdi bu “akil adamlar”, artık bu nasıl bir “akıl” ise, bunu ört bas etmenin yollarını arıyorlar.
Bana biraz da Deniz Feneri olayını hatırlattı.
Deniz Feneri vurgununda da inanmış, yardım sever Müslümanların paraları zor durumda olanlara yardım edeceğiz diye toplanıp, değişik şirketlerin kurulmasında, gemi satın alınmasında kullanılmıştı ve Almanya’daki mahkeme bunun “asrın yolsuzluğu” olduğuna işaret etmişti.
Davanın Türkiye’ye yansımasının nasıl olduğunu da hatırlayalım. Her şeye kızan “lider” bu haberlerin Türkiye’de yayımlanmasına da çok sinirlenmiş, gazetelerin boykot edilmesini bile istemişti.
O davanın Türkiye ayağının geleceği hala meçhul. Savcılar görevden alındı, yeni savcıların iddianameyi ne zaman yazacakları meçhul. Kim bilir bakarsınız, dava açılıp tamamlanıncaya kadar suç da zaman aşımına uğrar, “vatana millete hayırlı” bir durum ortaya çıkar!

Arada sırada aklıma geliyor!

KİMİN yazdığını hatırlayamıyorum ama rekram dünyasının önde gelen isimlerinden birinin yazdığından eminim. Reklamcılık ile ilgili bir kitaptı ve rekram metninin önemini uzun uzun anlatıyordu.
Kitabın bir yerinde de şöyle bir söz vardı: “Yazacak bir sözün yoksa şarkı söyle!”
Reklamların “cıngıl” adı verilen müzikleri ile ilgili bir sözdü bu. Bir mesajı uzun uzun yazarak anlatamıyorsanız, onu kolay akılda kalacak bir şarkı ile anlatabiliyorsunuz.
Başlıktaki “arada sırada aklıma geliyor” cümlesi bir şarkı sözü aslında. “Geldiği gibi de gitmek bilmiyor” diye devam ediyor.
Biliyorsunuz bu köşede her pazartesi bazı konuları “sakız” haline getirdim. Bunu işin kolayına kaçmak için yapmıyorum, “fikri takip” denilen bir görevim var, onu yerine getiriyorum.
Çünkü Türkiye’de toplumsal hafıza zayıf, her şeyi hemen unutuveriyoruz. Böyle olduğunu bildikleri için de büyüklerimiz meseleleri zamana yaymayı ve unutturmayı tercih ediyorlar.
Ben de baktım yaza yaza bir yere varamıyoruz, bari işi şarkılar yardımıyla anlatayım dedim.
Geçen hafta “benim adım ebruli” ile yola çıkmıştık, bugün de Ajda Pekkan ile devam ediyoruz.
“Arada sırada aklıma gelen” konuların başında KPSS sorularını çalıp dağıtan gizli ve de organize suç örgütü geliyor!
Başbakan’ın MİT Müsteşarı’na ve Emniyet Genel Müdürü’ne açık talimatına rağmen bu çete yakalanabilmiş değil.
Sınavda soruların yanıtlarının bazı kişilere dağıtıldığı ve kopya çekildiği açık ama suç örgütü ortaya çıkarılamadı.
Suudi Arabistan Kralı’nın hediyeleri ile ilgili soruları bugünlük geçiyorum. Çünkü geçtiğimiz hafta Ekvador Devlet Başkanı’nın ziyareti vesilesiyle bu konuyu iki kere hatırlatmıştım. Bugün de tekrarlamayacağım.
Deniz Feneri’ni de bugün Erbakan’ın serveti vesilesiyle hatırlattım, onu da geçiyorum.
Bülent Arınç’a suikast soruşturmasının akıbeti konusunu da bir kez daha hatırlatmış kabul edin.
Şimdi iki konu var ki bunlardan uzun süredir söz etmedik:
Bir tanesini ilk kez Taraf yazarı Mehmet Baransu ortaya atmıştı.
Seçimlerden önce bir AKP’li bakan, özel bir uçak ile İsviçre’ye uçmuş ve oradan çantalar içinde milyon dolarlarla geri dönmüştü. Baransu’nun yazısından anlamıştık ki elinde bununla ilgili ciddiye almamızı gerektirecek belge ve bilgi de mevcut.
O da zaten bu konuya daha sonra dönebileceğinin sinyalini vermişti.
Ama bekliyorum, üzerinden aylar geçti bu haberin devamı bir türlü gelmedi.
Şu MİT  KCK meselesi bir sonuca varsa da sıra bu konuya da gelse diye merakla bekliyorum.
İkinci konumuzun üzerinden ise bir yıldan daha fazla zaman geçti.
Hatırlar mısınız bilmem, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin, kendi altında çalışan savcılar tarafından “suç örgütüne üye olabileceği şüphesiyle” alınmış bir mahkeme kararıyla dinlenmişti.
Başsavcı ile ilgili iletişimin takibi uygulamasında yasa ve yönetmelikleri uyulmadığı da daha sonra ortaya çıkmıştı. Savcılar Başsavcıyı izlettirmiş, bir suç unsuru bulamamış ama tutanakları imha edip, durumdan Başsavcıyı da haberdar etmemişlerdi. Başsavcı da dinlendiğini bizler gibi gazetelerden öğrenince bir suç duyurusunda bulunmuştu.
Bu konuda da nedense bir ilerleme olmadı, bir soruşturma yürütüldüğünü, ifadelerin alındığını vs. duymadık.
Acaba bu suç duyurusu ne oldu?

(Hürriyet)

[Bu yazı 1828 kez okundu]
Mehmet Y. YILMAZ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [63]
[17 Nisan 2014] Başbakan Başsavcı Başyargıç! ... [21 Şubat 2014] Alaturka Baas rejimine bir adım daha! ... [31 Ağustos 2013] Nasıl bir kalp bıraktın, bilir misin ardında? ... [25 Haziran 2013] Yüzleri kızarmadan asla anlatamazlar ... [24 Haziran 2013] Halkı ikiye bölme suçu! ... [8 Haziran 2013] Kişi başı terörist sayısında dünya birincisiyiz! ... [6 Mayıs 2013] 'Hukuk' siyasetin elinde 'guguk' olunca ... [15 Nisan 2013] Paket paket adalet! ... [9 Nisan 2013] Hainleri Belirleme Enstitüsü! ... [20 Mart 2013] Ergenekon'un kolları nereye kadar uzanıyor? ... [11 Mart 2013] Gerçekten anayasa hukuku okumuş olabilir mi? ... [26 Şubat 2013] Bir torba dava daha mı geliyor? ... [25 Şubat 2013] Paket paket adalet! ... [15 Şubat 2013] Bu memlekette 'kâğıt' asla kaybolmaz ... [15 Ocak 2013] MİT bu ihbarları neden bugüne kadar sakladı? ... [7 Ocak 2013] Gördük ki yer yerinden oynamıyor! ... [2 Ocak 2013] Siyasi irade yoksa çözüm de olmaz ... [28 Aralık 2012] Gulyabanilerden sarmısakla mı korunacağız? ... [20 Kasım 2012] Erdoğan'a bu soruyu sorarlar mı? ... [15 Kasım 2012] Örtülü ödenekte rekor artış ... [24 Ekim 2012] Allah müstahakını versin ... [23 Ekim 2012] Başbakan özür dilemelidir ... [16 Ekim 2012] 'Fire' değil özgür irade! ... [12 Ekim 2012] Filmin eğrisi doğrusuna denk gelmiş ... [21 Eylül 2012] İktidar ve muhalefete birer sorum var ... [15 Eylül 2012] Bırakın da aranızdan biraz rüzgâr geçsin ... [11 Eylül 2012] Bağımsız yargımızın 'vesikalık' bir fotoğrafı ... [31 Ağustos 2012] Dışişleri Bakanlığı TBMM'nin amiri mi? ... [27 Ağustos 2012] Milletin vekilinden saklanan nedir? ... [22 Ağustos 2012] Amaç gerçeği öğrenmekse ... [16 Ağustos 2012] Bu günahın hesabını veremezsiniz ... [14 Ağustos 2012] Kaç Mehmet ölse yeterli olurdu? ... [31 Temmuz 2012] Mutlak iktidar mutlaka bozar ... [20 Temmuz 2012] Arkanda böyle bir hukukçu olunca! ... [16 Temmuz 2012] Onlar beğenmiyorsa her şey yasak! ... [13 Temmuz 2012] İstanbul yıkıldıktan sonra! ... [9 Temmuz 2012] Şu tutanakları açıklasanız da öğrensek ... [28 Haziran 2012] Türkiye'nin Dobuları ... [25 Haziran 2012] 'Sakin ve etkili güç politikası' ne demek? ... [22 Haziran 2012] PKK'ya silah bıraktırmak için yönteminiz nedir? ... [4 Haziran 2012] Herkesin her gün işlediği 'suç'! ... [1 Haziran 2012] Acaba bugün aklına ne gelecek? ... [15 Mayıs 2012] Bakan 'cilasız teftişe' çıkmalı ... [11 Mayıs 2012] Yeni 'dekoderimiz' Hüseyin Çelik oldu ... [26 Nisan 2012] Dünü bırakın bugünden söz edin ... [17 Nisan 2012] 'Aydınlık için bir dakika karanlık' meselesi ... [6 Nisan 2012] Dış politika ideolojik körlük ile malul ... [29 Mart 2012] Davayla ilgisi olmayan bir soru ... [20 Mart 2012] Adalette standart sorununu da unutmayalım ... [7 Mart 2012] Bedeli küçücük çocuklara ödettirmeyin ... [14 Şubat 2012] 'Hukuk da bir yere kadar' anlayışı! ... [27 Ocak 2012] Başbakan 'kuzey'i neden bu kadar çok istiyor? ... [22 Aralık 2011] Bir demokraside böyle bir suç olmaz ... [7 Aralık 2011] Bu davayı hep birlikte izleyelim ... [1 Aralık 2011] Devlet yapamayınca çeteler devreye girer ... [25 Ekim 2011] Etnik kökenlerimizin ne önemi var? ... [6 Ekim 2011] Yargı saygı duyulmayı hak etmeli ... [1 Eylül 2011] Sap ile saman karıştırma uzmanları ... [30 Ağustos 2011] Yaşasın Adalet Bakanlığı! ... [5 Ağustos 2011] Bir, iki, üç de yetmez. Dört, beş, altı olsun! ... [23 Mayıs 2011] Bir karar verseniz iyi olacak ... [4 Mayıs 2011] 10 milyar dolar da benden olsun! ... [20 Nisan 2011] Bu sorunu yüzde 10 barajı yarattı! ...
Mehmet Y. YILMAZ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™