Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Bataklığa dikkat!
18 Mart 2012, Güngör MENGİ
, Güngör MENGİ

Dış politikamız “komşularla sıfır sorun” hedefinin ilân edildiği gün daha doğru bir yerdeydi.

Özellikle son bir yılda Suriye’de yaşananlar insana “keşke zamanı geri sarsak da o güzel fırsatı tekrar kullanabilsek” dedirtiyor.

Savaş riski vicdan, mantık tanımıyor.

Mesela Suriye ile düştüğümüz düşman kardeşler durumu AKP iktidarının bölgede İran’ın nüfuzunu dengeleyecek bir Sünni blok oluşturma amacına bağlanıyor.

The Economist dergisi bile “Türkiye’nin Esad muhalifi Sünniler ve özellikle Mısır’daki Müslüman Kardeşler’e desteği bunu açıklıyor” diye yazdı.

Büyük haksızlıktır bu değerlendirme.

Erdoğan hükümeti bir yıl öncesine kadar Esad yönetimi ile stratejik ortaklık düzeyinde yakınlık kurup vizeleri kaldırma ve hükümetler arası ortak toplantılar yapma kararını hayata geçirirken bizimkiler mi Sünni değildi, yoksa Esad yönetimi mi Şii-Alevi safa henüz geçmemişti?

Şüphe yok ki Türkiye’nin Şam rejimine yönelik tavrını değiştiren sebep Esad’ın halkına çektirdiği eziyet ve katliamla terbiye etme ilkelliğine dayalı siyasetidir.

Bizim oluşturacağımız siyaset, kuvvet kullanmaya mecbur kalmadan Suriye’deki kanı durdurmaktır.

Böyle bir sonucun mutlaka Esad’ı tasfiye eden bir son olması da şart görülmemelidir.

Suriye’deki kalkışma ikinci yılına girerken Esad halâ ayakta duruyorsa bunu doğru okumak gerekir.

Esad konusunda bir hesap hatası yaptık mı; bunu soğukkanlılıkla irdelemeliyiz.

Savaşın değil barışın sebebi olmalıyız.

Amerika da NATO da müdahaleye isteksiz.

Ankara, tek yanlı bir müdahalenin bizden asla gelmeyeceğini her fırsatta tekrarlamalıdır.

Afganistan’da 12 askerimizi kaybettiğimiz helikopter kazası ilâhi bir uyarı gibi algılanmalıdır.

Türk askeri oraya savaş amacıyla değil barış amacıyla gittiği halde yüreklerimiz acıyla doldu.

Amerikan askeri bile Afganistan’dan çekiliyor. Dünkü Milliyet “Niye hâlâ oradayız?” diye soruyordu.

Gaza gelmeyelim, aynı soruyu yarın öbür gün Suriye için sormayalım!

Adalet duası gibi…

“Türkiye gerçek anlamda bir hukuk devleti olmadıkça birinci sınıf ekonomi, birinci sınıf demokrasi olamaz.”

“Hukuk devleti olmayan Türkiye’nin dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olması da hayal..”

“Hapishanelerimizde 140 bin kişi var. Büyük bölümü tutuklular. Haklarında karar çıkmamış, ne olacağı belli değil. İnsanların hayatı kararıyor.”

Bu gerçekçi tespitler Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi yargıçlarından birine ait değil.

Kabinenin en genç fakat en tecrübeli üyesi olan Başbakan Yardımcısı Ali Babacan seslendirdi bu gerçekleri.

Bu cesaretli çıkış, Türkiye’yi Avrupa’nın en kötüsü yapan insan hakları ve hukuk ihlâllerinin yarattığı taşma olabilir.

Çünkü bilinçli bir siyasetçi, ortak sorumluluk nedeniyle bu haksızlıkların yalnız Adalet Bakanı’nı değil tüm bakanları bağlayacağını bilir.

İfade özgürlüğünün diktatörlüklere yakışacak biçimde baskılanması, uzun süreli tutuklulukların ceza gibi uygulanması, terör suçu tarifinin makul hale getirilmesi…

Bu hukuk dışı uygulamalar, baskı dönemlerinde görülebilecek büyüklükte mağdur kitleler yaratmıştır.

Ali Babacan’ı zehir gibi konuşturan sebep yalnız vicdanının isyanı değildir.

Sözlerini değerli kılan sebep, hükümetin gündeminde olan yargı reformu tasarılarının vaat ettiği umutlardır.
 

(GazeteVatan)

[Bu yazı 1472 kez okundu]
Güngör MENGİ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [70]
[2 Temmuz 2013] Erken uyarı ... [8 Haziran 2013] Köşk'e nasıl çıkacak? ... [18 Mayıs 2013] Diktatörlüğün psikolojisi... ... [18 Nisan 2013] Sürece zehir katmayalım ... [10 Nisan 2013] Barışın üç şartı ... [29 Mart 2013] Başarının hayırlısı ... [15 Mart 2013] Bağımsızlık oyunu mu? ... [9 Mart 2013] MGK'da keşke CHP de olsa.. ... [1 Mart 2013] Kadere bakın Apo umut oldu ... [10 Şubat 2013] Çirkin maşa ... [30 Ocak 2013] Yanlış adres... ... [28 Ocak 2013] Öyle şey olmaz! ... [29 Aralık 2012] Adalet diliyoruz ... [25 Aralık 2012] Balık olmayalım ... [11 Aralık 2012] Yargıç kefil olsun ... [21 Kasım 2012] Adam gibi yaşamak daha iyi değil mi? ... [7 Kasım 2012] Bahtsız bedevi ... [18 Ekim 2012] İlâhi ambassador! ... [16 Ekim 2012] Binmiş bir alâmete ... [25 Eylül 2012] Özel görevli mi? ... [11 Eylül 2012] Eleştirisiz olmaz ... [31 Ağustos 2012] Dolmuşa buyurun! ... [26 Ağustos 2012] Türkiye kaybetti ... [16 Ağustos 2012] Biraz insaf! ... [14 Ağustos 2012] Siyasetçi değişmez!.. ... [10 Ağustos 2012] Kurtuluş Savaşımız Meclis'le kazanıldı ... [9 Ağustos 2012] Teğmen olsanız ne yapardınız? ... [8 Ağustos 2012] PKK budur işte! ... [4 Ağustos 2012] Artık gecikmesin ... [29 Temmuz 2012] Boş paket! ... [27 Temmuz 2012] Mezhep gözlüğü ... [20 Temmuz 2012] Geçmiş olsun! ... [13 Temmuz 2012] Adil mahkeme ... [4 Temmuz 2012] İstifa zamanı ... [28 Haziran 2012] Gerçekten kapansın ... [22 Haziran 2012] Süpersek eğer... ... [10 Haziran 2012] Öldürmeyin ümidi ... [3 Haziran 2012] Şair ayağa kalk! ... [27 Mayıs 2012] Bırakın Uludere'yi sezaryen verelim!.. ... [19 Mayıs 2012] Atatürk gençliği ... [16 Mayıs 2012] Milli irade hapis yatmaya devam edecek ... [6 Mayıs 2012] Çabalama kaptan ... [4 Mayıs 2012] Değişim... ... [26 Nisan 2012] Yakışmıyor! ... [15 Nisan 2012] Darbe tarifi ... [8 Nisan 2012] Bizim savaşımız değil! ... [1 Nisan 2012] Oldu da bitti maşallah... ... [25 Mart 2012] Tarihî konuşma! ... [21 Mart 2012] Şiddet Nevruz ruhuna ihanet ... [13 Mart 2012] Yeni anayasa için taktik provası mı? ... [22 Şubat 2012] KİK kikirik oldu! ... [18 Ocak 2012] Bağımsızlık gösterisi mi? ... [8 Ocak 2012] Bitti mi? ... [25 Aralık 2011] Kediye ciğer! ... [19 Kasım 2011] Teslim ol Paşa!.. ... [12 Kasım 2011] En saygıdeğer dokunulmazlık ... [25 Ekim 2011] Acıyla terbiye ... [21 Ekim 2011] Akrep gibi ... [14 Ekim 2011] Adaletin ışığı ... [6 Ekim 2011] Protokolü açın! ... [2 Ekim 2011] PKK'ya verilen nedir, bilelim ... [14 Eylül 2011] Yeni Orta Doğu ... [28 Ağustos 2011] AB'nin ipine sarılmak gerek ... [25 Ağustos 2011] İyi ki sızdı! ... [20 Ağustos 2011] Gözler açıldı! ... [5 Ağustos 2011] Artık uyansak! ... [29 Temmuz 2011] YÖK fidanlığı ... [21 Temmuz 2011] Kopmayalım! ... [31 Mayıs 2011] Tutuklanması şart mıydı? ... [21 Nisan 2011] Olacağı buydu! ...
Güngör MENGİ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™