Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Yeni başlayanlar için katliamla hesaplaşma
17 Mart 2012, Ahmet HAKAN
, Ahmet HAKAN

DİYELİM ki bir otelde 37 kişi yakılarak öldürüldü ve siz de bir “sorumlular listesi” çıkarmak istiyorsunuz.
 

Çıkaracağınız listede şu üç kesim olmalıdır:

BİR: Yakanlar.

İKİ: Yakanları tezgâha getirenler.

ÜÇ: Yakma fiili gerçekleşirken ihmal edenler.

Dikkat!

Bu liste, aynı zamanda “sorumlular silsilesi”ne de işaret etmektedir.

Yani çıkardığınız listede “önem derecesi”ni gözetmiş durumdasınız.

Şöyle ki:

- Bir numaralı sorumlu mevkiinde “yakanlar” var.

- İki numarada “yakanları tezgâha getirenler” var.

- Üç numarada ise “yakma fiili gerçekleşirken ihmal edenler” var.

*   *   *

Şimdi gelelim “hesaplaşma” meselesine...

Katliamla hesaplaşırken bir numaralı sorumlu mevkiindeki “yakanlar”ı bir tarafa bırakıp işi tamamen “yakanları tezgâha getirenler” üzerinden götürmeye çalışırsanız.

Ya da...

“Yakanlar”ı ya da “tezgâha getirenler”i atlayıp doğrudan “yakma fiili gerçekleşirken ihmal edenler”i mesele ederseniz...

Ya çok safsınızdır ya da bilerek isteyerek “bir numaralı sorumlu”yu gizliyorsunuzdur.

*   *   *

Kısacası size düşen:

Önce “yakanlar” meselesinin hakkını adamakıllı vermektir.

Ardından “yakanları tezgâha getirenler” üzerinde durmaktır.

Ve en sonunda sırayı “yakma fiili gerçekleşirken ihmal edenler” meselesine getirmektir.

Unutmayın:

Bu sıralamada atlama yapmak, insanlığa karşı işlenen kabahatler kapsamına girer.

Ve bu kabahatin “zamanaşımı” falan olmaz.

Gözler Dersim’deki Erdoğan’ı arıyor

BAŞBAKAN Erdoğan, “Dersim Katliamı”yla ne güzel hesaplaşmıştı!

- Hiç “ama...” dememişti.

- Lafı hiç eğip bükmemişti.

- Katliamcıları ifşa etmişti.

- Sorumluları saymıştı.

- Arşivleri açmıştı.

- Üstüne bir de özür dilemişti, olayda hiç sorumluluğu olmamasına rağmen.

*   *   *
Ancak...

“Dersim Katliamı” hesaplaşmasında harikalar yaratan Başbakan Erdoğan, sıra “Sivas Katliamı”na gelince başka türlü konuşmaya başladı:

- Zamanaşımının başladığı gün “vatana millete hayırlı olsun” dedi.

- “Beş kişinin zamanaşımı doldu, diğer sanıklar mahkûm oldu” diyerek olayın büyütüldüğüne dikkat çekti.

- Otelde yakılan babaların kızlarıyla değil de, oteli yakmaktan mahkûm olanların kızlarıyla empati yaptı.

- Ankara’da Adliye Sarayı’nın önünde gösteri yapanlar için “belli bir ideolojinin borazanlığını yapıyorlar” diyerek yaftaladı.

*   *   *

Size bir şey söyleyeyim mi?

Ben bugünlerde “Dersim Katliamı” konusunun patladığı günlerdeki Başbakan Erdoğan’ı arıyorum.

Bu tutuk, bu sürekli “ama” diyen, hep meselenin bir boyutuna dikkat çeken, katliamda can veren insanların yakınlarının hissettikleri acıya gündeminde hiç yer vermeyen Başbakan gitsin...

Yerine Dersim’deki gibi gürül gürül çağlayan Başbakan gelsin.

‘Cihat parası’ nedir?

ERBAKAN ’ın malı mülkü paylaşılırken, daha doğrusu çocukları tarafından paylaşılamazken gündeme geldi “cihat parası” kavramı...

Bazı okurlarım soruyorlar:

“Nedir bu cihat parası? Sen bilirsin... Bize bir anlatsana”.

Bildiğim kadarıyla anlatayım:

*   *   *

“Milli Görüş” hareketinin içinde bulunanlar, yaptıklarını bir tür “cihat” olarak görüyorlardı.

“Milli Görüş” hareketinin yayılması için ahaliden toplanan paralara işte bu yüzden “cihat parası” deniliyor.

Mesele şurada:


“Cihat parası” nerede tutulacak?

Partinin üzerine kaydedilse, rejim partileri kapatıyor ve paraya el koyuyor.

Vakıf kurulsa, rejim bu, bırakır mı, derhal vakfı da kapatıyor.

Peki çözüm?

Tek çözüm var: Parayı ve o parayla satın alınan malları, güvenilir kişilere teslim etmek.

Eh, “güvenilir kişi” deyince de hareket içinde Erbakan Hoca’dan daha güvenilir kişi olamayacağına göre paralar ve mallar Erbakan’ın uhdesine giriveriyordu.

Gerçek budur.

Zaten Erbakan gibi hayatını siyasete adamış, başka bir iş yapmamış bir siyasetçinin, Kanlıca’da yalı, iki fabrika ve trilyonlarla ifade edilen paraya sahip olması başka türlü açıklanamaz.

*   *   *

Şimdi anlaşılıyor ki:

Hoca’nın Hakk’ın rahmetine kavuşmasından sonra cihat paraları ve malları, Fatih Erbakan ile damat Mehmet Altınöz’ün eline geçmiş.

Büyük kız Zeynep Erbakan’a bir şey düşmemiş ya da düşürülmemiş.

Zeynep pay istiyor, damat Mehmet ile oğul Fatih ise hiçbir şey olmamış gibi yapıyor.

Olayın özü budur.

*   *   *

Ama iş bu noktada bitmiyor tabii...

Merak ediyorum:

- Söz konusu paranın “cihat parası” olduğu bilindiği halde, nasıl oluyor da Erbakan’ın çocukları paranın ve malların üzerine konabiliyor?

- Bu çocuklar, “dava” için toplanmış paralara nasıl oluyor da el sürmeye kalkışıyorlar? Bırakın başkalarını, bu durumu kendilerine nasıl izah ediyorlar?

- Paraya el koydukları yetmiyormuş gibi nasıl oluyor da “dava için toplanmış para” üzerinden kavga edebiliyorlar?

- Nasıl oluyor da “cihat parası” ile Kanlıca’da yalı alınıyor? Hangi maksatla? Ne tür bir amaçla?

- Ve en önemli soru: Bütün bunlar olup biterken neden “Milli Görüş” davasına gönül verenlerden hiç kimse “bu ne kepazeliktir” demiyor, diyemiyor?

Zaman yazarına açık mektup

SAYIN Hüseyin Gülerce...

Dünkü Zaman’da “Ergenekon Güç Toplarken” başlıklı bir yazı yazmışsınız.

Okuduk, istifade ettik.

Ancak anlamadığımız noktalar oldu.

*   *   *

Yazınızın başında diyorsunuz ki:

“Şu anda Ergenekon üç cephede birden güç toplama hamlesi başlattı. Hrant Dink davası kararına tepki, Sivas katliamı davası kararına tepki ve Nedim Şener ile
Ahmet Şık’ın tahliyeleri üzerinden kamuoyu oluşturma...”

Bu cümlelerinizi okuyunca kendi durumuma baktım:

- Hrant Dink davası kararına tepki gösterenlerin arasındaydım, yürüyüşe bile katıldım.

- Sivas katliamı davası kararına karşı üç gündür yazıyorum. Programlar yaptım.

- Nedim Şener ile Ahmet Şık’ın tahliyeleri konusunda yazılar yazdım, program yaptım.

Şimdi soruyorum size: Ben “Ergenekoncu” muyum? Yoksa “Ergenekon’un oyununa gelmiş bir zavallı” mıyım?

Ya da elinizde beni ve benim gibileri koyabileceğiniz başka bir kategori var mı?

*   *   *

Hüseyin Bey...

Yazınızda “iddianame”yi referans göstererek Ergenekon için bir çerçeve sunmuşsunuz. Buna göre:

- Ergenekon silahlı terör örgütüdür.

- Örgütün silahı ve mühimmatı vardır.

- Danıştay suikastını bunlar gerçekleştirmiştir.

- Suikast planlarıyla ele geçirilmişlerdir.

- Silahlarla birlikte yakalanmışlardır.

- Yürütme ve yasama organlarını ortadan kaldırmaya teşebbüs etmişlerdir.

- Darbe planları yapmışlardır.

Buraya kadar hemfikiriz.

“Ergenekon”, silahtır, mühimmattır, darbe girişimidir, suikast planıdır ve bu haliyle çok tehlikeli bir yapılanmalıdır.

Ama siz işi bu noktada durdurmuyorsunuz ki!

Yine “iddianame”yi referans göstererek şu cümleyi de kuruyorsunuz: “Medyayı kullanarak örgüt kararları doğrultusunda kamuoyu oluşturuyorlar”.

İşte bu cümle devreye girdiği anda, sizinle yollarımız ayrılıyor.

Çünkü bu cümleyi devreye soktuğunuz anda kitabı da, haberi de, gazeteyi de, televizyon programını da kolaylıkla “terörist” diye yargılamanız mümkün oluyor.

Ortada hiçbir örgüt kararı olmasa da örgütün işine yaradığını düşündüğünüz her kitabı, her haberi, her programı bu cümle sayesinde “terörist faaliyet” kapsamına alabiliyorsunuz.

Yazarların, gazetecilerin, aydınların hapislere tıkılmasının temel nedeni bu...

Ergenekon davasını çökerten, inandırıcılıktan uzaklaştıran nokta da burada başlıyor.

(Hürriyet)

[Bu yazı 1536 kez okundu]
Ahmet HAKAN

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [51]
[24 Mart 2014] Korkuyor ... [17 Mart 2014] Önüne gelene bin tekme ... [7 Mart 2014] Günah işleme özgürlüğü ... [1 Mart 2014] Sadece uçkura odaklı muhafazakâr ahlak ... [28 Şubat 2014] Biz köşe yazarları korkak ve ikiyüzlüyüz ... [21 Şubat 2014] İstihbaratı çok seven dindarlar ... [27 Ocak 2014] Ve tekfir başladı ... [19 Mart 2013] Bir müebbet yazısı ... [18 Mart 2013] Ne istiyorsun birader ... [15 Mart 2013] Yalakalıkta zirve diye bir şey olmazmış ... [9 Şubat 2013] Pardon ama yargı zaten ele geçmiş değil miydi? ... [25 Ocak 2013] CHP'nin ulusalcıları faşizmi hortlatıyor ... [31 Aralık 2012] Makbul vatandaş olmak için tüyolar ... [25 Aralık 2012] Yuh olsun sana Levent Kırca ... [3 Aralık 2012] İmam hatipte öğrendim ben bu haylazlığı ... [1 Aralık 2012] Neden 'İyi ki Abdullah Gül var' diyemiyorum ... [23 Kasım 2012] 'Kazan kazan'dan 'kaybet kaybet'e ... [30 Ekim 2012] Çöktü bir şeyler ... [12 Ekim 2012] Namı büyük Necdet Paşa ... [6 Ekim 2012] Eğri oturdum doğru konuşacağım ... [15 Eylül 2012] Bir fotoğrafın anatomisi ... [11 Eylül 2012] Demokrasiye saygılı paşa eleştirilemez mi? ... [28 Ağustos 2012] Yeni başlayanlar için El Kaide kılavuzu ... [27 Ağustos 2012] Cihatçıları gerçekten de ayet mi motive ediyor? ... [18 Ağustos 2012] Bir de buradan bakın: Aygün neden kaçırıldı? ... [16 Ağustos 2012] Cüppeli Ahmet Hoca'yı Metris'te ziyaret ettim ... [7 Ağustos 2012] Başbakan'ın Alevi politikasını açıklıyorum ... [27 Temmuz 2012] Tüzüklerle çarpışarak mağlup olanlar: Aleviler ... [16 Temmuz 2012] Miting yasakçısını düşünmeye davet ... [28 Haziran 2012] Fethullah Gülen'in ağlama müdafaası ... [26 Haziran 2012] Son 10 günün bilançosu: Hangi bünye buna dayanır? ... [14 Haziran 2012] 'Cemaat'e dair bir muamma ... [11 Haziran 2012] Goygoycuların yaman günleri ... [1 Haziran 2012] İslam'da kürtaj ... [15 Mayıs 2012] 'Poşu davası' diyemezmişiz ... [4 Mayıs 2012] Muhafazakârlar için tüyo Tiyatro nasıl ele geçirilir? ... [15 Nisan 2012] İyi bir insan iyi bir lider olabilir mi ... [15 Mart 2012] Neden? Neden? Neden? ... [5 Mart 2012] Çullan babam çullan ... [23 Şubat 2012] Aziz Yıldırım'ın Atatürk vurgusu ... [18 Şubat 2012] Yemişim AİHM kararını ... [10 Şubat 2012] İleri demokrasinin bir cilvesi daha ... [6 Şubat 2012] Al sana Ergenekon'un işine gelecek bir yazı ... [27 Ocak 2012] Pişmiş aşa su katan sorular soruyorum ... [17 Ocak 2012] Anlayana... ... [29 Aralık 2011] İdris Naim Bey'e dair sorular ve cevaplar ... [20 Kasım 2011] Neden CHP'ye vuruyorum ... [11 Kasım 2011] Atatürk yaşasaydı Sözcü'ye ne derdi ... [4 Kasım 2011] Herkes kendine tutuklu ... [9 Ağustos 2011] Süper tehlikeli bir yazı ... [23 Mayıs 2011] Artık şurası anlaşıldı: Kasetler profesyonel işi ...
Ahmet HAKAN
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™