Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
AB Sayesinde Çıktılar
17 Mart 2012, Zeynep GÖĞÜŞ

Avrupa Birliği olmasaydı şu anda Nedim Şener ve Ahmet Şık hâlâ içerideydi...

Soracaksınız, neden?

Birincisi, tahliyenin gerçekleştiği günün sabahında Avrupa Parlamentosu Türkiyedeki basın davalarını izlemek için özel bir heyet kurma kararını açıkladı.

Bu heyetin kurulacağından elbette ki Ankaranın önceden haberi vardı.

İkincisi, Ahmet Şık ve Nedim Şenerin yargılandıkları Odatv davasının hâkimleri duruşmada, o günkü oturumun bir gün süreceğini, çünkü ertesi gün Ankarada Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin düzenlediği bir seminere katılacaklarını açıkladılar.

Ankaradaki bu seminerin konusu neydi?

Tahmin edebileceğiniz gibi basın ve gazetecilerle ilgili yargı süreciydi...

Tutuklamalar ve uzayan yargı sürecinin ele alınacağı böyle bir toplantıda Nedim Şener ve Ahmet Şık dosyasının da gündeme gelmesi kaçınılmazdı.

Odatv hâkimleri belli ki bu seminere Türkiye tarafından artı bir puan almış olarak katılmak istediler.

Tahliyelerde bu iki faktörün önemli rol oynadığını anlamak için kâhin ya da çok derin analizci olmaya gerek yok.

Nitekim bunu tahliyelerden sonra Cumhurbaşkanı Abdullah Gülün yaptığı açıklamadan da teyit etmek mümkün. Sayın Cumhurbaşkanı tahliyelerin Türkiyenin imajına katkı sağladığını söyledi.

Türkiyenin yukarıda belirtilen çerçevedeki imajının Arap dünyasında olumlu olmasının bir önemi var mı? Ya da Rusyada ve Çinde?

Türkiyenin imajının olumlu olmasının yöneticiler tarafından ciddiye alındığı bir tek yer var, o da Avrupa Birliği ve Batı dünyası..

Türkiyenin hukuk ve özgürlük kriterleri Batıya baktığımızda yükseliyor, Doğuya döndüğümüzde düşüyor.

Şimdi sırada milletvekili seçildikleri halde içeride tutulan Balbay ve Haberal var. Seçilmişlerin Mecliste olması Avrupalı düşüncenin doğal gereğidir.

***

WikiLeaks tarafından geçen günlerde Türkiye bağlantılı yazışmaları sızdırılan Stratfor (Strategic Forecasting Inc.) adlı düşünce kuruluşutabelalı şirketin başında George Friedman var.

George Friedman Türk medyasının yabancısı değil. Birkaç yıl önce de Avrupa Birliği dağılacak, Türkiye Avrupa ile bağını kopartsın, Ortadoğunun lideri olsundiye buyurmuştu.

Bazılarımız pek itibar etmişti bu sözlere; kimdir bu zat, neyin nesidir, amacı nedir diye düşünmeden... Friedman gelecekle ilgili kehanetlerde bulunduğu Gelecek 100 Yıladlı kitabında 2020de Rusyanın çökeceğini, Çinin dağılacağını, 2040’ta ise Türkiyenin Ortadoğu, Orta Asya ve Balkanları hâkimiyeti altına alan bir dev ülke olacağını söylüyordu. Başkent İstanbula taşınıyor, Karadeniz ve Akdeniz bir Türk gölü haline geliyor, Neo-Osmanlı senaryosu gerçek oluyor ve Türkiye Osmanlı İmparatorluğunun en etkin döneminin hâkimiyetini dünyaya geri getiriyordu.

Tanrı bizi böyle Türkiye dostlarından korusun!

Bugün artık net olarak görüyoruz ki Türkiyenin Avrupa ile bağını kopartması daha çok komplo, karanlık ilişkiler ve darbeler üçgenine düşmek demektir. Bu da kuşkusuz Friedman gibilerine iyi iş çıkarır.

(Cumhuriyet)

[Bu yazı 1225 kez okundu]
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™